unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Deniz Yıldırım

İttifakta af kırılması

18.05.2018 21:47

Cumhur İttifakı ilk ortak seçim mitingini Cuma günü Yenikapıda yaptı. Filistin halkının yaşadığı eziyete karşı somut bir adım atamayıp mitingle geçiştirmek bir dış politika hamlesi olarak görülebilir mi? Kesinlikle hayır.

Ya iç siyasete etkisi? İktidar bloğunun denetlediği tabanda yaşanan çözülmeyi ortadan kaldırması için iyi bir tutkal olabilir miydi bu konu? Olabilirdi. Ama pek olmuş gibi görünmüyor ve derinleşen bunca sorun varken sürdürülebilirliği de yok.

Ya son günlerde Bahçelinin ittifakta elde etmeye çalıştığı belirleyici konum görüntüsünün yarattığı tedirginliği giderip ittifakı yeniden güçlendirir mi? Tablo pek böyle işaretler de vermiyor.

Bahçelinin bir anda gündeme af konusunu getirmesinden ve arkasından yaşanan gelişmelerden söz ediyorum. Bahçeli önce mafya ve çete liderlerinin adını açıkça anarak af talebini gündeme getirdi. Ardından hükümet yetkilileri gündemimizde yok açıklaması yaptı. Hemen arkasından Bahçeli ısrarını sürdürerek talebimizin arkasındayız dedi, iktidar yine geçiştirmeye çalıştı, böyle bir çalışma yok dedi. Bu arada iktidar medyasında yavaş yavaş Bahçelinin ısrarının doğurduğu rahatsızlık üst perdeden ifade edilmeye başlandı. Örneğin Star Genel Yayın Yönetmeni sosyal medyadan Bahçeli, MHP iktidar oldu da bizim mi haberimiz olmadı diyerek bir bakıma ittifakta asli belirleyen, asıl iktidar Erdoğan mesajı verdi. Kendi mesajı olmadığı açıktı. Bahçeliye konumu hatırlatıldı. Bahçeli yanıt vermedi.

Ve ardından çatlak yok görüntüsü oluşsun diye Sabahta manşetten Bahçeli söyleşisi yayınlandı. Bahçeli af konusundaki ısrarını daha da ileri götürüp seçime 8-10 gün kala bir isyan çıkarsa diyerek iktidar üstündeki basıncı arttırma yolunu seçti.

Özeti bu. Ne yalan söylemeli, başta bunun erken seçim konusunda olduğu gibi yine ittifak içi planlanmış bir işbölümünün uzantısı olduğunu, toplumsal maliyeti yüksek konularda sözcülüğü, gündeme getirme işini MHPye devrettiklerini, bir yandan da tabanını yitiren MHPye aslında MHP de iktidar, her dediğini yaptırabiliyor mesajı verdirterek milliyetçi seçmendeki kaçışı önlemeye çalıştıklarını düşündüm. Fakat gelişmelerin bunu aştığını, konunun AKP - MHP ittifakındaki kırılganlıklara ve iç rekabete dair seçim sonrasına bırakılamayacak işaretler barındırdığını söyleyebiliriz.

Konu Sadece Af Değil
Yani af konusu, sadece af konusu olmaktan çıktı. Cumhur İttifakının geleceğine dair bir işaret fişeğine dönüştü. Her şeyden önce, AKP ile MHPnin herhangi bir konu için önceden görüş birliğine varacak bir iletişim kanalı geliştirmediğini gösterdi. Birlikte yönetememe olgusu, ortakların birbirlerini açıktan yürüyen böylesi tartışmalarla yıpratabileceğine dair görüntü seçimden önce belirginleşti.

İkincisi, MHP AKP ile görüşmeden kamuoyu ile bir talebi paylaştığında genellikle ittifaka dair bir başka pazarlıktaki gecikme ya da tatminsizlik hissinin dışa vurumu oluyor. Bunu Bahçelinin anayasayı geçirdik, Evet dedik, ama ittifakın yasaları hala çıkarılmadı demek için basın mensuplarını toplamasından ve adayımız Erdoğan diyerek AKPnin elini kolunu bağlamasından hatırlıyoruz. Ertesi gün hemen Erdoğan Saraya davet etti ve ittifak yasaları çıkarıldı.

Dolayısıyla MHPnin aslında af talep etmediğini, ittifakı seçmen nezdinde itibarsızlaştırma riski olan bir konuyu gündeme getirerek başka bir meselede el yükselttiğini düşünmek mümkün. Bunun ne olduğunu bilemiyoruz, ama dozu yükselen ve tehdide varan açıklamalar taktik diyerek geçiştirilebilecek konular değil. Hiç değilse şunu söyleyebiliriz: MHP devlet içi iktidar paylaşımı sürecinde elde ettiği pozisyonlar çerçevesinde daha fazla şey talep ediyor ve ittifakta bir şey istedi mi öyle ya da böyle uygulatabiliyor, asıl iktidar MHPde görüntüsünü yerleştirecek bir adıma zorluyor AKPyi. Hem de seçim öncesi. AKPnin bunun farkında olduğu, Erdoğanın bunu görerek yok sayma yolunu seçtiği görülüyor. Ama konu af bahsinde kapansa, başka bir alanda yine gündeme gelecek.

Dolayısıyla bu ittifakın, koalisyonun ülke yönetiminde uyum sağlayacağı iddiası, af tartışmasındaki yöntem ve içerik dikkate alındığında, daha seçime gidilmeden çökmek üzere.

Bir başka konuya daha dikkat çekmekte yarar var: seçimin gündeminin muhalefet tarafından ve ağırlıklı olarak ekonomik sorunlar çerçevesinde kurulduğu ve AKPnin belki de uzun süre sonra ilk kez kendi gündemini oluşturmakta bu kadar zorlandığı bir dönemden geçiliyor. Böyle bir ortamda Bahçelinin bir yandan muhalefetlere dair FETÖ, PKK ithamlarını yükseltmesi, diğer yandan da cezaevlerinde isyan çıkacak sopasını göstermesi, açık bir şekilde AKPnin seçim gündemini kuramadığı ortamda, ittifak adına güvenlikçi bir gündem oluşturma boşluğuna doğru MHPnin ilerlemeye çalıştığını gösteriyor. Kaldı ki, 1999-2001 arasında, ülke tarihinin en derin ekonomik krizi yaşandığında koalisyon ortağı olan Bahçelinin gündemi ekonomi üzerinden kurmak istememesi de normal. Ülke yine bir ekonomik krize gidiyor ve Bahçeli yine koalisyon ortağı. Bu ortamda Bahçelinin güvenlik merkezli bir kampanya dayatması şaşırtıcı değil.

Diğer yandan Bahçeli, istikrarlı şekilde yeni sistemle ilgili parlak vaatleri boşa düşürme işini de sürdürüyor. Yeni sistemde koalisyon olmayacak dendi, Bahçelinin ilk hamlesi ittifak yasalarını çıkarmaya zorlamak oldu. Yeni sistemin belki de ilk sonucu, seçimden önce koalisyon oldu.

İkincisi, yeni sistemle çift başlılık kalkacak dendi. Fakat şimdi af tartışması da gösteriyor ki, ittifakın iki ortağı, birbirleri arasında iletişim olmadığını kanıtlayacak şekilde bir çift başlı yönetim görüntüsü veriyor. Birinin dediğini diğeri televizyon ekranlarından yalanlıyor. Bir ortak yalanladıktan sonra diğeri talebin dozunu arttırıp çıkacak demeye getiriyor. Tablo öyle kırılgan ki, Erdoğan gazetelerden aramızı bozamazlar mesajı vererek konuyu kapatmaya çalışıyor. Başdanışmanı Çevikin Habertürkte seslendirdiği üzere, Erdoğan af konusuna sıcak bakmıyor. Bakmıyor çünkü Erdoğan, muhalefet bloğunun gündemi adalet üstünden kurduğunu görüyor. Böyle bir ortamda suçu kesinleşmiş binlerce kişiye af getirmenin (af kapsamına sokulmak istenen suçlar da dikkate alındığında) hem oy kaybettireceğinin hem de moral üstünlüğü daha da zayıflatacağının farkında. Zaten aksi olsa, bir dakika düşünmez, af çıkarırdı. Öyleyse asıl mesele: Bahçeli, içinde yer aldığı ittifakın oy kaybetmesine yol açabilecek bir konuda niye diretiyor? Ve ne olursa bundan vazgeçecek? Alttan alta bu kavga yürüyor.

Her ne olursa olsun, Bahçelinin cezaevlerinde isyan senaryosunu af istediği çete liderleriyle birlikte değerlendirdiğimizde, konunun kapanmasının ancak az önce belirttiğimiz ve af talebi ile üstü örtülen alttaki ana talebin gerçekleştirilmesine bağlı olduğunu söyleyebiliriz. Bu talep nedir, bir konum mudur, kadrolar mıdır, seçimin kaybedilmesine karşı bir hamle dayatması mıdır, bugünden bilmek zor. Ama af konusu, gösterdikleri ve göstermedikleriyle önümüzdeki dönemde AKP-MHP ittifakının kırılgan işleyişine dair krizli işaretler veriyor. Star yayın yönetmeninin yazısından hareketle çok yakında yeni vesayet hamlesi yazılarına, kandırıldık beyanlarına hazır olalım. İttifakın kaybedeceğini anladıklarında ilk iş bu tür yazılar, beyanlar olacak.

Eğitim