unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

Merkez Bankası rezerv-kur artışı açmazında

Hürriyet yazarı Uğur Gürses, Merkez Bankası'nın 15 Temmuz sonrası aldığı likidite önlemlerinin sonrasında bugün rezervi koruma veya DTH faizi ile kurdaki yükseliş arasında seçim yapma noktasına geldiğini yazdı. İşte Gürses'in o yazısı

"Merkez Bankası, 'Döviz getirip teminata koyarak istediğiniz kadar Türk Lirası alabilirsiniz' deyince bankalar Avrupa'dan negatif faizle borçlanıp Merkez Bankası'na verdi. Böylelikle tam 7.2 milyar Euro Merkez Bankası'na getirildi.

Malum 15 Temmuz darbe girişiminin hemen ertesinde Merkez Bankası geniş bir likidite önlem paketi açıklamıştı. O paket içinde, daha önce bilançoları oranında limitleri olan bankaların, Merkez Bankası’na döviz getirerek bunu teminata koyup istedikleri kadar, limitsiz TL alabilecekleri de vardı. Bu pencere ilk defa açılmıştı. Bu pencere, diğerleri ile birlikte doğru bir adımdı.

Gidişattan da görüldü ki, öyle çok yüksek bir para talebi ortaya çıkmadı. 15 Temmuz’u izleyen bir aylık dönemde, vatandaşın cebinde tutmak için talep ettiği nakit para miktarı ortalamada sadece yüzde 3.8, yani 5 milyar TL artmış.

İşin doğrusu bankaları likidite açısından sıkıştıran bir durum olmadığı görülüyor. İlave verilen TL likiditesinin de bankaların mevcut imkanları çerçevesinde sağlanmış olduğu çok açık. Durum böyle iken; haziran sonundan eylül sonuna, Merkez Bankası’na götürülen ilave döviz miktarının kabaca 7 milyar dolar olduğu görülüyor. Bunun resmi rezervleri artırıcı yönde olduğunu da not düşelim.

Peki madem para talebi sınırları zorlayacak kadar değildi de, Merkez Bankası bilançosundan gördüğümüz 7 milyar dolarlık döviz teminat artışı ne demek oluyor?

Anlatalım.

Merkez Bankası “siz dövizi getirin, size uyguladığım limitlere tabi olmadan sınırsız TL alabilirsiniz' deyince, bankalara çok güzel bir arbitraj kapısı açıldı. Bankalar ellerindeki dövizleri Merkez Bankası’na getiriyorlar, ki neredeyse tamamı Euro; bunun karşılığında TL borçlanıyorlar. Sonra bu TL’leri yurtdışındaki bankalara borç verip karşılığında döviz (Euro) borçlanıyorlar. Sonra aynı döngü, bu Eurolar Merkez Bankası’na götürülerek tekrarlanıyor.

Böylelikle tam 7.2 milyar Euro Merkez Bankası’na getirildi.

PEKİ NEDEN KAZANÇLI BU İŞ

Malum Avrupa Merkez Bankası kendisinde tutulan mevduata geçen yıl negatif faiz uygulamaya başladı; Avrupa’da bir bankada Euro hesabı tuttuğunuzda üste faiz ödemek zorundasınız; binde 4’e (Yüzde 0.40) yakın. Euro cinsi libor faiz oranı negatif; yani Euro cinsi borç para alanlar faiz ödemiyor, üste faiz tahsil ediyorlar.

Böyle olunca, bankalar Merkez’den TL borç alıyor; bu TL’leri yurtdışında borç vererek (Swap işlemleri) Euro borçlanıyorlar. Bu Eurolar ise yeniden Merkez’e götürülüyor. Merkez Bankası Avrupa Merkez Bankası gibi kendisinde mevduat tutanlardan faiz almak yerine, tersine yüzde 0.03 faiz verdiğinden, bankalar bu işten kâr ediyor. Bu Euroları teminat olarak Merkez’e yatırıyorlar.

15 Temmuz sonrasında artık ihtiyaç kalmadığı bir iki haftada ortaya çıkan bu pencereyi Merkez Bankası kapatmadığından, bankalar bu arbitraj kapısını sonuna kadar kullanarak para kazanıyor. Bankalar, bulabildikleri eldeki tüm dövizlerini buraya yatırdıklarından, müşterilerine verdikleri döviz hesabı faizleri yüzde 3.5’e fırladı. Olasılıkla bankalardaki likiditeyi de azaltan bu kayma, döviz kurundaki yukarı yönlü baskının da nedenlerinden biri oldu. Merkez Bankası, kur zıplayınca bunun farkına varıp, “limitiniz artık eskisinin 4 katı ile sınırladık' diye haber göndermiş. Ama uygulamada fiilen sona erdirilmiş değil, hâlâ devam ediyor.

KARŞILIKLARA VE REZERVLERE NE OLDU?

Siyasetçiler “vatandaş döviz bozdurdu' diye sevinirken, bunun döviz rezervlerine etkisini ve DTH faizlerine etkisinin farkında değil.
15 Temmuz-7 Ekim arasında bankacılık sistemindeki döviz hesapları 14. 2 milyar dolar azaldı. Bunun büyük kısmı TL karşılığı satış, bir kısmı da zaten TL hesabı olup da döviz olarak kaydedilen ama yeniden TL kaydına dönen hesaplardan kaynaklanıyor.

Bankalar döviz hesapları için de zorunlu karşılık tutuyorlar; bu hesaplardaki azalış nedeniyle kabaca 2 milyar dolarlık bir döviz yükümlülüğü azaldı. İkincisi, bankalar TL mevduatlar için tutulması gereken yükümlülüklerin büyük bölümünü tercihan döviz olarak tutuyorlar. 15 Temmuz’dan itibaren kur artışı yüzde 7’ye ulaşınca, tutmak zorunda oldukları döviz miktarı da kabaca 2 milyar dolar azaldı.

Kimi bankalar da olasılıkla yurtdışından borçlanarak yatırdıkları zorunlu karşılık dövizlerini çekmek zorunda kalıp, yerine TL yatırmaya başlamış görünüyorlar.

Sonuçta, döviz ve altın cinsi yatırılan zorunlu karşılıklarda toplamda gözlenen çekiliş 9.5 milyar dolara ulaştı.

Ancak, ilk bölümde anlattığım 'döviz getir, TL al; limitsiz’ döngüsü ile gelen dövizler aynı dönemde 6.2 milyar dolarlık rezerv girişi sağladığından, toplam rezerv değişimi 15 Temmuz-7 Ekim arasında sadece 3.2 milyar dolar olarak kaldı.

İşte Merkez Bankası’nın açmazı şu; resmi rezervler mi azalsın? Yoksa bankalara sağlanan bu kazanç 'havucuyla’ rezervi elde tutalım ama likidite azalışıyla DTH faizleri ve kur yükselişini mi seyredelim?" (Uğur Gürses/Hürriyet)

 

Çok Okunanlar

Erdoğan balkon konuşmasını iptal etti!

Polis korumasında oy hırsızlığı böyle görüntülendi

Muharrem İnce'den ilk açıklama

İşte Adil Seçim'e göre oy oranları

Sosyal medya bu görüntüyü konuşuyor: İnce'yi görünce suratını astı

İlgili Haberler

Ekonomi

JP Morgan: Piyasaların yönü için 3 kritik nokta var

Ekonomi

İşte doların ilk tepkisi

Ekonomi

Soma Katliamı davasında karar seçim sonrasına bırakıldı

Ekonomi

Bakan Zeybekci'den 'kur' açıklaması

Ekonomi

Dolar haftanın son gününe 4.74'ten başladı

Ekonomi

IMF, Türkiye için teyakkuzda

Ekonomi

Fiyapı-Dumankaya inşaatları için Almanlarla anlaşıldı

Ekonomi

AKP'li Elitaş: Verdiğimiz ikramiye ekonomiye büyük katkı sağladı

Ekonomi

Zeybekci: ABD'ye ek vergi bugün başlayacak

Ekonomi

400 işçi ücretleri için fabrikada direnişe geçti

Ekonomi

Deutsche Bank'a 205 milyon dolar ceza

Ekonomi

Sigaraya en az yüzde 50 zam geliyor