unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları İbrahim Kaya

Gerici sol üzerine

14.08.2017 14:53

Kaliforniya Radyo İstasyonu (KPFA), çok önceden programına aldığı Richard Dawkins ile yapılacak söyleşiyi iptal etti. Bu söyleşi Dawkinsin son kitabı üzerine olacaktı. Radyo istasyonu, gerekçe olarak, Dawkinsin İslama karşı kabul edilemez olduğu iddia edilen tweetlerini gösterdi. Dawkins buna yanıt olarak İslamdaki homofobiyi, kadına karşı şiddeti, İslamcılığın terör boyutunu dillendirmenin Müslümanlara düşmanlık olmadığını, eleştirel, rasyonel bir tartışma olduğunu ifade etti. Kısacası, KPFA, İslamcılığa yönelik eleştiriyi Müslümanlara karşı bir taciz söylemi sayarak, Dawkinsin eleştiri hakkını yok saydı. Bu tür modern-dışı, eleştiriyi kovan olayların son yıllarda giderek artış gösterdiği bir olgu ve bu olgunun ortaya çıkmasında, tutunmasında kimi zaman liberal kimi zaman sol olarak adlandırılan bir yaklaşımın etkili olduğunu görmek bir zaruret. Bu yaklaşım için Batıda son zamanlarda, bazı çevrelerce, gerici sol (regressive left) kavramı uygun bulunmaktadır. Doğayı anlamak için olduğu gibi, toplumu anlamak için de kavramsal nitelemelere gereksinim duyuyoruz. Bu açıdan gerici sol kavramı üzerinde durmakta fayda olduğu muhakkak. Maajid Nawas, Sam Harris, Richard Dawkins, Bill Maher, Dave Rubin gibi bazı önemli entelektüeller, politik arenada ve entelektüel dünyada kendisini solun içinde konumlayan bir anlayışın irrasyonel, Aydınlanma karşıtı bir anlayış olduğunu ve dünyayı karanlığa, tiranlığa döndürmekten uzak olmayan bu anlayışın gerici sol anlayış olduğunu tartışmaktadırlar.

İLERİCİLİĞE KARŞI
Gerici sol, dolayısıyla, ilerici olarak tanımlanan klasik anlayıştan ayrı, hatta ona karşı bir akımdır ve son zamanlarda oldukça etkilidir. Dünyanın ilerlemesi, Aydınlanması, dinci gericiliğe karşı laikliğin güçlendirilmesi ve daha fazla özgürlük, eşitlik için mücadele edilmesi ilericiliğin ana niteliklerinden olduğu halde, epey bir zamandır ilerlemeci, Aydınlanmacı geleneğe karşıt bir gerici solun güç kazandığı görülmektedir. Gerici solun temel özelliklerini şöyle özetlemek mümkün: gerici sol, hoşgörü adı altında gerici tavırları görmezden gelmektedir. Örneğin bilim karşıtı ifadelerin hoşgörü adı altında önünün açılmasını gerici sol düşünce özgürlüğü adına desteklemektedir. Ne kadar irrasyonel, mistik, ilkel, cani olursa olsun, bütün kültürleri gerici sol eşit görür. Yani gerici sol; birbirinden farklı kültürleri tanımak derdinden ziyade bütün kültürleri, ne kadar kötü olurlarsa olsunlar, eşit görme özelliğine sahiptir. Bu noktada gerici sol, kimlik siyasetine bayılır. Dünyadaki bütün meseleleri kültürel kimlik meselesine indirgeme sevdasına sahiptir. Gerici solun bir diğer özelliği; eleştiriyi olanaksız hale getirecek bir özgürlük anlayışına sahip oluşudur: kendisinin iddialarının özgürlükçü olduğunu ve diğer bütün iddiaların özgürlük karşıtı olduğunu ilan eder ve bu nedenle de gerici sol ile tartışmak ve onu eleştirmek hemen hemen olanaksız hale gelir. Bu da gerici solun yarattığı en önemli sorunlardan birisidir; konuşma özgürlüğünü engellemektedir.

Rasyonelliğe önem atfetmeyen bu gerici sol, anlaşılacağı üzere akılsal, mantıksal değerlendirmeleri reddeder. Gerici sol bilimsel olarak dünyayı anlama çabalarını küçümser. Bilimi olumsuzluğun, hatta kötülüğün kaynaklarından biri olarak görmeye eğilimlidir. Modern tıptan biyolojiye uzanan bilimlere karşı göreceliliği bir büyük değer olarak kabul ettirme hevesine sahiptir. Gerici solun öncelediği kategorik insan grupları vardır: siyahlar, geyler, lezbiyenler, Müslümanlar, kadınlar v.d. Bu kategorilere dahil olanların sadece bu kategoriye dahil oldukları için her daim ve her koşulda haklılığından emin olan gerici sol, bireysel değil kolektif yargılama, değerlendirme yanlışlığına sahiptir. Batıdaki gerici solun bu konudaki en önemli yanlışlıklarından birisi İslamcılığa ilişkin eleştiriyi engelleyici tutumudur. Bu örnek üzerinden konuya açıklık kazandırılabilir. İslamcılığa ilişkin eleştirileri İslam düşmanlığı hatta faşizm ile eşitleyen gerici sol, mesela, El Kaide gibi islamcı terör örgütlerini anti-emperyalist, anti-Amerikancı diye niteleyip onları özgürlük mücadelesi yapan solcu gruplar olarak anlamıştır. Bu konuda en önemli örnek isimlerden biri solcu feminist akademisyen Judith Butlerdir: Hamas ve Hizbullahı ilerici sosyal hareketler olarak gören Butler, onları küresel solun en önemli aktörleri arasında saymaktadır. Günümüz sosyal bilimcileri arasında önemli bir konum sahibi olan Michael Walzer, Dissent Dergisindeki bir yazısında (Islamism and the Left, Kış Sayısı, 2015), ana hatlarıyla, Batı Solunun İslamcılığı anlamadaki yanılgıları üzerinde duruyor.

ELEŞTİRİ OLANAKSIZLAŞTIRILIYOR
Walzer, Batı Solunun Müslüman Kardeşler veya HAMAS gibi İslamcı örgütleri, bugüne değin, yanlış okumasının arkasında yatan temel yanılgının, bu örgütlerle anti-emperyalizmin ve çok kültürcülüğün ilişkilendirilmesi olduğunu tartışıyor. Diğer bir ifadeyle; İslamcı örgütlerin Batı emperyalizmine meydan okuduğu ve farklı kültürel kodlara sahip oldukları algısı, Batı Solunun İslamcılığı okurken yanılgıya düşmesinin temel nedeni oluyor. Halbuki solun öz-değerleri içinde ayrıcalıklı konuma sahip olan laikliğe sahip çıkması ve Aydınlanmayı unutmadan sol değerleri savunması, yani İslamcılığı eleştirel gözle sorgulaması gerektiğini yazıyor.

İslamcılığa yapılan/yapılması elzem olan eleştiriye yönelik olarak gerici sol sözü edilen eleştiriyi İslamofobi olarak etiketlemektedir. İslamofobi, İslam korkusu demektir ve İslam dinine karşı önyargılardan ve ayrımcılıklardan kaynaklanmaktadır. İslamcılığa yönelik eleştiri ve sorgulama bizzat Müslümanlara yönelik bir önyargı veya onlara karşı bir ayrımcılık olarak etiketlendiğinde ve bu etiketleme toplumda karşılığını bulduğunda, eleştirinin anlamı hakaret ile eşitlenmektedir. Böylece eleştirinin önüne geçilmektedir.

Ülkemizde gerici sol muhtemelen çok daha önemli sonuçlara neden olmuştur ve olmaya devam etmektedir. Bu nedenle, üzerinde daha ayrıntılı biçimde durulması icap etmektedir. Cumhuriyet karşıtı, anti-Aydınlanmacı, ulus-devlet düşmanı ve anti-laik gruplar ve onların geliştirdiği anlayışlar sözünü ettiğimiz gerici sol tarafından hem çok hoş bulunmuş hem de desteklenmiştir. Bu grupların dışlandıkları, ötekileştirildikleri, tanınmadıkları propagandasını yerinde bulan gerici sol bu aynı gruplara ilişkin eleştirel yaklaşanları da darbeci, demokrasi düşmanı, seçkinci bulmakta ve damgalamakta hiç tereddüt yaşamamıştır. Demokrasiyi araçsallaştıranların eleştirisi böylece imkansız hale getirilmiş ve her adımları meşrulaştırılmıştır. Türkiyedeki gerici sol neredeyse feodal toplum, modern toplumdan daha iyiydi diyecek kadar tuhaftır. Geleneksel, dinsel anlayışlara dayanan egemenlik ilişkilerinin hiçbir biçimde eleştirisinin yapılmadığı bu gerici sol çevrelerde aşiret, tarikat gibi tarihin çöplüğüne atılmış olması gereken gruplara methiyeler düzen bir kimlikçilik başköşede durmaktadır. Kısacası, gerici solun bu ülkenin gerilemesinde ne denli önemli roller oynadığı ayrıntılı olarak incelenmek ve ortaya konulmak durumundadır.

FAŞİST OLARAK DAMGALANABİLİRSİNİZ
Gerici sol, özgürlük gibi bütün insani değerleri ancak kendisinin bayraklaştırabileceğine inandığı ve önemli bir kitleye de bunu inandırdığı için, gerici sola ilişkin yapılacak her tartışmada şu ifadeleri en başta dillendirmek yerinde olacaktır: elbette insan hakları, özgürlük, demokrasi herkesin savunmak zorunda olduğu değerler; ama sizin inandığınız gibi, bazı insan kategorilerinin kendiliğinden haklı olduklarına inanmak çok ciddi bir sorundur. Suça kolektif olarak değil bireysel olarak yaklaşmamız şarttır ama elbette bir ırka, etnisiteye, ülkeye, sınıfa v.d. yönelik işlenen suçların insanlık suçu olduğuna kesinlikle inanmak gerekir. Yaşanan anlaşmazlıkları akıl süzgecinden geçirmemiz lazım, rasyonel değerlendirmeye tabi tutmamız lazım, fakat sizin gibi anlaşmazlığın taraflarından birinin her koşulda haklı olduğuna inanmamak lazım. Bilim karşıtı yaklaşımları ifade özgürlüğü bağlamında görmemeliyiz, insanlığa karşı kötücül yaklaşımlar olarak görmeliyiz. Bütün kültürlere pozitif değer atfetmenin yanlışlığını rasyonel olarak görmek gerektiğine inanmalıyız, sizinki gibi her kültürün eşit olduğu anlayışını savunamayız; evrensel değerlere inanırız ama bu elbette farklı kültürlerden olan insanları aşağılamamızı gerektirmez, bunun farkındayız; ancak, mesela, kadınları ikinci sınıf gören, çocukları dövmek gerektiğini dikte eden bir kültüre de kültür olarak bakmayız. Bu ifadeleri otomatik olarak faşist, ırkçı, dışlayıcı, otoriter, totaliter bulacaktır gerici soldakilerin çoğu. Türban acaba özgürlük müdür gerçekten diye soran ilericiye karşı gerici sol hazır bekler şunu demek için: sana ne, sen kimsin ki kadının tercihine müdahale edebiliyorsun, faşist, otoriter, totaliter… İlericinin evrensel eğitim sayesinde insanların daha iyi yetişeceğine ilişkin anlayışını faşizan, disipline edici, cezalandırıcı bulacaktır gerici sol. Terör örgütü silah bırakmadan çözüm için müzakere edilmesinin irrasyonel olduğunu söyleyen ilericiye karşı gerici sol anında şunu bağırır: kanın akmasını istiyorsun, sen pis faşist! Kısacası, bütün dünyada önemli bir gerileme süreci yaşanıyor ve bu gerilemeden sorumlular arasında tıpkı dinci sağ veya neo-liberalizm gibi gerici sol da önemli bir yer tutuyor ve Türkiyenin gerilemesindeki gerici solun rolü irdelenmek zorundadır.

Eğitim