unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

Soru: Hiç mi Utanıp Sıkılmıyorsunuz Sayın Belge? Cevap: Hiç Utanmanız Yokmuş Sayın Belge

Çağlar Ezikoğlu
Kendisi İngiltere merkezli Council for At-Risk Academics'e (Risk Altındaki Akademisyenler Konseyi) başvurarak akademik çalışmalarına devam etmek amacıyla destek istedi. Bu destek için de araya yine akademik camiada özellikle yurtdışında hatırı sayılır isimleri koyduğu öğrenildi. Aslında şaşırmadım hatta sayın Belge’nin başvurusunun kabul edilme ihtimalinin de yüksek olduğunu biliyorum. Zira Sayın Belge ve onun gibilerin yurtdışında 'saygın’ olarak nitelendirilen bazı meşhur akademisyenler tarafından yılardır korunup kollanıp pohpohlanarak camiaya Türk aydını olarak pazarlandığını gayet iyi biliyorum. Her ne kadar haberlerde Türk akademisi içerisinden Murat Belge’ye tepki gösterildiği ifadelerini görmüş olsam da öylesi bir tepkinin olduğunu da sanmıyorum. Özellikle liberal, Kürtçü ve Fethullahçı akademisyenlerin çevrelediği bir camiada, Murat Belge’nin bu tip etik dışı başvurusu ancak takdir ve tebrikle karşılanır. Hatta 'Barış İçin akademisyenler’ oluşumu içerisinde de Murat Belge’yi takdirle ayakta alkışlayacak birçok ismi sıradan sayabilirim.

'HİÇ UTANMADAN BU DESTEĞE BAŞVURAN'
Ama bütün bu tiyatro, aileden zengin olup istediği vakit yurtdışında çalışmalarını sürdürebilecek olan ve hali hazırda Türkiye’de zerre riskli bir duruma sahip olmamasına rağmen hiç utanmadan bu desteğe başvuran Belge’nin akademik etikten ne kadar yoksun olduğu gerçeğini değiştirmeyecek. Belli ki şahsımı tanıyan ve bahsettiğim camianın bir mensubu olan bir arkadaş yazımın altına yaptığı yorumda 'akıl sağlığımın yerinde olmadığını söyleyerek doktora gitmemi’ salık vermiş. Yıllardır bu akademik camiada yurtiçinde otoriter siyasi iktidarda, yurtdışında da liberal-Kürtçü-Fethullahçı çeteyle kavgamı sürdürdüm bundan da gram pişman olmadım, sizin gibilerin ağrına giden ise bu tip yazıları bir şekilde okuyor bir şekilde görüyor olmanız. Ve müsterih olun ki, ben nefes aldıkça bu durum devam edecek. Bu sebeplerle 29 Aralık 2017 tarihinde kaleme aldığım yazımı tekrar okuyucularımla paylaşmak isterim.

'SİYASET BİLİMCİ OLARAK YILLARDIR PAZARLANAN MURAT BELGE'
“Yetmez ama Evet’ diyen insanların hemen hepsi bugün tam tersini söylüyorlar. O zaman Tayyip Erdoğan’a oyları verdirmişiz ama bugün aynı insanlar verdirmemeyi nedense başaramıyoruz'.
Fethullahçı örgütün yeni oluşumlarından Ahval adlı internet sitesine geçtiğimiz hafta verdiği röportajda bu ifadeleri kullanmış büyük! siyaset bilimci olarak yıllardır pazarlanan Murat Belge. En sevdiğim ve sıklıkla kullandığım sözlerden birisidir; bu ülkede her şey olabilirsiniz ama yalnızca rezil olmazsınız! Ve bu ülkenin en rezilleri konumundaki Yetmez Ama Evet’çi güruhun liderlerinden sayın Belge, hiç utanmadan ve hiç sıkılmadan bu ülkede siyasi analiz yapabilme cüretini göstermeye devam ediyor. Lakin kendisinin bile isteye kamuoyunu yanılttığı bir husus var. Kendisi ve önderlik ettiği o YAE’ci güruhun bu konudaki en büyük argümanı, sayıca az olup AKP iktidarını güçlendirme noktasında herhangi bir vasıflarının olmadığıdır. Evet, eğer mevzuya niceliksel olarak bakıyorsak, Sayın Belge haklı olabilir. Lakin kendisi bile isteye niteliksel bir değerlendirme yapmaktan kaçınmaktadır.

'SAYIN BELGE ARŞİVLERİ SEVMEZ'
Yetmez Ama Evet’çi güruhun en önemli vazifesi sadece AKP’ye oy verdirmek değil, fakat AKP iktidarının otoriterleşmesi sürecinde halk kitlelerinden gelebilecek eleştirilerin veya aykırı seslerin absorbe edilmesi noktasında entelektüel bir pencere açmaktır. Ve bu vazifelerinde olabildiğince başarılı olmuşlardır Sayın Belge ve saz arkadaşları. Peki nasıl icra etmişlerdi bu görevlerini? Sayın Belge arşivleri sevmez, yüzsüzce 2-3 yıl önce yazdıklarının 180 derece tersini yazmak suretiyle kendini pazarlamayı sever. Lakin arşivler ve gerçekler her zaman ortaya çıkmakla mesuldür. 2011 yılına dönelim, AKP-Cemaat evliliğinin tam gaz devam ettiği, YAE’ci güruhun büyük övgülerine maruz kalan 2010 Anayasa değişikliklerinin referandumda kabul edildiği, Ergenekon ve Balyoz kumpasları ile memleketin ilerici güçlerinin siyasi iktidarın baskısı altında hapsolduğu o günlere dönelim. Dönemin başbakanı Erdoğan’ın Artvin Hopa’daki mitingini protesto etmek isteyen Hopalı yurttaşlara karşı orantısız polis müdahalesi neticesinde 54 yaşındaki emekli öğretmen Metin Lokumcu hayatını kaybetmişti. Yaşanan bu olay siyasi iktidarın Fethullahçı terör örgütü ile birlikte memleketin Atatürkçü ve ilerici güçlerini yok etme sürecini hızlandırdığı süreçte, yine Atatürkçü ve ilerici halk kitleleri nezdinde büyük tepkilere yol açması muhtemel bir vakaydı. İşte Belge ve onun gibi kalemi satılık YAE’ci liberallerin en büyük vazifesi bu gibi olaylarda AKP iktidarına doğabilecek tepkileri durdurabilmek adına çabalamaktı. O dönemde kamuoyuna etki edebilecek yayın organlarında 'liberal’ sıfatıyla yazılar yazan bu satılık kalemlerin yazıları, toplumda birikecek isyanın söndürülmesi noktasında en önemli görevi icra ediyordu. Örneğin Sayın Belge ne demiş o günlerde;

'BİRİLERİ AKP'YE OY KAYBETTİRECEĞİNİ UMUYOR HERHALDE'
Murat Belge, Metin Lokumcu’nun ölümünü “birilerinin AKP’ye oy kaybettirme çalışmasına' bağlayarak 3 Haziran 2011’de köşesinde şunları yazmıştı: “Türkiye seçime yaklaşırken ben de birkaç günlüğüne Türkiye’den uzaklaştım. Ben yola çıkarken Hopa’da adam öldüğü, bir başkasının ağır yaralandığı haberini okuyordum. Nedir, nedendir, Türkiye’de 'siyaset’ denince böyle bir şey anlamak gerekir? Ortalık kan revan içinde kalmadıkça siyaset siyaset olmaz? Birileri bununla AKP’ye oy kaybettireceğini umuyor herhalde." Sayın Belge, Lokumcu’nun ölümünü, “Yalnız Hopa’daki gariban adamın bu kadar heyecanlanacağı bir durum yoktu. Biraz da yapay olarak pompalanan, ucu Ergenekon’a uzanan bir gerginlikti' diye yorumlamıştı.

İşte Sayın Belge’nin her fırsatta göz ardı ettiği en büyük vazifesi buydu; AKP iktidarına doğabilecek tepkileri önleyip onun otoriterleşmesinin geniş halk kitlelerinde bir şekilde meşrulaştırılması. Bu vazifesini başarıyla icra etti Sayın Belge ve saz arkadaşları. Yalnız istedikleri neticeleri bir türlü alamadılar. Sayın Belge 'akil adamlık’ sıfatından sonra Tansu Çiller döneminden bu yana hayalini kurduğu 'danışmanlık’ görevine bir türlü getirilemedi. Akabinde AKP-Cemaat ortaklığının bozulması ve AKP’mnin liberallerle yollarını ayırması ile Sayın Belge’nin U dönüşü yapması elzem bir hale gelmişti.

'İNSANDA AZICIK UTANMA OLUR'
Sonrasını hepiniz biliyorsunuz, bugün bile hala sıkılmadan utanmadan analiz yapabilme cesaretini gösteriyor. Dahası tarihi gerçeklikleri bile isteye çarpıtmaya devam ediyor Sayın Belge. Röportajı boyunca sola nefret kusan Sayın Belge aynı zamanda solun Batı karşıtı politikalarının bugün AKP tarafından icra edildiğini, Perinçekçiler ile AKP ittifakının da bu ortaklığın bir örneği olduğunu söylüyor. Diyorum ya insanda azıcık utanma olur? Tamam sola karşı bir nefret duyabilirsiniz namlı bir liberal olarak veya solun anti-emperyalist politikalarını beğenmeyip yerden yere vurabilirsiniz. Fakat, solun tamamen teorik bir çerçeveden kapitalist sisteme getirmeye çalıştığı alternatif politika biçemi ile AKP’nin sadece political survival’a dayalı yani tamamen iktidar kalma güdüsüyle hareket ederek Batı karşıtı bir çizgiye doğru evrilmiş olması arasında benzerlik kurabilmek için ya CAHİL olmak gerekir ya da yeni bir vazife almış olmak? Kendisinin CAHİL olduğuna ihtimal dahi vermiyorum. Fakat, son günlerde AKP içerisinde Abdullah Gül’cü, Davutoğlu’cu ve benzeri parti içi muhalif cenahın 'aslında AKP iyi de, Erdoğan kötü’ algısı üzerinden Sayın Belge kendine yeni bir vazife almış olabilir. Kim bilir kendisine Erdoğan sonrası Fethullahçı çete ile barışmış ve yenilenmiş bir AKP iktidarında şimdiden akil adamlık gibi bazı pozisyonlara vaat edilmiş de olabilir.

Ama hiçbir zaman unutmayın Sayın Belge, tarih ve gerçekler sizin her zaman peşinizde olacak. Biliyorum ki siz ve saz arkadaşlarınız, başta akademi ve medya olmak üzere yurtiçinde ve daha da önemlisi yurtdışında birçok yerde yıllardır kartel haline geldiniz. Sizin gibilere yardakçılık ve yaltaklık yapmadan entelektüel camiada yükselmenin mümkün olmadığı bir dünya yarattınız. Bunların hiçbiri benim açımdan önemli değil, sizin ve sizin gibilerin, o Fethullahçıların o YAE’ci liberallerin benim gibilerini o dünyadan dışlıyor olması zerrece umurumda olmadı bundan sonra da olmayacak. Zira kaybedeceğim hiçbir şey yok. Biliyorum ki bu satırlardan da bir şekilde haberdar olacaksınız, bu platformda hakkında yazdığım ve şahsıma daha sonra hakaretamiz bir şekilde saldıran o Fethullahçı ve YAE’ci liberaller gibi. Dolayısıyla size söyleyeceğim tek şey, nefes aldığım sürece siz ve sizin gibi saz arkadaşlarınız utanmazlığını her fırsatta haykıracağım, haykıracağım ki tarih bu rezilliği tekrar kaydedebilsin…

 

 

Çok Okunanlar

Anadolu Ajansı seçim sonuçlarını 4 gün önceden açıkladı

Seçime 3 gün kala Gezici'den son anket

Ahmet Hakan, İnce için oran verdi

Konda ilk kez anket sonuçlarını açıkladı: Erdoğan ilk turda...

AA'nın ardından Milliyet de seçim sonuçlarını açıkladı 

İlgili Haberler

ABC Kritik

53 yurttaşın katili dediklerinizle neden pazarlık yaptınız?

ABC Kritik

Kandil hamlesi: Terör değil algı operasyonu

ABC Kritik

AKP'nin son seçim hamlesi: Membiç ve Kandil

ABC Kritik

Mesajı Aldığınız İçin Teşekkür Ediyorum Sayın İnce

ABC Kritik

Ürdün domino etkisini bekliyor...

ABC Kritik

24 Haziran'da hemen demokrasi

ABC Kritik

Yeni sınav sisteminin diğer adı: Adaletsizlik!

ABC Kritik

Erdoğan neden sakin

ABC Kritik

Doğu Akdeniz ve Kıbrıs... Geleceğin körfezi

ABC Kritik

27 Mayıs darbe mi yoksa bir devrim midir?

ABC Kritik

Hain arıyorsan aynaya bak polis telsizcisi Hayko!

ABC Kritik

Demokrat Parti ve 27 Mayıs