unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

Ekonomiyi AKP'nin batırdığını yandaş da itiraf etti

Türkiye ekonomisindeki çöküş artık resmi rakamlarda yapılan oynamalarla da saklanamaz duruma geldi. Büyüme rakamlarındaki gerileme, dolardaki artış ve son olarak dün Alman Commerzbank'ın açıkladığı 'Türkiye ekonomisi çöküyor' başlıklı raporu, AKP'nin ekonomiyi batırma noktasına getirdiğinin resmen ilanı oldu.

MAHÇUPYAN'DAN İTİRAF: HURAFELERLE EKONOMİ YÖNETİLİRSE...

Ahmet Davutoğlu'nun eski başdanışmanı ve KARAR Gazetesi yazarı Etyen Mahçupyan, bugünkü yazısında ekonominin nasıl 'bitirildiğini' yazdı. 2002'den sonra dünyadaki parasal genişlemeye dikkat çeken ve bu dönemde AKP'nin kamu maliyesi konusunda disiplinli davranarak bu sermayeden pay aldığını belirten Mahçupyan, sonrasında işlerin nasıl çığrından çıktığını açıklarken, Saray'daki ekonomi kurmaylarının nasıl yanlış kararlarla ekonomiyi çökme noktasına getirdiklerini anlattı.

İşte Mahçupyan'ın o yazısı:

Ekonomide denizi nasıl bitirdik

Siyasi performansı ideolojik kılıf içinde sunabiliriz ama ekonomide bunu yapmak zor. Çünkü tanımlanmış bir alanda, kuralları belli bir 'oyunun’ parçasıyız. Sabit doğruların olmadığı, alternatif hamle bileşimleri arasında doğru tercihler yapmamızı gerektiren bir oyun… Ne gerçekliği göz ardı edebiliriz, ne de bilimin temel bulgularını. İrrasyonel bir yola girersek bastığımız zemin bir süre sonra balçıklaşır ve bizi kendisine çekmeye başlar.

AK Parti iktidarı altında Türkiye ekonomisi uzun ve başarılı bir dönemin ardından, bu yıl itibariyle gerilemenin eşiğine geldi. Bunu nasıl açıklayabiliriz? 2002 yılında Türkiye’nin gelişmesinin önünde iki temel mesele vardı: Yetersiz tasarruflar ve kötü devlet bütçesi yönetimi. AK Parti ikinci konuya el atarak radikal çözümler üretti. Faiz ödemeleri hızla aşağı inerken, kamunun elinde yatırılabilir sermaye birikti. Böylece altyapıya yönelik bir hamle başlarken tasarruf sorunu da kısmen aşıldı. Sonuç yerel kalkınma, tarımdan sanayiye istihdam akışı ve iki misline çıkan orta sınıftı. Dünya koşullarının da elvermesiyle Türkiye yabancı sermaye için de cazip hale geldi. Sadece büyüyen pazarı ve coğrafi hinterlandı nedeniyle değil. Toplumda ve iş hayatında yükselen standartlar ve AB kriterleri sayesinde yerleşmekte olan hukuk zemini nedeniyle…

***

Başta Merkez Bankası olmak üzere kamu otoritesinin saygınlığı vardı. Sermayedarlar ve yatırımcılar ekonomik rasyonaliteye sahip çıkıldığından ve her durumda gereğinin yapılacağından emindiler. Kamunun yaptığı hamleler piyasada karşılık buluyor, örneğin enflasyonda düşüş sinyalleri ve buna bağlı faiz indirimleri zaten yatırım hevesi taşıyan iş dünyasını daha da hareketlendiriyordu.

Bu arada birçok kişi yaklaşan dönemin ihtiyaçlarına işaret etmeye başlamıştı bile. İyi bütçe yönetiminin yıldan yıla marjinal ek faydası düşüyor ve tasarruflar bu ek faydayı artıracak yatırımlara yönelmiyordu. Faiz ödemeleri yüzde 15’e indikten sonra o cenahta kazanılacak pay kalmazken, sadece altyapı ve inşaat sektörüne harcanan toplumsal birikimler ekonominin giderek sıkışmasına, devlete bağımlı bir kısır döngü içine girilmesine neden oldu.    

***

Kısacası 2012-15 aralığında deniz bitmekteydi ve çare yapısal reformlardı... Yeni bir ekonomik sıçrama için dünya sermayesini ve teknolojisini çekecek hukuksal dönüşümün gerçekleşmesi, ihale, iflas, vergi, istihdam alanlarında rantçı kabuğun atılması, rasyonel yönetimin kurumsal ayaklarının dengeli ve güven verici bir biçimde yeniden inşası gerekiyordu.

YAPISAL REFORMALARI YAPMAK İSTEMEDİ

'AK Parti bunu istemedi’ demek durumundayız… Özerk karar mekanizmalarının zedelendiği bir sürece girildi. Ekonomi alanı birtakım ideolojik hurafelere teslim edilirken faiz takıntısı gerçeklerden kopuk bir iddialaşmaya dönüştü. Paraya aç hale gelen ve her yıl genişleyen kamu giderek piyasa fonlarına el koymaya başladı. Devlet insan unsuruna yatırım konusunda akılcı ve uzun vadeli bir perspektif geliştiremediği gibi, eğitimi ideolojikleştiren bir tutuma yöneldi. Sanayide ise sabit sermaye geriler, özel sektör belirsiz bir gelecekle karşı karşıya kalırken, döviz kurları elden kaçtıkça iflaslar başladı… Üstelik enerji fiyatının yarıya indiği bir dönemde…

EKONOMİ SİYASETE BENZEMİYOR

İktidar bu tabloya hala doğru teşhis koyamıyor gibi görünüyor. Nitekim bu yönde her açıklama ayağımıza bulaşmış olan balçığın daha da katmerleşmesine neden oluyor. Ekonomi siyasete benzemiyor… Yanlışın cezası anında kesiliyor. 

 

Çok Okunanlar

Erdoğan balkon konuşmasını iptal etti!

Polis korumasında oy hırsızlığı böyle görüntülendi

Sosyal medya bu görüntüyü konuşuyor: İnce'yi görünce suratını astı

Saldırıya uğrayan Ümit Özdağ'dan ilk açıklama

Muharrem İnce'den ilk açıklama

İlgili Haberler

Ekonomi

İşte doların ilk tepkisi

Ekonomi

Soma Katliamı davasında karar seçim sonrasına bırakıldı

Ekonomi

Bakan Zeybekci'den 'kur' açıklaması

Ekonomi

Dolar haftanın son gününe 4.74'ten başladı

Ekonomi

IMF, Türkiye için teyakkuzda

Ekonomi

Fiyapı-Dumankaya inşaatları için Almanlarla anlaşıldı

Ekonomi

AKP'li Elitaş: Verdiğimiz ikramiye ekonomiye büyük katkı sağladı

Ekonomi

Zeybekci: ABD'ye ek vergi bugün başlayacak

Ekonomi

400 işçi ücretleri için fabrikada direnişe geçti

Ekonomi

Deutsche Bank'a 205 milyon dolar ceza

Ekonomi

Sigaraya en az yüzde 50 zam geliyor

Ekonomi

Bakan Şimşek: TL diğer para birimlerine göre dirençli