unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Özdemir İnce

Demokrasisiz halk (7)

28.05.2018 20:43

Bu yazı dizisinin artık sonuna geldik. Halksız Demokrasinin tersi olan Demokrasisiz halk da aynı kapıya çıkar. Benim kuşağımdan olanlar, 1950den bu yana, en azından şunu öğrendi: Demokrasi ancak laik düzende yaşar. Demokrasi olmadan laik düzen yaşamaz, laik düzen olmadan demokrasi yaşayamaz. Demokratik ve laik düzenlerde siyaset adamları, hükümet ve devlet erkânı Honnête Hommedur, centilmendir, çelebidir, paranoyak ve psikopat değildir. Siyasette ağzı bozuk değildir.

Bu dizi yazılarımda soyut ve olması gereken bir solu savundum. Marxın Fransada Sınıf  Mücadelelerinde kullandığı Düzen Partileri kavramını günümüzde kullanmak son derece tehlikelidir. Örneğin CHP hem düzen partisidir hem değildir. CHP, Cumhuriyet ve Demokrasi için bir düzen partisidir; diktatoryaya ve başyücelik rejimine karşı olduğu için düzen partisi değildir. Kamusal ekonomiyi savunduğu için düzen partisi değildir. Laik ve  Parlamenter Demokrasiyi restore etmek için İyi Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti ile işbirliği yapması onu düzen partisi yapmaz. Çünkü hedefi Laik ve Parlamenter Demokrasiyi restore etmektir. TKPlerin ve öteki sol partilerin CHPyi bu hedef yolunda desteklememesi çocukluk hastalığının tezahürüdür. Sol psikiyatri kliniği olmamalıdır.

Bu ağabey uyarısından sonra zuladan çıkan yazıyı okuyabilirsiniz.

***

KIRK KATIR MI KIRK SATIR MI?
Halkı tanımamakla ve beceriksizlikle suçlanan solun tarihinden ayıramayacağımız için birkaç yıl öncesine kadar yasaklı olan Türkiye Komünist Partisi tarihçesinin önemli satır başlarını anımsayalım:

10 eylül 1920de Baküde kuruldu. Kabul edilen programında, Anadoluda işgalcilere karşı mücadelenin sürdürülmesi, bağımsızlığın kazanılmasından sonra İşçi ve Köylü Sovyet Cumhuriyetinin kurulması ve sosyalizme geçilmesi öngörülüyordu. Mustafa Suphi ve arkadaşları Ankaraya gitmek üzere 28 aralık 1920de Karsa geldiler. Ancak Erzuruma girişte kitlesel protestoyla karşılaştılar. Baküye dönmek üzere geldikleri Trabzon açıklarında teknelerinde öldürüldüler. Bu olaydan sonra Ankara Hükümeti TKPyi yasakladı ve parti yöneticileri tutuklandı. 1922de yasal olarak çalışma girişiminde bulunan parti, bunun gerçekleşmemesi üzerine yer altına inerek gizliliği seçti.

Cumhuriyet tarihinin ikinci muhalif partisinin başkanı Ali Fethi bey Cumhuriyet (11 ağustos 1930) gazetesine verdiği demeçte Partim, Halk Partisinin sol tarafında, liberal ve laik Cumhuriyetçi bir parti olarak çalışacaktır. Sola yönelimin ölçüsü halkın düzey ve eğilimine kamuoyunun karşılayış ve yükselişi olacaktır demektedir.

Komünist Partisine yaşama hakkı tanınmamasına karşın sol kavramı o günlerde pek korkutucu görülmüyor, özgürlükçü bir düzeni tanımlamak için kullanılıyordu. Ancak Atatürkün ölümünden sonra, İsmet İnönünün Cumhurbaşkanlığı döneminde Türkiye bulunduğu yerden giderek sağa kaymaya başladı. İsmet İnönü ve Fevzi Çakmakın başını çektiği bir grup, komünistlerle işbirliği içinde göstererek İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ile Dışişleri Bakanı Dr.Tevfik Rüştü Arası tasfiye etti. Bu olay cadı avının başlangıcıdır.

4 Aralık 1945te İstanbulda Tan gazetesi yıkıldı. Türkiye o yıl Uluslararası Para Fonuna katıldı. Ve bir süre sonra Türkiyenin yeni müttefikinin adı belli oldu: ABD. Onun düşmanı olan Sovyetler Birliği, Türkiyenin de düşmanıydı. Zaten Kars ve Ardahanı istememiş miydi?

Bu tarihten sonra Türkiyede her taşın altında komünist ve solcu aranmaya başlandı. Demokrat Partinin kurulmasına izin veren İnönü rejimi Türkiye Emekçi ve Köylü Partisini, Türkiye Sosyalist Partisini ve bu partilerin yayın organı gazete ve dergileri kapattı.

Behice Boran, Niyazi Berkes ve Pertev Naili Boratav sosyalist oldukları gerekçesiyle Ankara Üniversitesinden uzaklaştırıldılar.

Türkiye, Koreye asker gönderdikten sonra 18 Şubat 1952de NATOya girdi. Bunun için klasik yöntemi seçmişti. 26 Ekim 1951de başlayan Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyelerine yönelik 167 kişilik büyük tevkifat bu gelişmenin doruk noktasıdır. Türkiyeyi kaşla göz arasında komünist yapacak kişiler yakalandı. Tehlikenin büyüklüğü (!) karşısında 141 ve 142. maddeler değiştirildi. Ölüm cezası getirildi.

Bundan sonra, ta 1980lerin sonuna kadar Batıya şantaj yapmak için sol aslanların önüne atıldı. Bu ava İlim Yayma Cemiyeti, Komünizmle Mücadele Derneği, Aydınlar Ocağı, Ülkü Ocakları ve Türk Talebe Birliği gibi öğrenci dernekleri de katıldı. En son 12 Eylülde bütün sol kadrolar yok edildi. Sol temizlendikten sonra, kaderin cilvesine bakın ki CHP hedef tahtası oldu. Bu koşullar altında sol ile alay eden sağ takımını sadik, günah çıkartan eski solcuları da mazoşist sıfatlarıyla taçlandırmak zorundayız!

                                                                       ***

12 Eylülden sonra liberalleşen kimi solcuların kurulu düzenin emrine girdiğine tanık olduk. Benim Ana rahmine haklı düşenler adını taktığım bu kesim daha çok Liboşlar takımı olarak tanınır. Bu kesim hakkında düşüncelerimden habersiz değilsiniz.

Bu son deyişi 13 mayıs 2018 günü yazıyorum. 24 Haziran 2018 gününe kadar birkaç yazı daha yazarım. Gördüğüm şu: Yaşayıp tanık olduğumuz günler, ilk çok partili genel seçimin yapıldığı 21 Temmuz 1946 ve Demokrat Partiyi iktidara getiren 14 Mayıs 1950 genel seçim günlerine benziyor. Birincisinde 10, ikincisinde 14 yaşımdaydım. Her iki seçimde de Demokrat Parti flamasını sallamıştım. Bu sarhoşluk ne yazık ki çok kısa sürdü. 

24 Haziran 2018 günü, büyük bir olasılıkla, AKPnin Başyücelik Rejimi sona erecek. Sona ermez ise 21 Temmuz 1946 seçiminin tekrarı olur. Bundan sonraki seçimde 14 Mayıs 1950de olan olur ve bir şerli mitos sona erer: Dine ayarlı bir devlet düzeni Türkiyede yaşayamaz; yoksulluğun ve açlığın dini imanı yoktur. Din hırsızlık ve uğursuzluğa engel değildir. Aksine en büyükleri din adına yapılır. Ve artık bu gerçek öğrenildi. Başyücelik rejimi artık dikiş tutmaz!

***

N.B.: İnternette bir Özdemir İnce Facebooku var ama benimle ilgisi yok. Kim olduğunu bilmediğim bir hayır sahibi yapıp duruyor. Bunu bilmeyen insanlar Facebook üzerinden benimle ilişki kurmak istiyorlar ama bu mümkün değil. Özellikle mesaj gönderen eski arkadaşlarım, okul arkadaşlarım için çok üzülüyorum.

Lütfen beni bağışlayın!

Eğitim