• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 11 °C
  • Adana 12 °C
  • Antalya 13 °C

Asıl bombayı kim koydu?

Ender HELVACIOĞLU

Bu eylemi kim yaptı, kim üstlendi, hangi güvenlik zafiyetleri var, hangi tedbirler alınmalı gibi artık birer ayrıntı haline gelmiş tartışmalara dalmadan şu basit soruya net yanıt verilmeli: Türkiye nasıl bu hale geldi?

Çünkü bunlar tek tek tesadüfi olaylar değil. Bu, bir süreç. Yaşanan katliamlar ve korkunç terör olayları bu sürecin parçaları.

Bu süreç ne zaman başladı? Çok net bir tarih var: 7 Haziran 2015.

7 Haziran öncesinde de Türkiye’nin bin bir sorunu vardı, sürüyle toplumsal çelişkimiz vardı. Ama 7 Haziran’dan sonra bütün bu çelişkiler derinleşti, keskinleşti ve boyut atladı. 7 Haziran’dan önceki Türkiye ile sonraki Türkiye farklıdır.

7 Haziran’da ne oldu? Yapılan genel seçimlerin sonucunda AKP tek başına iktidar olanağını yitirdi. Bu aynı zamanda Erdoğan’ın başkanlık hedefinin de sonu demekti.

Başta Erdoğan kliği olmak üzere AKP bu seçim sonuçlarını kabul etmedi. Her türlü yola başvurarak iktidarlarını koruma yolunu seçtiler.

Ve işte bu noktada işler çığırından çıktı. Bugün tüm keskinliği ve tüm acılarıyla yaşadığımız süreç o zaman başladı.

Bugün Türkiye’nin yönetimi, iktidarını korumak ve başkanlık sistemiyle pekiştirmek için her türlü hukuk dışı yola başvuran, Anayasa Mahkemesi kararlarını bile tanımadığını açıkça beyan eden, ülkenin bir bölgesinde iç savaş çıkaran, Suriye’deki savaşa doğrudan müdahil olan ve dış savaşı bile göze alan bir klik tarafından gasp edilmiştir. 

Yaşadığımız süreç budur ve bu kanlı sürecin müsebbibi başta Erdoğan kliği olmak üzere AKP iktidarıdır.

Bu süreç net olarak bilince çıkarılmaz ise, bombayı hangi örgütün patlattığını, katliamı kimin yaptığını tartışmanın hiçbir anlamı yoktur.

Seçim sonuçlarını tanımamak, anayasa mahkemesini takmamak, bırakın canlı bombayı, Türkiye’nin tepesine nükleer bomba atmak demektir!

***

Türkiye’de olmayanları sıralayalım:

Türkiye’de bir parlamento yok!

Türkiye’de bir hükümet yok!

Türkiye’de bir parlamenter muhalefet yok!

Türkiye’de hukuk yok!

Bütün bunlar, seçim sonuçlarının iktidarı gasp etmiş bir klik tarafından tanınmamasını sineye çektikleri an kendi varlık koşullarını ortadan kaldırmışlardır.

Türkiye’de olanları sıralayalım:

Türkiye’de iktidarını korumak ve pekiştirmek için her türlü hukuksuz yola başvurabilecek, boğazına kadar suça batmış bir iktidar var.

Türkiye’de bu iktidar tarafından çıkarılmış bir iç savaş var. Ve kimse bunun bir bölgeyle sınırlı kalacağını düşünmesin.

Türkiye’de komşusundaki savaşa taraf olan, komşusundaki rejimi yıkmak isteyen terörist grupları destekleyen ve bunun devamı için bir dış savaşı da göze alan bir iktidar var.

Saydıklarımızın olmadığı ve saydıklarımızın olduğu bir ülkede her şey olur. Kimse böyle bir ülkenin başkentinin göbeğinde ikide bir bomba patlamasına şaşırmasın!

***

Türkiye ne bir muz cumhuriyeti ne de küçük bir ada ülkesi. Son derece karmaşık toplumsal kesimleri ve aralarındaki çelişkileri barındıran, güçlü bir tarihsel birikime ve geniş bir coğrafyaya sahip çok önemli bir ülke.

Böyle bir ülkeye dar bir İslamcı-faşist kliğin biçtiği elbiseyi giydiremezsiniz. Erdoğan’lar zorla bu elbiseyi giydirmeye, patlayan yerleri yamamaya, hatta içeri girmeyen uzuvları kör testereyle kesmeye çalışıyorlar. Olanağı yoktur.

Başka bir alandan örnek verelim. Bilindiği gibi Emine Hanım geçenlerde, “harem bir okuldur” buyurdu. Şimdi siz Türkiye’nin bütün kadınlarını cariye ve köle yapabilir misiniz, sultanın, ağanın, beyin, paşanın haremine tıkabilir misiniz? Tıkmaya kalktığınızda ne olur? İşte böyle bir Türkiye çıkar ortaya! 

Bu elbiseye girmek istemeyen çok çeşitli kesimler, her biri kendi yöntemleriyle kendi hedeflerini güderek itiraz ediyorlar. Kaldı ki, hiçbir kural-yasa tanımayan bir iktidar, muhaliflerine de aynı hakkı veriyor demektir. Bu sürecin “sosyolojisi” böyledir.

Toparlarsak:

Türkiye, 7 Haziran’dan sonra zorla sokulduğu bu kanlı sürece öyle veya böyle son verecek. Türkiye tepesine zaten nükleer bomba atmış olan AKP iktidarından öyle veya böyle kurtulacak, başta Erdoğan kliği olmak üzere bütün iktidar sorumlularından hesap sorulacak.

Öyle mi yoksa böyle mi olacağını sınıf mücadelesi arenasındaki güç oranları belirleyecek. Bize düşen bu iktidarın bir halk inisiyatifiyle yıkılması ve bir emekçi cumhuriyetinin yolunun açılması için mücadele etmektir. Yağmuru dindirmenin de, yağmurdan kaçarken doluya tutulmamanın da çaresi budur.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.