• BIST 104.123
  • Altın 145,449
  • Dolar 3,4885
  • Euro 4,1695
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 22 °C
  • Adana 30 °C
  • Antalya 27 °C

Avrupa Birliği Türkiye’siz Yapamaz

Avrupa Birliği Türkiye’siz Yapamaz
"AB, TR halkının başına gelen AKP felaketine karşın TR’yi tamamen bir kenara bırakarak yoluna devam edebilir mi? Bence edemez. Bunun nedenlerini AB penceresinden bakarak incelemek amaca uygun olacaktır."

Aydın Cıngı

Temmuz başında Avrupa Parlamentosu, Türkiye (TR) - Avrupa Birliği (AB) müzakerelerini askıya alması hususunda AB’ye yönelik bir tavsiye kararını içeren raporu kabul etti. Buna göre, 16 Nisan referandumuyla kabul edilen düzenlemelerin yürürlüğe konması durumunda TR’nin AB’nin demokratik yapısı içinde yeri bulunmayacak. Bu haklı karar, beklendiği üzere, AKP iktidarınca “yok” hükmünde mütalaa ediliyor. Aslında AKP rejiminin arayıp bulamadığı bir durum ortaya çıkmıştır: Hem böylece AB’nin “demokrasi, insan hakları, basın özgürlüğü vb “vızıltılarından” kurtulacak, hem de kopuş kararını görünürde AB tarafı vermiş olacak. 

Aslında epey bir süredir TR-AB ilişkileri derin dondurucuda. İlişkiler için, “daha da kötüleşemez, artık dibe vurdu” dediğimiz anda daha da kötüye gidiyor. AKP Genel Başkanı, kendisine yabancı medya tarafından diğer unvanı nedeniyle sorulan sorulara öyle yanıtlar veriyor ki, dip görünmez oluyor. Hele geçen gün, die Zeit gazetesinde ve France24 televizyonundaki, dünyanın  “Batı” diye etiketlediği kesimini suçlayıcı ve şeytanlaştırıcı anlatımları, benim kafamda bile aidiyetime dönük sorular yarattı.

Sorun şu? AB, TR halkının başına gelen AKP felaketine karşın TR’yi tamamen bir kenara bırakarak yoluna devam edebilir mi? Bence edemez. Bunun nedenlerini AB penceresinden bakarak incelemek amaca uygun olacaktır.

1.Yapısal nedenler; değiştirilemez olgular

Coğrafya: TR toprakları bir kesimiyle Avrupa anakarası üzerindedir. Bu, TR’nin, üye olabilme koşullarından birini haiz olduğunu gösterir. Ayrıca, TR’nin üyeliğinin ciddiye alınmaya başladığı aralar, bu üyeliğe muarız kesimlerce öne sürülmüş bulunan “coğrafya” argümanının geçersizliği zaten o dönemde ortaya çıkmıştı.

Tarih: Avrupa kimliği, yüzyıllar boyu, Osmanlılarla yapılan savaş ve barış dönemlerinde oluşmuştur: Konstantinopolis’in fethi, İnebahtı savaşı, 2. Viyana kuşatması vb. Buna karşılık, Türklerin kimliğini de önemli ölçüde Avrupa’ya yönelim belirlemiştir. Bu iki topluluk birbirlerini çekmiş ve itmiş; sürekli bir “aşk ve nefret” ilişkisi içinde olmuşlardır. 

Kültür: Kültürel yapı, karşılıklı olarak bu süreçlerden etkilenerek oluşmuş; TR son iki yüzyıldır içinde bulunduğu –ve AKP’nin son vermeye çabaladığı- modernleşme dönemini Batı’yı model alarak gerçekleştirmiştir.

Demografi: Türk veya Türk kökenli 5 milyonu aşkın sayıda insan AB ülkelerinde yaşamakta. Bunlar, artık içinde yaşadıkları toplumun ve siyasal yapının birer parçası olmuşlardır. TR yönetimi, bu nüfustan bir tür Türk siyasal diyasporası oluşturma çabasındadır. Bunda da bir ölçüde başarı sağladığı, referandum öncesi Almanya ve Hollanda’daki AKP propaganda sürecinde saptanmıştır. TR ile zıtlaşmak, AB ülkeleri için bu nüfusun entegrasyonu olanaklarını tamamen yitirmek ve çatışmayı kendi topraklarına taşımak anlamına gelebilecektir.   

2.Yakın geçmiş; stratejik yapılanma

Ekonomi: TR ve Avrupa ekonomisi yakın bağlantılar içindedir; o kadar ki, TR AB ile –üyesi olmadan-Gümrük Birliği oluşturmuş ülkedir. Öte yandan TR, ticaretinin yarıdan fazlasını Avrupa ülkeleriyle gerçekleştirir. Binlerce Avrupa –özellikle Alman- şirketi TR’de yerleşiktir.

Enerji: Irak petrolü dünya piyasasına TR üzerinden ulaşır. Rus ve Azeri doğalgazı Avrupa’ya TR’den geçen boru hatlarıyla verilir. TR, gelecekte Avrupa açısından enerji politikasının kavşağını oluşturacaktır.

Güvenlik: TR yarım yüzyılı aşkın süredir üyesi olduğu NATO’nun –sayıca- en büyük 2. ordusuna, dolayısıyla Avrupa’nın güvenliği açısından önemli bir role sahiptir. Nitekim AB’ye üye adaylığı da bir ölçüde bu nedenle gerçekleşmiştir. AB, TR’yi, İslam dünyasına ılımlı İslamın, liberal-demokratik toplumun, çağdaş ve başarılı bir modeli olarak göstermiştir. AB çevreleri, Erdoğan rejimi sona erdiğinde yeniden AB ölçütlerine uyacak bir TR umudunu yitirmemiştir.  

3.Siyasal konjonktür

Terörle mücadele: İslamcı terör ağları AB ülkelerine önemli oranda TR üzerinden yöneliyor. TR ile bozuşma, bu alanda değerli istihbarat yitimi ve terörle savaşta TR yardımından yoksun kalmak demek olacaktır.

Ortadoğu: TR ile AB, bu bölgede İslamcı radikalleşmeyi önlemek için işbirliği yapmak durumundadır. AB ülkelerinin, Ortadoğu ve hatta Kuzey Afrika’daki kriz odaklarını denetim altında tutmak için TR’nin işbirliğine gereksinimi vardır.

İllegal göç: AB, göçmen akınını denetlemek için TR ile anlaşma yapmıştır. TR’nin –canı sıkıldığında- “kapıları Suriyelilere açarım” tehdidini savurması karşısında AB’nin alçak profile sığınmaktan başka çaresi yoktur.  

Yukarıda başlıklara ayrılarak özetlenmiş bulunan ama hepsi birbirine bağlı karmaşık sorunlar, günümüzde TR-AB ilişkilerinin çerçevesini belirlemekte. Bu durumda AB, aday ülke TR ile kesin bir kopuşu göze alamaz. Öte yandan olası bir kopuş, yukarıda özetlenen sakıncalarının ötesinde, bir tür başarısızlık itirafı gibi algılanacaktır. Nitekim Brexit, sürekli kapsam kazanan AB imgesinin daralan AB imgesine dönüşmesine yol açmış; Batı Balkan ülkelerinin AB’ye üye olma sürecini etkilemiştir.

TR’nin dışlanması da, AB’nin farklı bir kültürel yapıya, değişik renklere tahammül edememesi gibi algılanma riskini taşır. Böyle bir olumsuz gelişme, kuşkusuz ki, AB açısından net bir başarısızlık sayılacak ve tüm AB halklarının moralini bozacak; inançla oluşturdukları bu hukuk öznesine besledikleri güveni sarsacaktır.  

TR ile üyelik müzakerelerinin askıya alınmasına ilişkin tavsiye kararı, bu tavsiyenin gerçekleşmesi anlamına gelmiyor. Ancak AB’nin de, kendini “Nazilik” suçlamalarına varıncaya kadar kadar her dakika karalayan ve demokrasi ve AB değerleriyle bağını koparmış bir aday ülke rejimine de bütünüyle sessiz kalmaması doğal görülmelidir.

 

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Diğer Haberler
    • Kızılırmak - Karakoyun / Lütfi Akad, Yılmaz Güney'i ve Sinemasını anlatıyor-211 Eylül 2017 Pazartesi 12:36
    • Lütfi Akad, Yılmaz Güney'i ve Sinemasını anlatıyor-110 Eylül 2017 Pazar 19:15
    • Kütüphane sorunu08 Eylül 2017 Cuma 17:38
    • Batmayan güneşe yazılan tarih: Suriye08 Eylül 2017 Cuma 15:13
    • Sinema tek ses, tek yürek direniyor!07 Eylül 2017 Perşembe 17:50
    • Deyrezzor: Direniş05 Eylül 2017 Salı 15:03
    • Hama gerçeği ve General Velid Abaza03 Eylül 2017 Pazar 19:36
    • Zennupya: Direnişin kadını31 Ağustos 2017 Perşembe 22:23
    • Artvin'e sadakat25 Ağustos 2017 Cuma 11:30
    • Helâlci sendika Konfederasyonu...24 Ağustos 2017 Perşembe 19:22
    • Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)