unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları İbrahim Kaya

Toplanmak, yenilenmek, coşmak zamanı

15.10.2017 17:23

Toplumların zaman zaman kendilerini yenilemeleri; kendi varlıklarını sürdürmeleri için kaçınılmaz bir eylemliliktir. Bu eylemliliğin tarihsel süreç içinde en çok gerçekleşme usulü elbette toplum üyelerinin bir araya gelmesi, daha doğrusu, toplanması usulüdür. Bir araya gelmeden, toplantı yapmadan bir toplumun kendisinin bilincinde olması mümkün değildir. Kendisinin bilincinde ve dolayısıyla farkında olduğu düşüncesini yeniden canlandıramayan toplum yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Ancak, biliyoruz ki bir toplum sürekli toplantı halinde de olamaz, çünkü karşılanması gereken temel ve ikinci düzey ihtiyaçları nedeniyle günlük uğraşılarına kendini vermesi kaçınılmazdır. Bu nedenle, toplanmak, kendi bilincinde ve farkında olduğunu göstermek eylemi periyodik olmak zorundadır. Yani belirli zaman dilimlerinde bir araya gelip, toplanıp farkındalığını beyan etmesi beklenir toplumun. Durkheimın kolektif coşma dediği elektrik boşalması sadece toplantı halindeyken (birlikte eylerken) yaşanmaktadır ve bu toplumun sağlığı için elzemdir. Uzun zamandır insanlar küçük topluluklarda (klan, aşiret, oba, köy, kasaba gibi) yaşamaktan ziyade kitlesel, büyük toplumlarda yaşamaktadır. Toplanmak, farkındalığı canlandırmak demek ki bu kitlesel, muazzam büyüklükteki toplumun toplanması olarak gerçekleşecek bir eylem değildir. Bunun yerine, temsil edenler bir araya gelip, toplanmak ve büyük toplum adına farkındalığı göstermek durumundadırlar.

MUHAFAZAKARLAR VE DEVRİMCİLER
Bu farkındalığı ve bilinci gösterenler kuşkusuz bunu bütün topluma ulaştırmak durumunda olduklarının farkındadırlar. Hele çağımızdaki iletişim olanaklarıyla bu duyurunun yapılması kuşkusuz çok kolaydır. Yazılı veya görsel basın günümüzde bir toplumun toplanmasının en önemli aracıdır ve özellikle onun adına toplananların beyanını öğreneceği yer orasıdır. Toplumun yenilenmesi için toplantının önemi yadsınamaz olduğu halde, sorun bu büyük toplumlarda kimlerin bu toplantıda bulunacağı sorunudur. Yani bir bakıma sorun Weberin rahipler ve peygamberler arasındaki din-içi mücadele diye nitelediği bir sorundur. Bu sorun da esas itibariyle bir muhafaza etme ve değiştirme fikirleri arasında yaşanan sorundur. Muhafazakar rahiplerle devrimci Peygamberler tarih boyu hep toplumu temsil ve değiştirme konusunda karşı karşıya gelmişlerdir ama bu karşılaşma modern zamanlarda çok daha belirgin ve sonuçları itibariyle çok daha mutlaktır. Tıpkı rahiplerin dinsel teçhizat üzerinde otorite olduklarını iddia etmeleri onları nasıl muhafazakar kılıyorsa, kendi kişisel karizmasına dayanan Peygamberlerin de devrimci olmaktan başka çıkış yolları yoktur. Modern dönemde toplumun temsili ve esas olarak farkındalığını ifade etmesi konusunda toplumun değerlerini bildiklerini iddia edenler ve özellikle halk adamı olmakla övünenler muhafazakar cepheyi oluştururken, örgütsel yapılanmalardan ziyade değişimi öncelikli görenler ve dolayısıyla karizmalarına dayananlar devrimci cepheyi oluşturmaktadırlar.

Türk toplumunun mecliste (ki toplanma yeridir esas itibariyle) temsiline bakılırsa, görülecektir ki muhafazakar rahipler çoğunluğu oluşturmaktadır. Yalnız burada kastedilen sadece iktidardaki partinin milletvekillerinin çoğunlukta olduğu olgusu değildir. Genel olarak, yani parti farkını çok da önemsemeden, kendilerini içinden geldikleri toplumun değerlerinin temsilcisi yani halkın adamı olarak görenler çoğunluğu oluşturmaktadır. Elbette hangi değerleri önceledikleri sorusu çerçevesinde milletvekillerinin partilere göre ayrışmasını teşhis edebiliriz. Ne var ki, söylemek istediğim şudur: bizim toplumumuzun kendisini yenilemek için arada bir temsilcileri aracılığıyla toplandığı yerde yani mecliste devrimcileri neredeyse hiç göremiyoruz. Kuşkusuz toplumun öncü, aktör, temsilci sıfatlarıyla anılan kimseleri elbette yalnızca Büyük Millet Meclisinde toplanmıyor. Başka toplanma fırsatları ve mekanları da elbette vardır. Ancak, dikkat buyrunuz ki bu Büyük Meclis, her ne kadar çoğunlukla muhafazakar rahiplerden oluşsa da, yeterince milleti temsil ediyor bulunmadığından, neredeyse kapatılmaktadır. Yani yeni rejim bir açıdan buna işaret etmektedir.

YENİLENME ŞANSI: 2019
Halbuki gerçek apaçık ortadadır; Türk toplumu kendini epey bir zamandır yenileyemiyor; toplantı yapmıyor, farkındalığını ve bilincini beyan etmiyor. Hangi değerler üzerinde hemfikir olduğu, hangi kurallara uyum sağlanması gerektiği ve esas önemlisi neyin tutulması ve neyin değiştirilmesi gerektiği sorularına cevap aramayan bir toplumun varlık sorunu yaşadığını söylemek bir zorunluluktur. Uzun zamandır, bir toplum olarak birlikte hareket etme kabiliyeti olup olmadığından emin olamadığımız bir Türkiye ile karşı karşıyayız. Hukuksuz uygulamalara, normları parçalayan şahıslara, gruplara, kuralları, değerleri hiçe sayan kurumlara herhangi bir tepki vermekten ziyade uyum sağlama dürtüsüyle hareket eden bir kitle, kuşkusuz kendisini yenileme eylemliliğini unutmuş ya da unutmakta olan bir toplumdur. Başta söylediğimiz gibi, bir toplumun zaman zaman toplanması, elektrik boşalmasını yaşadığı kolektif coşmayı harekete geçirmesi onun kendisinin varlığını sürdürmesi için elzemdir. Bunu temsilciler kanalıyla yapması da koşulların dayatmasından ötürü zorunludur. Demek ki buradan başlayacak bir çözme ya da kurtarma eylemliliği esas ihtiyacı oluşturmaktadır.

Bu noktada 2019 Cumhurbaşkanlığı seçimini bir toplantı ve yenilenme fırsatı olarak gören bir toplum kesiti olduğunu varsayarak bu kurtarma eylemliliğinin nasıl gerçekleşebileceğini kısa ve öz biçimde ortaya koyalım. Bu toplum kesitinin temsilciliğini üstlenebilecek yani onun için toplantı yapabilecek bir öncünün nitelikleri ile başlamak lazım. Gerçekten hiçbir parti örgütüne dayanmak zorunda olmayan bir devrimci öncüye ihtiyaç olduğunu söyleyerek başlayalım. Çünkü parti örgütüne dayanmak zorunda kaldığında muhafazakar rahip olmak dışında bir şansı olmayacaktır. Bir araya gelmek, toplanmak, birlikte elektrik boşalmasını yani kolektif coşmayı yaşamak bu toplumun da elbet hakkıdır ve bu temelde muhtelif partilerden temsilcilerin öncelikle toplanması ve sözünü ettiğimiz öncüyü tayin etmesi kaçınılmazdır. Bu öncünün bu toplumun demografik yapısına uygun olarak biraz genç olmasına özen göstermek önemlidir. Elbette niteliği ile göz dolduracak, haykırdığında toplumun sözü edilen kesitini kolektif olarak coşturacak ve büyük elektrik boşalmasını yaşatacak bir genç Cumhurbaşkanı adayı arayışıyla bu yenilenmenin ilk kapısının açılacağı muhakkaktır. Sadece öncüye - isterseniz aktöre diyelim - önem atfettiğimi elbette sanmayın, ama bu toplumun tarihinde toplantılar, bir araya gelmeler ve temsilci olarak devrimciler hep olmuştur ve bir kere daha bu şölenin yaşanması zamanı gelmiştir. 

Eğitim