• BIST 97.484
  • Altın 144,385
  • Dolar 3,5643
  • Euro 3,9997
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 26 °C
  • Adana 16 °C
  • Antalya 24 °C

Aslında her şeyi biliyorlar

Haluk ŞAHİN

Tarih, bu iktidarın sonunu Suriye takıntısının getirdiğini yazacak. Ortadoğu takıntısı da diyebiliriz.

Bu konuda uyarı görevini yerine getirmediğimiz söylenemez.  Her yanı binbir bubi tuzağı ve mayınla dolu Ortadoğu’ya nizamat vermeye kalkmanın akıl işi olmadığını pek çok kez yazdık.  Başkaları da yazdı, söyledi.

Hayır, en iyisini onlar biliyorlardı.  Keşke öyle olsaydı.  Ne bildiklerini bir yana bırakın, hiçbir şey anlamadıkları ortaya çıktı.

Ortadoğu’da öyle berbat bir kapana düştüler ki, hiçbirimiz bu kadarını düşünemezdik. Hani, bazen gerçekler hayallere fark atar derler ya, aynen böyle bir durumla karşı karşıyayız. 

Ortadoğu ile o kadar uğraştılar ki, sonunda tüm dünyayı da Türkiye’nin bir Ortadoğu ülkesi olduğuna inandırdılar. 

İşte bu perspektif kayması hatalarının başlıca nedeni oldu.  Evet, Türkiye kısmen Ortadoğu (eskiden Yakın Doğu diye bir laf da vardı)  ülkesi idi ama, aynı zamanda bir Akdeniz, Balkan, Kafkas ve tabii  Avrupa ülkesi idi.  Son 200 yıldır Avrupalı yanı ağır basıyordu. Ortadoğu’nun değil, “Avrupa’nın hasta adamı” idi.  Osmanlı’nın son yüz yıldaki en önemli iki kenti de (İstanbul, Selanik)  Avrupa kıtasında yer alıyordu. Türkiye  Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi, Avrupa Birliği’nin müzakereci adayı, Kuzey Atlantik Antlaşma Örgütü’nün (NATO) tam üyesi idi.

Ama iktidardakilerin gözü ve gönlü başka yerdeydi.

Daha çok dinsel ve mezhepsel nedenlere dayanan, halifelik ve imparatorluk düşlerine uzanan Ortadoğu takıntısı, uyarıldığı üzere, sonunda bizi bugün bulunduğumuz feci yere getirdi.  

Ama korkarım en kötü günleri henüz yaşamış değiliz.

Zavallı Suriye’nin durumunu her geçenin bir yumruk patlattığı “vur abalı”ya benzetiyorum.  İŞİD denen melanetin hava savunma sistemi yok ya, her canı sıkılan oraya uçak gönderip pilotlarına “canlı” antreman yaptırıyor.  Sonunda onlara İngiltere  ve hatta bu gibi konularda çok tutucu olan Almanya bile katıldı.  Habire vuruyorlar.

Oysa bu türden bombalamaların çare olmadığını,  üstelik çoluk çocuk sivillerin ölümüne yol açtığını herkes biliyor. 

Çözüm için kara harekatı lazım. Piyadenin karış karış ilerlemesi lazım.  Bunu kim yapacak?

Doğal olarak,  hiç kimse çocuklarını Der el Zor çölllerine sürmek istemiyor.  Bazıların Türk askerine bu açıdan alıcı gözlerle baktıklarını biliyoruz.           

                                                          ***

Bu arada karşılıklı müthiş istihbarat oyunları oynanıyor.  Rusların, İŞİD petrolünün Türkiye’ye getirildiğine ilişkin uydu görüntüleri geçen hafta mı çekilmiş?

Elbette hayır!  Daha önce çekilmiş ve günü gelince kullanılmak üzere saklanmış.  (Casusluk ile gazetecilik arasındaki fark da tam işte bu noktada!  Biri saklamak, öteki toplumla paylaşmak üzere bilgi topluyor.)

Amerikan istihbarat örgütlerinin elinde de bu türden görüntüler olduğuna eminim.  İsrail dahil başka bazı istihbarat örgütlerinin de. Herkes gece gündüz Suriye’yi  (ve Türkiye’yi)  gözetliyor.  Eminim, yalnız orada çıkan petrolün nereye gittiğini değil, silahların nerelerden geldiğini de en ince ayrıntısına kadar biliyorlardır.

Eldeki bilgiler, kuşkusuz, şantaj amaçlı kullanıma çok açık.  Belki de öyle kullanılıyor.

Şu dönemde Obama’nın Putin’e karşı “Hayır, Türkiye doğru söylüyor, öyle şeyler yapmadı” demek yerine  “Evet, bizim elimizde de benzer görüntüler var!” demesinin sonuçlarını düşünebiliyor musunuz?

Çok tehlikeli günlerden geçiyoruz.  Beni  en çok bu köşeye sıkışmışlık ve çaresizlik korkutuyor. 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)