", "author": { "@type": "Person", "name": "www.abcgazetesi.com" }, "publisher": { "@type": "Organization", "name": "www.abcgazetesi.com", "logo": { "@type": "ImageObject", "url": "/cdn-photo/16396/imgs/190420181810218089950.png", "width": 152, "height": 55 } } }

unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Necdet Saraç

Hayır bu ülkenin miladı olacak!

14.04.2017 12:15

Referandumda son iki güne girdik. İstanbulda Adalar, Ataşehir, Avcılar, Çekmeköy, Göngören, Kadıköy, Küçükçekmece, Maltepe, Pendik, Tuzla, Ümraniye, Sancaktepe, Silivri gibi bir çok ilçede, Balıkesirin Edremit, Bandırma, Manyas ilçelerinde, Avrupada Berlin, Paris, St. Louis, Alt Kirch gibi şehirlerde referandum çalışmalarına katıldım. Panellerde konuştum. Kampanyaya birlikte katıldığım yoldaşlarla sokaklarda esnafı ziyaret ettik, kahvelerde vatandaşla sohbet ettik, site sakinleriyle toplantılara katıldık, pazarlarda Hayır bildirileri dağıttık…

Ümraniyenin Kazım Karabekir gibi CHPnin yüzde 15 oy aldığı mahallede de, yüzde 55 oy aldığı Burgazadada da çalışmalara katıldım… CHP ve HDP dışında, AKP, MHP ve SPlilerle sohbet ettim, bazen de tartıştım... Bazı yerlerde çok sıcak ilgiyle karşılaştık, bazı yerlerde de Reisin söyledikleri dışında başka bir söz duymak istemeyen taraftarların nefret ve kin dolu yaklaşımlarıyla karşılaştım, hatta bir-kaç esnaf ziyaretinde de deyim yerindeyse fiilen kovuldum… (Kuşkusuz bu druum, bir iki satırda yazıp geçilmeyecek kadar, hem sosyolojik açıdan, hem de siyasal açıdan ayrıca değerlendirilmesi gerekene son derece önemli bir konu…)

Bazı kovulma sahnelerine rağmen, 7 Haziran ve 1 Kasım seçim kampanyalarına da katılmış bir olarak açıkça gördüm ki, kamu olanaklarını tümüyle arkasına alan, irTürkiye siyasal tarihinin tek yanlı ve en orantısız kampanyasına rağmen, dağ taş Evet sloganları ve Erdoğanın resmiyle donatılmış olsa da tablo değişmiş. Sokağın biriken öfkesi, CHP dahil Hayır kampanyası yapan bütün partileri aşmış, adı konmamış bir halk hareketine dönüşmüş durumda… Bu hareket yalnızca CHP, HDP, Haziran gibi siyasal yapıları da kapsamıyor. Bu hareket sokakta MHPnin, Saadet Partisinin tabanında eski merkez sağcı DYPlileri de kapsıyor…

EVET İÇİNDE HAYIR ÇOK!

Devletin ve belediyelerin sağladığı kamu olanaklarından doğrudan yararlanan milyonlara, OHAL koşullarına ve dehşetli psikolojik baskıya, ulusal kanallarda ki yüzde 91lere varan tek yanlı Evet yayınına, dinin ve milliyetçiliğin istismarına rağmen sokaktaki açık-gizli Hayır tercihi oldukça yüksek…

Çünkü, ekonomik ve siyasal sorunların da etkisiyle sokakta ciddi bir AKP yorgunluğu oluşmuş durumda…
Kutuplaştırma da, herkesle düşmanlaştırma tavrı da milleti yormuş durumda…
Bölgede ve Avrupada neredeyse kılıçları çekerek düşman olmadığımız ülke kalmamış olması esnafı iyice yormuş durumda… Sokaklar satılık ve kiralık boş dükkan ilanlarıyla dolu. Bu gerçek Bağdat Caddesinde de, Ümraniyede de, Güngörende de böyle…
Boş dükkanlara, düşen cirolara rağmen Reisi desteklemeye devam eden esnafın kuyruğu dik tutmak için direnmeye devam ettiğini de not düşmekte yarar var. Nitekim dükkandan içeri girip sohbete başlayıp, işler nasıl diye sorduğunuzda renk hemen ortaya çıkıyor. İşler nasıl sorusu Evet ya da Hayır için tam bir turnusol görevi görüyor! Halen Reisin yanında olan esnaf durumu iyi göstermek için hemen Allah şükür işler iyi cevabını yapıştırıyor. Biatı ve korkuyu kısmen aşan esnaf ise sizin kulağınıza 1 Kasımda AKPye oy verdim ama şimdi Hayır diyeceğim diye fısıldıyor…

HAYIR, YETER ARTIK DEMEKTİR!

Ne söylenirse söylensin, sokakta, demokrasinin geliştirilmesi dahil Türkiyenin temel hiçbir sorununa cevap üretmeyen bir Anayasa değişikliği önerisinin zorlama olduğu ve esas olarak Reisi Sultanlığa taşımak isteyen bir hamle olduğu biliniyor. Asıl muradın tek adam olarak Reisin yetkilerini arttırmak ve olası her hangi bir yargılamaya karşı Reisi koruma çemberine almak olduğu AKPlilerin önemli bir bölümü de dahil herkes tarafından hem biliyor, hem de konuşuluyor… Yalnızca Erdoğan ve AKP yöneticileri değil, sokaktaki AKPli de bu dönem kapanırsa Reislerinin yargılanacağını biliyor…

Bu çerçevede Pazar günü yapılacak halk oylamasında yarışanların partiler olmadığı da biliniyor. Kaldı ki, konuyu parti yarışı olarak da ele almaya kalksak da ortada artık AKP diye bir parti yok. AKPnin artık yalnızca ismi ve tabelası var. AKP fiili olarak tasfiye edilmiş durumda. Tıpkı MHP gibi… Ortada, otoritesi ve sınırsız yetkileri ile yalnızca Reis var. Bu nedenle Pazar günü de oylanacak olan da Anayasa falan değil. Pazar günü oylanacak olan Reisin bizzat kendisi. Aslında bu oylama fiili bir Güven oylaması anlamına da gelecek: Pazar günü Reisin yetkileri artacak mı, sınırlayacak mı sorusu cevap bulacak! 15 yıldır süren tek adam rejimine tamam mı devam mı diyeceğiz!

Bir döneme yeter artık demek için cevabın Hayır olması gerekiyor. Pazar günü sandıklardan çıkacak Hayır cevabı, Türkiye için normalleşme sürecinin başlaması anlamına gelecektir.

İşte o zaman katılımcı bir demokratik Anayasa yapılabilecek. İnsanlar gardlarını almadan birbiriyle yeniden konuşabilecek. Kamu olanakları bir kişinin emrine verilmeyecek. Faklı etnik ve dini kimliklerin, hatta bölgelerin kutuplaşmasının, düşmanlaşmasının önüne geçilecek, hukukun herkes için eşit ve adil uygulanması gerektiği yeniden hatırlanacak. Komşularımızla ve bölgeyle kavga yerine barış öne çıkacak… Şimdi Evet diyenlerin renksizliği ve tekliği, Hayır diyenler geniş renkli resminin ortak bir parçası olacaktır…

17 Nisan sabahı yeni bir başlangıca uyanmak için Reisin Pazar günü sandıktan biçimi ne olursa olsun güvenoyu almaması gerekiyor!

Çünkü Erdoğanın da, onun Akademisyenlerinin de, gazetecilerinin de Türkiye için söyleyebilecekleri yeni hiçbir şeyleri kalmamış durumda. Bu nedenle Evet Cephesinin haftalardır televizyonlarda, gazetelerde, meydanlarda yalnızca küfür etmesi tesadüf değil. Bunların yarına dair söyleyebilecekleri hiçbir şey yok. Umut da yok. Havada uçuşan küfürlerin nedeni de bu…

Onlarca yıldır süren, son 15 yılda ise iyice pekişen psikolojik üstünlüklerini de, ideolojik-politik hegomanyalarını da hızla kaybediyorlar…

Psikolojik üstünlük de, ideolojik-politik üstünlük de el değiştiriyor… Hayır kampanyası ile bütün partileri aşan sokak Başka bir Türkiye Mümkün hayalini yükseltmeye başladı. Çünkü yarına dair hayali olanlar bizleriz…

Bunca baskıya, sokaklarda Evetin propaganda ve görsel üstünlüğüne rağmen, AKPli şirketlerin anketlerinde bile Hayırın yüzde 50ye yakın seyretmesi tesadüf değil, belli değil mi, dipten güçlü bir hayır dalgası geliyor…
Hayır diyeceğiz, ama sandıktan Evet çıkar gibi hayır motivasyonunu olumsuz etkileyen tartışmaları da, Sandıktan Hayır da çıksa bir şey değişmez gibi anlamsız yaklaşımları elimizin tersiyle iterek, son iki gün dipten gelen dalgayı daha da büyütmeliyiz…

Son iki günde moral üstünlük her şeyden önemli…

Telaşa gerek yok: Hayır içinde Evet yok ama Evet içinde Hayır çok!

 

 

Eğitim