unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Mustafa Necati Yıldırım

İş başa çoktan düştü

09.05.2017 18:14

Yıl 2012, yer Ankara. İşim gereği MHP Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Karakaya ile sık görüştüğüm bir dönem. Bir araya geldiğimiz zamanlarda edindiğim izlenim kadarıyla kendisi MHP içinde az bulunan açık fikirli, demokratik değerleri benimsemiş, dürüst bir siyasetçi.

Aynı yıl ben de Ankara merkezli Engelli Teknolojileri Araştırma Derneğinin (ETA) başkanlığını yürüttüğümden bu sohbetlerin ağırlıklı gündemini engelli sorunları oluşturuyor. Engelli politikalarının yetersizliğinden giriyor; yapılan düzenlemelerin görüntüyü kurtarmaya odaklı ve engelli bireyi yaşama katmak yerine sadakayla eve kapatmak üzerine kurulu olduğundan çıkıyoruz. Bıraksalar hiç değilse bu alanda ülkeyi muasır medeniyet seviyesine yükseltivereceğiz.

Biraz da bu olumlu yaklaşımdan cesaret alarak o sıralar dernek olarak üzerinde çalıştığımız, parti ve partili belediyeler aracılığıyla rahatça uygulamaya koyabileceğimiz Hasta, yaşlı ve engelli eğitim ve bakım videoları adında, dünyada da ilk olacak (başka bir yazı konusu) bir projeyi kendisiyle paylaşıyorum. Aldığım cevap şu: Necati, bu bizim işimiz değil ki... O günden bu güne aslında işlerinin ne olduğu sorusu ise iki seçim bir referandum boyunca cevaplanmış oldu.

Bizim işimiz değil ki... Düşününce adam haklı. İcra makamı gereğini yapmıyorsa muhalefet neden yapsın. Mecliste soru önergesi verirsin, olmadı basının önüne çıkar derdini anlatırsın, belediye başkanıysan da 150 liralık hasta nakil iskemlesini tekerlekli sandalye diye omurilik felçli garibana kakalayıp fotoğraf çektirirsin. Daha ne olsun?

Bu örneği muhalefet partilerinin pratik hayat karşısındaki edilgen tavrını sergilemek amacıyla verdim. Oysa karşıda neredeyse 15 yıldır devletin tüm olanaklarını kullanarak sokağı kendi meşrebince şekillendirmeye çalışan, hatta bunu büyük ölçüde de başaran bir güç var. Bu kabul edilmeden referandumda seçmenin neredeyse yarısının böyle çılgınca bir değişikliğe olur vermesi nasıl açıklanır?

Siyasetin tüm mekanizmalarıyla demokratik düzen içinde işlediği ülkelerde muhalefetin kendini eleştiri ve denetim görevleriyle sınırlı tutması belki anlaşılabilir. Ancak 15 yıldır Cumhuriyet kazanımlarının hoyratça talan edildiği Yeni Türkiyede bugün kimsenin böyle bir lüksü bulunmuyor.

Referandum gösterdi ki toplumun en az yarısı gidişattan memnun değil ve olayların akışına bakıldığında bu oranın her geçen gün artması mümkün. Üstelik kabaca bir tahminle bu %50nin, %15inin CHP ya da HDP kökenli olmadığını söyleyebilir ve bunda sonra bu oran artacaksa gelenlerin bu mahalleden olmayacağını rahatlıkla tahmin edebiliriz.

Bu anlamda CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlunun ilk aşamada %49luk bloğu bir arada tutma iradesi son derece anlamlı olmakla birlikte yeterli değil.

İçinden geçilen olağanüstü süreç göz önüne alındığında yarından tezi yok tüm muhalefetin topyekün, elindeki tüm güçle, ülkenin her köşesinde günlük siyasetin ötesinde projelerle hayatın, sokağın içinde, halkla içiçe olmalı ve artık duble yolla oy devşirme işinin geride kaldığını göstermesi gerekiyor. Çünkü artık ülkenin gördüğü tahribat mücadele kazanılsa bile yapılacak basit düzenlemelerle onarılabilecek gibi durmuyor.

Nasılını merak edenler için küçük not: Tunceli Ovacıkın komünist Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu tüm baskılara rağmen yolundan dönmüyorsa hiçbir siyasetçi ya da belediye başkanının geçerli bir mazereti yoktur.

Eğitim