unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

CHP'li İlgezdi OHAL KHK'ları ile kapatılan medya kuruluşlarını Meclis'e taşıdı

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, Fethullahçı darbe girişiminin ardından OHAL KHK'ları ile kapatılan medya kuruluşlarının kapatılma gerekçelerini incelemek ve basın özgürlüğünü sınırlayana anti demokratik uygulamaların belirlenmesi amacıyla araştırma önergesi verdi. 

İlgezdi'nin TBMM'ye sunduğu araştırma önergesi şu şekilde; 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasında ilan edilen Olağanüstü Hal kapsamında hükümetin yayınladığı 668 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye dayanarak kapatılan radyo ve televizyonlar ile yazılı basın organlarının kapatılma gerekçelerini incelemek ve basın özgürlüğünü sınırlayan antidemokratik uygulamaların belirlenerek ortadan kaldırılmasını sağlamak amacıyla Anayasa’nın 98. ve İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve talep ederiz.

Gamze AKKUŞ İLGEZDİ

İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi

CHP İstanbul Milletvekili

GEREKÇE

15 Temmuz darbe girişiminden sonra OHAL kapsamında çıkartılan 668 sayılı KHK ile aralarında İMC TV, Hayatın Sesi, TV10, Özgür Radyo ve Yön Radyo’nun da aralarında bulunduğu 12 televizyon ve 11 radyo kanalının yayını, 28 Eylül 2016 akşamı "Milli güvenliği tehdit eden yapı, oluşum ve gruplar ile terör örgütlerine aidiyeti belirlenen kanallar" ifadesiyle Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından durdurulduğu bildirilmiştir. Sonrasında ise televizyon ve radyo kanallarının stüdyoları polisler tarafından basılarak mühürlenmiştir. Polis baskınları sırasında sadece kapılar mühürlenmemiş, çalışanlarda gözaltına alınmıştır.

Yazılı, görsel veya sosyal medyada internet haberciliği yapan televizyon ve radyo kanalları, haklarında hiçbir mahkeme kararı olmadan kapatılmıştır. Bu kanallar suç işlediyse buna ilişkin mahkeme kararı, somut belge veya deliller olmalıyken, sadece iktidarın keyfiliği nedeniyle kapatılmaları yeterli olmuştur.

Televizyon ve radyoların kapatılması demokrasiye karşı yapılmış bir darbedir. Ana akım medyanın tümü AKP iktidarının kontrolü altındayken, hakikatleri 'kısmî' bir kitleye eriştirebilen televizyon ve radyo kanallarını kapatmasının nedeni toplumu tek tip hale getirmek, çoğulculuğu yok etmek ve farklı bir sesin duyulmasını engellemeye çalışmaktır. Bu nedenle TV’ler ve radyolar, haklarında hiçbir mahkeme kararı olmadan kapatılmaktadır. 668 Sayılı KHK’nin 2. Maddesi’nin 1. Fıkrasının b-c ve 2.fıkrasının 3-4. Maddeleri dayanak yapılarak, yazılı ve görsel basına yönelik kapatma eylemleri gerçekleştirilmiştir. Buna karşılık 'basın hürriyeti’ ve 'basın araçlarının korunması’ şeklindeki Anayasa’nın 28 ve 30. Maddelerinin yanı sıra düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüklerini güvence altına alan 25 ve 26. Maddelere rağmen televizyon ve radyo kanalları kapatılmıştır. Hükümet, bahsedilen maddeleri de ortadan kaldırma suçu işlemektedir. AKP iktidarı döneminde yürürlüğe giren 5187 Sayılı Basın Yasası’nın 1. Maddesi ise '’Bu kanunun amacı, basın özgürlüğünü ve bu özgürlüğün kullanımını düzenlemektir' şeklindedir.

Kapatılan tüm yayın organları yasal izinlere sahip durumdadır. Hatta İstanbul’da 23 yıldır yayın yapan Yön Radyo’nun, RTÜK’ten tek bir uyarı cezası dahi almadığı ve darbe girişimine karşı yaptığı yayınlar nedeniyle  RTÜK’ün teşekkür ettiği yayın kuruluşları arasında olmasına rağmen kapatılmak istenmektedir.

Farklı düşüncelerdeki aydınların görüşlerini açıklayabildiği, kadın ve çevre haklarına duyarlı programlarıyla, emekçilerin sesi olmaya çabalayan ve çoğulcu yayınlar yapan Hayatın Sesi, İMC TV, TV10 gibi kanalların ekranlarına canlı yayında el koymak bir darbe geleneğidir. Bu kanalların kapatılması otoriter ve daha antidemokratik çizgide olan hükümetin tek sesli bir medya ve toplum yaratma çabasının göstergesidir. Televizyonların kapatılması milyonlarca kişinin haber alma hakkının ihlalidir. AKP iktidarı, darbe girişimini bahane ederek herhangi bir darbede olacak uygulamaları bir bir hayata geçirmektedir.

 

 

Her türlü darbenin karşısında ilk ve dik duracak kanallar, AKP politikalarını eleştirdikleri ve eksiklerini gösterdikleri için susturulmak istenmektedir. Darbe girişimi sonrası OHAL kapsamında çıkarılan KHK’larla, sendikalara, akademisyenlere, emekçilere karşı iktidarın aldığı kararlarda sıranın muhalif medyaya geldiği görülmektedir. Bu durumda çok açık şekilde göstermektedir ki AKP iktidarının asıl amacı darbeciler ile birlikte muhalif bileşenleri yok etmektir.

12 Eylül darbesinin hemen sonra da medya hedef alınmış ve sendikalar, partiler ve STK’lar gibi o günün en önemli yayın organı gazeteler, 'milli güvenlik’ bahanesiyle kontrol altına alınmaya çalışılmıştır. Günümüzde de Kanun Hükmünde Kararnamelerle onlarca TV-radyo kapatılıp yüzlerce gazetecinin işine son verilmektedir.

OHAL ilanından bu yana 100'den fazla gazeteci tutuklanmış, 2 bin 500'e yakın gazeteci işsiz kalmıştır. 115 gazetecinin sürekli kartı, 660 gazetecinin sarı basın kartı iptal edilmiştir. Bu durum göstermektedir ki iktidarı rahatsız eden basın emekçilerine çalışma alanı bırakılmayacaktır.

Topluma hakikatleri taşımaya çalışan ve iktidara biat etmeyen, demokrasi ve özgürlük talebi olan, eli kalem ve kamera tutan yüzlerce işsiz basın emekçisi bulunmaktadır. Kanalların kapılarına mühürler vurulması yalnızca darbecilerin yapacağı bir iştir. Muhalif basının kapılarına mühür vurulmasının amacı bu süreçteki hak ihlallerini örtbas etmeye çalışmaktır.

Bir ülkede medya özgür değilse, o ülkede toplumun özgür olması beklenemez.  Demokrasi, sivil darbeye ve diktatörlüğe boyun eğmeyen özgür basın ile yükselir. Türkiye’de halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkı için çaba gösterenler, hedef alınmaktadır.

Gazeteler, televizyon ve radyo kanalları kapatılmamalıdır. AKP, kendilerinden olmayan bütün yayın kuruluşlarını susturmayı hedeflemekten vazgeçmelidir.Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, 'OHAL, hukuksuzluk hali değildir, olağanüstü durumlarda yapılacakların çerçevesi yasalar kapsamında belirlenmiştir' mesajı dikkate alınmalıdır.

Tüm bu nedenlerle, Anayasa’nın 98’inci maddesi ve İçtüzüğünün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince, muhalif gazete, televizyon ve radyolara uygulanan baskılar ile kapatma kararlarının incelenerek, basın ve ifade özgürlüğünün genişlemesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla bir araştırma komisyonu kurulmasını ve konunun tüm boyutları ile araştırılmasını arz ve talep ederiz.

 

 

 

 

 

ÖZET

15 Temmuz darbe girişiminden sonra OHAL kapsamında çıkartılan 668 sayılı KHK ile 12 televizyon ve 11 radyo kanalının yayını, 28 Eylül 2016 akşamı "Milli güvenliği tehdit eden yapı, oluşum ve gruplar ile terör örgütlerine aidiyeti belirlenen kanallar" ifadesiyle Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından durdurulmuştur. Polisler tarafından basılan televizyon ve radyo kanallarının stüdyoları mühürlenmiş, çalışanlarda gözaltına alınmıştır.

Söz konusu bu televizyon ve radyo kanalları, haklarında hiçbir mahkeme kararı olmadan, somut belge veya delillere bakılmaksızıniktidarın keyfi tutumu nedeniyle kapatılmıştır.

'Basın hürriyeti’ ve 'basın araçlarının korunması’ şeklindeki Anayasa’nın 28 ve 30. Maddeleri ile düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüklerini güvence altına alan 25 ve 26. Maddelerine rağmen, 668 Sayılı KHK’nin 2. Maddesi’nin 1. Fıkrasının b, c ile 2.fıkrasının 3 ve 4. Maddeleri dayanak yapılarak, yazılı ve görsel basına yönelik kapatma eylemleri gerçekleştirilmiştir.

Televizyon ve radyoların kapatılması demokrasiye karşı yapılmış bir darbedir. Ana akım medyanın tümü AKP iktidarının kontrolü altındayken, hakikatleri 'kısmî' bir kitleye eriştirebilen televizyon ve radyo kanallarını kapatmasının nedeni toplumu tek tip hale getirmek, çoğulculuğu yok etmek ve farklı bir sesin duyulmasını engellemeye çalışmaktır.

Kapatılan tüm yayın organları yasal izinlere sahip durumdadır. İstanbul’da 23 yıldır yayın yapan Yön Radyo’nun, RTÜK’ten tek bir uyarı cezası dahi almamış olması ve darbe girişimine karşı yaptığı yayınlar nedeniyle RTÜK’ün teşekkür ettiği yayın kuruluşları arasında olması, kapatılma gerekçesini anlamsız kılmaktadır.

Farklı düşüncelerdeki aydınların görüşlerini açıklayabildiği, kadın ve çevre haklarına duyarlı programlarıyla, emekçilerin sesi olmaya çabalayan ve çoğulcu yayınlar yapan radyo ve televizyonlara canlı yayında el koymak bir darbe geleneğidir.

Bu kanalların kapatılması otoriter anlayışın bir ürünü olup, tek sesli bir medya ve toplum yaratma çabasının göstergesidir. Televizyonların kapatılması milyonlarca kişinin haber alma hakkının ihlalidir. AKP iktidarı, darbe girişimini bahane ederek herhangi bir darbede olacak uygulamaları bir bir hayata geçirmektedir.

Her türlü darbenin karşısında ilk ve dik duracak kanallar, AKP politikalarını eleştirdikleri ve eksiklerini gösterdikleri için susturulmak istenmektedir. Bu durumda çok açık şekilde göstermektedir ki AKP iktidarının asıl amacı darbeciler ile birlikte muhalif bileşenleri yok etmektir.

Bu tür uygulamalar son olarak 12 Eylül darbesinin hemen sonra yaşanmıştı.

 

 

OHAL ilanından bu yana 100'den fazla gazeteci tutuklanmış, 2 bin 500'e yakın gazeteci işsiz kalmıştır. 115 gazetecinin sürekli kartı, 660 gazetecinin sarı basın kartı iptal edilmiştir. Pasaportlarını “kayıp' gerekçesiyle el konulanların sayısı ise belirsizdir.

Bir ülkede medya özgür değilse, o ülkede toplumun özgür olması da beklenemez.  Demokrasi; sivil darbeye ve diktatörlüğe boyun eğmeyen özgür basın ile yükselir.

Dolayısıyla OHAL gerekçe gösterilerek, gazeteler, televizyonlar ve radyo kanalları kapatılmamalı,iktidar kendinden olmayan yayın kuruluşlarını susturmayı hedeflemekten vazgeçmelidir. Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan’ın, 'OHAL, hukuksuzluk hali değildir, olağanüstü durumlarda yapılacakların çerçevesi yasalar kapsamında belirlenmiştir' mesajı dikkate alınmalıdır.

 

Çok Okunanlar

Muharrem İnce başkan yardımcılarını açıkladı

Sedat Peker'den Bahçeli açıklaması

Meral Akşener'den Tansu Çiller açıklaması

Sigaraya en az yüzde 50 zam geliyor

YSK genelgeyi gönderdi... O zarflar da geçerli sayılacak!

İlgili Haberler

Politika

Başbakan Yıldırım'dan 'patates', 'soğan' açıklaması: Spekülasyon

Politika

Mehmet Şimşek: Eğer Cumhurbaşkanımız seçimi kazanırsa...

Politika

Muharrem İnce TÜSİAD'ı ziyaret etti

Politika

Akşener: Erdoğan, Bahçeli'nin çıkışlarına dişlerini sıkıyor

Politika

Demirtaş, bu akşam e-miting düzenleyecek

Politika

İyi Partili Özdağ: Türkiye'de bir Suriyeli uyuşturucu mafyası oluştu

Politika

Erdoğan kendisini eleştirenlere teessüf etti

Politika

Bakan Eroğlu: İşsizliğin nedeni iş beğenmeyenler

Politika

Bozdağ'dan tuhaf açıklama: CHP'yi APO'nun askeri yapacaklar!

Politika

Demirtaş: Erdoğan tıkanır sistem değil

Politika

Muharrem İnce: Bu ruh hâli Türkiye'yi yönetemez

Politika

Selvi'den AKP'lilere uyarı: En büyük tuzak bu