• BIST 105.268
  • Altın 163,279
  • Dolar 3,9562
  • Euro 4,6452
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 7 °C
  • Adana 13 °C
  • Antalya 11 °C

Artvin'e sadakat

Artvin'e sadakat
Uçağımıza yetişmek için ayrılıyoruz Artvin’den. Neşe abla “sizden tek isteğimiz gördüklerinizi yazmanız” diye uğurluyor bizi.İçimiz buruk yola koyuluyoruz. Onlarca kapımızın ve dostumuzun olduğu, çok sevdiğimiz Artvin’e en kısa sürede geri dönmek sözü ile

YAZI/FOTOĞRAFLAR: ALEV DOĞAN

Cerattepe’deki yıkımı yerinde görüntülemek için Artvin yolcusuyuz. Ne ile karşılaşacağımız konusunda en ufak bir fikrimiz yok. Bildiğimiz tek şey maden projesinin Artvin’i yok edeceği. Samsun’dan daha ilerisine gitmemiş biri olarak havalimanında uçağımızın kalkmasını heyecan içerisinde bekliyorum. Rötarsız, sorunsuz bir biçimde iniyoruz Trabzon’a. Yeşil Artvin Derneği’nden arkadaşlar havalimanından bizleri alıyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi’nden hayatını Cerattepe’deki mücadeleye adamış, Oğuz Kurdoğlu karşılıyor bizi. Trabzon’da müthiş bir nem var. “Artvin’de nem oranı çok daha fazla” diye uyarıyor Oğuz Hoca. Yola koyuluyoruz… Memleketi Arhavi’den, Artvin’den, madenin neden olacağı yıkımdan bahsediyor. Bizi karşılayan yeşile hayret ederek, Artvin sınırına yaklaşıyoruz. Karadeniz İsyandadır platformundan Eren Dağıstanlı ile Hopa-Arhavi konusunda atışıyor Oğuz Hoca. Eren bu sefer hazırlıklı, gülüşüyoruz. “Can Kurtaran geçidinde duralım” diyor Eren, Artvin’in en güvenilir şoförü Seyfi abiye. Can kurtarmak bir yana, can alacak geçitte duruyoruz. Cerattepe Direnişi’nde polisin müdahalesi sonrası, biber gazlarının uçurumdan aşağı atıldığı yer burası. İnsan ürküyor. Bir de “Yüzüklerin Efendisi pekala burada da çekilebilirdi” diye düşünüyor. Fotoğraflarımızı çekip, arabamıza tekrar biniyoruz. İlerledikçe yeşil artıyor, bizim hayranlığımız da elbet…

Uzun bir yolculuğun ardından Artvin Merkez’e varıyoruz sonunda. İlk durağımız, Yeşil Artvin Derneği lokali. Dernek başkanı Nur Neşe Karahan karşılıyor bizi. Daha ilk dakikada Neşe abla oluyor bizler için. Artvin halkı sıcak bir halk ama gerçekten iyi niyetli, iyi yürekli iseniz. Oğuz Hoca, kısa bir bilgilendirme yapıyor. Cerattepe’de yapılması planlanan madenin ne gibi maliyetleri olacağından bahsediyor. Özetle Artvin’in Artvinlilerin başına yıkılması demek bu proje. 60 bin ağacın kesilmesine karşılık, Cengiz Holding’in “üç katı ağaç dikeceğiz” açıklamasının da bir anlamı yok, zira 300 yıllık bir ormandan bahsediyoruz. Maden alanı dahilinde 900 çeşit bitki var. Bunlardan 90’ı endemik. Bazıları tehlike altındaki nadir endemik. Heyelan tehlikesi ve atık suların yaratacağı tahribatta cabası.

Oğuz Hoca’nın anlattığı her şeyi yerinde göreceğiz bir gün sonra. O yüzden bilgilendirme kısmına yemekte devam edelim istiyoruz. Bu sırada ziyaretimize onlarca insan geliyor. Sohbet ediyoruz. Artvin halkından kimsenin ağzından “burada maden istiyoruz” cümlesini duymuyoruz. Çünkü Artvin’in üstünün, altından daha değerli olduğunun bilincinde herkes.

Ertesi sabah 6:30’da ayaktayız. Artvin’in en güzel tarafı bu işte, onca yorgunluğun ardından zımba gibi kalkıyoruz. Mihmandarlarımız Artvin halkı, üçer beşer dağılıyoruz arabalara. Benim mihmandarım ise, Cerattepe direnişinin en neşeli ismi Metin Abi. Yol boyu kahkahalarımız hiç eksik olmuyor. Rotamız ise Hatila Vadisi Milli Parkı. Yeşilin bu kadar fazla tonunu bir arada başka yerde bulamayacağınız bir yer burası. Sıklıkla mola vererek devam ediyoruz yolumuza. Bu molalardan birinde bu bölgede tarım ve hayvancılık yaptığını belirten Mevlüt Altınbaş ile konuşuyoruz. Altınbaş Hatila Vadisinin içinden gelen ve arazisinden geçen derenin bir anda süt beyazlığında akmaya başladığını söyleyerek ekliyor: “79 yaşındayım, bu yaşıma kadar böyle şey görmedim. Madencilik başlayınca oldu. Biz tepki gösterince suyu geceleri vermeye başladılar. Hayvanlara su içiremiyoruz, sebzelerimizi sulayamıyoruz”

Ardından, Artvin Bölgesi Ormancılar Kooperatifi Başkanı Hasan Yaşar ile tanışıyoruz. Yaşar Hatila Vadisinin Kafkas arı ırkının gen koruma alanında bulunduğunu ve yörede bal üretiminin önemli bir geçim kaynağı  olduğunu belirterek, “2200 kovan arımız var. Bakanlıktan da hibe kredi alarak gerekli tesislerimizi bitirdik. 5000 koloni yaşayacak kadar nektar var bölgede. Hatila Vadisinde kıyamet kopmadığı sürece bu arıcılık sürecektir. Oysa madenin ömrü ne kadar? Üstelik tam verimle buradan yılda 5 trilyon kazanılabilir, maden ile kazanılacak parayı sadece balla kazanabiliriz. Madencilik yapılırsa hem kalite hem bal üretimi çok olumsuz şekilde etkilenecektir” diye açıklıyor yaşanan tahribatı.
Bölgeyi dolaştıktan sonra önce Güney galeriye gidiyoruz. Güney galeri Cerattepe direnişinin simgesi olan fotoğrafların çekildiği yer. Ancak şantiye ekibi galerinin içine girmemize izin vermiyor. Biz de şansımızı Kuzey galeride deniyoruz. Jandarma ile yaşadığımız polemiğin ardından galeriye giriş yapıyoruz. Sonuç tam bir hüsran.

Galerinin girişinde besmeleli bir tabela. Artvin’in ölüm fermanı olan bu madenin henüz başlangıcında bile tahribat bu ise sonuçlarını düşünmek bile istemiyoruz.

Hatila Vadisinin 1994 yılında Milli Park ilan edildiğini aktaran Oğuz hoca  şunları söylüyor “Bir tarafta Murgul komşu Kaçkar Dağları da diğer tarafta. O zaman buranın da oraya bağlanarak büyük bir bölge milli parkı yapılmasını istedik. Bu ormanda 900’e yakın tür var. Bunu arasında 90 tanesi endemik olduğu söyleniyor. Bunlardan bazıları nadir endemik. Bunlar buzul cağından sonra varlığını devam ettirebilmiş türler. Burada görünen koyu renkli ladin ağaçları da bu kalıntı türlerden biridir. Ladin ekosistemi 1984 taraf olduğumuz Bern sözleşmesinde de korunması gereken ekosistemlerden biri olarak kabul edilir ve biz bu habitata burada sahibiz."

Morallerimiz bozuluyor haliyle. Artvin merkeze geri dönüyoruz. Bu sefer yanımızda Hasan abi. Uzun uzun konuşuyoruz. Artvin’den, direnişin seyrinden, neler yapılması gerektiğinden. Artvin’deki son gecemiz sona eriyor.
Ertesi gün STK’ların, siyasi partilerin ve Cerattepe direnişinden öne çıkan isimlerin katılımı ile bir basın toplantısı gerçekleştiriyoruz. 94 yaşındaki Ayşe nenem, “benim gidecek yerim yok, hoş olsa da neden ayrılayım Artvin’den” diye özetliyor içinde bulundukları durumu. Aslında her şeyin özeti bu cümlede.

Uçağımıza yetişmek için ayrılıyoruz Artvin’den. Neşe abla “sizden tek isteğimiz gördüklerinizi yazmanız” diye uğurluyor bizi.

İçimiz buruk yola koyuluyoruz. Onlarca kapımızın ve dostumuzun olduğu, çok sevdiğimiz Artvin’e en kısa sürede geri dönmek sözü ile veda ediyoruz…Şimdilik…

img_1743.pngimg_9410.pngimg_1814.png

img_1819.png

img_9413.pngimg_1759.png

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Diğer Haberler
      123456
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)