unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

Rotasyon(?)

Ali Kaya Soysal
"Frenkçe" olan bu askeri kökenli terim, savaş alanında manevralar, dönüşler veya stratejik olarak taktik değiştirmeler anlamında kullanılır. Ama nasıl olduysa oldu -herhalde  birisi kullandı- birkaç yıl önce ve bir virüs gibi futbol literatürümüze girdi... Dünya futbolunda böyle bir kelime yok, ne İngilizce'de, Almanca'da, Fransızca'da ne de İtalyanca'da, Portekizce'de... En basit haliyle "alternatiflerin kullanılması" şekliyle dile getiriliyor, öncelikle bu düzeltmeyi bir kenara koyalım..
 
Avrupa'nın 5 büyük liginde ve onları takip eden Portekiz, Belçika ve Hollanda'da üst düzey futbol kulüpleri silah ve uyuşturucudan sonra en büyük bütçenin döndüğü endüstriyel futbolda yer alabilmek, pay koparabilmek için özellikle son 10-15 yıldır başdöndürücü rakamlarla takımlarını güçlendiriyorlar, yani transferler yapıyorlar.. Son örnek Juventus'dan Manchester City'e 110 milyon pound karşılığında transfer olan Pogba.. Bana  göre "olaganüstü çılgınlık" olan bu konu ayrı bir yazı konusu, çünkü işin içinde petrol zengini Arap ülkelerinin sektöre el atması, menejer/aracı mafyası, Güney Amerika ve Afrika kıtasından pazara girmek için can atan genç futbolcular gibi aktörler var..
 
Benim bugün irdelemek istediğim bu çarpık düzenin ülkemize bir zehir gibi girmesi, bunun doğurduğu yanlışlıklar, çelişkiler ve Beşiktaş'ın bu bağlamda  içinde bulunduğu durum, tabi kaçınılmaz olarak bu gece ki D.Kiev maçı...

Yukarıda sözünü ettiğim dünya futbolunu forse eden liglerin büyük bütçeli takımlarının sayısı çok değil, örnek; Manchester United, Real Madrid, Barcelona, M.City, Arsenal, Bayern München, Juventus, B.Dortmund, PSG, bu kulüplerin değerleri 650 ila 400 milyon euro arasında sıralanıyor... Hemen bir altındaki kategoride 400-300 bandında ise   toplasanız ancak 15 kulüp vardır. Tüm bu ülkelerin ve kulüplerin ortak özellikleri "futbolda sanayi devrimlerini" tamamlamış olmaları ve hemen her sezon "Şampiyonlar Ligi'ne katılmaları,  çeyrek, yarı ve finallerde istikrarla yer almaları, hatta şampiyon olmaları..
 
Peki, bize ne oluyor, 60 küsur senedir dünya kupalarına iki (sayıyla 2), Avrupa ya ise sadece 4 kez katılmaya hak kazanan, kulüpler bazında, Göteborg, İpswich Town, Parma gibi takımlarında kazanmış olduğu Avrupa'nın 2 nolu kupasını alan Galatasaray ile 16 senedir övünen, üç büyüklerimizin UEFA sıralamasındaki yerleri 31, 52 ve 62.'lik olan futbol seviyemizle bizlerin 14 yabancı "ucube kuralıyla", daha doğrusu kuralsızlığıyla bu kadar hesapsız, hovardaca transfere para saçmaya hakkımız var mı tanrı aşkına?
 
Bu görüşlerim ışığında Beşiktaş'a geçmek istiyorum; transfer  sezonunda 11 yeni oyuncu alındı, Ömer Şişmanoğlu ve Aras kiralıklarında geri dönmesiyle eder  toplam 13. Transfer döneminde bu oyuncular alınırken içim cız ediyordu, taraftarlar bayram yaparken. Çünkü önce işin maddi boyutu vardı. Teknik kısmına gelirsek, şampiyon olan kadrodan 4 futbolcu gitti, İsmail Köybaşı'nın yerine çok yönlü  Adriano, Sosa'nın pozisyonuna Talisca, Gomez'e alternatif olarakda Aboubakar alındı -ki onun için de  soru işaretlerim var-  "acaba gerekli miydi" diye.. Gökhan Töre'den boşalan yerde Kerim Frei veya Aras kullanılabilinirdi asilleri olan Quaresma ve Olcay'a ek olarak..Gökhan İnler'e pek diyeceğim yok, Atiba'nın üstündeki yükü hafifletir. Ama Gökhan Gönül ve Caner transferlerine kesinlikle karşıydım. Gökhan 32 yaşında, maliyetli ve sakatlık problemi var geçen sezondan kalan. Kaldı ki misilleme olarak 26 yaşındaki Köybaşı kaybedildi. Sağ savunma Beck ve Serdar ile pekala yürürdü.. Caner çok iyi futbolcu, fakat karakteri, yani saha içi jestleri Beşiktaş'a pek uygun değil bana göre, umarım yanılırım. Kaleci konusunda ise Tolga'ya güvenilmeli,  Günay tutulmalı, gelecek vaad eden Utku'nun da katılımıyla 3 kaleciyle yola çıkılmalıydı. Çünkü ulusal takımda Türk kaleciler oynuyor sonuçta. Fabricio iyi gibi gözüküyor ama amaç Avrupa arenası ise Deportivo'dan gelen bu kalecinin uluslararası tecrübesi yok. Kaldı ki bu manada daha önde olan Boyko gönderildi... Stopperlerde Atınç'ın da kiralanmasıyla 4 alternatif var. Marcelo ve Tosiç'in formlarını görüp , kenarda bekleyen Rodolpho'yu da düşününce  boşuna arayış içine girilmiş aylarca diye düşünüyorum... Geçen sezonun yıldızı Oğuzhan, formunu yakalamış, Tolgay, gollerini atmaya devam eden Cenk, görev  adamı Necip, kendini hazırlamış Ö. Şişmanoğlu.. Toplam 24 kişilik bu zengin kadroya yeni alınan genç Oğuzhan, ile 2 senedir antrenmanlara çıkan Eslen, Muhammet Enes gibi gençleri de eklediğinizde 27-28 kişilik dev bir ordu oluyor..
 
Niye bu kadar detaylı yazdım, rotasyona, pardon, alternatifleri kullanmaya  döneceğim de ondan.. Öncelikle şunu belirteyim, ben teknik direktör kökenli  olduğumdan, ayrıca tarzım icabı, hocalara oyuncu tercihleri konusunda karışılmasından yana değilim, basında böyle ahkam kesenlere de kızarım. Ancak Şenol hocaya şunu hatırlatmayı kendimce gerekli görüyorum: transferin son günleri yaklaştığında "niye transfer yapmıyoruz" diye yönetime sitem ettin, başkan ve transfer komitesi sana son 2 gün içinde büyük çabalarla 3 yeni oyuncu daha aldı ve bunların üçünü de G.Saray maçında yanında oturttun ilk yarı boyunca.. O yöneticiler içlerinden geçirmediler mi sanıyorsun "en önemli derbi maçında bunlar sahada yoksa biz bu masrafa ve zahmete niye girdik" diye hocam?
 
Bunun adı rotasyon olamaz, olsa olsa "alternatifleri kullanamama" olur, ki bu sorun sürecek gibi bu derin ekipte. Aslında çok basit bunu çözmek, G.Saray gibi ve bu gece oynanacak D.Kiev maçı gibi zorluk derecesi, önemi yüksek karşılaşmalarda bir sonraki maçı düşünerek değil, o anda elindeki en güçlü 11'i sahaya gözünü kırpmadan sürmek. Tıpkı geçen sezon yaptığın gibi. Alternatifleri kullanmak için önünde daha 8 ay, nerden baksan 40 küsur maç var, kasma kendini bu kadar.
 
Evet, gelelim bu geceki Kiev maçına... Ukrayna ekibi geçen hafta çok rahat bir lig maçından sonra geldi İstanbul'a. Beşiktaş ise malum, zor bir 90 dakika atlattı ve eleştiriler aldı. D.Kiev hızlı ve disiplinli oynayan bir takım. Evinde Napoli'ye karşı oynadıkları maçta 10 kişi kalmasalar mağlup olmazlardı, aldatmasın. Kaybedecekleri 3 puan kendilerini en azından psikolojik açıdan yarışın dışına itecek, bunun bilincindeler ama Beşiktaş da Benfica deplasmanı beraberliğinden sonra alınacak galibiyetle yolu yarılayacaklarının farkında herhalde...Haydi hayırlısı..
 
Kısa, ama önemli bir parantez de  federasyona açmak istiyorum; Benfica maçı sonrasıda yaşandı aynısı, bu sefer de başvurularını yapmışlar, ama reddedilmiş. Beşiktaş bu gece maçını oynayacak ve Cumartesi akşamı Rize deplasmanına çıkacak. G.Saray ise bir hafta dinlendikten sonra Pazar günü kendi evinde Antalya ile oynuyor. Acaba maç programını yapan kurulda art niyetli birileri mi var diye ister istemez düşünüyor insan. Öyle ya, 16 sene önce G.Saray'ın  UEFA şampiyonu olduğu yıl bırakın bir günü, arkalı, önlü tüm lig maçları erteleniyordu. Aloooo, sesim duyuluyormuuu?
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Çok Okunanlar

Ahmet Hakan: Acaba o isim aday olsa yüzde kaç oy alırdı?

AKP'li kadın: Tayyip senin her yerini yerim

Abdulkadir Selvi: Çiller'e, Akşener'i sordum 

CHP'den çok konuşulacak seçim videosu

Melih Gökçek'e Twitter'da büyük anket şoku!

İlgili Haberler

Spor

Arsenal'ın yeni kalecisi belli oldu

Spor

Dünya Kupası'nda ev sahibi Rusya, Mısır'ı 3-1 mağlup etti

Spor

Köklü kulüp BAL Ligi'ne düşürüldü

Spor

Dünya Kupası biletleri karaborsada

Spor

İran ile İspanya ilk maçlarına çıkıyor

Spor

UEFA'dan Galatasaray'a mektup 

Spor

Löw: Meksika yenilgisinden ders almalıyız

Spor

Balotelli'ye ırkçı sataşma

Spor

Fenerbahçe'de flaş Aykut Kocaman gelişmesi

Spor

Cüneyt Çakır, Rusya-Mısır müsabakasında 4. hakem olacak

Spor

Cristiano Ronaldo'ya rekor para cezası!

Spor

Fenerbahçe'nin yeni teknik direktörü belli oldu