unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Necdet Saraç

Hayır çıkar, çünkü Evetçilerin kozu tek

27.01.2017 14:49

İktidar kamunun ve medyanın olanaklarıyla Evet lehine ciddi bir basınç oluşturmaya çalışıyor. Neredeyse tek kale maç oynanıyor! Televizyon tartışmalarına davet edilen Hayırcıların birçoğu kontrol edilebilir ve zayıf olsa da Evetçilerin durumu çok içler acısı olunca Hayırcı birisinin olduğu her ortamda Evetçiler kaybediyor, iyot gibi açıkta kalıyorlar, yalnızca laf çeviriyorlar!

Referandum sloganları bile bunu gösteriyor: "Türkiyeyi Seviyorum, Cumhurbaşkanlığı Sistemine Evet diyorum". Çünkü kozları tek: Recep Tayyip Erdoğan. Onun karizmasına, etkisine güveniyorlar. Reis sahaya inerse iş biter! Başka kozları yok!

İşte Türkiye bu kadar anormal. Türkiye normal bir ülke olsaydı, bir uzlaşma metni olması gereken ve farklı olanın kendisi için de teminat olarak göreceği Anayasanın olağanüstü halin olmadığı ve gerçekten herkesin katılacağı bir siyasal iklimde yapılması gerekirdi ama böyle olmadığı ortada. Son beş-on yıldır her şey bir tek adamın istekleri üzerine şekilleniyor. Ülkede bir çok refleks din-iman üzerine kurulu ve imanın işaret ettiği lidere endeksli. Siyasi tercihlerde bunun üzerinden yürüyor. Reis ne derse milyonlarca insan da ona göre tavır değiştiriyor. Böyle olmasa daha düne kadar el üstünde tutulan, ona yakınlıklarını göstermek için milletin birbiriyle amansız yarıştığı Fettullah Gülen ve çevresini bu kadar kolay hain ilan edilmezdi.

İktidarın bu rahatlığında, fütursuzluğunda iktidar alternatifi güçlü bir muhalefet hareketinin olmamasının kuşkusuz ciddi bir rolü var. İktidar alternatifi güçlü bir hareket yaratamamış olmanın sorumluluğunun kimde olduğunu, dokunulmazlıklara ve tezkereye evet demenin bugünkü bu sonuçları doğurduğunu, Saraya ve Yenikapıya gitmenin kontrollü darbeyi 20 Temmuzda OHALle sivil darbeye dönüştürenlere yaradığını unutmadan şimdilik bu tartışmaları kenara iterek yalnızca Hayıra odaklanmalı ve işimiz-gücümüz, iki ay boyunca referandumda mevcut zihniyeti Hayır ile sandığa gömmek olmalı.

HAYIR CEPHESİ DAHA GÜÇLÜ!

OHALe ve tek adama, sağın, siyasal İslamcıların bütün ideolojik-politik hegomanyasına rağmen Hayır Cephesi gösterilmek istenenden daha güçlü. Güçlü olmasının en önemli nedenlerinden biri Hayır Cephesinin, yalnızca CHPlilerden, Kemalistlerden, laiklerden, sosyalistlerden, HDPlilerden, Alevilerden, ötekilerden  oluşmuyor olması. Ekonomide, siyasette, dışarıda, her alanda işler ters gittiği için, tek adamdan yorulanların sayısı da her gün biraz daha artıyor. TÜSİAD bile düne göre daha cesaretli! Cephe olmayan bu cephede ciddi sayıda, siyasi parti tercihi olarak da, davranış kalıpları itibariyle de kendini sağda ifade eden kişi ve kuruluş var! Üstelik bu cephede geçmiş örneklerinden farklı olarak, boykot vb. gibi kafa karışıklığına neden olacak kayda değer bir tartışma da yok. Hayır tavrı net!

Referandum bir parti tercihi üzerine şekillenmeyeceği için, sağcılıklarını, muhafazakarlıklarını terk etmeseler de ciddi sayıda sağcınının Hayır diyeceği kesin. Hayır diyeceğini açıkladığı için saldırıya uğrayan yaklaşık 500 bin üyeli Türkiye Kamu Sen bunun somut örneklerinden biri…

Hem AKP yandaşı medya, hem de doğal olarak AKP ve MHPden oluşan mevcut iktidar bloku bunu biliyor. Bu yüzden 7 Haziran seçimleri sonrası Koalisyonlu iktidarlar kaosa neden olur, tek başına bir iktidarla kaos biter, istikrar olur ve terörün kökü kazınır" söylemi ile Evet çıkmazsa terör bitmez tehdidi tesadüf değil ve aynı kapıya çıkıyor! Bu nedenle Eğer Başkanlık gelirse, terörün kökü kazınır" şantajı bir kez daha karşımızda…İşin doğrusu bu söylem 7 Haziran sonrası yalandı, bugün de yalan. Buna rağmen 1 Kasımda tuttu, şimdi Nisan referandumunda tutmamalı! Bu yalanın aynı suda ikinci kez yıkanmasına izin vermemeliyiz! 15 yıldır ülkeyi tek başına yöneten AKP, olmayan koalisyonu varmış gibi sunuyor. Korkuyu ve kutuplaştırmayı öne çıkartıyor. Çünkü kutuplaştırma iktidarın en çok istediği ve en başarılı olduğu alan.

İktidarın kutuplaştırmayla birlikte yıllardır hep aynı taktiği izliyor: Muhalefet olanların kafasında seçime bile girmeden kaybettiniz algısı yaratıyor! Yüzde 60 Evet sürpriz olmaz lafları bunun için. Bunlar ne yapar-eder sandıkta Evet çıkartır söylemi de… Hayırcıları korkut, korkutamıyorsan demoralize et, motivasyonunu kır, sandıktan kaçırt! Neden belli; Sandığa gitmeyecek her Hayır oyu fiili olarak "Evet"e yazacak! Bu nedenle Her Hayırcı öncelikle bu duruma müdahale etmeli! Bütün hilelere, şantajlara ve tehditlere rağmen Hayır kazanır algısını bizim yaratmamız gerekir! Bunu yapabilmek kararlı olmayı zorunlu kılıyor. Aman milleti ürkütmeyelim demeye başlarsak kaybederiz! Bütün politikamızı MHPyi ve milliyetçileri etkileme üzerine kurarsak kaybederiz. Her Hayırcı kendisi olmalı ve etkileme adına temel tezlerinden vazgeçmemeli.

Ortadaki durum son derece net: Karşımızda söylemleri aynı olan iki parti yok, tek parti var! MHP fiili olarak siyaset sahnesinden tasfiye olmuş durumda. Başta AKP olmak üzere, MHP de 79 milyonunun tamamına değil, yüzde 60-65lik bölümüne oynuyor. Bu durum Hayır için hem dezavantaj, hem de avantaj! Dezavantajı avantaja çevirmek için, toplumsal adaleti ve vicdanı isteyenlere oynayacağız. Bunun için etnik ya da dini kimliğin hiçbir önemi yok. Parti tercihinin de…

HAYIR SOSYAL BİR HAREKETE DÖNÜŞMELİ!

Hayırın kazanabilmesi için, Hayırı büyütmemiz, Gezi gibi büyük bir sosyal harekete dönüştürmemiz gerekir. Bunu becerirsek, kapı kapı dolaşmalar, kampanyalar, ikna turları sonuç verir. Sandıklarda kontrol sağlanır, oy çalınma korkusu en alt seviyeye iner! 

Türkiye muhalefet hareketi işe kendinden başlayacağına hep çevreden başladığı için hep yanıldı. Eminim bir çok kişi şu anda kendi çevresine şöyle tartışıyor: Önemli olan CHPlileri, laikleri, solcuları, Alevileri, Kürtleri etkilemek değil, MHPlileri, AKPlileri etkilemek. Kulağa doğruymuş gibi gelen bu yaklaşım doğru gibi gözükse de sonuç alıcı değildir. Kendi kadrolarını, üyelerini, seçmenini motive edemeyen ve harekete geçiremeyen bir hareket dışarıdan da kimseyi harekete geçirmez. Geçiriyormuş gibi yapar ve sandıklar açılana kadar buna inanır! O Kadar!

Bu nedenle, böyle bir hareketi yaratmanın yolu en başta CHPnin harekete geçmesinden ve geniş bir çekim merkezi oluşturmasından geçer! Yani, AKP-MHP tabanını etkilemek ve sivil toplumu hareketlendirmek için CHP öncelikle, 1 milyon 200 bin üyesini, 12 milyon seçmenini motive edip, hareketlendirmeli.

Hareket geçmek ve inandırıcı olmak için ilk halkanın, yani CHPnin motivasyonu çok önemlidir. Strateji bunun üzerine kurulmalıdır!

Siyasal İslamcıların ideolojik-politik hegomanyasını kıracak, milyonları motive edecek ve harekete geçirecek hamle buradan geçer!  Örneğin, İstanbulda 14 ilçe belediyesi CHPde. Tıpkı İzmirde, kısmen Ankarada olduğu gibi. Her belediye kendi ilçe meydanına büyük bir cinevizyon kursa, Belediye Başkanları başta olmak üzere, ilçe başkanları, yöneticileri ve belediye meclis üyeleri ile Hayır nöbetini hemen başlatsa… İlçedeki diğer Hayırcılarla o meydanda buluşsalar… Mikrofon herkesin elinde olsa, herkes kendi Hayırını kendine göre anlatsa… İşte o zaman Hayır etrafında buluşacak kalabalıklar, yan yana gelerek, sosyal bir harekete dönüşür ve kolektif olarak korkuyu yenerler, çevrelerini de motive ederler... Meydanlar Hayıra döner, referandumdan da Hayır çıkar!

KENDİMİZ OLSAK YETER!

Saflaşmayı, kutuplaşmayı iktidar yarattı, bu saflaşmadan artık korkmamak gerekir. Güç biriktirmeden, güç göstermeden sürekli uzlaşı vurgusu yaparak başarılı olunamaz, siyasette kazanmak istiyorsak, risk almadan olmaz…

Gerçeklerle, beklentileri arasına kalın bir çizgi koymalı. Bütün yatırımı sağdaki partiler arasındaki çözülmeler üzerine kurarsak, parlamentodaki oylamalarda olduğu gibi yanılırız.  İnsanları olmayacak beklentilere sokmak, demoralize etmenin dışında bir işe yaramıyor. Mücadele dinamizmini, isteğini öldürüyor. Taslağın reddi için CHPnin Anayasa Mahkemesine başvuru hamlesi de bu nedenle yanlış ve anlamsız!

Kabul olmayacak duaya amin demekten hızla vazgeçilmeli!

Fiili olarak tek adamlığın olduğu, OHALin olduğu koşullarda daha fazla gerçekçi olmalı.
Türkiyede tercihleri ekonomik değil, siyasi tercihler belirliyor…

Son birkaç yılın dünyasında kendi siyasi tercihine göre sağda veya solda net ve kararlı tavır alanlar kazanıyor. Siyasette merkezi temsil edenler kaybediyor. Öfkeleri örgütleyenler kazanıyor… Siyasette yarın hayali olanların herkese şirin gözükmesi ve herkesten oy alması mümkün değil!

Siyasal İslamla hesaplaşılmadan, laikliği öne çıkarmadan bu ülke normalleşmez…

Normalleşmeyi sağlayacak otorite değil, özgürlüklerdir. Özgürlükleri öne çıkarmadan bu ülke normalleşmez…
Her eğilim Hayırını kendine göre kurgulamalı. Bütün hayırcılar bir araya gelip ortak kampanya yapmak zorunda değil…

Başta CHP olmak üzere, bütün Hayırcılar savunma psikolojisinden çıkarsa, defansif anlayıştan ofansif anlayışa geçerse, referandumdan Hayır çıkar…

Siyasette nesnel koşullar var, öznel koşulları yaratamıyoruz. Vatandaşa evet bu parti alır götürür diye hissettirsek bu iş olur…

Kendi kadrolarını motive edebiliyorsan, hareket geçirebilirsen, 1 milyon 200 bin CHP üyesini hareketlendirirsen bu ülke değişir, referandumdan da Hayır çıkar… Motivasyonu yükseltmeden, yarın hayali kurdurtmadan Hayır çıkartmak mümkün değil. Bu hayal kurdurulursa  Hayır olur... Vatandaşın, Hayır çıkarsa, Türkiye daha iyi bir yarına uyanır, normalleşir diye inanması lazım.

Çünkü Hayırcıların eli güçlü, utanacağı bir şey yok, en azından son 15 yıldır bagajı dolu değil, bu ülkeyi 15 yıldır AKP yönetiyor, sorumlu onlar…

Referandum Türkiyenin normalleşmesi için bir şanstır! Hayır Türkiyenin rahat bir nefes alması sağlar ve normalleştirir!

Eğitim