unnamed-010.gif

24257314_145708686196461_1413277131_n.png

darbeicindedarbegif.gif

unnamed-011.gif

Son Eklenenler

The Guardian: Erdoğan kaybederse meclisi feshedebilir

Tuncay Özkan da KHK'ya takıldı

Demirtaş, HDP'nin ikinci tur kararını açıkladı

Diyanet İşleri Başkanı: Kıraathane, bizim medeniyetimizin en önemli müesseselerindendir

MHP'de toplu istifa: Bu bozuk çarkta yer almayacağız

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 9 Ocak 2017

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

Aldatıldık' dememek için, 'aldanmamak' için ve ülkemizde ve dünyada olan bitenlerin farkında olmak için okumak ve daha fazla okumak gerektiğini bir kez daha hatırlatmakta bir sakınca görmüyoruz.

Kürk Mantolu Madonna'nın popçu Madonna olduğunu zanneden medya figürlerine ülkenin teslim edildiği bir dönemde, daha fazla okumanın bir ödev olduğunu bilen okurlarımıza yeni bir seçki sunuyoruz.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

Kitap dünyasındaki son gelişmelerden haberdar olmak için ABC Kitap sayfalarını takip etmeniz sizin için yeterli.

ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz.

YENİ ÇIKANLAR

sagdic-cumlemiz-bir-cumleyi820d5a326e6f85e4e85a40280a83ab13.jpg

Üstün Dökmen

SAĞDIÇ-CÜMLEMİZ BİR CÜMLEYİZ

Remzi Kitabevi

Dünyanın, tek bir cümleden oluşan ilk romanı... Cümle insanların tek bir cümle olduğunu anlatmaya çalışan bu romanda, tek bir cümle olduğumuzda yaşadığımız dünyada saldırganlıkların bulunmayacağı, saldırıların olmayacağı, böylece sağdıçlara da gerek kalmayacağı vurgulanıyor. Üstün Dökmen, bu sıra dışı anlatısında Bahadır ile onun sağdıcının başından geçenleri hikâye ederken, tek bir cümle olabilmenin ilk koşulu olarak, öncelikle toplumsal yaşamın her alanında çağdaş yaşama ve bilime tutunmak gerektiğini anlatıyor.128 s.

İstanbul 2016

parcalanan-devrim-dusleri308090bd68c25c520318b69b12080fce.jpg

Bedros Der Matossian

PARÇALANAN DEVRİM DÜŞLERİ

İletişim Yayıncılık

Farklı etnik-dinî grupları barındıran Osmanlı İmparatorluğu'nun geniş coğrafyasında, dünyada yükselen devrim dalgalarından ve meşrutiyet hareketlerinden de etkilenilerek, 1908'de meşrutiyet ilan edildi. 1789 Fransız Devrimi'nin sembollerinden "özgürlük, eşitlik, kardeşlik" sloganını öne çıkararak Osmanlı yurttaşlığı yaratmayı amaçlayan bu devrim, Parçalanan Devrim Düşleri'nde, ülkedeki baskın olmayan gruplar açısından inceleniyor. Bedross der Matossian, kardeşlik idealinin önündeki engellerden biri olan etnik sınırların devrime rağmen var olmayı sürdürdüğünü dile getiriyor. Ermenileri, Arapları ve Yahudileri merkeze alarak yaptığı bu çalışmasında, yönetici elitler ile Osmanlı tebaası arasındaki müzakere eksikliği ve etnik siyasetin ön plana çıkması gibi sebeplerin devrim ideallerinin gerçekleşmesini nasıl engellediğini inceliyor

"(…) devrimcilerin meşrutiyet düşüncesini sorgulamadan benimsemeleri, kabul etmeleri ve uygulamaları, birleşik bir ulus yaratmanın ve Osmanlı İmparatorluğu'nun bütünlüğünü korumanın imkânsız olduğu bir devirde ters tepmiştir. (…) Gerçek, meşrutiyetin yeni bir Osmanlı yurttaşlığı anlayışı yaratmayı, tüm yurttaşlara eşit haklar tanımayı, onları bir yasama meclisinin çatısı altında bir araya getirmeyi ve nihayet Abdülhamid rejiminin küllerinden Osmanlılığa yeni bir yaşam soluğu vermeyi başaramadığıdır."304 s.

İstanbul 2016

middlemarch-13e942e7142c51e18194e88b51d9d98dc.jpg

George Eliot

MİDDLEMARCH TAŞRA YAŞAMINDAN MANZARALAR-I

Nora Kitap

Middlemarch, George Eliot'ın başyapıtı olduğu kadar, pek çok eleştirmen tarafından da İngiliz dilinin en büyük kurgu eseri olarak kabul edilir. Eserlerinde çoğunlukla, yaşadığı 19. yüzyıl İngiltere'sinin taşra yaşamını ve insanlarını konu alan Eliot, insan ruhuna dair ince gözlemleriyle çağdaşı romancıların arasında öne çıkmıştır. George Eliot'ın 1869'da yazmaya başlayıp 1871'de tamamladığı sekiz kitaptan oluşan ve olgunluk dönemi eseri olarak kabul gören Middlemarch: Taşra Yaşamından Manzaralar hem yazarın en iyi romanıdır, hem de İngiliz edebiyatının sayılı klasikleri arasında yer almaktadır. Pek çok soruşturmada En İyi 100 Roman arasında daima kendine yer bulan ve okuru adeta hipnotize eden akıcı bir dille yazılmış olan eser, 1994 yılında aynı isimle dizi olarak ekrana taşınmıştır.

Roman, 1820'lerin sonunda Middlemarch adındaki hayali bir taşra kasabasındaki yaşamı konu alır. Viktoryen dönemdeki kadınların toplumsal statüsü, evliliğin doğası, idealizm, çıkar ilişkileri, din, riyakarlık, politik reformlar ve eğitim konuları, karakter açısından oldukça zengin olan romanda ele alınan konulardan en ilgi çekici olanlarıdır. George Eliot, ana karakterlerinin yanı sıra, her sınıftan insanın gerilim, kırgınlık, mutluluk, haz, aşk ve hüsran dolu yaşamlarını, büyük bir incelik ve yetkin bir gözlem gücüyle okura aktarır.

Asıl adı Mary Ann Evans olan George Eliot, 'yazdıklarının ciddiye alınmasını istediği için' bir erkek adını mahlas olarak kullandığını söyler. İngiliz yazar, şair, gazeteci, çevirmen ve Viktoryen çağın en iyi kalemlerinden biri olan Eliot, yazmaktaki amacının 'tozlu sokaklardan ve tarlalardan gelen etten kemikten insanların' hayatlarını anlatmak olduğunu söyler.

640 s. İstanbul 2016

tanrilar-zar-attigindaf180d47f231412774a21f9a5eb8c2248.jpg

Andre Alexis

TANRILAR ZAR ATTIĞINDA

Nora Kitap

Hikayemiz şöyle: Tanrılar Hermes ve Apollo, Toronto'da bir bardadırlar. İçiyorlarsa da, sarhoşlukları alkolden değildir. Tanrıların hep yaptığı gibi, insanlığın tabiatına dair, amaçsız bir sohbete koyulurlar. İnsanların, mesela bitten ya da filden kötü veya iyi olmadıklarıyla başlayan muhabbetleri şu soruyla noktalanır: Hayvanlarda insan aklı olsaydı nasıl olurdu?

Böylece Apollo ve Hermes, insan aklına sahip olsalar, hayvanların insanlardan daha mutsuz olup olmayacaklarına dair bahse tutuşurlar. Kaybeden diğerine dünya zamanıyla bir sene kölelik edecektir. Bardan çıkıp yürüdükleri caddede bir veteriner kliniğine denk gelirler ve tanrısal deneylerini bu klinikteki köpekler üzerinde uygulamaya karar verirler. O gece Toronto sokaklarında insan bilinci bahşedilmiş on beş köpek dolaşmaya başlar.

 Bu on beş köpeğin varoluşsal krizi André Alexis'in kaleminde, dilin, sevginin ve insan şefkatinin güzelliğine dair bir övgüye dönüşüyor. Tanrılar Zar Attığında, insan aklının bir ödül mü ceza mı olduğunu sorgulayan çağdaş bir Yunan mitolojisi.

216 s. İstanbul 2016

aranan-kitap-sanat-ve-siyaset-yazilari6e7f4256dfe17ccb920171395cfb3be8.jpg

Süreyya Evren

ARANAN KİTAP-SANAT VE SİYASET YAZILARI

Belge Yayınları

Anarşizmler, Anarşizmin Geçmişi ve ve Tarihleri, Postmodern Bir Kız Sevdim, Hiç Kimseyi İlgilendirmeyen Kişisel Bir Felaket gibi çeşitli yapıtlar üreten Süreyyya Evren, Aranan Kitap'ta sanat ve siyaset üzerine eğiliyor. Bunu da Deleuzecü anlamda "kıvrım"lar, çatallanmalar oluşturarak yapıyor. Nicolas Bourriaud, Michel Foucault, Friedrich Nietzsche, Lars von Trier, Jean Dubuffet, Halil Altındere, Sacher Masoch, Franz Kafka, Beral Madra gibi "ara-lık"lara uğradığı bu disiplinleraşırı çalışmasında Süreyyya Evren, sanat, siyaset, felsefe, edebiyat gibi disiplinleri herhangi bir hiyerarşi oluşturmadan bir araya getiriyor.

207 s. İstanbul 2016

bu-da-gecer-ya-hu04988c499845c5007cd8aaf10c366586.jpg

Okay Gönensin

BU DA GEÇER YA HU

Destek Yayınları

Hayat nedir, ölüm nedir; kader nedir, güç nedir, iktidar nedir; zulüm nedir, adalet nedir; hak nedir, hakkaniyet nedir; edep nedir, adap nedir, güzel nedir, çirkin nedir, iyi nedir, kötü nedir; akıl nedir, izan nedir, cehalet nedir; bilgi nedir, ilim irfan nedir, kime lazımdır kime değil? Fakirlik nedir, zenginlik ne? Hangisi yanılsamadır, hangisi gerçek? Hakikat nedir, nerededir?..

Antik Yunan’dan, eski Çin’den 20. Yüzyıl dünyasına, adları asırları aşıp gelmiş düşünürlerin, şairlerin; Konfüçyüs’ün, Laozi’nin, Molla Câmî’nin, Şîrazlı Şeyh Sadi’nin, Ferîdüddin Attâr’ın, her biri derslerle dolu hikâyelerinin içinde insanoğlunun nesiller boyu sora sora geldiği bu sorulara verilmiş cevaplar var kitapta; hükmedenlerle hükmedilenlere / yönetenlerle yönetilenlere, ibretleriyle birlikte nasihatler...

Çölüyle, vahasıyla; ırmağı, dağı, denizi, ovasıyla; dillere destan sarayı, bağı bahçesi, fukara kulübeleriyle ve olmazsa olmaz hayvanlar âlemiyle, işte bu yeryüzünde edinilmiş hayat tecrübesinden çıkan derslerle dolu bir baş ucu kitabı, düşünmeden edemeyenler için...

saydam-turp671f0336d119439677d65f4fa8cfea92.jpg

Mo Yan

SAYDAM TURP

Can Yayınları

1994 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Japon yazar Kenzaburo Oe’nin, “Ben Nobel Ödülü’nü vermek için birini seçecek olsam Mo Yan’ı seçerdim,' sözleriyle değerlendirdiği Mo Yan, 2012’de bu değerlendirmeyi gerçeğe dönüştürerek Nobel Edebiyat Ödülü kazanan ilk Çinli yazar oldu.
Kimi eleştirmenlerin, dilini Gorki ve Soljenitsin’in şiirsel ve çarpıcı anlatımlarına benzettiği Mo Yan, Çin taşrasını anlatan yapıtlarında fanteziyle lirizmi kaynaştırırken bürokrasiyi taşlama ortamında irdeliyor, kara mizaha, hatta yer yer doğaüstü unsurlara yer veriyor. Buğday ve darı başaklarının arasından bir halkın acıları ve sevinçleri yükseliyor. Mo Yan, taşra yaşamını aktarmanın yanı sıra modern Çin’in kısa zamanda köşeyi dönen görgüsüz yeni zenginleriyle de okurlarını tanıştırıyor.

Mo Yan, Saydam Turp’un kahramanlarından Kara Çocuk’u ve kendi yapıtlarını şöyle tanımlıyor: “İnsanüstü bir yetenekle acıya katlanabilen ve insanüstü bir duyarlılığa sahip olan o kara tenli çocuk, bütün yazdıklarımın ruhunu simgeliyor.'

272 s. İstanbul 2016

ayaklarina-dokunurum-golgedee89831932f1a9282905d9a958c6582db.jpg

Pablo Neruda

AYAKLARINA DOKUNURUM GÖLGEDE

Yeni Bulunmuş Şiirler

Can Yayınları

“Neruda, bütün dillerde 20. yüzyılın en büyük şairi.'
GABRIEL GARCÍA MÁRQUEZ
 
Türkiyeli şiirseverler arasında yaygın beğeni kazanan Şilili şair Pablo Neruda’nın, ölümünden sonra evinde bulunan 21 şiirini, elyazmalarıyla birlikte yayımlamaktan kıvanç duyuyoruz. Şairin karısı Matilde’den esinlenerek yazdığı şiirler bir önsöz ve kapsamlı notlarla birlikte Neruda okurlarına sunuluyor. Matilde’nin ölümünden sonra, şairin tüm arşivinin sorumluluğunu üstlenen Pablo Neruda Vakfı, uçak menülerine, kartpostallara, bloknotlara yazılan şiirleri kırmızı bir kutu içinde bulmuş, ciddi bir edisyondan geçirdikten sonra yayımlamıştır.
Şair Adnan Özer’in İspanyolca aslından yaptığı çevirilerle bu şiirler, Türkçede ilk kez yayımlanıyor.

 120 s. İstanbul 2016

74-ferman3009f4d40cad387f7c197d32e9c6300d.jpg

Mustafa Mutlu

74. FERMAN

Kırmızı Kedi Yayınları

Usta gazeteci-yazar Mustafa Mutlu son romanı 74. Ferman'da, Ezidi kültürüne odaklanıyor ve bu halkın yakın geçmişte yaşadığı derin acıları anlatıyor. IŞİD saldırısıyla dağılan bir Ezidi ailenin dramı, kaçırılan, tecavüz edilen, köle gibi satılan kadınlar, çaresiz yaşlılar ve çocukların bakış açısından aktarılıyor.

74. Ferman, Irak'ın Sincar bölgesinde ve ölüm topraklarına dönüşen Şengal Dağı'nda, acımasız karanlık karşısında hayatta kalmak için güneşe uzanan ellerin öyküsü.

21. yüzyılda, Türkiye sınırlarına çok yakın bir bölgede yaşandığına kolayca inanamayacağınız olaylar,Ezidilerin başına gelen son büyük felaket ve dünyanın duyarsızlığı üzerine soluk soluğa okunan bir roman.


"Kan yağmurları getiren kırmızı bir bulut gibi geçtiler üzerimizden… Sonra her fırsatta dönüp kırmızıya boyadılar topraklarımızı…

Kan kırmızısına! Yüce Ezda affetsin beni kin tuttuğum için ama hepsinin intikamını alacağım!"

336 s. İstanbul 2016


EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

dogu-ya-yolculukc3ee315de63badb4e526a3199df8c835.jpg

Gustave Flaubert

DOĞU’YA YOLCULUK

(1849-1851)

Sel Yayıncılık

Dünya edebiyatının devlerinden Gustave Flaubert 1849-1851 tarihleri arasında, yirmi sekiz yaşında dostu Maxime Du Camp’la birlikte çıktığı Doğu yolculuğunun derin etkilerini ömrü boyunca taşıyacaktır. At sırtında, tehlikelerle dolu ıssız dağlarda ve ovalarda süren, dört buçuk ayda Nil Nehri’ni geçebildikleri bu uzun seyahat, Fransa’dan başlayıp Mısır’a, Suriye ve Filistin’den Anadolu’ya, İzmir ve İstanbul’dan Yunanistan’a ve nihayetinde de İtalya’ya dek uzanır.

Flaubert’in şaşırtıcı gözlem gücünün ve derin kültürünün izlerini taşıyan bu kapsamlı seyahatname sayesinde 19. yüzyıl Doğu’sunu –ve de Türkiye’sini– Flaubert’in gözünden görmenin zevkine erişirken, dünya edebiyatının hiç tartışmasız en büyük ustalarından birinin “görme sanatı'nı ve “yazma sanatı'nı kavrayışını da eşsiz bir deneyim halinde tadarız. Gökyüzünün, dağların, ormanların, kısacası doğanın rengarenk ve ayrıntılı tabloları Flaubert’in kaleminde şehir ve köy sokaklarındaki gündelik hayatla, sıradan insanların ev yaşamıyla, genelevler ve safahat âlemleriyle, tapınakların, anıt ve heykellerin incelikli tasvirleriyle bezenirken, bir yandan da insan ruhunun derinliklerine dalan keskin bir zekanın ayrıksılığı ve melankolisi her satırda kendini hissettirir.

Flaubert uzmanları Claudine Gothot-Mersch ile Stéphanie Dord-Crouslé’nin notları ve edisyonuyla Türkçede ilk kez...  
584 s. İstanbul 2016

diyalektik-yontem-ve-materyalizm594707ec5bcb9bf8ed1a965f7c8a7e67.jpg

Rene Maublanc, Georges Friedmann, Paul Laberenne, Jean Baby

DİYALEKTİK YÖNTEM VE MATERYALİZM

Evrensel Basım Yayın

Diyalektik materyalizm, yeni fikirlerin zengin hasadını, toplum ve doğa fenomenleriyle uyumlu ve sonsuz esnek bir yöntemi bilimlere taşır. Karşılıklı eylem anlayışıyla, sözde "pozitif" bilimlerin Descartes'tan üç asır sonra hâlâ koruduğu ve [aslında kendisine] köstek olmuş eski ayrımların, bariyerlerin, ortak duvar ve öncelik hakkı konularındaki bayağı tartışmaların üzerinden atlanmasını sağlar; ve bu yıkıntıları temizleyerek, çok değişik disiplinlerden [gelen] bilginleri, hayatın tüm fenomenlerinin aralarındaki ilişkiler kadar sıkı ve samimi bir çalışma topluluğuna çağırır. [Diyalektik materyalizm] Marx'ın söylediği gibi, bütün araştırmaların kaynaştığı ve aynı yöne yöneldiği insan ve toplumun yegâne biliminin gereçlerini ortak bir biçimde toplamaya çağırır.

-Georges Friedmann-

Diyalektik materyalizm, sadece kendinin bilincine varmış bilim değildir. Bu tanım, çok sınırlayıcıdır. Diyalektik materyalizm aynı zamanda bilhassa gelişiminin yasalarının bilincine vararak sadece dünyayı yorumlayabilen değil, Marx'ın ünlü sözünü takip ederek, en sonunda onu SSCB'de yapmaya başladığı, kesinlikle kimsenin düşünmeyeceği kadar erken ve başka yerlerde de yapacağı gibi dönüştürebilen insanlığın rehberidir.
-Paul Labérenne-

152 s. İstanbul 2016

bulutlardan-yontma-kayalard15863128f6450db5fd2a13cb190f512.jpg

BULUTLARDAN YONTMA KAYALAR

Bir Bretagne Gezisi

Remzi Kitabevi

"Bir Bretagne Gezisi..."
 

İki Deniz Arası Siyah Topraklar, Paris ecekent, Cinlerin İstanbulu, Amerika Büyük Bir Şaka…

Siyah Sert Berlin gibi yolculuk kitapları geniş ilgi uyandıran Enis Batur, bu kez kuytu bir coğrafyada, folkloru ve yerel söylenceleriyle haritada özel bir nokta oluşturan Bretagne’da geçirdiği günleri anlatıyor.

Bulutlardan Yontma Kayalar, yazarın metnine eşlik eden fotoğraflarıyla daha bir boyut kazanıyor.

206 s. İstanbul 2016


odakitap-002-001-001-002.jpg

Politika

Politika

Karamollaoğlu: AKP'den %15'lik bir kopma var, oylar bize geliyor

Politika

AKP'li yazar Erdoğan'dan umudunu kesmiş!

Politika

MHP'de toplu istifa: Bu bozuk çarkta yer almayacağız

Politika

Abdüllatif Şener: Kandil operasyonu sembolik mi

Politika

Kılıçdaroğlu'ndan seçmene animasyonlu video

Politika

Diyanet İşleri Başkanı: Kıraathane, bizim medeniyetimizin en önemli müesseselerindendir

Politika

Tuncay Özkan da KHK'ya takıldı

Politika

The Guardian: Erdoğan kaybederse meclisi feshedebilir

Politika

İnce: Benimle televizyona çık havan olsun

Politika

Erdoğan Sultangazi'de: Kandil'i bombalıyoruz!

Politika

TKP'den 15-16 Haziran açıklaması

Politika

CHP heyeti Suruç'ta: Olayın aydınlatılmasını bekliyoruz

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 9 Ocak 2017

Güncelleme: 09.01.2017 11:25

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

Aldatıldık' dememek için, 'aldanmamak' için ve ülkemizde ve dünyada olan bitenlerin farkında olmak için okumak ve daha fazla okumak gerektiğini bir kez daha hatırlatmakta bir sakınca görmüyoruz.

Kürk Mantolu Madonna'nın popçu Madonna olduğunu zanneden medya figürlerine ülkenin teslim edildiği bir dönemde, daha fazla okumanın bir ödev olduğunu bilen okurlarımıza yeni bir seçki sunuyoruz.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

Kitap dünyasındaki son gelişmelerden haberdar olmak için ABC Kitap sayfalarını takip etmeniz sizin için yeterli.

ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz.

YENİ ÇIKANLAR

sagdic-cumlemiz-bir-cumleyi820d5a326e6f85e4e85a40280a83ab13.jpg

Üstün Dökmen

SAĞDIÇ-CÜMLEMİZ BİR CÜMLEYİZ

Remzi Kitabevi

Dünyanın, tek bir cümleden oluşan ilk romanı... Cümle insanların tek bir cümle olduğunu anlatmaya çalışan bu romanda, tek bir cümle olduğumuzda yaşadığımız dünyada saldırganlıkların bulunmayacağı, saldırıların olmayacağı, böylece sağdıçlara da gerek kalmayacağı vurgulanıyor. Üstün Dökmen, bu sıra dışı anlatısında Bahadır ile onun sağdıcının başından geçenleri hikâye ederken, tek bir cümle olabilmenin ilk koşulu olarak, öncelikle toplumsal yaşamın her alanında çağdaş yaşama ve bilime tutunmak gerektiğini anlatıyor.128 s.

İstanbul 2016

parcalanan-devrim-dusleri308090bd68c25c520318b69b12080fce.jpg

Bedros Der Matossian

PARÇALANAN DEVRİM DÜŞLERİ

İletişim Yayıncılık

Farklı etnik-dinî grupları barındıran Osmanlı İmparatorluğu'nun geniş coğrafyasında, dünyada yükselen devrim dalgalarından ve meşrutiyet hareketlerinden de etkilenilerek, 1908'de meşrutiyet ilan edildi. 1789 Fransız Devrimi'nin sembollerinden "özgürlük, eşitlik, kardeşlik" sloganını öne çıkararak Osmanlı yurttaşlığı yaratmayı amaçlayan bu devrim, Parçalanan Devrim Düşleri'nde, ülkedeki baskın olmayan gruplar açısından inceleniyor. Bedross der Matossian, kardeşlik idealinin önündeki engellerden biri olan etnik sınırların devrime rağmen var olmayı sürdürdüğünü dile getiriyor. Ermenileri, Arapları ve Yahudileri merkeze alarak yaptığı bu çalışmasında, yönetici elitler ile Osmanlı tebaası arasındaki müzakere eksikliği ve etnik siyasetin ön plana çıkması gibi sebeplerin devrim ideallerinin gerçekleşmesini nasıl engellediğini inceliyor

"(…) devrimcilerin meşrutiyet düşüncesini sorgulamadan benimsemeleri, kabul etmeleri ve uygulamaları, birleşik bir ulus yaratmanın ve Osmanlı İmparatorluğu'nun bütünlüğünü korumanın imkânsız olduğu bir devirde ters tepmiştir. (…) Gerçek, meşrutiyetin yeni bir Osmanlı yurttaşlığı anlayışı yaratmayı, tüm yurttaşlara eşit haklar tanımayı, onları bir yasama meclisinin çatısı altında bir araya getirmeyi ve nihayet Abdülhamid rejiminin küllerinden Osmanlılığa yeni bir yaşam soluğu vermeyi başaramadığıdır."304 s.

İstanbul 2016

middlemarch-13e942e7142c51e18194e88b51d9d98dc.jpg

George Eliot

MİDDLEMARCH TAŞRA YAŞAMINDAN MANZARALAR-I

Nora Kitap

Middlemarch, George Eliot'ın başyapıtı olduğu kadar, pek çok eleştirmen tarafından da İngiliz dilinin en büyük kurgu eseri olarak kabul edilir. Eserlerinde çoğunlukla, yaşadığı 19. yüzyıl İngiltere'sinin taşra yaşamını ve insanlarını konu alan Eliot, insan ruhuna dair ince gözlemleriyle çağdaşı romancıların arasında öne çıkmıştır. George Eliot'ın 1869'da yazmaya başlayıp 1871'de tamamladığı sekiz kitaptan oluşan ve olgunluk dönemi eseri olarak kabul gören Middlemarch: Taşra Yaşamından Manzaralar hem yazarın en iyi romanıdır, hem de İngiliz edebiyatının sayılı klasikleri arasında yer almaktadır. Pek çok soruşturmada En İyi 100 Roman arasında daima kendine yer bulan ve okuru adeta hipnotize eden akıcı bir dille yazılmış olan eser, 1994 yılında aynı isimle dizi olarak ekrana taşınmıştır.

Roman, 1820'lerin sonunda Middlemarch adındaki hayali bir taşra kasabasındaki yaşamı konu alır. Viktoryen dönemdeki kadınların toplumsal statüsü, evliliğin doğası, idealizm, çıkar ilişkileri, din, riyakarlık, politik reformlar ve eğitim konuları, karakter açısından oldukça zengin olan romanda ele alınan konulardan en ilgi çekici olanlarıdır. George Eliot, ana karakterlerinin yanı sıra, her sınıftan insanın gerilim, kırgınlık, mutluluk, haz, aşk ve hüsran dolu yaşamlarını, büyük bir incelik ve yetkin bir gözlem gücüyle okura aktarır.

Asıl adı Mary Ann Evans olan George Eliot, 'yazdıklarının ciddiye alınmasını istediği için' bir erkek adını mahlas olarak kullandığını söyler. İngiliz yazar, şair, gazeteci, çevirmen ve Viktoryen çağın en iyi kalemlerinden biri olan Eliot, yazmaktaki amacının 'tozlu sokaklardan ve tarlalardan gelen etten kemikten insanların' hayatlarını anlatmak olduğunu söyler.

640 s. İstanbul 2016

tanrilar-zar-attigindaf180d47f231412774a21f9a5eb8c2248.jpg

Andre Alexis

TANRILAR ZAR ATTIĞINDA

Nora Kitap

Hikayemiz şöyle: Tanrılar Hermes ve Apollo, Toronto'da bir bardadırlar. İçiyorlarsa da, sarhoşlukları alkolden değildir. Tanrıların hep yaptığı gibi, insanlığın tabiatına dair, amaçsız bir sohbete koyulurlar. İnsanların, mesela bitten ya da filden kötü veya iyi olmadıklarıyla başlayan muhabbetleri şu soruyla noktalanır: Hayvanlarda insan aklı olsaydı nasıl olurdu?

Böylece Apollo ve Hermes, insan aklına sahip olsalar, hayvanların insanlardan daha mutsuz olup olmayacaklarına dair bahse tutuşurlar. Kaybeden diğerine dünya zamanıyla bir sene kölelik edecektir. Bardan çıkıp yürüdükleri caddede bir veteriner kliniğine denk gelirler ve tanrısal deneylerini bu klinikteki köpekler üzerinde uygulamaya karar verirler. O gece Toronto sokaklarında insan bilinci bahşedilmiş on beş köpek dolaşmaya başlar.

 Bu on beş köpeğin varoluşsal krizi André Alexis'in kaleminde, dilin, sevginin ve insan şefkatinin güzelliğine dair bir övgüye dönüşüyor. Tanrılar Zar Attığında, insan aklının bir ödül mü ceza mı olduğunu sorgulayan çağdaş bir Yunan mitolojisi.

216 s. İstanbul 2016

aranan-kitap-sanat-ve-siyaset-yazilari6e7f4256dfe17ccb920171395cfb3be8.jpg

Süreyya Evren

ARANAN KİTAP-SANAT VE SİYASET YAZILARI

Belge Yayınları

Anarşizmler, Anarşizmin Geçmişi ve ve Tarihleri, Postmodern Bir Kız Sevdim, Hiç Kimseyi İlgilendirmeyen Kişisel Bir Felaket gibi çeşitli yapıtlar üreten Süreyyya Evren, Aranan Kitap'ta sanat ve siyaset üzerine eğiliyor. Bunu da Deleuzecü anlamda "kıvrım"lar, çatallanmalar oluşturarak yapıyor. Nicolas Bourriaud, Michel Foucault, Friedrich Nietzsche, Lars von Trier, Jean Dubuffet, Halil Altındere, Sacher Masoch, Franz Kafka, Beral Madra gibi "ara-lık"lara uğradığı bu disiplinleraşırı çalışmasında Süreyyya Evren, sanat, siyaset, felsefe, edebiyat gibi disiplinleri herhangi bir hiyerarşi oluşturmadan bir araya getiriyor.

207 s. İstanbul 2016

bu-da-gecer-ya-hu04988c499845c5007cd8aaf10c366586.jpg

Okay Gönensin

BU DA GEÇER YA HU

Destek Yayınları

Hayat nedir, ölüm nedir; kader nedir, güç nedir, iktidar nedir; zulüm nedir, adalet nedir; hak nedir, hakkaniyet nedir; edep nedir, adap nedir, güzel nedir, çirkin nedir, iyi nedir, kötü nedir; akıl nedir, izan nedir, cehalet nedir; bilgi nedir, ilim irfan nedir, kime lazımdır kime değil? Fakirlik nedir, zenginlik ne? Hangisi yanılsamadır, hangisi gerçek? Hakikat nedir, nerededir?..

Antik Yunan’dan, eski Çin’den 20. Yüzyıl dünyasına, adları asırları aşıp gelmiş düşünürlerin, şairlerin; Konfüçyüs’ün, Laozi’nin, Molla Câmî’nin, Şîrazlı Şeyh Sadi’nin, Ferîdüddin Attâr’ın, her biri derslerle dolu hikâyelerinin içinde insanoğlunun nesiller boyu sora sora geldiği bu sorulara verilmiş cevaplar var kitapta; hükmedenlerle hükmedilenlere / yönetenlerle yönetilenlere, ibretleriyle birlikte nasihatler...

Çölüyle, vahasıyla; ırmağı, dağı, denizi, ovasıyla; dillere destan sarayı, bağı bahçesi, fukara kulübeleriyle ve olmazsa olmaz hayvanlar âlemiyle, işte bu yeryüzünde edinilmiş hayat tecrübesinden çıkan derslerle dolu bir baş ucu kitabı, düşünmeden edemeyenler için...

saydam-turp671f0336d119439677d65f4fa8cfea92.jpg

Mo Yan

SAYDAM TURP

Can Yayınları

1994 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Japon yazar Kenzaburo Oe’nin, “Ben Nobel Ödülü’nü vermek için birini seçecek olsam Mo Yan’ı seçerdim,' sözleriyle değerlendirdiği Mo Yan, 2012’de bu değerlendirmeyi gerçeğe dönüştürerek Nobel Edebiyat Ödülü kazanan ilk Çinli yazar oldu.
Kimi eleştirmenlerin, dilini Gorki ve Soljenitsin’in şiirsel ve çarpıcı anlatımlarına benzettiği Mo Yan, Çin taşrasını anlatan yapıtlarında fanteziyle lirizmi kaynaştırırken bürokrasiyi taşlama ortamında irdeliyor, kara mizaha, hatta yer yer doğaüstü unsurlara yer veriyor. Buğday ve darı başaklarının arasından bir halkın acıları ve sevinçleri yükseliyor. Mo Yan, taşra yaşamını aktarmanın yanı sıra modern Çin’in kısa zamanda köşeyi dönen görgüsüz yeni zenginleriyle de okurlarını tanıştırıyor.

Mo Yan, Saydam Turp’un kahramanlarından Kara Çocuk’u ve kendi yapıtlarını şöyle tanımlıyor: “İnsanüstü bir yetenekle acıya katlanabilen ve insanüstü bir duyarlılığa sahip olan o kara tenli çocuk, bütün yazdıklarımın ruhunu simgeliyor.'

272 s. İstanbul 2016

ayaklarina-dokunurum-golgedee89831932f1a9282905d9a958c6582db.jpg

Pablo Neruda

AYAKLARINA DOKUNURUM GÖLGEDE

Yeni Bulunmuş Şiirler

Can Yayınları

“Neruda, bütün dillerde 20. yüzyılın en büyük şairi.'
GABRIEL GARCÍA MÁRQUEZ
 
Türkiyeli şiirseverler arasında yaygın beğeni kazanan Şilili şair Pablo Neruda’nın, ölümünden sonra evinde bulunan 21 şiirini, elyazmalarıyla birlikte yayımlamaktan kıvanç duyuyoruz. Şairin karısı Matilde’den esinlenerek yazdığı şiirler bir önsöz ve kapsamlı notlarla birlikte Neruda okurlarına sunuluyor. Matilde’nin ölümünden sonra, şairin tüm arşivinin sorumluluğunu üstlenen Pablo Neruda Vakfı, uçak menülerine, kartpostallara, bloknotlara yazılan şiirleri kırmızı bir kutu içinde bulmuş, ciddi bir edisyondan geçirdikten sonra yayımlamıştır.
Şair Adnan Özer’in İspanyolca aslından yaptığı çevirilerle bu şiirler, Türkçede ilk kez yayımlanıyor.

 120 s. İstanbul 2016

74-ferman3009f4d40cad387f7c197d32e9c6300d.jpg

Mustafa Mutlu

74. FERMAN

Kırmızı Kedi Yayınları

Usta gazeteci-yazar Mustafa Mutlu son romanı 74. Ferman'da, Ezidi kültürüne odaklanıyor ve bu halkın yakın geçmişte yaşadığı derin acıları anlatıyor. IŞİD saldırısıyla dağılan bir Ezidi ailenin dramı, kaçırılan, tecavüz edilen, köle gibi satılan kadınlar, çaresiz yaşlılar ve çocukların bakış açısından aktarılıyor.

74. Ferman, Irak'ın Sincar bölgesinde ve ölüm topraklarına dönüşen Şengal Dağı'nda, acımasız karanlık karşısında hayatta kalmak için güneşe uzanan ellerin öyküsü.

21. yüzyılda, Türkiye sınırlarına çok yakın bir bölgede yaşandığına kolayca inanamayacağınız olaylar,Ezidilerin başına gelen son büyük felaket ve dünyanın duyarsızlığı üzerine soluk soluğa okunan bir roman.


"Kan yağmurları getiren kırmızı bir bulut gibi geçtiler üzerimizden… Sonra her fırsatta dönüp kırmızıya boyadılar topraklarımızı…

Kan kırmızısına! Yüce Ezda affetsin beni kin tuttuğum için ama hepsinin intikamını alacağım!"

336 s. İstanbul 2016


EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

dogu-ya-yolculukc3ee315de63badb4e526a3199df8c835.jpg

Gustave Flaubert

DOĞU’YA YOLCULUK

(1849-1851)

Sel Yayıncılık

Dünya edebiyatının devlerinden Gustave Flaubert 1849-1851 tarihleri arasında, yirmi sekiz yaşında dostu Maxime Du Camp’la birlikte çıktığı Doğu yolculuğunun derin etkilerini ömrü boyunca taşıyacaktır. At sırtında, tehlikelerle dolu ıssız dağlarda ve ovalarda süren, dört buçuk ayda Nil Nehri’ni geçebildikleri bu uzun seyahat, Fransa’dan başlayıp Mısır’a, Suriye ve Filistin’den Anadolu’ya, İzmir ve İstanbul’dan Yunanistan’a ve nihayetinde de İtalya’ya dek uzanır.

Flaubert’in şaşırtıcı gözlem gücünün ve derin kültürünün izlerini taşıyan bu kapsamlı seyahatname sayesinde 19. yüzyıl Doğu’sunu –ve de Türkiye’sini– Flaubert’in gözünden görmenin zevkine erişirken, dünya edebiyatının hiç tartışmasız en büyük ustalarından birinin “görme sanatı'nı ve “yazma sanatı'nı kavrayışını da eşsiz bir deneyim halinde tadarız. Gökyüzünün, dağların, ormanların, kısacası doğanın rengarenk ve ayrıntılı tabloları Flaubert’in kaleminde şehir ve köy sokaklarındaki gündelik hayatla, sıradan insanların ev yaşamıyla, genelevler ve safahat âlemleriyle, tapınakların, anıt ve heykellerin incelikli tasvirleriyle bezenirken, bir yandan da insan ruhunun derinliklerine dalan keskin bir zekanın ayrıksılığı ve melankolisi her satırda kendini hissettirir.

Flaubert uzmanları Claudine Gothot-Mersch ile Stéphanie Dord-Crouslé’nin notları ve edisyonuyla Türkçede ilk kez...  
584 s. İstanbul 2016

diyalektik-yontem-ve-materyalizm594707ec5bcb9bf8ed1a965f7c8a7e67.jpg

Rene Maublanc, Georges Friedmann, Paul Laberenne, Jean Baby

DİYALEKTİK YÖNTEM VE MATERYALİZM

Evrensel Basım Yayın

Diyalektik materyalizm, yeni fikirlerin zengin hasadını, toplum ve doğa fenomenleriyle uyumlu ve sonsuz esnek bir yöntemi bilimlere taşır. Karşılıklı eylem anlayışıyla, sözde "pozitif" bilimlerin Descartes'tan üç asır sonra hâlâ koruduğu ve [aslında kendisine] köstek olmuş eski ayrımların, bariyerlerin, ortak duvar ve öncelik hakkı konularındaki bayağı tartışmaların üzerinden atlanmasını sağlar; ve bu yıkıntıları temizleyerek, çok değişik disiplinlerden [gelen] bilginleri, hayatın tüm fenomenlerinin aralarındaki ilişkiler kadar sıkı ve samimi bir çalışma topluluğuna çağırır. [Diyalektik materyalizm] Marx'ın söylediği gibi, bütün araştırmaların kaynaştığı ve aynı yöne yöneldiği insan ve toplumun yegâne biliminin gereçlerini ortak bir biçimde toplamaya çağırır.

-Georges Friedmann-

Diyalektik materyalizm, sadece kendinin bilincine varmış bilim değildir. Bu tanım, çok sınırlayıcıdır. Diyalektik materyalizm aynı zamanda bilhassa gelişiminin yasalarının bilincine vararak sadece dünyayı yorumlayabilen değil, Marx'ın ünlü sözünü takip ederek, en sonunda onu SSCB'de yapmaya başladığı, kesinlikle kimsenin düşünmeyeceği kadar erken ve başka yerlerde de yapacağı gibi dönüştürebilen insanlığın rehberidir.
-Paul Labérenne-

152 s. İstanbul 2016

bulutlardan-yontma-kayalard15863128f6450db5fd2a13cb190f512.jpg

BULUTLARDAN YONTMA KAYALAR

Bir Bretagne Gezisi

Remzi Kitabevi

"Bir Bretagne Gezisi..."
 

İki Deniz Arası Siyah Topraklar, Paris ecekent, Cinlerin İstanbulu, Amerika Büyük Bir Şaka…

Siyah Sert Berlin gibi yolculuk kitapları geniş ilgi uyandıran Enis Batur, bu kez kuytu bir coğrafyada, folkloru ve yerel söylenceleriyle haritada özel bir nokta oluşturan Bretagne’da geçirdiği günleri anlatıyor.

Bulutlardan Yontma Kayalar, yazarın metnine eşlik eden fotoğraflarıyla daha bir boyut kazanıyor.

206 s. İstanbul 2016


odakitap-002-001-001-002.jpg