unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 5 Eylül 2016

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

'Aldatıldık' dememek için, 'aldanmamak' için ve ülkemizde ve dünyada olan bitenlerin farkında olmak için okumak ve daha fazla okumak gerektiğini bir kez daha ghatırlatmakta bir sakınca görmüyoruz.

Ülkemizin sürüklenmeye çalışıldığı karanlığa karşı en etkili direniş alanlarından birinin 'okumak' olduğunu düşünüyor ve sizlere daha aydınlık günlerde daha çok kitaplı gelecek günler diliyoruz.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

Kitap dünyasındaki son gelişmelerden haberdar olmak için ABC Kitap sayfalarını takip etmeniz sizin için yeterli.

ABC Kitap sayfalarını okumadan kitapçı ve sahaf turuna çıkılmaz.

ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz.

YENİ ÇIKANLAR

hayatimin-hikayesi4f13cb14c68516c319d93ff33690ed5c.jpg

Giacomo Casanova
HAYATIMIN HİKAYESİ
Everest Yayınları

"Çağdaşlarından hiçbir yazar Casanova'nın yaşadığı kadar varyasyon ve durum yaratamamıştır ve yüzyıl içinde böylesine cüretkâr, inişli çıkışlı bir başka yaşamöyküsü yoktur. (...) 

Burada karşımıza çıkan şey, sanatçının yardımına ihtiyaç duymayan, kendisi yeterince dolu, olgun ve mükemmel bir sanat eseri olan hayatın kendisidir."
-Stefan Zweig-

Giacomo Casanova'nın (1725-1798) kim olduğunu bildiğimizi sanıyoruz. Yanılıyoruz.

Tüm zamanların en ateşli çapkını, skandalların adamı, aşk makinesi, kumarbaz, dolandırıcı, asker eskisi, kaçak, beş parasız soylu, casus, serüvenci…

Casanova'nın aynı zamanda eylem hâlinde bir yaşam filozofu, Homeros'un İlyada'sının çevirmeni, Balzac, Stendhal, Zola, Apollinaire, Fellini, Sebald ve daha nicelerini derinden etkilemiş çok büyük bir yazar, geleceğe ait bir adam olduğunu bilmiyoruz.

Casanova'nın 60 yaşını geçtikten sonra yazmaya başladığı anılarını bir araya getiren Hayatımın Hikâyesi, Seingalt Şövalyesi'nin olağanüstü yaşamını ve yapıtını gözler önüne seriyor.

"Casanova fazlasıyla eğlendi, insani etkinliklerin gizli saklı yanlarını gördü, birilerine çabucak kanmanın temelindeki sinir sistemini inceledi. (...) Onu okumak Cervantes'in Don Quijote'sini okumak kadar eğlendirici. Kısacası Hayatımın Hikâyesi bir 

başyapıt, hakikâti içinde ilerleyen birinin serüveni. (...) Hayatımın Hikâyesi belki de gizlisi saklısı olmadan 2230 yılında okunabilecektir. Stendhal'in 1936'ya doğru okunmayı umduğunu unutmayalım."
-Philippe Sollers-

300 s. İstanbul 2016

kapinin-ardinda9cd45eb656591d4044fc97dca7647652.jpg

Giorgio Bassani
KAPININ ARDINDA
Yapı Kredi Yayınları

Giorgio Bassani'nin doğumunun 100. yılında YKY'den yazarın yeni bir Ferrara romanı daha yayımlandı: "Kapının Ardında" ilk kez Türkçede...

Yıllar, gizliden gizliye kanayan, görünmez bir yara gibi içimizde yer eden ağrılara merhem olabilir mi? İyileşebilir miyiz? Kimi dertler vardır ki, ömür boyu kurtulamayız…

Kapının ardından işittiğimiz şey kimi zaman yaşamımızı sonsuza dek değiştirebilir. Kapının Ardında'nın başkahramanı, Ferrara'da yaşayan ve 1929 ile 1930 yılları arasında lise birinci sınıfa giden bir öğrencidir. Beklenmedik bir kutuplaşma onu iki okul arkadaşıyla karşı karşıya getirmiştir: Biri "her konuda mükemmel", son derece çalışkan, başarılı ve herkesin hayranlık duyduğu, gıpta ettiği Carlo Cattolica, öteki sinsice yolunu bulan, zavallı bir dalkavuk olan Luciano Pulga. 

Strega, Viareggio ve Campiello ödüllü, ünlü antifaşist Yahudi yazar Giorgio Bassani'nin ünlü Ferrara romanları Altın Gözlük ve Finzi-Contini'lerin Bahçesi'nden sonra, Yelda Gürlek'in çevirdiği, İtalya'da 1964 yılında yayımlanan Kapının Ardında insan ruhu üzerine yine benzersiz bir roman... İtalya'da 1958 yılında yayımlanan Altın Gözlük Giuliano Montaldo tarafından, 1962 yılında yayımlanan Finzi-Contini'lerin Bahçesi Vittorio de Sica tarafından filme çekilmişti.

Tadımlık
"Uzak, ulaşılmaz yalnızlığına hapsolmuş şu çelimsiz çıplak sırtın önünde bu düşüncelere daldığım o ilk anda, içimden bir ses bana aniden Luciano Pulga gerçeklerle yüzleşmeyi kabul edecek olsa bile benim kabul etmeyeceğimi söylemeliydi. Ayrılığın ve nefretin doğuştan yazılmış bir kader olduğunu, ardına kadar açmayı düşündüğüm aynı kapının ardında bir kez daha saklandığımı anlamak bana zor geliyordu. Yapacak bir şey yoktu, ben bunu yapamazdım. Ne şimdi ne de başka bir zaman."

108 s. İstanbul 2016

gece-gunduzu-dusluyor57363c00918d4ae0c37ace8bb734980c.jpg

Ingvar Ambjörnsen
GECE GÜNDÜZÜ DÜŞLÜYOR
Ayrıntı Yayınları

Sune, bir göçebedir; ancak bildiğimiz göçebelerden çok farklı bir göçebe. Çadırı yok, birlikte hareket ettiği aşireti yok, sırt çantası yok, planı programı yok, gece gündüz dağlarda, ormanlarda dur durak bilmeksizin yapayalnız yürüyor. Başını bir çatı altına sokması gerektiği zamanlarda mevsim gereği kullanılmayan dağ evleri ya da yazlık kulübelerinden birini, en uzakta ve ulaşılması en zor olanını seçiyor. İlk tercih olarak gizlenmiş anahtarı arıyor, anahtarı bulamazsa kilidi veya küçük bir camı kırarak içeri giriyor ve bir süreliğine burası Sune' nin mekânı oluyor. Sune çalıyor ama bir hırsız değil... Kulübelerde bulduğu konservelerden, peksimetlerden yiyor, sobada ateş yakıp ısınıyor, giysiler temin ediyor ihtiyacına göre... Ancak odun kesip bırakmak ya da kulübenin boyası dökülmüş duvarını boyamak, kırdığı camı tamir etmek gibi bazı ilkeleri var. Sune, yalnızlığını korumak için yollara düşmüş ne var ki süreç içinde tıpkı kendisi gibi toplumun kıyısında yaşamayı seçmiş eski hippiler, motosikletliler, aykırı sanatçılar, kaybetmiş idealistlerden oluşan bir grubun ilişkiler ağına takılıyor. Ve bir gece ormanın karanlığından yaralı bir kadın çıkıyor Sune' nin karşısına. Kadından kurtulma çabaları sonuçsuz kalınca iki aykırı, iki yalnız, Sune ve gölgesi olarak devam ediyor bu yürüyüş...

336 s. İstanbul 2016

dogu-avrupa-da-yolculuk75afcb6fa8e5d2a480652c444ab04e16.jpg

Gabriel Garcia Marquez
DOĞU AVRUPA'DA YOLCULUK
Can Yayınları

Sınıfların ortadan kalkması hayret verici bir şey. Herkes eşit, herkes aynı düzeyde, herkes kötü dikilmiş eski püskü giysiler içinde, ayaklarında kalitesiz ayakkabılar var. Hiç acele etmiyorlar, telaş yok, sanki yaşamak için her şeyi ağırdan alıp tüm vakitlerini kullanıyorlar. Burada da köylerdeki aynı saf, iyi kalpli ve sağlıklı kalabalık kitleler var ama devasa boyutlarda. 

Doğu Avrupa'da Yolculuk Gabriel García Márquez'in 1950'lerde gazeteci olarak Doğu Avrupa'daki sosyalist ülkelere yaptığı seyahatin bir güncesi. Doğu Almanya'dan başlayıp Çekoslovakya, Polonya, Macaristan ve Sovyetler Birliği'ne uzanan bu serüven boyunca okurlar Márquez'in hem yol arkadaşları ve tanıştığı kişilere dair gözlemlerini hem de dönemin toplumsal ve siyasi gelişmeleriyle ilgili yorumlarını bulacaklar, elbette hepsi yazarın kendine has renkli anlatımıyla.

144 s. İstanbul 2016

insa-halindeki-erkek5a85e901e6ee602a341ccb90276badca.jpg

Maxim Februari
İNŞA HALİNDEKİ ERKEK
Güldünya Yayınları

Hollandalı yazar ve felsefeci Maxim Februari, 2012 yılının sonbaharında, kadın olarak başladığı hayatını erkek olarak sürdürmeye karar verdiğini açıkladı ve bu yönde adımlar attı. Februari, İnşa Halindeki Erkek'te bu süreçte yaşadıklarını anlatıyor, sık sık sorulan ve hiç sorulmayan soruları cevaplıyor, cinsiyet geçişiyle ilgili dil ve görgü kurallarını tartışıyor. İnşa Halindeki Erkek, transeksüellikle, özellikle de trans erkeklerle ilgili sınırlı sayıda yayının bulunduğu Türkçede çok önemli bir kitap olmaya aday.

"Çok küçük yaşlardan beri erkek olduğumu biliyordum. Savaş yıllarını zorluklar içinde geçirmiş bir aileden geldiğim için dikkatleri üstüme çekmek istemedim. Yirmili yaşlarımda lezbiyen olduğumu itiraf ettim, bu doğru istikamete atılmış bir adımdı. Ancak yıllar geçtikçe içimi kemiren duygular dinmedi. Kendimi giderek daha içinden çıkılmaz, karmaşık durumlarda buldum. Bu işe girişmeseydim muhtemelen şu anda yaşamıyor olacaktım."

92 s. İstanbul 2016

safakta-acan-ciceklerb453724895f842b3d13c1e129077938d.jpg

Singai Ma Elangkannan
ŞAFAKTA AÇAN ÇİÇEKLER
Tekin Yayınevi

Anbarasan, Tamil Nadu'dan Singapur'a çalışmaya gelmiş, gözü pek, cevval ve iyi yürekli bir genç adam. Elleri beyazların kendisine verdiği işleri çarçabuk yapmakla meşgul olsa da, aklı fikri ülkesi Hindistan'ın bağımsızlığında, kalbiyse güzeller güzeli Manimekalai'de. Gandhi'nin yolundan ayrılmak istemeyen, düşmanına bile yiğitçe davranan bu korkusuz adam günü geldiğinde ülkesini İngiliz sömürgecilerin elinden kurtarmak için Hindistan Ulusal Ordusu'na katılmaktan geri durmayacaktır. Sevdiği kadın da, arkadaşları da bu savaşta ona yoldaşlık edecek, Hindistan sonunda özgürlüğüne kavuşacaktır. 

1982 yılında Güneydoğu Asya Yazarları Ödülü'nü alan ilk Tamil yazar olan ve Şafakta Açan Çiçekler ile Singapur Kültür Madalyası kazanan Singai Ma Elangkannan, sömürge koşulları altında insanların birbirine sımsıkı bağlanmasını, aralarındaki dayanışmanın, kavganın, ilişkilerin samimiyetini ve masumiyetini, gerektiğinde cesaretle savaşıp ülkelerinin özgürlüğü, sevdiklerinin hayatı için kendi canlarını ortaya koyuşlarını, aşkı ve kavgayı, ekmeği ve gülleri Gandhi'nin barışçıl öğretilerinden el alarak coşkuyla anlatıyor.

208 s. İstanbul 2016

gozetleme-kulesid66c4dd06f6ba2208830d9ca1fad4505.jpg

Elizabeth Harrower
GÖZETLEME KULESİ
Metis Yayıncılık

Babalarının ölümünün ardından Laura ve Clare önce bir süre sorumsuz anneleriyle birlikte yaşar, sonra da Laura'nın çaresizlikten evlenmek durumunda kaldığı Felix'in "himayesine" girerler. Kocanın başlangıçta nispeten zararsız görünen "tuhaflıkları" zamanla onun kötücül, hastalıklı ve akıldışı iç dünyasını açığa vurmaya başladığındaysa artık çok geçtir. İki genç kadın kendilerini, erkeğin dengesiz ruh halinin pamuk ipliğine bağlı tedirgin ve tehlikeli bir hayatın ortasında bulur. 

Gözetleme Kulesi'nde Elizabeth Harrower her şeyden önce, insanların başkalarına hiç de çıkışsız görünmeyen durumların içinde nasıl kısılıp kalabileceklerini son derece ikna edici bir şekilde resmediyor. Ruhsal bozuklukların bulaşıcı olmasa bile yakın çevredeki kişileri nasıl sindirip çaresizleştirebileceğini betimliyor. Aklın hükmünü yitirdiği bir mikrodünyada, hem mantığa hem de duygulara ve vicdana sahip çıkmanın zorluklarını gözler önüne seriyor ve tüm bunlara rağmen yine de bir çıkış olduğu ve ona ulaşmanın tek yolunun eylemsizliği kırmaktan geçtiği mesajını veriyor. 

Harrower'ın gösterişten kaçınan incelikli üslubu, karakter tasvirlerinin başarısı ve psikolojik çözümlemelerin derinliği, bu romanı modern Avustralya edebiyatının vazgeçilmezleri arasına yerleştiriyor. 

256 s. İstanbul 2016

aristoteles-ve-yasamin-sirlari4572f142a8695a36a8e09fdac9f64b39.jpg

Margaret Doody
ARİSTOTELES İLE YAŞAMIN SIRLARI
Alfa Yayıncılık

İÖ 330. Mevsimlerden yaz. Büyük İskender Küçük Asya'yı fethetmiş ancak orduları artık Atina'dan çok uzakta ve Atina'nın bağımsızlığını destekleyenler ona karşı kumpas kurmaya başlamış bile. Kahramanımız Aristoteles gibi yabancılar ve yabancılarla dostluk ettiğinden şüphelenilen Stephanos gibileri büyük tehlike altında. Aristoteles ve Stephanos, bu durumda en iyi çareyi Atina'yı bir süreliğine terk etmekte bulur. Bahaneleri hazırdır elbette: Aristoteles hasta öğrencisini Rodos'a götürecek, Stephanos da müstakbel eşinin bir akrabasını bulacaktır.

Kahramanlarımız Delos'tan Mikonos'a, oradan Asya kıyılarına ve tekrar Atina'ya sürüklenirken elbette cinayetler, gizli planlar ve maceralar da eksik olmaz. Ama bu kez yalnızca düşmanlarla değil, gelmiş geçmiş en büyük filozof dahil kimseye acıması olmayan tehlikeli bir denizle de boğuşmak zorundadırlar.

Dedektif Aristoteles ve arkadaşı Stephanos'un maceraları devam ediyor!
"Ege Denizi'nde soluk kesici bir deniz yolculuğu, sürükleyici bir macera."
-Times Literary Supplement-

570 s. İstanbul 2016

buluslarima1e287ce9a0321b89a0d9b2101f44678.jpg

Nikola Tesla
BULUŞLARIM
Bir Dahinin Özyaşam Öyküsü
Say Yayınları

İsmi genellikle Thomas Edison'la girdiği bilimsel mücadeleyle birlikte anılsa da Nikola Tesla, belki de gelmiş geçmiş en önemli mucitlerden biridir. Amerikalı mucit Edwin Armstrong, "Dünya, Nikola Tesla gibi birinin bir kez daha gelmesi için çok uzun bir süre beklemelidir," der ve haklıdır da. Dönen manyetik alan, kablosuz enerji aktarımı, uzaktan kumandalı model tekne, Tesla bobini ve transformatörün mucidi pek bilinmese de Tesla'dır. Buluşlarım: Bir Dâhinin Özyaşamöyküsü, Tesla'nın kendi yaşamını anlattığı ve zamanın ötesinde bir zihne sahip olduğunu kanıtladığı muhteşem bir eser. 

Fakat kısa süre içerisinde zaaflarımı ele geçirdim ve daha önce hiç yaşamadığım bir keyfi yaşadım; dilediğimi yapmayı... Zaman içerisinde bu güçlü zihinsel egzersiz benim için alışkanlık haline geldi. İlk başlarda dileklerim sönüktü fakat kademeli olarak arzu ile arzuyu gerçekleştirmek için gerekli irade özdeşleşti. Yıllarca süren bu disiplin pratiğinden sonra kendimi kontrol etmekte öyle uzmanlaştım ki bazı güçlü insanları mahveden ihtiraslar benim için adeta oyuncak gibiydi.

100 s. İstanbul 2016

 

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

sessiz-isgal49c42e2f6d0f35c64292696dd377f7f1.jpg

Mayis Alizade, Agil Alesger
SEZSİZ İŞGAL – AZERBAYCAN’DA FETÖ ÖRGÜTLENMESİ
Kırmızı Kedi Yayınları

Azerbaycan, Fethullahçı Terör Örgütü-Fetö'nün Asya ve Türk Cumhuriyetleri'ne açılan ana kapısı, bu nedenle de en önemsediği ülke. Fethullah Gülen, SSCB'nin dağılmasının ardından "25 yıl sonra Azerbaycan bizim olacak!" demiş ve müritlerine "sessiz işgale" başlamaları talimatını vermişti. Ülke çapında oluşturulan ağ, tıpkı Türkiye'deki gibi okullar, vakıflar ve farklı kurumlarla güçlendirilerek devlet yönetimine kadar yayıldı. 

Azerbaycan'daki Fetö örgütlenmesine ilişkin çalışmalarıyla tanınan gazeteci-yazar Agil Alesger, Gülen'in "25 yıl meyve beklemeyin, sabırlı olun" sözünün ardındaki gerçekleri aydınlatıyor. Türkiye'deki 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Azerbaycan'da alınan önlemler ve Fetö'ye yönelik olarak başlatılan soruşturmalar da Alesger'in çabalarının karşılığını oluşturuyor. 

Elinizdeki kitap, Fetö'nün yalnızca Türkiye için değil, bölgemiz ve dünya için de ne denli büyük bir tehlike oluşturduğunu ayrıntılı biçimde gözler önüne seriyor.

120 s. İstanbul 2016

ihanet-ve-darbe79eb12045419969d8066b3d792db663a.jpg

Ergun Poyraz
İHANET VE DARBE
Bilgi Yayınları

Fetö, sadece emperyalizmin hizmetinde, ihanet içinde bölücü ve yıkıcı bir örgüt değil, aynı zamanda uluslararası bir dolandırıcılık şebekesidir. Bu kitapta, kuzu postuna girmiş bir çakalın, dün, devlet memurları, milletvekilleri, bakanlar, başbakanlar, cumhurbaşkanları tarafından övgüler yağdırılırken; bugün, doğduğu evin umumi tuvalet yapılmasına giden serüvenini okuyacak, hayretler içinde kalacaksınız.

348 s. İstanbul 2016

beauvoir-dersleri146bc37c5fd0386f7caf9c4f9f9ebc7b.jpg

Deniz Soysal
BEAUVOİR DERSLERİ
Evli Kadın ve Anne Üzerine Bir Deneme
Belge Yayınları

"20. yüzyılın en önemli düşünür ve yazarlarından biridir Simone de Beauvoir. 1950'lerde yayımladığı The Second Sex olumlu ve olumsuz çokça eleştiri alan başyapıtıdır. Yayımlandığında Avrupa ve Amerika'da öyle büyük bir etki yaratmıştır ki etkisi açısından Marx'ın Kapital'i ile karşılaştırılmıştır. The Second Sex, neredeyse bir ansiklopedi gibidir; kadına ilişkin tüm olguları inceler ve çarpıcı bir biçimde çözümler. Beauvoir'ın kadına ve kadınların tüm dünyayla kurduğu bağa ilişkin felsefi görüşlerini dönemin bilimsel bulgularıyla, yaşanmış deneyimlerle ve edebiyat eleştirileriyle harmanlamış olduğu eşsiz bir denemedir bu. The Second Sex, kadının durumunu tarihsel, bilimsel ve felsefi değerlendirmeleri zengin bir biçimde kullanarak ortaya koyan çok kapsamlı ve ayrıntılı bir eser olduğundan, değişik bilimler ve çalışma alanlarının bakış açılarından çalışıldığında bize yepyeni ufuklar açabilecek az sayıda eserlerden biridir. Tüm filozofların eserlerinde olduğu gibi Beauvoir'ın iddiaları da tartışmaya, karşı çıkmaya, desteklenmeye ya da çürütülmeye açıktır; ancak tüm bunların olabilmesi için önce anlaşılması ve üstüne çalışılması gereklidir. "Burada benim yapmaya çalıştığım da budur," diyerek başlıyor, Türkiye'de de çokça okunmasına rağmen üzerine yapılmış çalışmalar, bir elin parmaklarını geçmeyen Simone de Beauvoir'ın ölümsüz eseri hakkındaki kitabına felsefeci Deniz Soysal. The Second Sex'in "Evli Kadın" ve "Anne" bölümleri üzerine bir inceleme sunan bu eser, evliliğin kadının yaşamında sebep olduğu değişimleri gözler önüne seriyor.

216 s. İstanbul 2016

Çok Okunanlar

Avrasya Araştırma, 24 Haziran anketini açıkladı

Davutoğlu ekibi Erdoğan'a bayrak açtı

ANAR Müdürü Uslu'dan kritik iddia: Erdoğan, MHP ile...

THY'nin yeni reklamında dikkat çeken Cemaat detayı

SONAR'dan son anket: Seçim ikinci tura kalıyor

İlgili Haberler

ABC Kitap

Yeni çıkan kitaplar | 11 Haziran 2018

ABC Kitap

Haftanın Kitabı: DESİSE-LİBERALLER VE LİBERAL PROJELER

ABC Kitap

Editörün seçtikleri | 11 Haziran 2018

ABC Kitap

Haftanın Kitabı: HEGEMONYA SAVAŞI

ABC Kitap

Editörün seçtikleri - 4 Haziran 2018

ABC Kitap

Yeni çıkan kitaplar - 4 Haziran 2018

ABC Kitap

Yeni çıkan kitaplar - 28 Mayıs 2018

ABC Kitap

Haftanın Kitabı:İSLAM BU

ABC Kitap

Editörün seçtikleri - 28 Mayıs 2018

ABC Kitap

Haftanın çok satan kitapları - 21 Mayıs 2018

ABC Kitap

Haftanın Kitabı: 'AKP'li Yıllarda Türkiye'nin Düzeni'

ABC Kitap

Editörün seçtikleri - 21 Mayıs 2018