• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 6 °C
  • Adana 9 °C
  • Antalya 10 °C

Ay yıldızlı bayrak sosyalizme karşı mı?

Ender HELVACIOĞLU

Birleşik Haziran Hareketi’nin, sosyalist-komünist partilerin, sol/sosyalist eğilimli sendikaların, meslek örgütlerinin düzenledikleri miting ve yürüyüşlerde tek bir Türkiye bayrağı görülmüyor.

Kadıköy’de laikliğe yönelik saldırıları protesto etmek için eylem yapılıyor, tek bir Türkiye bayrağı yok!

İstanbul’da yukarıda saydığım bütün örgütlerin katıldığı 1 Mayıs mitingi yapılıyor, tek bir Türkiye bayrağı yok! Sadece CHP örgütlerinde ve bazı sendikalarda tek tük birkaç bayrağa rastlanıyor.

31 Mayıs’ta Haziran Ayaklanmasının yıldönümü dolayısıyla yürüyüş yapılıyor, bütün bu örgütler ve daha fazlası var, tek bir Türkiye bayrağı yok!

Neden? Bu soruya samimi olarak yanıt verilmeli: Neden?

Katılımcı tüm örgütler kendi bayraklarını, flamalarını, pankartlarını taşıyacaklardır, haklarıdır. Kimsenin buna bir itirazı yok. Peki ama neden tek bir Türkiye bayrağı taşınmaz?

Bir de son on yılın en büyük iki kitle hareketini, Cumhuriyet Mitinglerini ve Haziran Ayaklanmasını anımsayalım.

Ülkenin dört bir tarafında, meydanlar, caddeler, sokaklar gelincik tarlası gibi değil miydi? Yüz binler neyi alıp çıkmışlardı sokağa? Sokağa çıkamayıp harekete balkonlarından destek verenler neyi sallıyorlardı coşkuyla? Gezi eylemleri sırasında Kadıköy’de “Diren Lice” diye haykıran yaşlı teyzenin elinde ne vardı? Ay yıldızlı bayrak, değil mi?

Bu büyük kitle hareketlerinden esinlenerek kurulduğumuzu söylüyoruz, bu hareketlere politik önderlik etme iddiasıyla yola çıkıyoruz, bu büyük hareketlerin yıldönümlerini anıyoruz… ama düzenlediğimiz eylemlerde bu hareketlerin en önemli simgesini taşımıyoruz. Neden?

Tarihimize bakalım. 15-16 Haziran 1969 büyük işçi direnişine, 68 gençlik hareketine, başını Denizler’in çektiği bağımsızlık yürüyüşlerine, 6 Filo Defol eylemlerine, 1989 Bahar eylemlerine, Zonguldak madencilerinin Ankara yürüyüşüne, Tekel direnişine, Soma protestolarına… işçilerin, emekçi halkın tüm ilerici hareketlerine, hepsinde en başta ay yıldızlı bayrağı görürüz.

O halde, neden? Bir şeyden mi korkuyoruz? “Milliyetçi”, “Türkçü”, “Kürt düşmanı” diye damgalanmaktan mı çekiniyoruz? “Sosyalizmimiz” mi kirlenecek, sosyalizm hedefinden uzaklaşacak mıyız ay yıldızlı bayrak taşıdığımızda?

***

Ay yıldızlı bayrak ve Atatürk, emekçi halkımızın “evdeki bulgurudur”. Toplumumuzun sosyolojik bir olgusudur bu.

Evdeki bulgura göz dikenler mi var, bir direniş mevzisi mi örmek gerekiyor, emekçi halk o mevzie ay yıldızlı bayrağını ve Atatürk posterini alır, öyle girer. Elindeki, sandığındaki direniş simgeleri bunlardır çünkü.

Geleceğe mi uzanılacak, Dimyat’a pirince mi gidilecek, emekçi halk erzakını (evdeki bulgurunu, yani bayrağını) yanına alır, öyle yollara düşer. Bazı “hovarda devrimcilerin” aksine, o erzakı yanına almazsa yarı yolda kalacağını çok iyi bilir çünkü.

Tartışmalı şeyler değil bunlar, defalarca tekrar etmiş olgular…

Herhangi bir işçi grevine, direnişine, herhangi bir kitle eylemine bakalım (taleplerini benimsediğimiz, desteklediğimiz direnişlerden ve eylemlerden söz ediyorum), bu gerçeği çok net bir biçimde görebiliriz.

O halde tekrar soralım: Neden?

***

Bazı arkadaşlar diyebilirler ki, gericiler, ırkçılar, faşistler o bayrağı kullanarak her türlü haltı yediler, Kürt kentlerini o bayrağı sallayarak yerle bir ettiler. Hepsi doğru.

Peki ama Haziran Direnişi bu tartışmayı bitirmemiş miydi? Haziran 2013’te halk bu bayrağı faşistlerin, ırkçıların elinden söküp almamış mıydı?

Neden şimdi yeniden bu bayrağı o gericilere kolayca teslim ediyoruz? Bayrağa sahip çıkma noktasında neden dişe diş bir mücadele vermiyoruz? Oysa sınıf mücadelesinin en belirleyici muharebelerinden biri verilmektedir bu noktada.

Ayrıca şunu da bilelim: Hovardalık yapan ve kolayca teslim eden biziz! Emekçi halk ise o bayrağı gözü gibi koruyacak ve teslim etmeyecektir. Yeniden ayağa kalktığında bunu göreceğiz.

Çünkü sınıf mücadelesi tam da bu mevzide verilmektedir. Günümüzün kritik sorusu şudur: Bu ülkede şeriatın yeşil bayrağı mı dalgalanacak, bağımsızlığın ve laikliğin simgesi ay yıldızlı bayrak mı?

Bölgemizde de durum aynı. Emperyalist beslemesi şeriatçı çetelere karşı vatanını savunan Suriye yönetimi ve halkı hangi bayrağı taşıyor? Oradaki mücadele de, simgesel olarak, IŞİD’in kara, diğer şeriatçı terör örgütlerinin yeşil bayraklarına karşı Suriye bayrağı taşınarak veriliyor.

Türkiye devriminin ve Türkiye sosyalizminin tunç kanunlarından biridir: Ay yıldızlı bayrağı alan iktidarı da alır! Terk eden ise devrimi de sosyalizmi de rüyasında görür ancak.

Baştaki soruya dönelim: Neden laiklik eyleminde, 1 Mayıs’ta ve 31 Mayıs’ta tek bir bayrak yoktu? Çünkü o eylemlerde emekçi halk yoktu.

Emekçiler olsaydı o eylemler de gelincik tarlası gibi olurdu. Tıpkı Cumhuriyet Mitinglerinde ve Haziran Ayaklanmasında olduğu gibi…

***

Ay yıldızlı bayrak, Atatürk, cumhuriyet, laiklik, aydınlanma, yurt, yurtseverlik, bağımsızlık vb. yaşadığımız coğrafyada yeşerecek olan sosyalizmin zeminini oluşturur. Bunlar yaşadığımız toprakların ilerici birikiminin unsurlarıdır.

Tabii ki sosyalist mücadele derinleştikçe ve kökleştikçe kendine özgü değerleri ve simgeleri de geliştirecektir. Fakat yeşerdiği zemini reddederek değil, onu miras olarak kabul edip kendi rengini de katarak, zenginleştirerek. Kaldı ki, bu sosyalizan değerler ve simgeler de gökten zembille inmeyecek, yine bu toprakların ürünü olacaktır.

Devrimler ve toplumsal sistem değişiklikleri, an değil süreçtirler. Devrimci süreçler, süreklilik ile kopuş diyalektiği içinde gelişirler. Halkımız bir gecede ay yıldızlı bayrağı bırakıp eline kızıl bayrağı alıp devrim yapmayacak.

Bütün olgular gösteriyor ki yine al yıldızlı bayrak ile yapacağız sosyalizmi hedefleyen devrimimizi. Devrimimizin yakıcı sloganları laiklik, aydınlanma, cumhuriyetçilik, bağımsızlık, yurtseverlik, kardeşlik, eşitlik olacaktır hâlâ. İşçi sınıfı ve öncüsü olan politik yapılar bu mücadelede ne kadar ağırlık koyabilirlerse, ne kadar öncü olabilirlerse, sosyalizm hedefi de o kadar yakınlaşabilecektir.

Bu nedenle bu toplumun ilerici birikimine ve simgelerine -tıpkı emekçi halk gibi- sahip çıkmalı ve gözü gibi korumalıdır bu coğrafyanın devrimcileri, sosyalistleri.

İlk fırsatta terk edilmesi gereken “zorunlu bir taviz” de değildir bu. Tam tersine sosyalist stratejinin temel hatlarından biridir.

***

Bu konuda ciddiye alınabilecek tek tartışma Kürt sorununa ilişkin olanıdır. Ama bu tartışma ay yıldızlı bayrağı taşıyıp taşımamakla ilgili değil, coğrafyamızın başka bir sosyolojik sorununa nasıl bir çözüm üretileceğiyle ilgili.

Sosyalistler “tekçi” değildirler; bu ülkenin halkının esas olarak iki farklı milliyetten oluştuğu gerçeğini de es geçemezler. Kürtlerin temsilcileri de haklı olarak “bizim de tarihimizden gelen bir bayrağımız var” diyebilirler; ona da yer açılmasını talep edebilirler.  

Birkaç cümleyle geçiştirilemeyecek başlı başına bir yazı konusu bu. Milliyetçilik ile sosyalizm arasındaki sınırı net bir biçimde çizmek açısından da önemli. Dahası güncel yakıcılığı da var. Gelecek yazılardan birinde ele alırız.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.