unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

Fethullahçı-Liberal suç ortaklarının timsah gözyaşları

Dün akşamdan bu yana, Aladağ’da yaşanan vahşeti ve küçücük çocukların ihmaller zinciri neticesinde göz göre göre ölüme yollanmasını izledik sessizce. Kamuoyu yaşanan vahim olayın akabinde failin kim olduğunu araştırmaya başladı. Elbette malum zihniyet için fail 'kader’di ve küçücük bedenler Allah’ın takdiri ile şehadet makamına kavuşmuştu. İhmaller incirini örtmek isteyen bu zihniyetin açıklamaları aslında çok da şaşırtıcı değil. Lakin beni şaşırtan daha doğrusu fazlasıyla rahatsız eden, ana failin yıllarca büyümesini sessizce destekleyen liberal-Fethullahçı çetenin timsah gözyaşları. Diyebilirsiniz ki, elinde insanların samimiyetini ölçer bir alet mi var? Veyahutta nereden biliyorsun böyle bir katliam ile AKP’ye verilen destek arasındaki doğrudan bağı? O zaman hep beraber şöyle bir geçmişe dönelim, 1 Ağustos 2008’e.

Tek derdiniz Kemalist Vesayetti!

Takvim yaprakları 30 Temmuz 2008’i gösteriyordu. Mart 2008 yılında Anayasa Mahkemesi’ne açılan AKP kapatma davasında, AKP’nin laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline geldiğinin hükmedilmesine fakat partinin temelli kapatılmaması, fakat hazine yardımının belirli bir oranda kesilmesi kararına varılmıştı. Liberallerin, Türk solunu işgal etmeye çalışan kımıl zararlısı sol liberallerin ve Fethullahçıların bayram ettiğini görüyor ve Kemalist vesayete karşı zafer çığlıklarını dinliyorduk o tarihlerde. 2 gün sonra ise memleket gündemini derinden sarsacak bir gelişme olmuştu. Konya’nın Taşkent ilçesine bağlı Balcılar beldesinde 1 Ağustos 2008'de, kız öğrencilerin kaldığı yurt binası, sıkışan gazın patlaması nedeniyle çökmüş, faciada 18 kişi ölmüş 27 kişi yaralanmıştı. Daha sonra ise bahse konu yurt binasının aslında 'Süleymancılar’ olarak bilinen tarikatın kaçak Kur’an Kursu’ olduğu ortaya çıkmıştı. Bugün Aladağ’daki yurt binasının da aynı 'Süleymancılar’ tarikatına ait olduğunun ortaya çıkmasıyla, kamuoyunda tarikat veya cemaatlerin özellikle lise çağının altındaki küçük çocuklara yurt sağlamasının hukuksuzluğu tekrar hararetle tartışılıyor. Peki 2008’de ne olmuştu, benzer bir muhalefeti görmüş müydük? Gelin cevabını gazete arşivlerinde arayalım.

Sabah gazetesinin 2 Ağustos 2008 nüshalı yayını ve köşe yazarlarının yazıları burada; http://arsiv.sabah.com.tr/2008/08/02/yazarlar.html. Baktığımız zaman, Mehmet Barlas, Emre Aköz gibi kadrolu yandaşlar, Nazlı Ilıcak gibi Fethullahçılar, Ergun Babahan gibi 'Yetmez Ama Evet’çi liberaller ile dolu muhteşem! kadro. Lakin ne ilginçtir ki, hiçbiri bir gün önceki Taşkent/Balcılar faciasından tek bir kelam bile bahsetmemişler. Zira o günlerin tek gündem konusu, Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmayan AKP’nin bu karar sayesinde Kemalist vesayete karşı kazanmış olduğu büyük zafer. Bahse konu liberaller bu zaferin anlatısını hem Sabah hem de diğer gazetelerin köşelerinde ballandıra ballandıra anlatmayı, Taşkent/Balcılar faciasına tercih etmişlerdi. Tabi akıllarına gelen yok muydu, baktık araştırdık varmış. Meğerse, kafasına dank ettiği zaman 'Türkiye otoriterleşiyor mu?’ diyecek zekaya ve öngörüye sahip Murat Belge 3 Ağustos 2008’deki Taraf köşesine yazmış, ama öyle bir yazmış ki, AKP’lilerin suçu örtbas girişimleri devede kulak kalır. Bakalım ne demiş Belge (http://www.kulturelcogulcugundem.com/news.php?nid=1862) ;

İki gün önce de Konya’da Kuran Kursu’nun yatakhane binası çöktü, yirmiye yakın kişi –hemen hemen hepsi çocuk- orada hayatını kaybetti. Bu olayın sorumlusunun PKK mı yoksa Ergenekon mu olduğunu tartışmıyoruz. Bunun faili, “meçhul' değil. Henüz bize adı açıklanmadı ama şimdiden bellidir. İlkin bir müteahhit çıkacak karşınıza. Böylesine çürük çarık bir bina yapmış olmaktan utanç duymayan, ayrıca, ölümüne sebep olduğu bunca insan için vicdan azabı duyacağına kendi suçsuzluğunu savunmaya kalkışacak biri. Tabii bir de o “vakıf' var. Çocuklara “Kuran öğretme' gibi hayır ve sevap dolu bir misyonu üstlenen… O vakıf da PKK’dan veya Ergenekon’dan bağımsız –ama bir başka kalabalık kesimin “korkulu rüyası'nın, yani “şeriat tehlikesi'nin “mütemmim cüz'lerinden biri olabilir. Sonuç olarak, o da, varolan “düzen'in parçalarından biri ve en azından çoğunluğun gözünde son derece saygıdeğer.

Anlaşılacağı üzere Murat Belge’ye göre, suçlu veya fail belli: müteahhit. Bahse konu vakıf ve o vakfı idare eden tarikat ise Belge’ye göre toplumun gözünde 'saygıdeğer’. Ayrıca esas problemli olan nokta, 'hayır ve sevap dolu’ misyonun idarecisi olan bu vakıf ve tarikata karşı düşmanca tavırlar sergileyen Kemalist askeri vesayet. Murat Belge ve onun zihniyeti işte 1 Ağustos 2008’de yaşanan katliamının üstünü bu şekilde kapatıp, Kemalist vesayeti yok eden AKP’nin ödülünü bu şekilde vermişlerdi. Peki bu ödülü sadece bahse konu liberal çete mi verdi? Elbette hayır, şimdi şöyle bir Pensilvanya’ya uzanalım;

Bu sitede göreceğiniz 2 Ağustos 2008 tarihli Fethullah Gülen Bamteli sohbeti; http://www.herkul.org/bamteli/balcilar-kurbanlari/. Bakın ne demiş 'Hocaefendi’!leri denen şarlatan; “Hayır, boşa gitmedi kurbanlarınız, / Milletimiz için sadaka oldu o güzel evlatlarınız. / Sabır ve rıza göstermeniz neticesinde, / Mahşerde ellerinizden tutacak, kurban verdiğiniz çocuklarınız!..' Ölen sabilere 'sadaka’ diyecek kadar alçalacak bu yaratık, konuşması boyunca bu hadisenin müminleri karalamak için kullanılacağını savunmuş ve olayın bir şekilde örtbas edilmesi gerektiğini ifade etmişti. E haliyle hocalarından aldıkları emri telakki eden Gülen Cemaati yazar ve çizerleri bu yaşanan menfur olaydan ötürü AKP iktidarına tek bir eleştiri dahi getirememiş aksine gelen eleştirileri de can siperane bir şekilde savuşturmuştur. Bu savuşturma sırasında kullanılan en önemli argüman ise, memlekette din ve vicdan özgürlüğüne olan baskılardan ötürü Kur’an kurslarının kaçak yapılması, AKP iktidarının bu özgürlükleri korumak adına iktidarda olduğu, fakat Kemalist askeri vesayetin tek derdinin din ve vidan özgürlüklerini yok etmek istediğiydi.

Hani hep diyor ya liberaller, 'biz 3-5 kişi ne gücümüz vardı da AKP’yi güçlendirdik’ veya diyor ya Fethullahçılar, 'bunların niyeti kötüymüş, fark etmedik’ diye. Hayır, bal gibi de farkındaydınız bile isteye AKP iktidarının tarikat ve cemaatlerin Türk eğitim sistemine böylesine nüfuz etmesine ses çıkarmadınız. Ve bu saldırıyı, 'Kemalist vesayetle mücadele’ veya 'din özgürlüğünün sağlanması’ gibi gerçek olmayan argümanlarla savundunuz. Zira tek derdiniz, güç erkinin elinize geçmesi ve dilediğinizce Türk siyasetinde at koşturabilmenizdi. Fakat işler istediğiniz gibi gitmedi, Erdoğan sizleri de alt etti. Süleymancıların tarikat yurtlarını 2008’de uyaran bu konuda çığlık atan insanları 'Kemalist ulusalcı, postal yalayıcı vesayetçi’ diye aşağılayanların bugün timsah gözyaşı dökmesine gerek yok.

Hatta bir tavsiyem var; mahalle yanarken saçını tarayan Amberin gibi yapın. Olayın olduğu gün, 'Bizimkilerinki can da Nazlı’nınki patlıcan mı?’ diye Nazlı Ilıcak’ın suçsuzluğunu savunan Amberin Zaman gibi yazın çizin. Sizin gerçek yüzünüzün ne olduğunu arşivler zaten söylüyor, daha fazla sahte yüzlerle oynamanıza gerek yok.

Çağlar Ezikoğlu

Aberystwyth Üniversitesi

Uluslararası Siyaset Departmanı

Araştırma Görevlisi ve Doktora Adayı

 

 

Çok Okunanlar

Anadolu Ajansı seçim sonuçlarını 4 gün önceden açıkladı

AA'nın ardından Milliyet de seçim sonuçlarını açıkladı 

Seçime 3 gün kala Gezici'den son anket

Ahmet Hakan, İnce için oran verdi

ANAR Müdürü Uslu'dan kritik iddia: Erdoğan, MHP ile...

İlgili Haberler

ABC Forum

Ali Koç başkan, peki şampiyon kim?

ABC Forum

Ali Koç FETÖ iddialarına cevap verdi

ABC Forum

Engeli nasıl aştık?

ABC Forum

Cumhurbaşkanlığı seçimleri aday kriterleri

ABC Forum

'Hesap vereceksin tetikçi Küçük'

ABC Forum

Şuraya Bir 'Afrin' Çizelim - “Bordo Bereliler 2 Afrin'

ABC Forum

Zübükler…

ABC Forum

Kadınlar Günü...

ABC Forum

Bir Toplumsal Fenomen Olarak; Müslüm Gürses

ABC Forum

Gariban…

ABC Forum

Gerçekten Yaşamak!

ABC Forum

Hangi inanış 6 yaşındaki çocuğun evlenmesini mübah kabul eder?