• BIST 102.258
  • Altın 190,182
  • Dolar 4,5880
  • Euro 5,3948
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 30 °C
  • Adana 32 °C
  • Antalya 29 °C

Aydın sorumluluğu ve kirli aydınlar

Torun Ahmet TÜRKMEN

Dili kendinden, özünden olmayan edebiyat, o ülkenin kültürünü ve edebiyatını, siyasasını tam olarak yansıtamaz. 

Her ülkenin kendine özgü dili kültürü vardır. Bu kültür, o ülkenin binlerce yıla dananan geleneklerini, yaşam biçimlerini, ağıtlarını, türkülerini ve söylencelerini ortaya koyar. Sanatçılar, halk ozanları, edebiyatçılar ve meddahları, dengbejleri bunları yazılı ve sözlü olarak kuşaktan kuşağa aktarır. 

Bu konuda başarılı olanlar halkın belleğinde unutulmaz yerler edinirler. İsimleri asla unutulmaz. 

İşte bir ülkeyi, halkı tarih sahnesinde sürekli ayakta tutan faktörlerin başında bunlar gelir. O ülke, o toplum daha çok bu insanların adıyla bilinir, tanınır. 

Bu nedenle bu Hacı Bektaş'lar, Pir Sultanlar, Mevlana'lar, Itri'ler, Bedrettin'ler ölmez. Bu nedenle Nazım Hikmet'lerin ismi egemenlerce tarih sahnesinden silinmeye, yasaklanmaya çalışılsa da her defasında daha fazla yaşam bulur.

Bu yaşananların nasıl anlatıldığı, sunulduğu da çok önemlidir. Eğer bir değeri, bir öyküyü iyi ve etkili bir şekilde, halkın diliyle anlatılabilmişse sadece tarih kitaplarında kalmaz, halkın belleklerine kazınır, kulaktan kulağa yeni nesillere anlatılır. Bu nedenle Karacaoğlan'ın büyüklüğü burdan gelir. Oysa sade, sıradan bir insandır Karacaoğlan. Büyüklüğü, halkın dertlerini, sorunlarını sade ve etkili bir şekilde deyiş haline getirdiği,  türküleştirdiği içindir.

Pir Sultan, Karacaoğlan'ın bu özelliğine ek olarak, mücadelesi, haksızlığa karşı halkıyla beraber başkaldırısı ile bayraklaşmış, halkının dili, bayrağı olmuştur.

Günümüz mücadeleci Aydın'ları için de geçerlidir bu durum. Bu nedenle orhan Kemal'ler, Vedat Türkali'ler, benim kuşağımın insanı olmasına rağmen Ahmet Ümit'ler halkın belleğinde hep olacaklarıdır. Bu nedenle büyüktürler.

Baskıcı rejimler her zaman kendi aydın ve entellektüellerine karşı olmuştur. Bu kesim her zaman egemenlerce ötelenmişler, dışlanmışlardır. 

Cumhuriyetimizin ilk yılları hariç bu durum Türkiye için de geçerlidir. Cumhuriyet aydın ve entellektüelleri on yıllardan beridir hapishanelerle karşı karşıya bırakılmış, aç bırakılmışlardır.

Türkiye tarihi baskı ve şiddetin yanında güce, paraya, egemene biat etmenin de tarihidir aynı zamanda. 

Bu ülke yakın zamanda madrabazların kuyruğa girmiş ihanetini, gazetecilerin tutuklanmaları karşısında sahiplerinin gözüne girmek için alkış tutan gazetecileri gördü. Devlet yöneticileri karşısında olmayan düğmesini iliklemeye çalışan yüksek yargı başkanları gördü. 

Bu durum bir ülke için, yargı mensubu için, aydın için, gazeteci için " onursuzluğun" en büyüğüdür. 

Bir ülkede tüm bu onursuzluklar yaşanıyorsa bunun zeminini iyi bir şekilde ortaya koymak gerekiyor. Tek tek bireyi, bireysel olguları tartışmak elbette gerekiyor ama asıl tartışılması gereken bu tür insanları ortaya çıkaran, onları önemli noktalara getirenin "yoz, çarpık  sistem" olgusunun görülmesidir. 

Sorun, demokrasinin, demokratik kültürün toplumda egemen hale getirilememesindedir. 

Sistem bu tür insanlar üzerine kurgulanmaktadır. Onlar beslenmekte, kollanmaktadır.

Referandum sonuçları bu tür insanlar bu sistemin koruyucu güçleri tarafından aleni bir şekilde ters- yüz edilerek topluma kabul ettirilmeye çalışılmaktadır. 

Ama gerçek ne zamana kadar saklanacak? Bu hileli- sahte sonucu herkes gibi bu sonuçtan faydalananlar da biliyorlar. 

Bu nedenle gelecek korkusu içine düşüyorlar. 

Bu nedenle 'hayır' blokunu dağıtmak üzere operasyon yapıyorlar.

Bu nedenle muhalefet cephesi içindeki "Truva atları" nı harekete geçiriyorlar.

Bu nedenle bugün yapılması gerekenleri değil Erdoğan'ın gündemini tartıştırıyorlar.

Bugünün gündemi 'Başkan adayı' tartışması değildir. Bugün başta CHP olmak üzere muhalefet güçlerinin kendi konumlarını konuşarak, tartışarak güçlendirmek, iktidar alternatifi bir bakış açısı oluşturarak, toplumun her kesimini kucaklayan bir proğramla ortaya çıkmaktır.

Bunlar yapılmadan "hayır cephesini" korumak ve güçlendirmek mümkün değildir. Aksi durumda yeni bir " Ekmelettin" kabusu yaşanması kaçınılmazdır.

Bu nedenlerle günümüzde gerçekten aydın olmak, aydın sorumluluğu taşımak çok şey ifade etmektedir.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      1234567
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)