unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları İbrahim Kaya

Kurultay yolunda CHP

20.01.2018 14:03

CHPnin 36. Kurultayına çok az bir zaman kaldı. Kurultaya giden yolda tartışma yaratan veyahut tartışmaya açılan mesele Partinin kendi özüne ilişkin tanımıyla ilgili mesele oldu. İstanbul İl Başkanlığı seçimlerini Canan Kaftancıoğlunun kazanması bu sözü edilen meselenin tartışmaya açılmasını sağlayan esas gelişme oldu. Parti kuşkusuz bir taraftan cumhuriyetçi ve diğer taraftan solcu olmak üzere iki temele dayanmaktadır. Kurucu parti sıfatıyla CHP, cumhuriyeti, devleti ve hatta yeni toplumu inşa etmiş bir parti. Diğer taraftan ise parti hem anti-emperyalizm geleneğinden gelmesi hem de 1960larda kendini solda tanımlaması nedenleriyle solcu yönü olan, sosyalist enternasyonele üye olan bir parti.

Bu yönlerini kendi içinde çelişki yaratan ve hatta bir gerilim hattı oluşturan yönler olmaktan ziyade onları kendine özgü yöntemi ile ve koşulları göz önünde bulundurarak sentezlemeyi başarmıştı parti. Ancak, görünen odur ki bu sentez çatlamıştır ve parti 36. kurultay yolunda yeni bir sentez arayışına zorlanmaktadır. Peki nasıl bu aşamaya gelinmiştir? Epey bir zamandır ikinci cumhuriyetçi, yetmez ama evetçi, çok-kültürcü kimlik politikaları savunucuları sol ile cumhuriyet arasında bir ayrım yapma hatta yarık oluşturma mücadelesi vermektedir. Bu gruplara doğrudan veya dolaylı olarak bağlı olan birtakım kişiler CHPnin yönetiminde ve örgütünde önemli pozisyonlara getirildiler. CHPnin tabanındaki insanları ulusalcı, orducu, hatta darbeci olarak nitelemekten haz duyan bu kişiler partide etkin olmaya başladığından buyana partinin sözünü ettiğimiz özgün sentezi bozulmaya ve hatta parçalanmaya başladı.

Mustafa Kemalin anti-emperyalist ve uygarlıkçı politik felsefesini benimsemiş olan klasik CHPliler kendilerini her daim solda tanımladılar. Toplumsal dayanışma, sosyal adalet, hakça bölüşüm, sosyal devlet gibi sol ilkeleri ve değerleri her daim içselleştirmiş olan klasik CHPliler için sol, kimlik politikalarını değil yurttaşlığı öne çıkarmalıdır. Ulus-devlet, tarihsel ilerlemenin işareti olduğundan, ondan geri adımlar atılması yani cemaatlere, etnik, mezhepsel gruplara dayalı siyasal yapılanmaya kapı açılması gerilemedir. Bilimsel, laik bilginin dışındaki bilgilerin meşruiyet kazanması için dinci anlayışlara yakınlaşma, Aydınlanmadan kopuş anlamına gelmektedir. Liberal ekonomi politiğin benimsenmesi, karma, halkçı iktisadi politikalardan uzaklaşmadır. Dolayısıyla, klasik CHPliler için sağcı, faşist şeklindeki etiketlemeler sadece gülünüp geçilmesi gereken suçlamalardır.

Partinin cumhuriyetçi ve sol yönleri arasında hiçbir çelişki yoktur ama güya solcu (etnik ve mezhepsel kimlikleri siyasetin merkezine taşıyanlar) aktörlerin cumhuriyet ile sorunları olduğu aşikardır. İşte bu sebeple parti büyük Kurultaya giderken kendi içinde bir hesaplaşmayı yaşamak zorunda bırakılmıştır. Partinin cumhuriyetçiliği öne çıkarması ve sol yönünü yeniden tanımlaması gerektiğini tartışmamız gerekiyor. Ülkenin bugün içinde bulunduğu koşullar bunu dayatmaktadır. Cumhuriyetini yitirmiş, modern-dışılaşmış bir ülkedir Türkiye, yani, eğer Aydınlanma ve kurtuluş hedefi varsa partinin öncelikle başlaması gereken nokta burasıdır. Yurttaşların cumhuriyet değerleri etrafında toplanması için en uygun tarihi zaman dilimi bugün içinde yaşadığımız şimdiki zamandır. Türkiyenin ihtiyaç duyduğu en önemli adım Yeniden Cumhuriyet inşası yönünde atılacak olan adımdır. 2019daki başkanlık seçimi cumhuriyetçilerle saraycılar arasında geçecek bir seçimdir. Önceliğiniz zorunlu olarak cumhuriyet olacaktır, eğer seçimi kazanmak ve ülkeyi yeniden tesis etmek gibi bir hedefiniz varsa! Büyük kitlelere ulaşmak, salt ideolojik bir karşıtlıktan hareket etmekle olmaz ve hiçbir tarihi dönemde olmamıştır. Ancak, uzlaşma için bir çağrıda bulunduğunuzda toplumun büyük kitleleri buna sessiz kalmaz, kalmamıştır. Sivas Kongresini bu büyük uzlaşının büyük örneği olarak görmek gerekir mesela! Bugün de toplumsal değerleri yeniden canlandırmak, hukukun üstünlüğünü, liyakati yeniden kurmak için cumhuriyetçi bir siyasetin toplumu uzlaşıya çağırması gerekiyor. Toplumu yeniden cumhuriyette uzlaşıya davet ederken, elbette, toplumun çoğunluğunun çıkarlarına, ilgilerine karşıt tek kişi egemenliğini konuşmak, anlatmak da kaçınılmazdır. Yani uzlaşıya davet, kuşkusuz, bir karşıtlığa vurguda bulunursa işlerlik kazanabilecektir. Tıpkı emperyalizme ve saltanata karşı toplumu uzlaşıya çağırdığı gibi büyük önderin!

Sol yönün yeniden tanımlanması hususuna gelince; CHP radikal solcu bir parti değildir. Önce bu konuda parti yöneticilerinin ve örgütünün bilinçlendirilmesi gerekir. Parti demokratik solcu bir partidir, yani, sistem değişikliğini, devrimi talep edecek sosyalist bir parti değildir. İkincisi, partinin solculuğunun kimlik eksenli politikalara meşruiyet sunan bir liberal sol veya gerici sol olmadığı hususunda farkındalığın oluşturulması icap etmektedir. Parti aşırı sol ve gerici sol grupları son yıllarda önemli pozisyonlara getirmiş olmasından ötürü adeta huzursuzların evi haline gelmiş bir görüntü arz etmektedir. Son derece marjinal gruplara hitap eden bir parti, kitlelere ulaşmak ve yeniden cumhuriyet inşa etmek gibi heyecan verici ana hedeflere sahip değildir. Demek ki partinin sol yönünü yeniden tanımlaması elzemdir. Bu tanım partinin iktisadi politikada karma ekonomiyi, halkçı politikaları benimsediğini, siyasette katılımı önemsediğini ve kültürel saha açısından bilimi, laikliği benimsediğini ve sonuç olarak toplum modeli olarak dayanışmacı bir toplumu benimsediğini ama bireysel özgürlüğü de hiçbir biçimde dayanışma adına ikincilleştirmediğini ifade eden bir tanım olması gerekmektedir.

Esasında partinin kendi içine dönmemesi ve daima ülkenin yönetimini sorunsallaştırması gereken bir dönemde olduğumuzu vurgulayalım. Ancak, İstanbul İl Kongresi partinin kendi içine dönmesini, kendini gündem haline getirmesini sağladığı için Kurultay da bu konuyu sonuca bağlamak zorunda olacaktır. Kurultayın Yeniden Cumhuriyet için Uzlaşma çalışmasının Kurultayı olmasını yine de dileyelim!  

Eğitim