• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 15 °C
  • Adana 16 °C
  • Antalya 16 °C

Asıl tartışılması gereken nedir?

Haluk ŞAHİN

Demokrasi, halkı ilgilendiren en önemli kararların halk ya da temsilcileri tarafından tartışılarak alındığı sistemin adıdır. Bu yüzden demokrasilerde ifade ve tartışma özgürlüğünün olabildiğince geniş olması istenir. 

Tartışma sınırlıysa demokrasi de sınırlıdır. Bazı konular tartışılamıyorsa ya da bazı kesimler tartışmaya katılamıyorsa sorun vardır.

Kuramsal olarak böyle. Ancak çağımızda, medyanın da katkısıyla, kamuoyları tamamen düzmece, gereksiz, aldatmaca tartışmalarla meşgul ediliyor, asıl tartışılması gerek konulardan uzaklaştırılıyorlar.

Türkiye'de dört koldan körüklenen başkanlık tartışması günümüzde bu durumda. Yapay, düzmece, aldatmaca...

                         ***

Böyle tartışmalara başka ülkelerde de rastlanıyor. Örneğin, şu anda bulunduğum Amerika Birleşik Devletleri'nde hala ateşli silah satmanın ve bulundurmanın sınırlandırılıp sınırlandırılmaması gerektiği tartışılıyor.  

"Hava kirliliği iyi midir yoksa kötü mü?" sorusunu tartışmak kadar abes bir şey bu.

Silah lobisi diyor ki, "silahlar insan öldürmez, insanlar insan öldürür." Oysa bilimsel gerçekler ne zamandır ortada: Bir ortamda ne kadar çok silah varsa o kadar çok insan ölüyor. Onları silahlı insanlar öldürüyor.

Bunun tartışılacak bir yanı yok.

Ama, silah lobisi bastırıyor parayı, siyasetçileri ve bir kısım medyayı satın alıyor ve aldatmaca tartışma, sanki tartışılacak bir şey varmış gibi sürüp gidiyor.

Aynı şey küresel ısınma ile fosil yakıtlar arasındaki ilişki için de doğru. Ortada bu ilişkiyi doğrulayan kapı gibi bilimsel araştırmalar var. Ama lobilerin çabasıyla, yokmuş gibi davranılıyor ve tartışma  bitmiyor. 

Daha geçen gün Amerikan Senatosu'ndan küresel ısınmada insan faktörünü yadsıyan bir karar çıktı. Dünyanın yuvarlak olduğunu yadsımak gibi bir şey bu.

                       ***

Bizim başkanlık tartışmasına gelince...

Elbette gerektiğinde tartışılabilir. Demokratik rejim parlamenter de olabilir, başkanlık da. Hatta, monarşik de olabilir. 

Ama bir şartla: Hukukun üstünlüğü ilkesi her düzeyde işlemek şartıyla. Yani, çağdaş anlamda demokrasi ile olmak şartıyla.

Bizde başkanlık tartışması daha önce de yapıldı. Yabancımız değil. Ama 2010 referandumu dan sonra karşımıza çıkartılan tartışma bunlardan farklı. 

Çünkü 2010'dan itibaren akıllarda sistem değil, bir kişi vardı. Asıl amaç sistemin daha iyi işlemesi değil,  o kişinin geniş erklerle donatılması ve sistemin dönüştürülmesi idi.

Bu arada parlamenter sistem sözümona devam etti ama, istenen fiilen gerçekleşti. Ülkenin başındaki kişi, hukukun üstünlüğünün egemen olduğu ülkelerdeki Anayasal başkanlardan çok daha güçlü hale geldi. "Mevzuat üstü" bir konum edindi.

Ama, sanki durum böyle değilmiş, ülkede işleyen bir parlamenter sistem varmış da onun yerine daha iyisi aranıyormuş gibi başkanlık tartışması yapılması isteniyor.

Artık çok geç. Yorgan gitmiş.

Yapılması gereken asıl tartışma, onun nasıl geri alınacağı ve hukukun üstünlüğünün nasıl kurulacağıdır. Yani rejimdir.

Rejimi tartışmadan sistemi tartışmak enayiliktir.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.