• BIST 103.200
  • Altın 197,070
  • Dolar 4,7083
  • Euro 5,4926
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 24 °C
  • Adana 22 °C
  • Antalya 21 °C

Aynı dağın Gül'üsünüz siz

Yeliz Koray

Uğur Mumcu, suikast ile aramızdan ayrılmadan önce “Tarikatlara ve cemaatlere alınan genç çocuklar, 30 yıl sonra general olacaklar ve Cumhuriyete karşı ayaklanacaklar” dediğinde, “Fethullah Gülen hepimizin hocasıdır. Muhterem ve herkesin saygı duyduğu hoca efendidir” diyordu…

Milletvekiliydi!

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, binlerce suçlunun şartlı salıverilmesini veto ettiğinde Başbakan, ulusal güvenlik için risk yaratan ‘Petrol Yasası’nı veto ettiğinde Dışişleri Bakanıydı. 

Sinagoglara saldırı yapıldığında da, El Kaide teröristleri banka ve konsolosluklara bomba attığında da başbakan yardımcısıydı. 

Kuzey Irak’ta Amerikan askerleri Türk askerinin başına çuval geçirdiğinde dışişleri bakanıydı.

Birçoğu Cumhuriyet kazanımı olan yüzlerce kamu malı talan edilir gibi peşkeş çekildiğinde;
Başbakandı..
Dışişleri Bakanıydı..
Cumhurbaşkanıydı.

Türkiye’nin en önemli kurumları; TÜPRAŞ, SEKA, TEKEL, TELEKOM, şeker fabrikaları, THY hisseleri, 277 taşınmaz, 103 arsa ve 90 lojman "babalar gibi satılırken" dışişleri bakanı..

İskenderun, Bandırma ve Mersin limanları, PETKİM,  Halkbank, TEDAŞ,  Trakya Elektrik Dağıtım şirketi, Sivas Kangal Termik Santrali, Seyit Ömer Termik Santrali, Seyit Ömer Linyitleri "gâvur malı" gibi satılırken cumhurbaşkanıydı.

Yardım ayağıyla para toplayan Deniz Feneri, 41 milyon avroyu cebe indirdiğinde de, yolsuzluğun üstü kapatıldığında da cumhurbaşkanıydı. 

Diyarbakır’da Öcalan’ın mektubu okunduğunda da PKK'lılar dağdan davul zurnayla indiğinde de cumhurbaşkanıydı;
Şehitlere kelle, katillere ‘sayın’ dendiğinde de.. 

Belki orada değildi ama ‘megri megri’ ile halay çekildiğinde de, çadırdan mahkemeleri kurulduğunda da cumhurbaşkanıydı. 

Bayrakları göndere çekildiğinde AKP’den dışlanmıştı ama Barzani’yle gurur duyulduğunda cumhurbaşkanıydı. 

İmralı’ya feribot turları düzenlendiğinde de “Terörist başıyla görüşen şerefsizdir” dendiğinde de cumhurbaşkanıydı.  

‘Nerenize batıyor’ diye TC’nin kaldırılmaması için kendimizi yırtığımızda da, ‘Andımız’ kaldırıldığında da cumhurbaşkanıydı.

'Kulağı ağrıdığı' için 23 Nisan kutlamasına katılmadığında Başbakan, başı ağrıdığı için Cumhuriyet Bayramı’na katılmadığında cumhurbaşkanıydı. 

Sonra sürekli bahane, mazeret nereye kadar…

Kutlamalar kökten kaldırıldığında da cumhurbaşkanıydı.

Suriye’den göç başladığında da IŞİD elini kolunu sallaya sallaya sınırdan girdiğinde de cumhurbaşkanıydı. 

Belki son bir yılıydı, ama Gezi’de çocuklar ölürken de, gençlere çapulcu, vandal dendiğinde de cumhurbaşkanıydı. 

Askerler, gazeteciler, aydınlar, Atatürkçüler bir bir hapse tıkıldığında…

Aileler Silivri kapısında yatıp, içerdekiler kahırdan kanser olduğunda…

Biz “Kumpas” dediğimizde hem cumhurbaşkanıydı hem de “Ben bu davanın savcısıyım” diyenlerin yanındaydı. 

Anayasa Mahkemesi kararına saygı duymuyorum” denildiğinde de, çocuk gibi salondan “Kalk gidiyoruz” diye kaldırıldığında da cumhurbaşkanıydı. 

Reyhanlı da 52 kişi öldüğünde, bakan çocuklarının evinden para sayma makinaları çıktığında, Zarrab hamuduyla götürdüklerini faiziyle geri aldığında da cumhurbaşkanıydı.

Bitmedi…

Atatürk açılımı (!) yapıldığında partide olmaması bir şey değiştirmez!
İki ayyaş” dendiğinde de cumhurbaşkanıydı, 
“Neden her yerde bu adamın heykelleri var?” dendiğinde de...

Velhasıl, “Ak şeker kara şeker, bir damar soya çeker”.

Beraber yürüdünüz siz bu yollarda, beraber ıslandınız yağan yağmurda.
Şimdi duyduğum her Gül lafında,
Bana her şey o günleri hatırlatıyor.

 

 

 

 

 


 

Yazarın Diğer Yazıları
1234567
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 212 963 1051 (pbx)