unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Nahit Duru

9 Temmuzun kaybedenleri!

10.07.2017 15:25

Toplum tribünde seyirci, partiler de sahada oyuncu durumunda olursa, yalnızca partilerle politikacılar soyunup sahaya çıkar...Halk da tribünde seyirci gibi kalırsa demokrasi gerçeklik kazanmaz. Demokrasinin böyle sanıldığı, böyle uygulandığı bir ülkede siyaset, giderek çirkin ve anlamsız bir oyuna dönüşür. Tıpkı Türkiyede olduğu gibi..

6 Eylül 1980de Bülent Ecevit, Petrol İş Sendikası Genel Kurulunda halkın seyirci olmaktan çıkması gerektiğini , siyaseti yönlendirmek için adım atması gerektiğini bu cümlelerle özetlemişti.

Ecevitin bu çağrısının ardından yaklaşık 37 yıl geçti. Ve halk sokaklardan taşıp, şehirlerarası yollara düştü.

Ve ADALET YÜRÜYÜŞÜ uzun bir maratonun ardından muhteşem bir mitingle sonlandı. İstanbul Valiliği rakamı küçük göstermeye çalışsa da, televizyonlar ADALET isteyen milyonları ekranlara taşıdı.

Yabancı televizyonlar da, bu mitinge büyük ilgi gösterip, haber yapmanın sıra naklen yayınladılar.

Bu yürüyüş ve miting yıllarca konuşulacak sanırım.

CHP Lideri ile yürümeyip, mitinge katılmayıp üstelik bu eylemi eleştirenler birileri vardı kuşkusuz.

Örneğin, İstanbul Barosunun eski başkanı, adalet yürüyüşüne katılanları beğenmediği, bunları Atatürkçü bulmadığını öne sürerek yürüyüşe katılmadığını açıkladı. Sonradan, yürüyüşe katılanların büyük bir bölümünün Atatürkçülüğünden kuşkusu olmadığını söylese de iş işten geçmiş gibiydi.

Bu kişinin, hukukçu olduğunu unutup, sanki bir gurubun adalet istemeye hakkı yokmuş gibi konuşmasını anlamak mümkün değil.

Başka kimler katılmadı bu yürüyüşe.

TBB Genel Başkanı, yürüyüşü desteklediğini, ancak tarafsız kalması gerektiği için katılmadığını açıklayacaktı. Kamuoyu ne denli tatmin oldu mu? Hiç sanmıyorum

Bir de, paraşütle siyasete sokulup, tabanı tanımayan, tabanın da yabancı olduğu kişiler.

Hatta, CHPnin eylemlerini yetersiz bulduğu için Genel Başkan yardımcılığından istifa edenler…

Birileri tarafından, akılları çelinip CHP Genel Başkalığa göz dikenler de yoktu bu yürüyüşte.

Bu kişiler, parti içi eğitime tabi tutulsalar, siyasetin dışarıdan göründüğü gibi olmadığını anlasalar, durum çok farklı olurdu.

Daha önce çalıştığım gazetede en az 15- 20 yazı yazmıştım.

ABC Gazetesinde de 9-12-16 Kasım, 23-25-27 Aralık 2015, 8,21,29 Ocak, 3 ve 29 Ocak 2016 tarihlerinde şu ya da bu şekilde dile getirmişim.

Bu yazılarımda, tepeden indirilip parti yönetimine alınanların, birilerinin itelemesiyle Genel Başkanlığa oynamaya kalkanların hem kendilerine, hem partiye zarar verdiğini vurgulamıştım.

Parti tabanından gelmeyenler tabii siyaset yapacaklar.

Ancak, bu kişilerin önce CHPnin kuruluşunu, ilkelerini öğrenmeleri gerektiğini yazmıştım.  Sonra partinin, bunları önce danışman, sonra ilçe, il yönetimlerinde görevlendirerek, örgütü tanımaları ve en önemlisi hırslarının akıllarının önüne geçmemesi gerektiğine değinmişim.

Bu yürüyüşe, ADALET isteğine karşı çıkanlar, ne yazık ki AKP ve MHP ile aynı noktada buluşmuş, hırslarına yenilmişlerdir.

Sonuç olarak, hem kendilerine, hem cesaret vericilerine zarar vermişlerdir.

Kendilerine yazık etmişler, Kemal Kılıçdaroğlunun liderliğini içlerine sindiremeyip, hırslarının esiri olmuşlardır.

Bülent Ecevitin eşi Rahşan Ecevitin bu ADALET yürüyüşüne gönderdiği mesajın son cümlesi kanımca çok önemli:

İsterim ki bu anlamlı yürüyüşünüz Pazar gününden sonra da, manen de olsa her zaman ve her konuda devam etsin.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu mitingde, eylemlerin süreceğini ilan etmiştir.

SBFde yıllarca ders veren, dostum Serdar Şahinkayanın şu cümlesi bir başka gerçeği ortaya koyuyor:

Yürüyüş kolunda saf tutanlar, orada olamasalar da her ortamda destek olanlar yeniden yurttaş olmuşlardır.

 

 

Eğitim