unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Torun Ahmet Türkmen

Boykot tartışması ve algı operasyonu

17.03.2018 14:48

İnsan bazan zıvanadan çıkıyor.

AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğanın ülkeyi hangi mantıkla yönettiğini, muhalefeti susturmak ve kontrol altında tutmak için hangi yöntemleri kullandığını yaşadığımız 15 karanlık yıldan sonra da mı öğrenemedik? Doğru dürüst muhalefet edemesek de, bunca seneden sonra iktidarın nasıl ayakta kaldığını artık öğrenmemiz gerekmiyor mu?

İnsanın aklına bazan pes artık diyesi geliyor.

İnsan bazan zıvanadan çıkarılıyor.

Ülkesini seven, toplum duyarlılığı taşıyan, demokratik, özgür ve barış içinde yaşamak için çaba harcayan insanlara buradan soruyorum;

  • Hem siyasi iktidarın toplumsal tabanının günden güne eridiğini söyleyeceksiniz,
  • Ekonominin çok kötü durumda olduğunu söyleyeceksiniz,
  • İktidarın ittifaklarla birlikte yüzde 45-46yı gördüğünde erken seçim sandığını ülkenin önüne koyacağını söyleyeceksiniz,
  • İç ve dış kamuoyunda son derece sıkışmış olduğunu söyleyeceksiniz,
  • Ülkenin algı operasyonları ile yönetildiğini söyleyeceksiniz,
  • 7 Haziran, 16 Nisan, adalet yürüyüşünde olduğu gibi, algı operasyonu ellerinden alındığında şaşırıp kaldıklarını söyleyeceksiniz,
  • Son koz olarak Afrin olgusunun bile AKP hükümetine yeterli ölçüde toplumsal dayanak sağlayamadığını söyleyeceksiniz.

Tüm bunların tespitini yaptıktan sonra bile, gün be gün ortaya atılan, suni gündem yaratmaya, muhalefeti oyalama ve hedef şaşırtma amacı taşıdığı açık tuzaklara düşeceksiniz. Hem de bu gündemleri tartıştığında hiç bir somut kazanım elde edilemeyeceğini bile bile. Bu ne duyarsızlık, bu ne iş bilmezlik, dostlar alış verişte görsün hali. Ülkenin içinde bulunduğu durum laf olsun, torba dolsun noktasında olmadığının bilinmesine rağmen, aynı yanlışları tekrar ederek, siyasi iktidarın değirmenine su taşındığını artık bilince çıkarmanız gerekmiyor mu? Uyanın artık. Sabah çoktan oldu.

  • Bize ne, ülkenin gündemini yansıtmayan, AKP genel başkanının gündeminden.
  • Bize ne, Osmanlıcanın okullarda ana dil olarak okutulması tartışmasından.
  • Bize ne, İstiklal marşının değiştirilmesinin gündeme getirilip tartışmaya açılmasından. 

Bu tür tartışmalar yaparak kendisini rahatlattığını daha ne zaman göreceksiniz.

Ortaya atılanların, çocukları kandırmak için ellerine şeker verilmesi gibi bir mantık taşıdığını görmeniz gerekmiyor mu?

Bizi, ülkemizin, vatandaşlarımızın gerçek gündemi ilgilendiriyor. Mazota, benzine yapılan zamları, pazardaki fiyat artışlarını, kredisini ödeyemeyen esnafın sorunlarını, kredi alamayıp batmakta olan işletmelerin, iş adamlarının sorunlarını konuşalım. Döviz kurlarındaki yükselişi, her vatandaşın en az 4-5 fatura kullandığından hareketle, gerçek fatura rakamları ile vatandaşın ödediği rakamları, en büyük vurgunlardan biri olan fatura vurgunlarını, AKP iktidarının bunları bildiği halde vurgunculardan yana nasıl taraf olduğunu konuşalım.

Demokrasi, için, özgürlükçü bir Türkiye için tüm diktatörlük karşıtı güçlerin nasıl birlikte davranılacağı konuşalım. Birlikte davranmayı, Anayasa referandumunda nasıl başardıysak, bu süreçte daha iyi nasıl oluruzu tartışalım. Ortak dili nasıl buluruzu konuşalım. Partiler arası birlikte hareket etme, süreç içinde ittifaklar nasıl sağlanır konusuna kafa yoralım.

En az bunun kadar önemli olan, giderek daha önem kazanacağını düşündüğüm, ekmek, özgürlük, demokrasi ve barış gibi temel olgularda vatandaşlarımız arasında sıcak ilişkilerin nasıl oluşturulacağını, var olanların nasıl güçlendirileceğini konuşalım.

Siyasi çevrelerin ne yazık ki yeterince farkına varamadıkları ya da görmezlikten geldikleri sivil inisiyatiflerin nasıl güçlendirileceğini konuşalım. Bilmemiz gerekiyor ki, bu tür vatandaş oluşumlarının desteği olmadan diktatörlük rejimlerini aşılması, demokratik bir rejimin kurulması çok zor. Bu konuda kimse ham hayal görmesin. Bir sözümde boykot tartışmasına.

Boykot, demokratik direniş, sokak eylemleri elbette tartışılabilecek, hatta tartışılması gereken olgular. Ama pratik adım atılması kararı çok dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi gereken bir olgudur. Sırf birileri istiyor diye uygulanabilecek olgu değildir.

Bunun için birbiriyle bağlı iki temel soruya verilecek cevap sonucunda netleşmesi gereken bir olgudur bu.

1- Özgür ve demokratik bir ülke için, diktatörlük karşıtı güçlerin verdiği mücadelenin geldiği aşamanın bu karar için uygun olup olmadığı.
2- Toplumun bu karara uyup uymayacağı. Diğer bir deyişle, sonuç alınıp alınamayacağı iyi tespit edilmeli.

İki noktada gerek muhalefet güçlerinin, gerekse vatandaşların boykot gibi, belki de son aşamada, hazır olunduğunda gündeme gelebilecek bir eylemi şimdiden öne almak arabayı öküzün önüne koymaktan öte bir anlam ifade etmemektedir. Aynı zamanda, Cumhuriyet yazarı Kadri Gürselin ifadesiyle havlu atmak tan öte bir işlevi olmayacaktır. 

Burada sormak istiyorum; 7 Haziran seçimlerinde halkın gözünde, hükümet kurma süresi heba edilirken, 16 Nisan halk oylamasında oylar açık açık çalınırken, yasalar açık bir şekilde, hem de devletin bir kurumu tarafından çiğnenirken ne yapıldı. İnsanların demokratik tepkisi için CHP ve diğer demokratik partilerden toplanma, miting gibi bir çağrı geldi mi. Sessiz bir kabul ortaya çıkmadı mı?

Önerilerin uygulanabilinir olmazı lazım.

Öncelikle iktidar alternatifi olmak ve kararlılıkla buna uygun davranmak gerekiyor.

Bugün sandık güvenliği, son yasal değişiklikle çok büyük bir sorun haline geldi. Önerilen her eylem seçim güvenliğine hizmet etmeli. Toplumun büyük bölümünü buna hazırlamadan bu mümkün mü? Boykot kaları alındığında sandık güvenliği nasıl sağlanacak. Fiili olarak bu sağlanamıyorsa bu durum tam da siyasi iktidarın istediği, el oluşturacağı bir durum olmaz mı?

Bundan önce bu yeni koşullarda seçime gidilemez diyerek ülke çapında bir karşı koyuş ortaya koymak gerekmiyor mu? Bunun için henüz yasalarda var olan hakları kullanmak gerekmiyor mu? Bu amaçla sokak aktiviteleri yapma iradesi var mı? Bu soruları artırmak mümkün. Bundan önce, hiç savsaklamadan bugüne dair yapılacakları gündeme alıp kararlı bir şekilde çalışmaktan başka bir çıkış yoktur. Afaki, saha gerçeklerinde uzak tartışmalar bir sonuç vermez.

Eğitim