unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Torun Ahmet Türkmen

Veli öğretmenin öyküsü

22.06.2017 14:11

Bugün size bir öykü anlatacağım. Devlet yapılanmasının derinlerinde konuşulan bir öykü. Hatta içlerinden biri bunu şiire bile dökmüş.

Basit ama hazin bir öykü. Çoğumuzun bilmediği, bilip de görmediği, görüpte yüzünü çevirdiği bir yaşanmışlık öyküsü.

Bir öğretmenin öyküsü.

Bela mı bela, mazarrat mı mazarrat bir öğretmenmiş bu. Hiçbir şeyden çekinmez, korku nedir bilmezmiş, belki de belli etmezmiş kim bilir.

Hak, adalet dendiği zaman hemen haksızlığa uğrayanların yanında yer alırmış bu öğretmen. Özgürlük dendiği zaman hemen eline bir bayrak alıp sokağa çıkarmış, özgürlük diyenlerin yanında. Hele iş, ekmek dendiği zaman hemen elindeki ekmeği bölüşürmüş yoksun olanlarla.

Çok zor koşullarda yetiştiği, babasının sınırlı imkanıyla okuduğu, öğretmen olduğu için başla türlü de yapamazmış. Mayası böyleymiş bu hainin.

Bugüne kadar bu özellikleri yüzünden başına gelmeyen kalmamış bu öğretmenin. Sokakta çok dayaklar yemiş. O şehir, bu şehir ömrü sürgünlerde geçiyormuş. Bu yüzden uzun süre cezaevlerinde kalmış. Cezaevinde yine bir açlık grevi esnasında kolunun birini de kaybetmiş diyorlar.

Şimdide tutmuş "OHAL eliyle işlerinden atıldıkları" gerekçesi ile açlık grevine yatan iki akademisyen, Nuriye Gülmen, Semih Özakça ile dayanışma için her gün, hiç sektirmeden Yüksel caddesine gidip barışçıl eylemler yapıyormuş. Neymiş efendim, bu ikisi hiçbir gerekçe gösterilmeden işlerinden atılmış, hukuksuzluğa uğramış, yaşamları tehlikedeymiş. Sen mi karar vereceksin kimin işe alınıp, kimin işine son verileceğine. Bu mübarek günde ağzımızı bozduruyorlar ölürlerse ölsünler kendi düşen ağlamaz.

Çok da uyanıkmış diyorlar. Kendini iyi gizliyormuş, teröristliğini belli etmiyormuş insanların yurttaşlık duygularına seslenmesini iyi biliyormuş. Vatan diyormuş, hürriyet diyormuş, hak, hukuk diyormuş. Bir de o berbat sesiyle türküler söylüyormuş, vatana dair şiirler okuyormuş öyle akıllıymış ki kimsenin eline koz vermiyormuş.

İlle de bu iki insan ölüme doğru gidiyor, henüz vakit varken bir şeyler yapalım diyormuş. Çevredeki vatandaşların kafalarını bulandırıyormuş.

Vatanı bizden iyi mi bileceksin, daha iyi mi savunacaksın. Biz bu vatan için neler yaptık, daha da yaparız. Size mi kaldı vatanı, milleti savunmak Biz bu vatan için Balyoz, Ergenekon davalarında neler yaptık, 15 Temmuz gecesi ne zorluklar yaşadık, 20 Temmuzda OHALi getirdik de ülkemiz rahat bir nefes aldı. Ancak şimdi istediğimiz düzenlemeleri, istediğimiz ihaleleri yapabiliyoruz.

Ama yine rahat değiliz. On binlercesini cezaevine gönderdik, gazetelerini, gazetecilerini, milletvekillerini tutukladık, televizyonlarını kapattık yine de boş durmuyorlar. Kimileri yürüyor kimileri meydanlarda toplanıyorlar. Vallahi ne yapacağımızı bilemiyoruz. İşimiz hiç de kolay değil bu gidişle. Daha ne yapsak acaba?

DEVLET DÜŞMANI

Gazetede bir haber; 

Tek kollu adam devleti tehdit ediyor. 

Vay be.. 

Neler de yapmış bu hain

Bak bak bak

tek başına,

koskoca devletin

içine dinamit koymuş..

Tek koluyla koskoca 

KUTSAL TOMAnın önüne çıkıp kahraman polisimizin,

İş yapmasına engel olmuş.

İşten atılmayı bahane edip, 

sırf devletine hainlik için,

açlık grevine yatan

vatan düşmanlarına,

Nazım Hikmetin

"Vatan" şiirini okumuş. 

"Vatan senin cüzdanınsa,

ben vatan hainiyim" 

demiş Hikmet şiirinde.

 Sen kimsin ey vatan haini

Ölümlerden ölüm beğen!!!

-Ben seni dövmeyeyim de

seveyim mi-

Sana bir plastik mermi mi yeter?

İki, üç, dört de yetmez..

Seni Tomaya bağlayıp 

sürüklemek,

Lime lime etmek gerek.

Sen adam olmazsın

öbür kolunu da koparmak gerek..

Seni gidi hain

İflah olmaz terörist seni..."

(Öyle ironik bir süreç yaşıyoruz ki; hak hukuk diyen şiddete maruz kalıyor, 2-3 metreden plastik mermi bombardımanına tutuluyor. Veli saçılık öğretmen bunlardan biri...)

 

Politika

Eğitim