unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Haluk Şahin

Che aslında nereli?

31.08.2016 09:09

 

AKP iktidarının son zamanlarda yaptığı sembolik ataklar Bu demokrasiyi 15 Temmuzda hep birlikte kurtardık, bu demokrasi hepimizin söylemini zayıflatıyor. Oysa AKPli siyasetçiler ve yandaş yazarlar hep bu birlik ve beraberlik ruhunun yaşamsal öneminden söz ediyorlar. Söyledikleri ile yaptıkları birbiriyle çelişiyor. 

Semboller üzerinde siyaset yapmak Erdoğanın ve AKPnin yabancısı olduğu şeyler değil. Uzun bir geçmişi olan ve Türkiyeyi bu noktaya getiren kutuplaştırma süreçleri hep semboller üzerinden savaşla yürütüldü. İki  ayyaş, monşerler,  faiz lobisi ve üst akıl gibi sözcüklerin arkasında hep ideolojik referanslar vardı: İki ayyaş  Cumhuriyeti kuranlar demekti, monşerler Cumhuriyetin barışcıl dış politikasını kastediyordu, faiz lobisi TÜSİADtı,  üst akıl ise Amerika Birleşik Devletleri olarak anlaşılıyordu. 

Semboller üzerinden yapılan son siyasal ataklar derken neyi mi kastediyorum? Örneğin şunları:

Belirli bir kesimin duyarlıklarına ve uyarılarına rağmen 3. Köprüye Yavuz Selim adı verilmesini; Atatürkçü ve laik kesimin  duyarlığı blinmesine ve eleştirilerine rağmen Gülhane Tıp Akademisine Sultan Abdülhamidin adının verilmesini; Cumhuriyetçi kesimlerin duyarlıklarına rağmen 30 Ağustos kutlamalarının iptalini; sol kitleler arasında bir efsane olarak bir kaç kuşaktır yankılanan Cheden eşkiya diye söz edilmesini; birçok itiraz olduğunu bilmelerine rağmen kadın polislerin türban takmasına izin verilmesini gösterebilirim.

Normal zamanlarda bunların tümü tartışılabilir; ama içinde bulunduğumuz şu olağandışı zamanda iktidarın takındığı dediğim dedikçi tutum ülkemizde gerçek bir demokrasi kurulmasını isteyenleri daha da kaygılandırıyor.

Kılıçdaroğlunun bu konuları muhtabıyla en kısa zamanda konuşması lazım.

                                                                  ***

Che Gueveraya eşkiya denmesinin tartışmasına bir ucundan değineyim istiyorum:

Bu kem sözün sahibi İsmail Kahraman ve ne yazık ki TBMMnin Başkanı olan eski model mukaddesatçı zat belli ki dünyayı da Türkiyeyi de iyi tanımıyor, bilmiyor. Baksanıza, açık açık söylediğini, bizim edebiyatımıza gönderme yaparak dobra dobra savunmayı bile göze alamadı.

Oysa, benzer bir tartışma bir zamanlar Dadaloğlu ve Köroğlu gibi Anadolulu asiler için de yapılmıştı. Kahraman, Necip Fazılın ötesinde biraz edebiyat bilgisi olsa, taraflardan birisinde Yaşar Kemalin öte tarafında ise devlet ana yanlısı Kemal Tahirin bulunduğunu söyleyerek sözünü temellendirmeye gayret edebilirdi.

Ama nerede o entellektüel feraset? Böyle yapmak ya da hata ettim diyerek özür dilemek yerine, hemen  bir düzeltme yaptırarak, Che derken onun şahsını değil, yerli olmayıp yabancı olmasını kastettiğini öne sürdü. 

Ve gene yanıldı!

İsterse siyasal sosyologlara danışsın: Che hakkında ne düşünürseniz düşünün, artık onun yerli olmadığını öne süremezsiniz. O artık Türk siyasal hayatının dokusuna, kolektif siyasal bilncine karışmıştır ve bir haksızlığa başkaldırı sembolü olarak buralı olmuştur!

Çoğu kişi onun Arjantinli ya da hekim olduğunu bile bilmez, ama onu en yerli sembollerle birlikte her yerde yüceltir: Tişörtlerde, kitaplarda, dergilerde, posterlerde, pankartlarda, duvar yazılarında, bayraklarda, dövmelerde,  tampon yazılarında, şiirlerde...

Başka nerelerde mi?  Devam ediyorum ve kendi çektiğim fotoğraflarıyla aşağıya ekliyorum: 

Çakmaklarda ve  seyyar halı satıcılarının tezgahlarında...*

unnamed-(1)-029.jpgunnamed-(2)-018.jpg

Hem de kimlerin arasında.  Dikkat ediniz.  Kimler var onun yanında?  O halde Che yerli midir yoksa yabancı mıdır?

*Çakmaklardaki Cheyi 2015te Mersinde, halılardakini ise 2016da Adanada çektim. 

Eğitim