• BIST 106.682
  • Altın 146,758
  • Dolar 3,5211
  • Euro 4,1343
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 28 °C
  • İzmir 33 °C
  • Adana 33 °C
  • Antalya 31 °C

Avrupa’da halk ayaklanmasına karşı: Türkiye tampondu tampon kalacak

İrfan TAŞTEMUR / Londra

2008 krizi ile itibar kaybeden neo-liberalizm çirkin yüzünü tüm açıklığı ile ortaya koymaya  başladı. Tıpkı 70’li yıllarda olduğu gibi darbeler, muhtıralar, teknokrat hükümetleri, ayaklanma tehditleri, iç savaş ve komplolar aldı başını gidiyor.

Günümüzde kimse Gürcistan'da olanları hatırlamıyor bile. Sovyetler Birliği dağılıp Doğu Avrupa'nın sosyalist ülkeleri bir tabak içinde emperyalizme sunulduğunda "Avrupa'ya ait değildir" diye Almanya'nın AB'ye almak istemediği Ukrayna'da iç savaşın kim tarafından ve ne için başlatıldığı sorulmuyor. Rusya'nın bu ülke üzerinden Avrupa'ya sattığı gazın önünün kesilmesinden sonra bir de ABD ve Suudi Krallığının el birliği ile  petrol fiyatlarını düşürerek Rusya'yı ekonomik olarak çökertmesinin dünyayı 3’üncü bir savaşa sürükleyebilecek nitelikte olduğu pek anlaşılmıyor.

Emperyalizmin çevre ülkelerine ve özellikle Rusya'nın sınırlarına dayandırdığı bu taarruza şimdi de yeni bir unsur eklendi:

Avrupa'da halk ayaklanması! Çok iddialı gelebilir, ancak söyleyen kişinin çok iddialı biri olduğunu görünce insanın "Dur bakalım" diyesi geliyor. Bu iddianın  sahibi İngiltere'nin 1995-2004 yılları arasında gizli servisini yönetmiş olan Sir Richard Dearlove. Sir Dearlove, AB liderleri aralarında anlaşıp göçmen akınını durduramadıkları takdirde halkın haklı olarak baş kaldıracağını ve bunun işaretlerinin görülmeye başladığını öne sürüyor. İngiliz dış istihbaratının eski patronu, bu durumda Türk vatandaşlarının vizesiz AB seyahatlerine izin verilmesini de yangın yerinde benzin depolamak olarak nitelendirilecek bir sorumsuzluk şeklinde yorumluyor.

Sir Dearlove'un bu alarm zillerini çalmak şeklinde yorumlanabilecek görüşlerini tam da İngiltere'nin AB üyeliğinin referandum oylaması öncesi söylemesinin bir diğer önemli anlamı da halkın Hayır oyu vermesi için kampanya yürütenlere destek olması.

Avrupa'yı Alman'lara kaptıran Anglo Saksonlar Yunanistan krizi ile bu ülkeyi batıramayınca şimdi de üyelikten ayrılma ve göçmenlere karşı halk isyanı başlatmakla tehdit ediyor.

İngilizlerin Almanların kontrollü kapitalizmini kabul etmeleri mümkün değil. Bütünüyle finans sermayesine teslim olmuş bu ülkenin Alman disiplini ve hegemonyası içinde boğulup kalacağından korkuluyor. Hayır kampanyası yürütenler İngiltere'nin AB dışında eskiden olduğu gibi finans kapital sayesinde vahşi kapitalizmin nimetlerinden yararlanacağını iddia ediyor.

Dünya genelinde İngiliz finans kapitalinin ağzını sulandıran gelişmeler Hayır kampını cesaretlendiriyor. Emperyalizme karşı ciddi bir blok oluşturdukları zannedilen BRİC ülkelerinden Brezilya Türkiye'deki 12 Mart darbesine benzer bir iktidar değişikliği yaşadı ve sol iktidarın elinden Başkanlık alınarak neo-liberal teknokratlara teslim edildi. Güney Afrika'da ise iktidardaki Ulusal Kurtuluş Partisi ANC içten çökertilerek neo-liberalizme teslim edilmeye çalışılıyor. Venezuellada da darbe yarı başarılı oldu, son hamleye hazırlık yapılıyor. Bir diğer BRİC ülkesi Hindistan'da ise Hindularla Müslümanlar birbirini boğazlıyor.

Ve bu arada bir Alman gazetesi aksi yöndeki tüm çabalara rağmen Türkiye'nin artık bölüneceğini yazdı. Batı açısından Türkiye'nin bölünmesi bir dert, ayakta kalması ise başka bir dert. Atatürk'ün ezilen uluslara ilham kaynağı olan Cumhuriyetimiz NATO üyeliği ile önce Sovyetler Birliği önünde tampon ilan edildi, arkasından ABD'nin BOP projesi Orta Doğu'yu tarumar edince savaştan, zulümden kaçıp Avrupa'ya sığınmaya çalışan göçmenler için tampon yapıldı. Osmanlıyı yeniden diriltmek üzere  yola çıkan İslamcılar sonunda tamponluğu kabul edip AB ile pazarlığa oturmakla yetinir hale geldi.

Evet, AKP Türkiye'sini stratejik derinlikten ziyade stratejik tampon olarak yolun sonuna getiren Almanya göçmen krizi nedeniyle bu defa kendi içinde ve de AB'deki ortakları tarafından hırpalanmaya başladı. Ancak Türkiye açısından asıl sorun, bir zamanlar BRİC ülkeleri ile birlikte geleceğin parlak yıldızı olacağı zannedilen ülkemizin şimdi sadece Batı Avrupa'ya tampon olup olmayacağı mı veya bölünüp bölünmeyeceği mi açısından tartışılır hale gelmiş olması.

Aynı 1. Dünya Savaşında olduğu gibi, kaderimiz tekrar Almanya'ya bağlanmış bulunuyor. Almanya, şimdi de ülkemizi tampon yapmaya kalkışarak IŞİD ve PKK'nın Türkiye üzerine saldırtılmasına vesile yaratıyor. Anlaşılan neo-conlar Almanya'yı Yunanistan'dan vuramayınca cepheyi bir adım daha geriye çektiler ve Türkiye üzerinden vurmaya başladılar.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)