unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Eren Erdem

Darbe Gerçekleşse Kimler Bakan olacaktı?

08.10.2016 12:57

15 Temmuz faşist Fetö girişimi sonrası, AKPnin "uzlaşma, barış" diye takdim ettiği süreç sona erdi ve AKP fabrika ayarlarına geri döndü. Siyasi kadrolarının %90, hayatında en az 1 defa FETÖ okullarında alnını secdeye koymuşken, bir anda "muhalefeti" FETÖ ile ilişkilendirme adına çirkin bir operasyon baş gösterdi.

FETÖcüler halen siyaset sahnesinde cirit atarken; "aleviler, kürtler FETÖcü oluverdi."

Bu "algı operasyonunun amacı neydi peki?"

* Bakın sadece biz FETÖcü değiliz algısı yaratmak.

* Zaten tüm medya gücü elinde olan AKPnin uygun koşulu sağlayıp "erken seçime gidebilme" gerekçesi üretmek.

* Muhalefeti dizayn edip, "rahatsızlık duyulan isimleri" tasfiye etmek.

***

Esas sorulması gereken sorular ise, "havuz medyasının bilinçli tahribatı" nedeniyle sorulamıyor. Ben yüksek müsadenizle o soruları sorayım.

1- FETÖnün Dünyada açtığı tüm okulları listeleyelim. Bu okullara "anne ve babasının ismi verilen kaç Milletvekili ve Belediye Başkanı var şu an görevi başında?" Rakam vermeyeyim, araştırmacıları teşvik etmiş olayım.

2- FETÖ yurtlarının yapıldığı arazilarin "imar plan değişiklikleri" hangi belediyelerden geçti? Türkiyede kaç Belediye, bu yurtlara "tahsisli arazi verdi?"

3- Şu ana kadar ABDye gidip FETÖ liderini ziyaret eden Milletvekili sayısı kaç? Bu milletvekillerinin, ziyaret öncesi "hesap hareketleri" ile ziyaret sonrası hesap hareketleri arasındaki fark ne boyutta?

4- Şu an FETÖye söven "AKPli Gazetecilerin kaç tanesi aylık DÜZENLİ himmet aldı geçmişte?"

5- 15 Temmuz sonrası oluşacak Bakanlar Kurulu listesinin Binali Yıldırımda olduğu biliniyor. O listedeki isimler arasında kimler var?

6- FETÖ okullarına "yüzbinlerce TL bağış yapan" kaç kişi şu an AKPde Milletvekili, Bakan ve Belediye Başkanıdır?

***

Kandırıldık deyip sıyrılıyorlar. AKP, FETÖyü devlete yerleştirirken kandırılmış(!)

Vergi dairesine yerleştirirken kandırılmış olabilirler. "Vergi memurudur, masa başında oturur, garipdir, gurebadır, para kazansın" demiş olabilirler(!)

Eğitime yerleştirirken kandırılmış olabilirler. "Ne olacak ki, bunlar da okumuş, tahsilli adam, bizim adamımız, ekmek yesinler" demiş olabilirler(!)

Ama, "Emniyet İstihbarat, MİT ve TSKye yerleştirirken" kandırılamazsınız. Dünyanın beyin ve idrak fonksiyonları en zayıf insanı bile; "hop kardeşim, ne işin var senin istihbaratta MİTte diye sorar." Keza bunu bana Paris Senato Başkanı sormuştu...

***

Bir hükümet neden MİT, Emniyet ve TSKyi ele geçirmeye çalışır? Bu silahlı organları niye kontrol altına almaya çalışır?

Evet...

FETÖnün siyasi ayağı derhal ortaya çıkartılmalıdır. Ama mümkünse; "hedef saptırmakta pek mahir olan Hükümet ve medyasının palavraları ile değil, hukuk ile ortaya çıkartılmalıdır." Bu nedenle, 550 Milletvekilinin dokunulmazlığı tamamen kaldırılmalıdır. Tek seferlik, geriye dönük değil. Tümüyle, kalıcı olarak dokunulmazlıklar kaldırılmalı, tüm siyasete mercek tutulmalıdır.

Bunu kim yapacak? FETÖ ilan edilme korkusuyla "eli ayağı titreyen Savcılar mı?" FETÖ ilişkisi deşifre olmasın diye 80 takla atan siyasetçiler mi?

Tüm geçmişi FETÖ ile mücadeleyle geçmiş muhalifleri FETÖ ilan ederek, hükümetin kavuğunu kurtarmaya çalışan "bataklık medyası mı?"

Lozan ve Atatürk düşmanı Cumhurbaşkanı mı?

Onun yaveri olan Başbakan mı?

Zor...

BİR HATIRAT

Yıl 2011...

"Türkiyede bir burjuvazi yok, Nurjuvazi vardır" demiş ve FETÖnün tüm Emperyalist ilişkilerini ifşa eden bir kitap yayımlamıştım.

NURjuvazi teriminin patenti bana aittir.

Kısa bir süre sonra, kitabımın ilk baskısını yapan TOGAN Yayınlarının sahibi bana telefon etti. Seni ifadeye çağırıyorlar dedi.

Gittim. İfade verdim...

Kısa sürede dava açıldı, kitabımın toplatılması için açılan davanın ilk duruşmasına çıktım.

Dava kamuoyuna yansımıştı. O günlerde "kitap nedeniyle bana hakaret eden" bir çok kişi AKPden Milletvekili oldu.

Bir tanesi Belediye Başkanı oldu.

Hatta halen görevi başında olan çok sayıda AKPli bürokrat, NURjuvazi kitabım yüzünden gazetelerde ağır hakaretlerde bulunmuşlardı.

Yıl 2014...

NURjuvazi kitabımın toplatılması için açılan davanın hemen akabinde, yan yana anılmaktan utanç duyduğum bazı isimlerle birlikte; "FETÖnün organize ettiği Selam-Tevhid-Kudüs Ordusu" kumpas davasında örgüt yöneticiliğinden hakkımda soruşturma açıldığını öğrenmiştim.

Beni bu kumpasa dahil edip telefonlarımı dinleyen, muhtemelen "ağırlaştırılmış mübbet" ile yargılanmamış sağlayacak olan kişiler tutuklandı, cezaevine kondu.

Tüm havuz medyası; "FETÖnün büyük kumpası" diye bu davayı manşetten verdi. Cumhurbaşkanı, Bakanlar günlerce açıklamalar yaptılar. Büyük kumpas... Büyük kumpas...

Tüm deliller sahteydi. Ama mesele Eren Erdem olunca iş değişmişti. FETÖnün hazırladığı ve havuz medyasının aylarca manşetten "kumpas" diye duyurduğu o dava dosyasında benimle alakalı ne varsa, havuz medyası tarafından haber yapıldı.

Bu dava sayesinde; "İran ajanı oldum..."

FETÖ, İranı sevmez. İran ajanlığı en klişe karalama metodudur.

Ama işin garibi.

NURjuvazi kitabım davalık olduğunda bana "İslama bu kadar hizmet eden bir hakikat hareketini karalayan Kemalist bir dinsiz" cümlesiyle itham eden, sonra Milletvekili olan bir "şahıs," bana FETÖcü demişti.

İşte AKPnin FETÖ ile mücadele karnesi budur.

Çare Aziz Nesin!

SONSÖZ

Muharrem mateminde Kerbelanın ızdırabını içerleyen tüm Canlara selam olsun.

Bu günlerde Mehmet Ali Hilmi Dedebabanın "aynayı tuttum yüzüme Ali göründü gözüme" deyişini sıkça dinliyorum. Pir baba beni affetsin. Canlar beni affetsin. Her dinlediğimde kelimeler değişiyor. Çağrışımlar değişiyor. Bu nedenle, affınıza sığınarak bu dörtlüğü Hükümete uyarladım. Bestesini Uğur Işılak yapabilir, seçim kampanyasında AKPnin işine yarayabilir. Keza tam da onları anlatıyor.

Aynayı tuttum yüzüme

FETÖ göründü gözüme

Nazar kıldım ben özüme

FETÖ göründü gözüme

FETÖ evvel FETÖ ahir

FETÖ batın FETÖ zahir

FETÖ tayyip FETÖ tahir

FETÖ göründü gözüme

Binali Yıldırım bir kemter

Görür gözüm dilim söyler

Her nereye kılsam nazar

FETÖ göründü gözüme

Eğitim