unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Torun Ahmet Türkmen

Devletin çürütülmesi ve OHAL kararı

21.07.2016 10:53

Nihayet beklenen oldu ve tüm ülkede olağanüstü hal ilan edildi.

Bu durum pratik anlamıyla tüm hak ve hürriyetlerin siyasi iktidarın ve yerel mülki erkanın insafına bırakılması, Parlamentonun bay-pas edilmesi anlamına geliyor. Bununla ülke yeni bir karanlık labirente girmiş bulunuyor.

Artık ülkenin geleceği konusunda duyarlılıkları olan, aydınlık bir gelecek özlemi taşıyan her bireyin sorumluluğu yeni bir boyut almış bulunuyor.

Şimdi yeni zorluklar ortaya çıkmakla birlikte mücadele için daha çok neden ortaya çıkmış durumda.

Çünkü bu ülke bizim, hepimizin. Çünkü 15 Temmuzda ortaya konan Çalanla, oynayanın aynı olduğu mizansenle kahramanlık şovu yapanların ilan ettikleri tüm adımların sadece iktidarlarını korumakve el koydukları iktidar erkini korumayı hedefledikleri biliniyor. Çünkü ülkemizden, ülkemizin insanlarından ümidimizi asla kesmedik. Onların aş, ekmek, daha çok özgürlük ve demokrasi taleplerini savunuyoruz.

Türkiye insanı mutsuz, huzursuz. Günlük yaşamda, sokakta bu bariz bir şekilde hissediliyor.

Ortaya konan politikaların bir limitinin olduğunu yakın bir süreçte bunun vatandaşlar tarafından görüleceğini bildiği için siyasi iktidar elini çabuk tutmaya, bir an önce toplumu ve devleti dönüştürmek istiyor. Bu nedenle süreci olağanüstü zorluyor.

Olaganüstü hal kararı siyasi iktidarın artık olağan koşullarda devleti yönetemediğini ortaya koyuyor. Bu durum kurumların bölünüp parçalandığını, deyim yerindeyse devletin çürütüldüğünü gösteriyor. Demokratik, özgürlükçü, üretici güçlerin desteklendiği bir siyasal iktidar beklentisi kendisini hissettiriyor.

Son birkaç günde binlerce insan gözaltına alındı, işten el çektirildi ve bu süreç olağanüstü hal karararı ile birlikte onbinlerce sayıya ulaşabilir, adeta yaşam bir Cadı avının arenası haline getirilebilir. AKP hükümeti zamanla kendisine engel oluşturabileceğini düşündüğü başta eğitim, yargı, parlamento, ordu olmak üzere devlet kurumlarını mutlak anlamda denetim altına almaya çalışıyor. Bu süreç oluşturulmaya çalışılan milis güçlerinin meşru hale getirilmesi ve onlara yasal statü kazandırılması çabasına sokulabilir ve bu çeteler silahlandırılabilir. Bu noktada Cumhurbaşkanı başdanışmanının açıklamalarını dikkate almak gerekiyor.

Yeni durum yeni bakış açıları ve politikalar gerektirir. Topluma önderlik etmesi beklenen güçler bunu gözetmek zorunda. Son birkaç günde yaşadığımız süreç bize bunu gösterdi. CHP tabanı parti yönetimine dönük sert bir reaksiyon ortaya koydu. Ciddi eleştriler yapılıyor ve sorgulanıyor.

Parti kamuoyu siyasal iktidara karşı aktif bir politika istiyor.

Hiçbir hedef risk üslenmeden, sadece var olan üzerine yorum yapılarak gerçekleşemez.

Ortaya somut hedefler koymak gerektirir. Aksi durumda CHP ve HDPnin içine düştüğü durum oluşur. Çerçevesini AKPnin çizdiği, partiler arası Darbelere karşı mutabakat metnine imza atmak durumunda kalınır.

Elbette darbelere karşı, insanı yok sayan her türlü demokrasi dışı her girişim reddedilmelidir. Bu anlamıyla böylesi bir girişim takdire şayandır. Demokratım diyen hiçbir insan bunu reddedemez, etmemelidir.

Ama bu noktada inisiyatifin CHPde olması, net bir programla ortaya çıkması beklenirdi.

Cumhuriyet Halk Partisi yaşadığımız bu sürece yönelik acilen bir planlama yapıp buplana uygun aktivite içine girmek ve topluma net bir mesaj vermek zorundadır. Bu noktada 3 gün sonra yapılacak Taksim mitingi tabanın beklediği çok önemli bir karardır. Belki de partinin son dönemlerde yaptığı en önemli eylemdir. Bu bakış açısı somut bir çizgiye dönüşerek, bu sayede sarsılan imajını giderme noktasında somut bir adım atar ve yurttaşlarımızın önüne yeni bir yol haritası koyabilir.

Eğitim