unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Deniz Yıldırım

Muhalefete bir tuzak kuruluyor!

24.04.2018 12:21

Muhalefet partileri yoğun basınç altında. Basıncın hedefinde 16 yılın sorumlularından birisini Erdoğana karşı ortak aday yapmak var. Bugüne kadar, 16 yıllık süreçte AKP ile doğrudan ya da dolaylı, taktik ya da stratejik ittifak yapmış iç ve dış hangi kuvvet varsa bu formül için 2-3 gündür atakta… İsmi söylememe gerek yok. 

Bunu savunurken ortaya attıkları en temel tezlerine bakalım. Diyorlar ki ilk turda çok aday çıkarılırsa Erdoğan kazanır. Diyelim ki ilk turda kazanamadı, en yakın rakibine 15-20 puan fark atmış birini ikinci turda geçmek imkansız. 

Erdoğan ilk turda kazanabilir mi? Kazanabilir. İyi de, zaten ortak aday çıkarılırsa da Erdoğan ilk turda kazanma ihtimaline sahip değil mi? Yani ortak aday çıkarılsa da, çok aday olsa da Erdoğan ilk turda kazanabilir. Bu ihtimali dışarıda bırakarak siyaset üretilmez. Bunu muhalefetlerin tutumu belirleyecek, oyun kuruculuk vasfını sürdürüp sürdüremeyecekleri yani.

Gelelim ikinci konuya. Gerçekten de, dünya örnekleri ilk turda rakibine 15-20 puan fark atan bir aday ikinci turu da mutlaka alıyor tezini kanıtlıyor mu?

İki turlu cumhurbaşkanlığı seçimlerinin gerçekleştiği ülkelere bakmak ve güncel örnekleri ele almak gerekiyor. 

AVUSTURYA ÖRNEĞİ

Bunlardan birisi Avusturya. Avusturyada 2016 yılında iki turlu Cumhurbaşkanlığı seçimleri gerçekleşti. Toplam 6 aday ikinci tura kalabilmek için yarıştı. İlk turun sonunda ortaya oldukça ilginç ve bölünmüş bir tablo çıktı. İlginç çünkü Avusturya merkez-kurulu düzen partileri olan ve ülkeyi on yıllardır büyük koalisyonlar eliyle yöneten Halk Partisi-Sosyal Demokrat Parti adayları seçimlerin ilk turunda büyük kayıp yaşadı. 

Ve sonuçta aşırı sağ ya da sağ popülist olarak ifade edilen Avusturya Özgürlük Partisinin adayı, 45 yaşındaki Norbert Hofer ilk turda yüzde 35in üstünde oy alarak birinci oldu. 

En yakın rakibiyse Yeşiller içinde siyaset yapmış, kampanyası yine bu siyasal akım tarafından desteklenmiş ama bağımsız görüntü veren Van der Bellen oldu. Bellen oyların yüzde 21ini aldı. Özetle ikinci tura Hofer ile Bellen kaldı ve ilk turun birincisi olan Hofer ile ikinci turdaki en yakın rakibi arasında en az 15 puanlık fark oluştu.
Yazının başında ifade ettiğim tezin sahiplerine göre bu durumda ikinci turda seçimi Hofer kazanacak, Bellen ise kaybedecekti. Çünkü 15 puan fark atmıştı.

Sonuç ne oldu? 22 Mayısta gerçekleştirilen ikinci tur seçimlerini yüzde 50.3 oy alarak ilk turda ikinci olan Bellen kazandı. Hofer ise yüzde 49.7de kaldı. 

Anlamı şu: Bellen ikinci turda, ilk turda aldığı oy oranının bir buçuk katı fazla yeni seçmeni etrafında topladı ve oy oranını 30 puan arttırarak Cumhurbaşkanı seçildi. İlk turda birinci olan ve rakibine 15 puan fark atan Hofer ise sadece 14 puanlık artış sağladı. 

Ardından, sayım sürecindeki usulsüzlükler de dikkate alınarak ikinci tur seçimi yeniden gerçekleştirildi. Aralık ayındaki seçimlerde katılım daha da arttı ve Bellen yüzde 54 ile Avusturyanın yeni cumhurbaşkanı seçildi. 
Yani ilk turda ikinci olan aday, ikinci turda oylarını 33 puan arttırabildi. İlk sırada olan ve ilk turda kendisine 15 puanlık bir fark oluşturmayı başaran Hoferi geçmeyi başarabildi. 

Böylece, bizdeki ortak adaycı kanaat önderlerinin en önemli tezi çürüyor.
Sadece bu da değil. İkinci turda, ilk turda oluşan tabloya bakan; otoriter-faşizan bir eğilimi temsil eden Hoferin cumhurbaşkanı seçilmesi ihtimalini görerek, ilk turda sandığa gitmemiş seçmenlerin de seferber olduğu görüldü. Özellikle genç seçmenlerin…

İkinci turda katılım arttıkça, ikinci sıradaki adayın oy oranı da bununla paralel olarak arttı. 
Ve aslında merkezin dışında görülen Bellene de çoğunluk oy vermez denilirken, geniş bir kitlenin Bellene yöneldiği görüldü. Çünkü ikinci tur stratejisinde en belirleyici olan şey, artık kimi seçmek istediğinizin ötesinde, kimi engellemek istediğiniz. Bu yüzden de ilk turda birinci olacak adayın karşısına herkes için en iyi ikinci olabilecek adaylarla çıkmak gerekiyor. 

YA FRANSA?

Hemen Fransa örneği verilebilir. 2017de Macronun kazandığı cumhurbaşkanlığı seçimlerinden söz ediyorum. Orada da ilk turda çok aday stratejisi izlendi. Avusturyaya göre daha bölünmüş ve sonuçlar bakımından daha yakın bir tablo ortaya çıktı ilk turun sonunda. Sonuçta yüzde 24 oy alan yeni merkez Macron ile yüzde 21 oy alan sağ popülist Le Pen ikinci tura kaldı. 

İkinci turda ne oldu? Macron oyların yüzde 66sını alarak Cumhurbaşkanı seçildi. 
Gelelim ana soruya: Avusturyada ilk turun sonunda ikinci olan adayın ikinci turda oylarını en az 30 puan, Fransada ilk turun sonunda az farkla birinci olan adayın ikinci turda oylarını 42 puan arttırmasında ortak yan ne?
Ortak yan; ikinci turlarda seçmenlerin kimi istediğinden çok kimi istemediğinin belirleyici hale gelmesidir. 
Bu durumda ne yapmalı?

Yapılacak olan açık. Her parti kendi adayını çıkarmalı; aday belirlerken de ikinci turda herkes için en iyi ikinci seçenek olabilecek bir isim belirleme kriteriyle hareket etmelidir. Ve haftasonu yazdığım yazıda da önerdiğim üzere, ortaklık ilk turda adayda değil, programda sağlanmalıdır. Her aday önerdiğim 15 maddelik Hükümet Programı gibi bir metni uygulayacağını, adaylığını açıklarken ilan ve taahhüt etmelidir. İkinci turda da, her seçmen bu programı uygulayacağını ilan eden aday kimse onun etrafında toplanmak için tüm gücünü kullanmalıdır. 

Aksi durumda iktidar koalisyonunun muhalefet toparlanamayıp, aday gösterme sürecinde kararsızlıkla ortak adaya mecbur kalsın hedefiyle yöneldiği baskın seçim yine bir hüsrandan fazlasını yaratmaz. Muhalefetin, özellikle de göstereceği adayla seçimin kaderini ele alan CHPnin bu tuzağı gördüğünü umuyoruz.

Böyle de kaybedebilir miyiz? Evet, Erdoğan ilk turda da kazanabilir. İkinci tura kaldı diyelim; Erdoğan burada da kazanabilir. Muhalefet belirleyici olacak, iktidar değil. Ama bu iktidarın memlekete ettiklerine ortak olmuş, suskun kalmış kişilere mecbur kalarak yenilmektense böyle yenilmeyi tercih ederiz. 

Not: Avusturya seçimleriyle ilgili olarak özellikle şu kaynaklara bakılabilir.

1) Mario Gavenda & Resul Umit (2016) The 2016 Austrian Presidential Election: A Tale of Three Divides,Regional & Federal Studies, 26:3, 419-432, DOI: 10.1080/13597566.2016.1206528

2) Was Austrias presidential election really a vote against populism?
http://blogs.lse.ac.uk/europpblog/2016/12/14/austria-presidential-election-populism/ 

Eğitim