unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Gaffar Yakınca

Gurbetçilerin tek kurtuluşu: HAYIR

16.03.2017 11:00

Avrupada yaklaşık yedi milyon Türkiye kökenli yaşıyor. Tahminen beş yüz bin kişi geçici ya da sürekli oturma izni ile, altı milyonun üzerindeki insan ise AB vatandaşı olarak. Bu insanların yaklaşık yarısı çifte vatandaşlık sayesinde aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı.

Dikkat ederseniz hayli büyük bir toplamdan söz ediyoruz. Avrupada milyonlarla ifade edilen bir nüfus anavatan olarak Türkiyeyi görmekte, gözü, kulağı, kalbi yarı yarıya Türkiyeye bağlı yaşamaktadır.

Peki Türkiye Cumhuriyeti bu insanlara nasıl bakmaktadır? Onlarla ne tür bir ilişki kurmaktadır? Doğrusunu isterseniz bu soruların yanıtı pek de iç açıcı değil.

Bildik deyimle söyleyecek olursak, Almanyada yabancı, Türkiyede Almancı diye aşağılanan bu insanlar, uzun yıllar boyunca devlet tarafından sadece döviz kaynağı olarak görüldüler. AKP iktidarından sonra, döviz kaynağı olmaları da yetmedi aynı zamanda siyasi bir silah bir tür ucuz asker gibi görülmeye başlandılar.

AKP gurbetçileri ateşe sürüyor

Bugün gurbetçilerin en önemli sorunu Avrupa genelindeki yabancı düşmanlığıdır. Çifte vatandaşlık yasalarının iptal edilmesi, oturum izni prosedürlerinin güçleştirilmesi, aile birleşimlerinin engellenmesi gibi son derece hayati konular gündemdedir.

Seçime giden Hollandadaki siyasi iklim de aynıdır. Sadece Türk düşmanı PVV partisi değil, onlara oy kaptırma korkusu içindeki diğer siyasetçiler de yabancı düşmanlığı konusunda gayet rahat hareket etmektedir. Herkes Türkiye ile yaşanacak bir gerilimi siyasi ranta dönüştürmenin derdindedir.

Avrupaya böylesi bir ruh hali hakimken, bu insanların anavatan dediği ve hemen her konuda sahiplendiği Türkiyenin birinci sorumluluğu onları korumak değilse nedir? Türkiyenin Avrupadaki Türk ve müslüman düşmanlığını azaltacak yönde politikalar gütmesi gerekmez mi?

Oysa AKP iktidarı bu sorumluluktan zerrece nasibini almamış gibi davranıyor. AKPnin dış politikadaki tutumu sorumlu bir devlet yönetiminden ziyade ucuz bir kabadayılığı andırıyor. AKPli siyasetçiler sanki itibarlı bir devleti değil de bir sokak çetesini yönetir gibi hareket ediyor, vatandaşlarını küçük düşerecek şekilde konuşuyorlar.

Son olayda Hollanda defalarca gelmeyin diyor, buna rağmen konsoloslar parti aparatı gibi davranıp Hollanda makamlarına yalan beyanda bulunuyor, devletin bir bakanı yanında silahlı korumaları ile birlikte Hollandanın yasalarını ihlal ediyor, gurbetçiler Holanda polisi ile karşı karşıya getiriliyor. Bir ülkenin egemenlik haklarını hiçe sayıp bütün diplomatik teamülleri alt üst ederek nereye varılabilir?

 

Bir bakıyorsınuz, daha on gün önce bizzat Binali Yıldırım Hollandaya seçimlerden önce gitmeyeceğiz diye beyanat vermiş, gerilimin doruğa çıktığı o gece TRTnin en önemli haber spikeri Roterdamda hazır bekliyor, iki ülke başbakanı arasında gün boyunca sekiz kez telefon görüşmesi yapılıyor, Hollanda makamları diyaloga açık olduğu halde gerilim düşmüyor.

Anlaşılıyor ki AKP yaptığı işin bilincindedir. Bilerek ve isteyerek, taammüden çirkin bir provokasyona girişmiştir. Aşırı sağın hakim olduğu bir Avrupa ülkesinde bilerek ırkçı duyguları kışkırtmakta, kendine iç siyasette kullanacağı bir düşman yaratabilmek için gurbetçilerimizi Avrupa ırkçılarına yem etmektedir.

Olayın zamanlaması, özellikle başörtülü bir bakanın kullanılması, yetkillilerin deyim yerindeyse yangına körükle gitmesi, Türklerin Hollanda polisinin önüne sürülmesi… Bunların tamamı sinsice kurgulanmış bir plana işaret ediyor. Bütün derdi evet oylarını artırmak olan AKP, gurbetçileri sorumsuzca, bozuk para gibi harcıyor.

Gurbetçiler tedirgin

Sakın ha televizyonların size gösterdiklerine bakıp da yanılmayın. O gece konsolosluk önüne toplanan insanların büyük çoğunluğu anavatanlarına bir hakaret olduğunu düşünerek insani bir refleksle harekete geçmişlerdi. Ekranlarda özellikle seçilip konuşuturulan amigolara bakmayın, Avrupadaki Türklerin ezici çoğunluğu sonunda mağdur olacağının bilinci ile gayet tedirgindir bir haldedir. Gurbetçiler çevremizdeki insanlardan otuz yıldır bu kadar düşmanca muamele görmedik diye yakınıyorlar. Yarın bu insanların çalışma koşulları kötüleştiğinde, vatandaşlık hakları ve oturum izinleri tehlikeye girdiğinde AKPnin yanlarında olmayacağı/olamayacağı gün gibi aşikar.

AKPnin siyasi gerilim politikası Avrupadaki Türkleri büyük risklere sürüklüyor. İşin sonunda herkes karlı çıkarken işince gücünde masum insanlar bedel ödüyor. Bakın AKPnin bakanlarına, feryat figan konuşuyorlar bu kriz ekonomiye yansımayacak diye. Siyasi krizlere bayılan AKP ekonomik gerilimlerden nefret ediyor! Çünkü siyasi krizlerin malzemesi insan, bedelini masum insanlar ödüyor, ama iş ekonomiye gelince patronların karları, kendi çocuklarının yatırımları gemileri falan tehlikeye giriyor.

Madem Hollanda bu kadar arsızca davranıyor, madem bunlar sizin tabirinizle islamofobik Nazilerdir hadi buyrun, sizin onurunuzu iki paralık etmiş bir devlete karşı birazcık haysiyetli bir tedbir alın. Türkiyedeki Hollanda bankalarından, leasing şirketlerinden başlayabilirsiniz mesela veya çocuklarınızın orada kurdukları şirketlerden? Hadisenize? Yapamazsınız. Buna yüreğiniz yetmez. Sizin gücünüz ancak memleketini sevmekten başka bir günahı olmayan gurbetçinin duygularını istismar etmeye yeter.

Tek çıkış yolumuz HAYIR demek

Yıllardır itilip kakılan, döviz deposu olarak görülüp ucuz hamasetlere malzeme yapılan gurbetçiler için artık uyanma vaktidir. Avrupadaki Türkler hiç kimsenin ucuz askeri veya fedaisi olarak kullanılamaz. Gurbetçiler için hem Avrupadaki ırkçı tırmanışı hem de bizdeki bu şuursuz politikayı durdurmanın tek yolu var, referandumda mutlaka sandıklara gidip HAYIR demek.

Çünkü bu konu Avrupadaki Türkler için artık falanca lideri sevmenin çok ötesine geçmiş, hayati bir sorun haline gelmiştir. Hayır oyu aynı zamanda bu politikalardan medet umanlara, sorumsuzsuca davrananlara karşı da kuvvetli bir uyarı olacaktır.

İleride çok daha vahim sonuçlarla karşılaşmamak için, çoluğumuzun çocuğumuzun işi ve huzuru için, oyunu AKPye ve MHPye verenler de dahil, cumhurbaşkanını çok sevenler de dahil, bütün gurbetçiler tereddütsüz HAYIR oyu vermelidir. Hem vatanımızın hem de yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın selameti hayır oyundadır.

Eğitim