unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Mustafa Necati Yıldırım

Öğrenilmiş çaresizliğin ezberini bozalım

16.06.2017 18:46

Tam da şehre çöken ölü toprağından söz etmek niyetideydim. Sanki hiçbir şey yapmak istemez görünen insanların yürüdüğü kaldırımlardan, reklam panolarının bile yüzünün asıldığından, tek tük belediye otobüslerinin hala üzerinde Mayıs ayından kalma Etnospor Kültür Festivali tanıtımlarıyla -çaresizce yerli ve milli- trafiği arşınladığından ve sokakları kaplayan kesif umutsuzluktan ve fay hatlarında giderek biriken o önü alınamaz enerjiden...

Öyle ya, Gülmende kalp yetmezliği başlamış ve Özakçanın sağlık durumu giderek bozulurken, küçük Ceylin hiç yoktan katledilirken, en ufak hukuki dayanak olmaksızın Enis Berberoğluna 25 yıl ceza verilirken, işsizlik %12ye dayanıp, işi olanın da hakları tırpanlanırken, neredeyse ölümsüz zeytin ağaçlarının bile can güvenliği kalmamışken ve liste böyle uzayıp giderken, memleket artık bir yarı açık cezaevinden başka nedir?

İşte tüm bu iklim içinde hayatta kalmayı yaşamak saymak zorunda insanların, öğrenilmiş çaresizliklerin ülkesidir artık Türkiye.

Derken Kılıçdaroğlu adalet için yürümeye başladı.

İstanbula doğru dik, cesur, sakin, barışçıl adımlar çoğalarak ilerlerken tüm gün canlı yayınlarla umudun nasıl yeniden yeşermeye başladığını gördük. Sonra pek çok şehirden dalga dalga yükselen desteği, başlatılan adalet nöbetlerini...

Tabii daha ilk günden sahibinin sesi aba altından değnek gösterircesine Merak ediyorum ki, İstanbuldan karşı bir yürüyüş başlarsa karşılaşma ve buluşma noktası neresi ve nasıl olacaktır, diye sordu. İkinci günse Cumhurbaşkanı Başdanışmanı yürüyüşü gayrımeşru ilan etti. Yandaş kalemler durur mu, birer birer genellikle müstehzi bir tavra bürünerek Adalet Yürüyüşüne çakmaya başladı.

Elbette bunlar tam da böyle olacaktı. Ortasından çatlamış, artık yönetilemez bir ülkede iktidar sahibi olmak sürdürülemez bir durumdur. Bu gerçeği en derinden hisseden kişi ise mutlaka Sayın Cumhurbaşkanı olmalıdır. Yoksa neden Siyasi olarak iktidar olmak başka bir şeydir, sosyal ve kültürel iktidar ise başka bir şeydir. Biz 14 yıldır kesintisiz siyasi iktidarız ama hâlâ sosyal ve kültürel iktidarımız konusunda sıkıntılarımız var, desin? Bu yaklaşan dalganın kendisi de farkında ve artık dalganın kırılma noktasına yaklaştığını görüyor.

Ama ok yaydan çıktı artık. Yürüyüşün HDPlilerin tutuklu bulunduğu Kandıraya kadar uzaması, farklı şehirlerden de yürüyüşe geçilmesi, sonuç alınana kadar sürdürülmesi gerektiği çağrıları şimdiden yükselmeye başladı. Kaldı ki, Meral Akşener bile twitter üzerinden Ülkemizde ana muhalefet lideri adalet pankartı ile yürümek zorunda kalıyorsa, herkesin durup düşünmesi gerekir. Huzur ve adalet tesis edilmelidir diye paylaşıyorsa bu yürüyüşün CHPnin ötesinde toplumun gidişattan rahatsız tüm kesimlerinde karşılık bulduğu anlamına gelir.

Bu ülkede yaşayanların %85i hukukta adamına göre muamele olduğunu düşünüyorsa, kamu kurumlarında ayrımcılığa uğrama kaygısı %81 seviyelerine ulaşmış ve adalete genel olarak güven %37de kalmışsa sorun artık bir partinin değil hepimizindir ve bu yürüyüşün gerçek sahibi adalet duygusunu kaybeden o %85 olmalıdır.

 

Eğitim