unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Mehmet Ali Güller

Al İdlibi, ver Afrini Pazarlığı

18.01.2018 08:00

İdlibde Suriye ordusunun operasyonları ile başlayan ve Afrine operasyon olasılığı ile devam eden mesele, aslında özü itibariyle bir Halep meselesidir. Şöyle:

Astana toplantılarında Suriyede çatışmaların en yoğun olduğu 4 bölge çatışmasızlık bölgesi olarak belirlendi. Türkiye de bu bölgelerden çok istediği İdlibin sorumlusu oldu.

Görev kısaca İdlibde 13 gözlem noktası kurarak çatışmasızlık ortamı oluşturulmasını sağlamaktı.

Ancak aradan geçen sürede Türkiye sadece 3 gözlem noktası kurdu!

AKPNİN İDLİBDE ASTANAYA AYKIRI FAALİYETLERİ
Fakat daha önemlisi, AKP Hükümeti İdlibde çeşitli gruplarla, Astana sürecinin ruhuna aykırı temaslar yürüttü, yürütüyor. Örneğin adını Fetih el Şam diye değiştiren Nusra ile İdlibde işbirliği var. Oysa Nusra Rusya tarafından IŞİDden sonra hedef alınması gereken en önemli ikinci örgüt olarak ilan edilmiş bir cihadçı yapı.

AKP, Nusra dahil İdlibdeki çeşitli grupları 17-18 Eylül 2017 tarihinde Cilvegözü Sınrı Kapısının hemen bitişiğinde, Suriye tarafındaki Bab el Hava gümrük binasında topladı. 425 temsilcinin bir bölümü doğrudan Türkiyeden gelerek toplantıya dahil oldu! Toplantının amacı bir meclis oluşturmaktı! Bu meclis daha sonra İdlibde hükümet ilan edecekti!

Etti de! 2 Kasım 2017de, AKPnin topladığı o meclis, İdlibde milli selamet hükümeti ilan etti! Sözde bakanları İstanbulda temaslar yürüten bu hükümet, açık açık Suriyede şeriat devleti istiyor! (Rafet Ballı, Aydınlık, 12 Ocak 2018)

Sahadaki bu gelişmeler, Erdoğanın 27 Aralık 2017de Esadı yine terörist ilan etmesiyle sürdü.

Kısacası AKP hükümeti Astana sürecinin ruhuna aykırı olarak, çatışmasızlık bölgesi oluşturmak yerine, tersine o bölgede kendine bağlı bir hükümetçik kurmuş oldu!

Burada bir parantez açalım: Bir önceki yazımızda incelemiştik. AKP hükümetinin Şamla anlaşmaya direnmesinin esas nedeni, AKPnin gerçekte Suriyenin toprak bütünlüğünü savunmuyor olmasıdır. AKP, hayal de olsa, iç politikadaki olumlu etkisini de gözeterek 82. il Halep hedefiyle Suriyenin kuzeyini istemektedir. ABDyle sonradan ortaya çıkan anlaşmazlığın kaynağı da, Suriyenin kuzeyinin kimin olacağı konusudur! Erdoğanların mı? PKKnin mi? İşte Erdoğanların ABDye sürekli sorduğu bizimle mi, terör örgütüyle mi çalışacaksın sorusu bu nedenledir.

Kuşkusuz AKPnin 82. İl Halep hedefi hayaldir ancak AKP İdlibdeki gibi kendine bağlı nüfuz bölgeleri inşa ederek bu hayali ete kemiğe büründürmek istemektedir.

HALEP HEDEFLİ ASKERİ STRATEJİLER
Yukarıda özetlediğimiz gelişmeler üzerine Suriye ordusu, Rusyanın da onayı ve desteğiyle en sonunda İdlibde askerî harekât başlattı. AKP hükümeti ise sanki İdlib Türk toprağıymış gibi, Suriye Ordusunun kendi topraklarında yaptığı bu operasyona tepki gösterdi. Neticede böylece Astana bileşenleri arasında önemli bir çelişme ortaya çıkmış oldu.

Afrine operasyon konusu da işte bu İdlibde karşı karşıya gelinen durumun arkasından oluştu.

AKP Hükümeti, Rusya desteğiyle İdlibin Suriye Ordusu kontrolüne girme ihtimali ortaya çıkınca, bir manevra ile Afrine operasyon konusunu gündeme getirdi.

Böylece AKP ile Rusya arasında Al İdlibi ver Afrini pazarlığı başlamış oldu!

Başta da belirttik: İdlib ve Afrin konusu aslında Halep konusudur. Haritaya bakınız: Afrin Türkiye sınırında, Halep Afrinin güney doğusunda, İdlib de Halepin güney batısındadır.

Şam yönetimi Haleple kesintisiz bağ için aradaki son engel kalan İdlibte kontrolü ele geçirmek istiyor; AKP ise olursa İdlib, olmazsa Afrin ve denetimindeki el Bab ile Halepi bir cebin içinde sıkıştırmak istiyor.

Zira Halep, ilk gündeki gibi Suriye meselesinin düğümüdür!

AFRİNE KARŞI SOÇİ PAZARLIĞI
Afrin, PYD/YPGnin kontrolündeki bir bölge ama diğer YPG bölgelerinden farklı olarak, ABDnin değil, Rusyanın bulunduğu bir bölge!

İşte ABD bu nedenle Afrine operasyon konusu gündeme gelince, yeşil ışık anlamına gelecek şekilde Afrindeki PYD unsurlarını desteklemiyoruz açıklaması yaptı!

Çünkü ABD için Türkiye ile Rusyanın Afrinde karşı karşıya gelmesi bir fırsattır! Ayrıca ABD, Fıratın doğusundaki asıl PYD bölgesinin güvencesi olarak Fıratın batısındaki bölgenin kaybını göze alabilir! Nitekim birkaç aydır ABD devlet organlarına strateji hazırlayan düşünce kuruluşlarında, mevcut ABD güç kapasitesine uygun olarak, şimdilik Fıratın doğrusundaki bölgenin kuzey Suriye federasyonu olarak savunulması üzerinde duruluyordu.

Rusya ise Türkiyeyi kaybetmemek için Afrine operasyona karşı çıksa bile bunu sahada ve masada bir kazanca dönüştürecek formüller peşinde. Bunlarda biri de, bu vesileyle Türkiyenin kırmızı çizgisini kaldırtarak Soçideki Suriye Ulusal Diyalog Kongresine PYDnin katılımını kabul ettirmek.

Bir bakışa göre taraflar bu formülden topluca kazançlı çıkmış olacak: Erdoğan Afrin operasyonu ile iç politikada arkasına yeni bir rüzgâr almış olacak. TSK nasılsa sonsuza kadar Afrinde kalmayacak. PYD de en sonunda barış masasında yer bulmuş olacak.

Ancak mesele birçok yönüyle oldukça kırılgandır, birden fazla risk taşımaktadır ve bu nedenle pazarlıklar hâlâ sürmektedir. PYDnin, hatta Şam yönetiminin de buna razı olmamasından başlayarak sahada pek çok karşı faktör vardır.

YANLIŞ ADAMLA DOĞRU İŞ YAPILMAZ!

AKP Hükümeti Rusyayla normalleşme sürecinin olumlu ivmesine rağmen yine de Suriyede doğru bir politik hatta girmedi. Bunun basit bir nedeni var elbette: Yanlış adamla doğru iş yapılmıyor!

AKP hükümeti 2011de Şamda ihvan rejimi kurmak ve Suriyenin kuzeyini nüfuz bölgesi yapmak hevesiyle girdiği stratejik derinlikte hâlâ fırsat kollayarak kazanç elde etmeye çalışıyor. Bu nedenle de bir türlü Şamla anlaşmıyor. Astana sürecine rağmen, alttan cihatçı gruplarla Şama alternatif hükümetçikler kurmaya çalışıyor.

Bu ikili çizginin en büyük sorunu da, son tahlilde ABDnin Suriyede federasyon ana hedefiyle örtüşüyor olmasıdır.

Irakta alınmayan dersler, Suriyede tarihi tekerrür ettirebilir!

Eğitim