unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Deniz Yıldırım

Muhalefet Güçlerine 24 Haziran Stratejisi

21.04.2018 20:49

Baskın seçime götürülüyoruz. OHAL var, baskılar yoğun, şartlar eşitsiz, halk umutsuz… Hepsi doğru. Fakat elimiz kolumuz bağlı mı oturalım? Kaderdir diyerek razı mı olalım?

Daha önce de yazdım. Büyük kırılmalar bireylerin değil kitlelerin kararlarıyla sağlanıyor. Boykot iradesi ortaya çıkmadı, çıkmaz. Kaldı ki boykot da desek, seçim de desek sandık güvenliğini sağlamak zorunluluğu var. Hile ihtmali, boykot dersek kalkıyor mu? Sandık güvenliğini her koşulda sağlamak ve çoğunluk etkisi yaratmak gerekiyorsa ve boykota dönük bir irade belirmiyorsa, tartşmaya gerek yok.

2 ay var, çalışacağız. Doğru stratejiyle sandığa kadar iradeyi büyütmeye, sandıktaysa yaratğı köklü sorunlara hiçbir çözümü kalmamış iktdar bloğuna karşı alternati bir çıkış yaratmaya mecburuz. Ve elbete bu kez kazandığımızı siyasal olarak korumaya da. Nasıl olacak? Ne yapmak gerek? Adım adım gidelim. Birkaç maddelik bir yol haritası öneriyorum. Önerilerim tüm muhalefet güçlerinedir.


Birinci Aşama: Cumhurbaşkanı Adaylarının Belirlenmesi
İktdar, baskın seçimle muhalefeti hazırlıksız yakalamak istedi. Süre kısa. Partlerin adaylarını belirlemesi, 100 bin imzayla aday gösterecek partlerin bu süreci hızlıca yönetebilmesi kısa sürede zorluklar yaratacaktır. Ve iktidar bunun farkında. Amaç, kendi sıkışmışlıklarını muhalefete aktarmak. Panikletip son aşamada bir ortak aday çıkarmaya zorlamak. Dolayısıyla ilk tuzak budur. Ortak aday çıkarılmamalı, partiler ve bağımsız toplumsal muhalefet güçleri kendi adaylarını çıkarmalıdır. Amaç elbete seçimin ikinci tura kalmasıdır. İktidarın bütün planı, ilk turda kazanmak üzerine kurulu. Çünkü ikinci turda kaybetme olasılıkları çok güçlü.

İkinci nokta daha önemli. İkinci tura kalacak adayın herkes için Erdoğan karşısındaki en iyi seçenek olarak görülebilmesi sağlanmalıdır. Yani herkesin en iyi ikinci seçeneği olabilmelidir. Dolayısıyla aday seçiminde en geniş temsil gücü önemsenmeli. Ve adaylar siyasi part başkanı olmamalıdır. Siyasi
parti başkanlarını Cumhurbaşkanı adayı yapmak; 16 Nisandda şaibeyle değiştirilerek dayatılan Partli
Cumhurbaşkanlığı sistemini kabul etmek, onun oyun sahası içinde mücadele ederek sistemi meşrulaştrmaktır. Oysa biz sandığa 16 Nisandı kabul etğimiz için değil, kabul etmediğimiz, partli Cumhurbaşkanlığının sonuçlarını bir yılda acı acı yaşadığımız için gideceğiz. Sistemi değiştrme vaadiyle halkın önüne çıkacağız. Bir parti başkanının Cumhurbaşkanı seçilmesi, yeni sistemin sağladığı olağanüstü yürütme yetkileri de göz önüne alındığında, mutlaka muhalefet içinde çatlaklar yaratacak, kriz vesilesi olacaktır.

Üçüncüsü; ikinci tura kalan aday Meclise giren siyasal partlerin dağılımına göre Cumhurbaşkanı
Yardımcısı olacak kişileri tercihen muhalefet partlerinin genel başkanları arasından ilan etmeli, güçlü bir Bakanlar Kurulu listesi hazırlayarak kamuoyuna duyurmalı ve Anayasada Cumhurbaşkanına verilen kararname, fesih gibi meclisin egemenlik alanına müdahale niteliği taşıyacak yetkileri kullanmayacağı sözünü ikinci tur öncesindeki propaganda sürecinde açıklamalıdır. Oluşacak hükümet de, birazdan açıklayacağım 15 maddelik çıkış Programını öncelikle uygulamakla kendisini bağlamalıdır.

Seçim kazanılır ve iktdar cephesi tarafndan tanınmazsa ya da hile, YSK müdahalesi gibi milli iradeye
aykırı hamleler iktidar kanadından gelirse bütün muhalefet güçleri yeni oluşacak meclisten toplu olarak çekileceğini ilan etmelidir.

İkinci Aşama: Güçlü ve Çoğulcu Meclis

Cuma günü Cumhuriyet gazetesinde Kemal Can da altını çizdi. Önemlidir. Meclisin yeni sistemde önemi yok, milletvekilliğini, o listeleri önemsemeyelim tutumu daha en baştan, yasamayı ortadan kaldıran saray Rejimini kabullenmek ve onun seçimi kazanacağını peşinen ilan etmek anlamına gelecektir. Oysa muhalif siyasi partiler, tek adam rejimine karşı meclisi olabildiğince güçlendirecek ve yeni bir Anayasa yapım görevini taşıyacak nitelikte bir temsil çeşitliliğini sağlayacak listeler hazırlamalıdır. Cumhurbaşkanı seçiminin ilk turuyla aynı anda gerçekleştrilecek meclis seçimlerinde her türlü yığınağını Erdoğan kültü arkasına yapan iki iktidar partsine karşı, her alanda sözüyle,
yaptıklarıyla, yararlılıklarıyla topluma hizmet etmiş kadınlar ve erkeklerden oluşan, Türkiyeyi yeniden ayağa kaldıracak, umut yaratacak bir kadro ile çıkılmalıdır. Siyasi partler milletvekili listelerini hemşehrilik, kimlikçilik, delegecilik hesabıyla değil bu anlayışa göre hazırlamak gibi bir tarihsel sorumlulukla karşı karşıyadır.

Üçüncü Aşama: Ortak Program

Muhalefette yer alan siyasal parti ve hareketlerin 16 Nisandan farklı olarak bu kez bir başka dezavantajı var. 16 Nisanda Hayır demek yetiyordu; bu kez farklı siyasal parti ve kimlikleri aynı zeminde buluşturmak o kadar kolay değil. Sadece herkesin sevip saydığı bir aday bulmak da çare değil. Bunu programla güçlendirmek şart. Kimlik ve kültür temelli yarılmaları bir yana bırakarak, ülkemizin içinde bulunduğu darboğazdan çıkarılması için elini taşın altna koymak isteyen tüm güçler için ortaklaşmanın tek yolu geçiş sürecinin programında bugünden uzlaşmak ve bunu duyurmaktır.

Bu aynı zamanda iktdar cephesinde oluşan Biz duygusunun, tek kişinin cumhuru temsil ettiği
iddiasının karşısına farklı, çeşitli, halkın çoğunluğunun talep ve özlemlerini dikkate alan bir başka Biz
duygusu/öznesi koyacaktır. Öyleyse partiler ortak Cumhurbaşkanı adayı ilan etmek yerine, ilan ettikleri adayların hepsinin aynı ortak programı Hükümet Programı olarak, en azından minimum program olarak ilan etmesini sağlamalıdır. Uzun süredir dillendirilen İlkeler İttifakını somutlaştrmanın ve uygulamaya koymanın en kolay yolu bu. Her aday, adaylık başvurusunu yaptıktan sonra Türkiyenin acil çözüm bekleyen sorunları için öncelikle bu 15 maddelik programı halkın tüm siyasal temsilcileriyle uygulayacağını ilan etmelidir. Muhalefet güçlerinin program ortaklığı ikinci tur öncesine bırakılamaz. Bu program geliştrilebilir, eksiği giderilebilir, fazlası çıkarılabilir. Ama benim uzun süredir farklı toplumsal kesimlerden, halkın içinde somut ve acil sorunlara dokunmaya çalışarak yaptığım gözlem ve görüşmelerden hareketle çıkardığım maddeler şöyle. Gayrimemnunlar Programı, Halkın
Programı da diyebiliriz:

  1.  Kandırılmayacağız.
  2.  Şeker Fabrikalarının satışı derhal durdurulacak. Özelleştirmelere son verip tarımda, hayvancılıkta ve sanayide yerli, çevre ve insan dostu üretim ekonomisine geçeceğiz. Üretici örgütlenmelerini teşvik edeceğiz.
  3.  Vergi ve gelir adaletsizlikleri giderilecek. Çalışanlar üstündeki vergi yükü azaltılacak. Asgari ücretliler üstündeki vergi yükü kaldırılacak. Emekli maaşları iyileştirilecek. Zamlara ve hayat pahalılığına karşı ücretliler lehine düzenlemeler yapılacak.
  4.  Taşeron uygulaması tamamen kaldırılacak. İş cinayetlerine son verecek şekilde sıkı kamu denetimleri sağlanacak.
  5.  İnsanca yaşam için, çalışanların haftalık ve yıllık izinlerini düzenli kullanmaları kamu denetiminde sağlanacak. Angarya, fiili olarak AVMlerde, marketlerde, büyük zincirlerde yaygınlaşan ücretsiz mesai uygulamaları ve iş yükü kaldırılacak. 1 Mayısta tüm özel sektör çalışanları gerçekten izinli sayılacak.
  6.  Çöken eğitim sistemi acilen onarılacak. İktidarın ideolojik öncelikleri ve beceriksizlikleri yüzünden geleceği çalınan çocuklarımızın yaşamını iyileştirecek bir reformu ortak akıl yoluyla gerçekleştireceğiz.
  7.  Öğretmensiz sınıf, kütüphanesiz ve bilgisayarsız okul kalmayacak; iktidara gelir gelmez Güz dönemi için 60 bin, Bahar dönemi için 40 bin olmak üzere toplam 100 bin öğretmen ataması gerçekleştireceğiz. Uzman hekim atamaları hızlandırılacak. Kamuya atamalarda mülakat şartını kaldırıp liyakat şartı getireceğiz.
  8.  Kaynak yok diyecekler. Kaynak var, halk için kullanacağız. Kamuda her türlü israfa son verilecek. Geçiş garantili ihaleler gözden geçirilecek; makam aracı sayısı azaltılacak, milletvekili maaşları yarı yarıya düşürülecek, örtülü ödenek uygulamasına son verilecek. Ayrıcalıklar kaldırılacak. Harcamalar üzerindeki denetim ve yaptırım arttırılacak. Sayıştay yeniden canlandırılacak, Meclis denetiminin önü açılacak.
  9.  Ülke genelinde öğrencilere günde 2 kez ücretsiz toplu taşıma hakkı sağlayacak bir sisteme geçilecek. Üniversite öğrencileri, yemekhanelerde gün içinde bir yemeği ücretsiz olarak yeme hakkına kavuşacak. Burs alacak öğrenci sayısı arttırılacak. İkinci öğretimde harçlar kaldırılacak. İşsiz olduğu için kredi borcunu zamanında ödeyemeyen üniversite mezunlarının borçları yeniden yapılandırılacak.
  10. Kadına ve çocuklara yönelik şiddet, taciz vakalarının önlenmesi için Acil Eylem Planı oluşturulacak. Eğitim, yargı sistemi buna göre yeniden yapılandırılacak. Kadınların sosyal yaşama ve iş yaşamına katılmalarının önünü açacak düzenlemeler hızla yürürlüğe konacak.
  11. Olağanüstü Hal kaldırılacak. Türkiye, denetimsiz kararnamelerle değil, milletin seçtiği Mecliste vekillerin çıkarttığı yasalarla hukuka uygun olarak yönetilecek. Sansür, otosansür baskısı kalkacak.
  12. Adalet sistemi yeniden yapılandırılacak. Yargı bağımsızlığı ve hukuk devleti ilkesi garanti altına alınacak. İdarenin her türlü eylem ve işlemi yeniden yargı denetimine tabi tutulacak.
  13. İç ve dış politikada milli güvenlik zaafı yaratan tüm yanlışlar ortak akılla giderilecek. Her türlü terör, darbe girişimi ve şiddet eylemi karşısında yurttaşların güvenliği garanti altına alınırken ülke meselelerinin demokratik çözümleri için Meclis ana mecra olacak. Seçilmiş temsilciler dışında, halktan yetki almamış kimseyle yurt içinde ya da dışında gizli-örtülü görüşme ve pazarlık yapılmayacak.
  14. Dış politikada giderek artan bağımlılıklar azaltılacak. Türkiye hem bağımsız hem de çok kutuplu, dostane bir dış politika çizgisi izleyecek.
  15. Seçilen yeni Meclisin bir kurucu meclis gibi çalışması sağlanacak. Ülkemize yakışmayan ve hala yürürlükte olan 12 Eylül 1980 askeri darbesinden kalma 1982 Anayasasının yerine 2020de yeni bir Anayasa yapılacak. Geniş katılımlı, farklılıkları dikkate alan, ülkenin birlik ve bütünlük içinde demokratik yaşamını kökleştirecek bir yeni toplumsal sözleşme inşa edilecek. İfade, inanç, örgütlenme özgürlükleri ve sosyal haklar garanti altına alınacak. Ülkedeki kutuplaşma, kavga, gürültü atmosferi yerine huzur ve uzlaşma kültürü hakim kılınacak.

Dördüncü Aşama: Ana Strateji

Bütün bunlar yapılırken bir de ana stratejik doğrultuya ihtiyaç var. Önerim bu seçimi 16 Nisan 2017 Referandumunun ikinci turuna çevirmek. Bir yıl önce verilen sözleri hatırlayalım: işsizlik, enflasyon düşecek, hızlı kararlar alınacak, istikrar gelecek, koalisyonlar bitecek denmişti. Bir yılın sonunda hiçbiri gerçekleşmedi, aksine sorunlar daha da kökleşti. Dahası, AKP ile MHP resmi koalisyon kurmak zorunda kaldı ve koalisyonun küçük ortağının yaptığı erken seçim çağrısıyla büyük ortak seçim kararı aldı. Ve ülkenin bir kışa, hatta depreme gitmekte olduğu, Kasım 2019u bu şekilde ve bu programla çıkarmanın imkansız hale geldiği iktidar koalisyonunca ilan edildi.

Öyleyse yönetemiyoruz diyen iktidarın çöküş programının karşısına Erdoğan karşıtlığı söylemiyle değil; çözüm/çıkış reçetesiyle çıkmak, bütün kampanyayı bu çerçevede, pozitif bir kuruculuk mesajıyla inşa etmek gerekiyor. Düşmanlaşmadan, öfke diline teslim olmadan ve değişimin ekmek, hürriyet ve her şeyden önemlisi huzur getireceğine geniş kitlelerin ikna olmasını sağlayarak. Bu nedenle kampanya stratejisinin özet mesajları yapamıyoruz dediler, düzeltmeye geliyoruz; kavga bitsin, huzur getiriyoruz olmalıdır.

Ve bir başka boyut. Muhalefet çevrelerinde dillendirildiğini görüyoruz: bu seçim diktatörlüğe karşı demokrasi mücadelesidir. Doğrudur, fakat stratejiyi buradan kurmak kaybettirir. İktidar koalisyonu kötü otoriterleşme pratiği yüzünden mi yoksa kötüleşen ekonomi yüzünden mi ülkeyi baskın seçime sürüklüyor? Halkın çoğunluğu için en büyük memnuniyetsizlik kaynağı nedir bugün? AKP-MHP ittifakının en zayıf yeri ekonomidir; merkez strateji ekonomiye ve oradan kaynaklı çelişkilere odaklanmalıdır. Bu, siyasal gidişi ya da otoriterleşmeyi tehdit görmemek, önemsizleştirmek değildir. Aksine, ekonomiyle irtibatlı bir siyasal demokratikleşme perspektifi inşa etmeyi önermektir.

Daha çok yazarız, sorularınız, önerileriniz geldikçe de açarız. Şimdilik önerilerim böyle. Şikayet etmek yerine çözüm üretmekten, muhalefetlerle uğraşmak yerine ülkemizi kurtarmaya çalışmaktan yanayım.

Eğitim