unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Haluk Şahin

Kaliforniya, Trump ve Steinbeck: Bitmeyen kavga

08.02.2017 06:36

Son günlerde John Steinbeckin Türkçeye Sardalya Sokağı adıyla çevrilmiş olan Cannery Row romanını yeniden okudum. Yeniden derken, iki okuma arasında aradan 60 yıla yakın zaman geçtiğini belirteyim. İlk okuyuşum sanırım 1958 yılında, Orhan Azizoğlunun Varlık Yayınlarından çıkan çevirisiyle gerçekleşmişti. Bu kez İngilizce aslından okudum. İlk okuyuşumda, Bursada hayatın başlamasını merakla bekleyen bir lise öğrencisiydim. Bu okuyuşumda torun ziyareti için Kaliforniyada bulunan, neyse ki hala meraklı kalabilmiş, emekli bir hoca...

İnsanın gençliğinde beğenerek okuduğu kitaplara dünüşünün tehlikeleri vardır. Tıpkı gençliğinin geçtiği mekanlara geri dönüşlerde olduğu gibi. Genellikle hayal kırıklığına uğranılır. Bakarsınız, anılarınızda orman gibi görünen o bahçe meğer küçücük bir koru bile değilmiş. Sizin evin yanındaki devasa komşu evi meğer sıradan bir binadan ibaretmiş...

Ben de Sardalya Sokağını yeniden okumaya çekinerek başladım. Ya Steinbecki ilk okuduğumda  o kadar beğenmiş olmam bir çocukluk yanılması ise? 

Neyse ki, korktuğum başıma gelmedi. Hatta tam tersine: Meğer Steinbeck hatırladığımdan da renkli ve espirili bir yazarmış. Meğer, onun memleketi Kaliforniyayı anlatışında 1930ların sıkıntılı yıllarını aşan bir derinlik ve evrensellik egemenmiş. Meğer Kaliforniyalılık o zaman bile farklı bir kimlik sahibi olmak anlamına geliyormuş.

TRUMP KALİFORNİYAYA KARŞI     

Kaliforniyalıların bu ayrı kimliği konusu Trump dönemi Amerikasının çok konuşulan konularından biri olacağa benziyor. Karşılıklı ağır şeyler söylenmekte. 6 Şubat tarihli Washington Post gazetesi ilan ediyor: Kaliforniya ile Başkan Trump birbirleriyle savaşa tutuşuyorlar.

Kaliforniya eyaleti deyip geçmeyin. Pasifik sahilindeki bu eyaletin ekonomisi dünyanın altıncı en büyük ekonomisi.  Önündeki beş devlet şunlar:  ABD, Çin, Japonya, Almanya ve Birleşik Kırallık. Fransa ve Breziya gibi devler onun arkasından geliyor. 2.5 trilyon dolarlık GDPsi, ekonomisi daralmakta olan Türkiyenin kaç katıdır, ben hesaplayamam, güvenilir birilerine sormak gerekiyor.

Trump Amerikası ile Kaliforniyanin yıldızıın barışmayacağı Başkanlık seçimlerinin sonuçlarında açıkça ortaya çıkmıştı. Hillary Clinton burada Trumpı, tam  dört buçuk milyon daha fazla oy alarak, ağır bir yenilgiye uğratmıştı.  Trump, ülke çapında toplam oy sayısında üç milyon geride olmasını Kaliforniyanın husumetine bağlıyor. Hatta bunun arkasında, Kaliforniyadaki kaçak göçmenlere oy kullandırılması olduğunu ima ediyor. 

Yenilgiyi sineye çekemeyen Kaliforniayada Trumpın düşmanca tutumuna karşı gösteriler her gün devam ederken, ABDden ayrılıp Kanadaya katılalım! diyenlere bile rastlanıyor.

Bu doku farklılığın arkasındaki temel nedenin göçmenler faktörü olduğu ortada. Steinbeckin de romanlarında anlattığı üzere, özellikle Meksikadan ama hemen her yerden gelen göçmen işçiler  bu bereketi eyalette tarım işgücünün can damarı olagelmişler. Onlarsız hayat düşünülemez hale gelmiş.  Şimdi Silicon Vadisinde yoğunlaşmış olan dijital şirketler için de durum böyle: Tarım sektörünün, göçmenlerin pazu gücüne ihtiyacı varsa, dijital sektörün de dünyanın her yanından gelecek gençlerin beyin gücüne ihtiyacı var. Yok Müslümanmış, Hristiyanmış, siyahmış beyazmış fark etmiyor.

 Eyalet ekonomisinin bu temel olgusu, siyasal ideolojileri de belirliyor. Göçmen düşmanı ve kapanmacı Trump  Meksika ile ABD arasında duvar inşa etmekten söz ederken, Kaliforniya, biraz latife olacak ama, duvarın altına tünel kazıp işçi getirmeyi düşünüyor!

Steinbeck gibi büyük yazarlar ait oldukları toplumun ruhunu yansıtırlar. Günümüz Kaliforniyası görünüm olarak Steinbeckin anlattığı 1930lar Kaliforniyasından çok farklı olabilir. Ama kahvenin telvesine iner gibi ruhun derinliklerine indiğinizde bazı şeylerin hala aynı olduğunu farkediyorsunuz:

Kaliforniya, New York gibi yalnızca sert, acımasız, ne pahasına olursa olsun ille başarı denen bir yer değil. Sanki buralıların, en azından bazılarının, hayata ilişkin daha yumuşak, daha insani beklentileri var. Bu yaşam tarzlarına da yansıyor. Sık sık karşınıza arayış içinde olan insanlar çıkıyor. Kimi mistisizmle yapmaya çalışıyor bunu, kimi sanatla, kimi de doğayla...

Sardalya Sokağındaki, Uğurlu Perşembedeki (Sweet Thursday), Yukarı Mahalledeki (Tortilla Flat) ve tabii Fareler ve İnsanlardaki (Of Mice and Men) saf ve berduş insanları hatırlayın. Burada hala ruhen böyle insanlar var ve bunlar Trumptan hiç hazzetmiyorlar!

SİSTEMİN ÇELİŞKİSİ

Hayatı ve dünyayı berbat edenleri ne yazık ki muzaffer kılan o çelişkiyi Sardalya Sokağının bilge laborantı Doc ne güzel anlatmış:

Ne biçim sistemimiz var:  İnsanlarda hayran olduğumuz her şey, iyilik ve cömertlik, açıklık ve dürüstlük,  anlayışlılık ve sezgi gücü hep başarısızlığın arkadaşları sayılmışlar.  Öte yandan, tiksindiğimiz tüm özellikler, kurnazlık, tamahkarlık, mal mülk düşkünlüğü, kabalık, bencillik ve çıkarcılık  hep başarıyla buluşturulmuşlar. İnsanlar birinciye hayran dolduklarını söyleseler de, ikincinin meyvelerine bayılmışlar.

Steinbeckin romanlarından biri (In Dubious Battle) Türkçeye Bitmeyen Kavga diye çevirilmişti. Trump-Kaliforniya kavgası da kolay biteceğe benzemiyor!   

Eğitim