unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Deniz Yıldırım

Muhalefetsizlik krizi ve çıkış yolu

29.04.2017 10:10

Herkesin bir eleştiri tarzı vardır. Kimisi doğrudan sadece isimleri, kimisi doğrudan partileri eleştirir. Bu köşeyi düzenli takip edenler, bir başka eleştiri tarzı geliştirmeye çalıştığımın farkındadır. Özellikle referandum sürecinin başından itibaren, Aralık ayından bu yana düzenli olarak kazanma stratejileri üzerine yazılar yazdım. Son olarak da elimizden alınan referandum sonuçlarına karşı genişlemeci ve demokratik bir itiraz mekanizmasının nasıl adım adım örgütlenebileceğine dair somut yol haritasını geçen hafta çizmeye çalıştım.

Bütün bu yazılarda iki şeyi amaçladım: Birincisi; aslında yapılabilecek çok şey var. Doğru strateji ve siyaset hattıyla biz bu iktidarı durdurabiliriz; göstermek istedim. İkincisi; ana muhalefet partisi CHPnin başında bulunan ve aşağıdan bir halk hareketinin güçlü şekilde örgütlenmeye başladığı dönemlerde her fırsatta burayı söndürmeye çalışan kliği ifşa etmek; yapamazlardan çok yapılacak şeyler var, fakat yapmazları kanıtlamak istedim.

Nitekim tanımıyoruz diye açıklama yaptıktan sonra gerek Parti Meclisi gerekse MYK toplantısında alınan ve elbette alınamayan kararlar da bunu doğruladı. Yapamazlar değil, yapmazlar.

Yapmazlar; çünkü kabullendirme ve soğutma taktiği izliyorlar. Geziden sonra Ekmeleddin İhsanoğlunu Cumhurbaşkanı adayı yapmak (bu arada İhsanoğlunun referandum sürecinde Evet oyu verdiğini hatırlatalım); 30 Mart yerel seçimlerinde Ankarada yüzbinlerin hakkını savunamamak; 7 Hazirandan sonra anayasal süre dolmamasına rağmen hükümet kurmak için yetki istememek ve şimdi Hayırın kazandığı ve mühürsüz pusulaların kabul edilmesine karşı soğutma taktiklerine başvurmak. Değişmeyen çizgi belli; hatırlarsınız bu tutumu politikleşmiş yenilgi olarak adlandırmıştık.

Bu da, yine geçen hafta yazdığımız ihtimali doğruluyor. CHP kliği, Saray Rejimine muhalefetin değil, Saray Rejiminde muhalefetin partisi olmaya karar verdi. Artık iki partili düzen var, biz bir tarafı, AKP diğer tarafı kuşatır; böyle sürdürürüz tarzı akıl yürütmeler siyasal çaresizliğin ve yenilgiyi tabana zafer gibi yansıtma arayışlarının göstergesi. Ne diyelim: Bu ülkede seçim güvenliği kalmış gibi; bu ülkede 2 yıla bu OHAL düzeniyle birlikte sözün, itirazın, muhalefet etmenin, alternatif örgütlemenin kanalları bırakılacakmış gibi anlatın. Kendi yenilgi çizginizden böyle ütopyalar, iyimser senaryolar çıkarmayı sürdürün. Sandığa götürecek seçmen; sandıkları koruyacak gönüllüler bulursanız onlara da anlatırsınız.

Diğer yandan bu kliğin parçası olmayan, buna karşın partinin en önemli karar organlarında yer alıp yine de MYK üyelerinin bazıları etkisiz kaldı, onları değiştirin dışında önerisi bulunmayan; şimdi Kurultay desek altında kalırız, bizi de tasfiye ederler; bekleyelim, nasıl olsa zamanı gelecek dışında bir siyasi strateji gütmeyen kadrolar da var; bunun fark edilmediğini düşünüyorlarsa gerçekten bu ülkenin, bu halkın siyaset sezgilerini ve birikimini küçümsüyorlar. Bu halk CHPde iktidar olma kavgalarını mı yoksa Türkiyeyi bu iktidardan kurtarıp yeni bir iktidarla tanıştırma mücadelesini mi öne koyuyorsunuz, seziyor; görüyor. Önceliklerinizi parti içi pozisyonlara değil, halka, enerjisi sahada büyüyen ve genişleyen milyonlara göre belirleyin. Dostça öneridir.

Dikkat edilirse ısrarla CHP kliği diyorum; CHP demiyorum. Çünkü CHP içinde böyle düşünen, bir şeyler yapmak gerektiğine inanan ve enerjileri bu klik tarafından her seferinde çalınan milyonlar var; kadrolar var. Emekleri inanılmaz değerde. Sahada günlerce kendi imkanlarıyla, her türlü baskıya rağmen köy köy, kasaba kasaba dolaşıp bu felaket paketini nasıl anlattıklarını biliyorum. Arıyorlar, çare, çıkış ve kurtuluş siyasetine açıklar.

Bu nedenle ısrarla CHP demeyeceğim; CHPnin başındaki yenilgiyi kitlelere her seferinde kabullendirme kliği demeyi daha doğru buluyorum. Ve açıkça saptayalım: Bu klik, Saray Rejiminin, yani yeni düzen/statüko/establishmentın bir parçasıdır. Referandum sonrasındaki tutumları bunun göstergesidir. Ve bu klik gönderilmeden, doğru siyaset, strateji ve kurmay kadro ile güçlendirilmeden CHP, artık yeni rejimin tamamlayıcısıdır; CHP tabanı bunu görmelidir. CHPnin başındaki kliğe karşı mücadele etmek; Saray Rejimi ile birlikte oluşan yeni statükoya karşı demokratik mücadelenin bir parçasıdır.

Artık yeni rejimin siyasetleri ile halkçı siyaset kutuplaşması ana zemin olmalıdır. Saray Rejimi AKPyi aşan, farklı partilerin yönetimlerini kendi iradesine katan bir karakterde. Kusura bakılmasın; kimse bu köşede bu şartlarda orta yolcu, süslü akademik sözler de beklemesin. Kast düzeninde, yeni kast düzenine dahil olma yarışında parti kıtlığı yok; fakat halk tarafında temsil sorunu var. Gerçeğin fotoğrafını çekmek zorundayız.

SADECE CHP DE DEĞİL
Ve durum sadece CHP ile de sınırlı değil. Referandum süreci ve sonrası bir şeyi çok net gösterdi: Türkiyede açık bir muhalefetsizlik, temsil krizi var ve bu kriz Sarayın iktidarını bu şekilde sürdürebilmesine büyük oranda katkı veriyor.

Bir yanda MHPnin başındaki, Saray Rejiminin parçası haline gelmiş klik ve referandumda bunu reddeden, rejim değişikliğine Hayır diyen milyonlarca MHPli; diğer yanda sahada Hayır için canla başla çalışmış milyonlarca CHPli ve onların kazandırdığı referandumun iktidar tarafından harcanmasına karşı bunu kitlelere kabullendirme taktiği izleyen CHP kliği. Ve OHAL ile PKK arasındaki sıkışmadan demokratik, genişletici, barışçıl bir siyaset hattı çıkaramayan, bu nedenle de varlığı siyasal hedefleri ve iddiaları bakımından sona ermek üzere olan HDP. Buna seçilmiş temsilcilerinin tutuklanması yoluyla adım adım temsil haklarından mahrum bırakılan, temsilsizliğe itilen milyonlarca seçmenin karşı karşıya olduğu sıkışmayı da ekleyelim.

Türkiyede Sarayın yarattığı krizlerin yanında bir başka siyasal kriz var; muhalefet ve temsil krizi; bu krizi çözmek için yeni siyasal hamlelerin mümkün olduğunu gösteren de bir referandum tablosu var karşımızda.

Muhalefet partilerinin tavanlarıyla tabanları arasındaki bağlar, öncelikler sıralaması açıkça kopuyor. Yeni bir temsil kriziyle karşı karşıyayız; muhalefet partilerinin yönetsel tutumlarıyla aksi yönde tutum almaya kararlı milyonlar var ve bu milyonların tutumu siyasete yansımıyor; engelleniyor. AKPsi, MHP ve CHP yönetimiyle yeni düzen, yeni rejim, yeni establishment karşısında halkın siyasal seçeneğini, halkın ihtiyaç ve önceliklerini gözeten, kuşatıcı bir demokratik siyasal alternatifi örgütlemek zorunlu. Önümüzdeki süreçte bu boşluğu görerek, yeni siyaset hattını bu zeminde örerek ilerlemek gerekiyor.

Bunu yapmak; referandum sürecinde aşağıdan yukarıya tüm toplumsal muhalefet güçlerinin de katkısıyla ördüğümüz, yeniden halk içinde, halkla dertlenerek, halk içinden beslenerek büyüttüğümüz siyasal enerjiyi harekete geçirerek, yeni bir siyasallaşma dalgası yaratarak mümkün.

SADECE İKİ BAŞLIKTA SİYASET
En çok gençlerin, kent yoksullarının, emekçilerin ve yeni orta sınıfların sosyal olarak ve temsil edilemeyen; temsil hakları ellerinden adım adım alınan milyonların siyasal olarak itirazlarını katarak sadece iki soruna odaklanmalıyız. İş güvencesi ve hukuk güvencesi.

Bugün AKPye, MHPye, CHPye, HDPye oy veren milyonların ortak sorunu, ortak önceliği bu iki alanda verilecek mücadelelerdir. Somut öncelikler ve ihtiyaçlar temelinde halkı birleştirmek; halkı siyasetsiz bırakmamak tarihe düşeceğimiz nottur.

Kıdem tazminatının açıkça ortadan kaldırılması ve işten çıkarmanın kolaylaştırılması, işçilerin emekleriyle biriktirilen fonların sermayeye aktarılması, gençlerin işsizliğe ve güvencesizliğe mahkum edilmesi, milyonlarca kamu çalışanının iş güvencesinin ortadan kaldırılması hazırlıklarını sözün, demokratik siyaset ve itiraz kanallarının baskılanması, hak ve hukuk arayışının imkansızlaştırılmasına dönük, partizanlaştırılmış bir hukuk sisteminin inşası tamamlıyor. Artık yeni düzende hiç kimsenin ne iş güvencesi ne de hukuk güvencesi var. Hakkını aramak için sendikalaşan işçiyi rahatlıkla kovabilen patronlar düzenini, hakkını arayarak itiraz etme cesareti gösteren milyonların hukuksuzluğa mahkum edileceği yeni rejim düzeni tamamlıyor.

Sadece bu iki öncelik üzerinden yeni siyaseti toplumsal ve siyasal alanların enerjisini birleştirerek katmaksa bu memleket için derdi olanlara düşüyor. Türkiye çaresiz değildir; siyaset üretmek ise bugünler içindir. Halk hareketi, dip dalgası var; Halkçı siyaset de gelecektir. Yollarını, programını, strateji ve siyasetini buradan tartışmayı sürdüreceğiz.

Eğitim