unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları İbrahim Kaya

Muharrem İncenin yalnızlaştırıldığı algısı: Tehlikeli işler!

22.05.2018 22:48

CHPnin milletvekili aday listesine ilişkin bazı eleştirel çıkışlar oldu. Bu çıkışların içinde en dikkat çekeni Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İncenin ekibinden bazı isimlere listede yer verilmediği çıkışıydı. Bu çıkışı anlamsız, zamansız ve dolayısıyla gereksiz bulanlar oldu. Böyle bir sorunun yaşanmadığı, partinin kendi cumhurbaşkanı adayına karşı olumsuz bir tutum içinde olmasının mümkün olmadığı dillendirildi. Seçimlere çok az zaman kaldığı için tartışmanın, iç hesaplaşmanın, eleştirinin yeri olmadığına hükmedildi. Ancak, toplumun algısı büyük ölçüde bu beyanların aksi yönündeki bir algıdır. Yani Muharrem İnce ile CHPnin yöneticileri arasında bir uyuşmazlık olduğu algısı zaten oluşturulmuştu ve bu algı biraz daha kuvvetlendi.

CHPNİN YÖNETİCİ ZÜMRESİ

Muharrem İncenin kampanya ekibinde bulunan 14 milletvekilinden sadece üçü aday listesinde yer aldı. Kendisi için kurultayda imza veren milletvekillerinden 35i de listede yer bulamadı. Listenin sızdığı akşam Muharrem İncenin sesim kısıldı, yarınki mitingleri yapamayabilirim açıklaması ve Ankaraya dönmesi Muharrem İnce ile CHP yönetim zümresi arasında sorun olduğu algısını oldukça kuvvetlendirdi. Gözlemimiz o yöndedir ki bu tür algıların yaratılması veya kuvvetlendirilmesi tehlikeli işlerdir, yani, seçimlerde bunun muhakkak bir karşılığı olur ve bu karşılığın olumlu olmayacağı aşikardır. Peki meselenin özünde ne var? Buna kısaca bakmamız ve tehlikeli işlerden nasıl uzak durulacağını açmamız gerekiyor.

CHPnin yönetici grubu veya yönetici zümresi diyebileceğimiz bir öbekleşme, partiye bütüncül olarak hükmediyor ve esasında sorunlara yol açıyor. Bu zümre için memleketin içinde bulunduğu şeraitten kurtulması gerektiği şeklinde bir esas mesele yoktur. Şimdi; uzun zamandır yazdığımız, konuştuğumuz esas meseleyi yani Türkiye nasıl kurtulur meselesini ciddiye alınacak boyutta görmeyen, hatta Cumhuriyetin biçimsel ve içerik olarak bitirildiği gerçeğini görmekten ziyade Cumhuriyeti korumaya devam edeceğiz şeklindeki anlamsız anlayışı savunmayı kendine iş edinen bu yönetici zümrenin hem parti hem de memleket için çözümün ne olacağına dair bir fikre sahip olduğunu söylemek zordur.

Bu zümre uzun zamandır öyle bir görüntü vermektedir ki esas hedefi partideki mevcut işleyişin ve dolayısıyla partiye hükmedenlerin hakimiyetinin devamını sağlamak gibi görünmektedir. Bu hedefin dışında seçim kazanmak, meclis çoğunluğunu elde etmek, ülkeyi yeniden inşa etmek gibi ideallerden uzak olduğu görüntüsü veren bu zümredekilerin sürekli milletvekili olmak gibi şahsi idealleri oldukça yüksek görünmektedir. Bilerek veya değil, bu zümredeki insanlar, memleket meselesi hususunda yüksek bir duyarlılığa pek sahip görünmemektedir. Dolayısıyla, memleketin insanının en heyecan duyması beklenen, büyük bir dönüşüm için hareket etmesi gereken seçimler öncesinde bile bu zümreden, dolayısıyla, daha iyisini beklemek açıkçası gerçekçi olmayacaktır.

Kısacası, CHP yönetim zümresi, Muharrem İnceye yakın veya onun ekibinde bulunan insanlardan daha fazla sayıda kişiyi listeye koymayı akıl edememiştir. Böyle bir hamlenin gereksizliğine büyük olasılıkla hükmetmişlerdir. Halbuki, siyaset sosyolojisinin ışığında, geniş bir insan topluluğunun temsilcisi olması amacıyla aday gösterilen kişinin çekirdek kadrosuyla veya ekibiyle birlikte sahiplenilmesinin kazanmak için vazgeçilmezliği gerçeği ortada durmaktadır. Kazanmak için bilinen bütün kurallara aykırı davrandığı algısını toplumda yerleştiren bu zümreden müthiş bir siyaset yolu inşa etmesini beklemek elbette gerçekçi değildir.

Bunları ifade ettiğimiz için, bizim anlayışımıza karşı eleştiri, muhakkak şu yönde olacaktır: Kılıçdaroğlu ekibi partiye ve memlekete kötülük mü etmektedir? Böyle kötü insanlar mı bunlar? Nereden çıkarıyorsun bu insanların meclis çoğunluğunu ya da cumhurbaşkanlığını kazanmak için stratejilerinin olmadığını? Bu minvalde sorular sonsuz olabilir. Sadece şunu söylemekle yetinmek yeterlidir: bu zümrenin kötü niyetli olduğunu söylemiyoruz, fakat bu zümrenin ufkunun seçim kazanmak için yeterli olmadığını gözlemliyoruz, mesela, kendi parti tabanını en az tanıyan parti yönetim zümresi bu zümredir veya başka bir örnek olarak söylemek gerekirse, seçim kazanmak için genel bir perspektife ihtiyaç duyulduğunu da en az bilen zümre bu zümredir.

MUHARREM İNCENİN ADAYLIĞI: BÜYÜK FIRSAT

Ancak, her ne sebeple yapılmış olursa olsun, Muharrem İncenin Cumhurbaşkanı adayı gösterilmesi bu memleketin yeniden inşası için yani Yeniden Cumhuriyet kurmak, memleketi normalleştirmek için çok önemli bir fırsat sunmuş durumdadır. Genç kadınların ve erkeklerin yeniden inşa için heyecan duymalarını sağlayacak, insanları yeniden bir kurtuluş anlayışında uzlaştıracak ve harekete geçirecek bir adaydır Muharrem İnce. İlk turda Muharrem İncenin ikinciliği elde etmesi, çok büyük bir yanlışlık veya hata olmazsa, ikinci turu kazanıp ülkenin 13. Cumhurbaşkanı olmasını sağlayacaktır.

Demek ki kurtuluş için Muharrem İncenin ilk turda ikinci olması şarttır. Bu hedefin gerçekleştirilmesinde kuşkusuz CHP örgütüne büyük bir görev düşmektedir. Uzun zamandır ilk defa CHP tabanının ve örgütünün içine sinen, kendi evladı olarak gördüğü bir aday sahnededir ve bunun karşılığı kuşkusuz alınacaktır. Aksi yönde bir aday kuşku yok ki CHP oylarının bir bölümünün Meral Akşenere kaymasına neden olacaktı. Yani CHPden gidebilecek, kaçabilecek seçmenlerin önüne geçmiştir Muharrem İnce ve dolayısıyla olası oy kaymasını önlemiştir. CHP seçmenlerinin dışındaki seçmenlerden de oy alabilecek özelliklere sahip olan Muharrem İncenin başarısının önüne çıkabilecek temel engeller içinde sözünü ettiğimiz zümrenin İnce karşıtı olduğu yönündeki algının daha da güç bulmasıdır. Dolayısıyla, tehlikeli işlerden uzak durulmazsa, yani ikilik algısı kuvvetlendirilirse, sonuç istendiğinin aksine üçüncülük olacaktır.

Yapılması gereken ise; CHP yönetici zümresinin parti örgütlerini Cumhurbaşkanlığı seçimi için de seferber ettiğini topluma duyurması ve göstermesidir. Muharrem İncenin yalnız bırakıldığı algısının bir an önce önüne geçilmesi gerekmektedir. Bu amaç doğrultusunda partinin militanlarının hızla sokağa koşması ve Muharrem İncenin Cumhurbaşkanlığı için ter akıtması şarttır. Her sokakta, her mahallede, her köyde, her semtte, her ilçede, her ilde, her metropolde hem gündüz hem gece partinin militanları İnce için yani esasında Yeniden Cumhuriyet için çalışmalıdır. Burada partinin militanlarından kasıt; partinin fikirlerini topluma ulaştıranlardır, yani, il başkanlarından, gençlik örgütlerinde görev alanlara kadar uzanan geniş bir yelpazede partiye inanmış insanlar partinin militanları olarak ifade edilmektedir. Kazandıracak olanlar sadece onlardır; ne profesyoneller ne de sempatizanlar ama militanlar!

Sonuç olarak, Muharrem İncenin yalnız bırakıldığı algısının bir an önce kırılması elzemdir. Parti yönetim zümresinin aksine, İnce ile birlikte alternatif bir perspektifin hayata geçirilmesi gerektiğinin farkına varılabilir ve bu Türk toplumunun yeniden bir uzlaşıya davet edilmesinin yolunu açabilir. Muharrem İnce ile Yeniden Cumhuriyet inşasına, ki bugün memleketin ihtiyacı olan asli yani düzlüğe çıkmak için vazgeçilmez yenileşme budur, böylelikle başlanabilir.

 

 

 

Eğitim