", "author": { "@type": "Person", "name": "www.abcgazetesi.com" }, "publisher": { "@type": "Organization", "name": "www.abcgazetesi.com", "logo": { "@type": "ImageObject", "url": "/cdn-photo/16396/imgs/190420181810218089950.png", "width": 152, "height": 55 } } }

unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Gaffar Yakınca

16 Nisan: Hep birlikte kazanacağımız Büyük Zafer

14.04.2017 18:08

Bir ülke nasıl işgal edilir? İşgalin sadece düşman askerleri ile tankla, topla, tüfekle yapıldığını sanıyorsanız aldanıyorsunuz. Silahlı düşmanı memleketten kovmak, nihayetinde bir kuvvet meselesidir. Bir memleketi kalıcı olarak işgal etmenin tek yolu o beldenin zihniyetini bozmak, insanların düşüncelerini işgal etmek, deyim yerinde ise toprağın ruhunu iğfal etmektir.

Düşman ordularından önce düşman zihniyetin işgali

Öylesine sinsi bir işgaldir ki bu, gönderde bayrağınız dalgalanmaya devam eder, törenlerde yine sizin ulusal marşınız söylenir, minarelerinizden ezanlar okunur… Ama memleketin ruhu nesiller boyunca temizlenmeyecek kesif bir çürümeye terk edilmiştir. Tarihin sahnesi çok uzundur, bugün gözünüze pek önemsiz görünen işler, günü kurtarmak adına görmezden geldiğiniz fenalıklar, torunlarınıza karşı konulmaz felaketler olarak döner.

1919 yılının Anadolusununu düşünün, o muazzam yıkıntı, o en ümitvar kalpleri bile yılgınlığa sürükleyen manzara tek başına Vahideddinin veya Enverin eseri miydi? Ne mümkün! Yurdumuzun içine düştüğü en karanlık günler, belki dört yüz yıl önce başlamış olan Osmanlı çürümesinin birikimiydi. Yönetenlere Bizanstan sirayet eden despotluk ve tek adamcılık, halktaki umursamazlık ve cahillikle birleşince büyük felaketimiz kaçınılmaz hale geldi.

Payitaht İstanbul ve ekmek gibi kutsal bellediğimiz Anadolu, İngiliz, Fransız ve Yunan orduları tarafından işgal edilmezden çok seneler evvel, Bizansın marazi zihniyeti tarafından işgal edilmişti. O marazi zihniyet ki dört yüz sene boyunca sırf bir tek adamın saltanatı yürüsün diye koca devleti entrikadan müteşekkil bir labirent haline getirmiş, memleketin kurtuluşu için bir iğne ucu kadar iyilik yapmaya kalkan kim varsa biçip atmıştı. İyiler, namuslular biçildikçe meydan yalakalara ve namussuzlara kaldı, eskilerin kaht-ı rical dediği, ülkemizin en kronik hastalığı, adam kıtlığı başladı. Yirminci yüzyılın başında zihniyet işgalinin yarattığı çürüme ve hastalık öyle bir boyuta ulaşmıştı ki anayurdun düşman çizmeleri altında çul olması mutlak bir kadere dönüştü.

Memleketimiz bir istila altındadır

Açık konuşmak zorundayız, bu ışık altında baktığımızda, bugün de ülkemiz bir istila altındadır. Bu işgal, tankların, tüfeklerin değil, zihinlerimize kast etmiş alabildiğine çirkin bir düşüncenin işgalidir. Memleketin bütün değerlerini, bütün iyi geleneklerini hiçe sayarak ilerleyen bu işgal gücü koskoca bir ülkeyi adeta davul zurna çalarak felakete sürüklemektedir. Bu kirli zihniyet, kendine hangi ismi takarsa taksın, ister müslüman desin, ister milliyetçi, ister vatansever, onbeş yıllık icraatı ile gerçek yüzü apaçık ortadadır. Referanduma artık saatler kala bu zihniyetin çirkinlikleri hangi boyutlara ulaştı şu iki örneğe bakın:

Gaziantepte bir belediye başkanı belediye çalışanlarını sizin rızkınızı AKP veriyor deyip evet oyu vermeyeni işten atarım diye tehdit ediyor.

İstanbulda bir belediye yöneticisi hayır oyu verenlerin karıları kızları savaş ganimetidir, helaldir diyebilecek kadar alçalıyor.

Bu sözler, ülkeye ihanetin en ileri boyutlarıdır. Bu sözler, halkın huzuruna kast eden korkunç bir kibirin göstergeleridir. Bu sözler, -AKP seçmeni de dahil olmak üzere-  bütün vatandaşlara karşı benzeri görülmemiş bir aşağılama ve nefretin ifadesidir.

Hep birlikte Büyük Zaferi kazanacağız

İşte on beş yıllık zihniyet işgalinin gelidği çirkinlik, vardığı bataklık burasıdır. Pazar günü aslında bu işgalin devam edip etmeyeceğini oylayacağız. Sadece bu işgalin farkında olmayanlar, işi gündelik bir siyaset kavgası zannedenler evet oyu verecekler.

Bu işgali durduralım, bir habis gibi yayılan bu zihni çürümeye son verelim diyenler ise HAYIR diyecek. O HAYIR oyları, Türkiyeyi bir Libya, bir Irak yapmak için pusuda bekleyen emperyalistlerin ellerini ayaklarını bağlayacak, bin türlü tezgahla bizi içeriden yıkmaya çalışan düşmanın hevesi kursağında kalacak.

Onursuzluğu ve hakareti reddeden müslümanlar HAYIR diyecek.

Şahsiyetli ve eşit birer yurttaş olarak yaşamak isteyen kadınlar HAYIR diyecek.

Yurdun bölünmesine karşı duran milliyetçiler HAYIR diyecek.

Alın teriyle yaşayan emekçiler ekmekleri için HAYIR diyecek.

İş güç sahipleri ve esnaf, çarşı pazar rahat nefes alsın diye HAYIR diyecek.

Dengeli bir siyaset, huzurlu bir hayat isteyen Kürtler HAYIR diyecek.

Çocuklarının doğru düzgün bir eğitim almasını isteyen ana babalar HAYIR diyecek.

Huzurlu, keyifli, sevgi dolu bir ülke isteyen gençler HAYIR diyecek.

FETÖnün PKKnin ve tüm terör şebekelerinin kökü kazınsın diyenler HAYIR diyecek

Hülasa, vatandan, bayraktan ve gelecekten umudunu kesmemiş olan herkes HAYIR diyecek.

Ve bu hayırlar birleşip sel olacak, 16 Nisan Pazar akşamı, tüm Türkiyenin büyük zaferi olarak tarihe geçecek. Mehmet Akif, Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın demişti. Akifin bu dileği de 16 Nisan zaferi ile mümkün olacak.

Bu zafer ülkemizin yıllardır susamış olduğu birlik, beraberlik ve kardeşliğin de kapısını aralayacak. Yeniden yan yana, ortak bir vatana sahip olmanın mutluluğu ile gülümseyeceğiz.

Artık yapmamız gereken tek iş gidip oyumuzu vermek ve o oya sahip çıkmaktır. İnanıyorum ki biz kazanacağız! 

Eğitim