• BIST 107.202
  • Altın 145,263
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 29 °C
  • Adana 30 °C
  • Antalya 29 °C

Bağdat rest çekti, tankların yarısı Musul'a gönderilmedi

Gül'ün eski danışmanı AKP'nin Irak/Suriye politikasını bombaladı.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK), iki yılı aşkın süredir Musul'un 32 kilometre kuzeyindeki Başika'da peşmerge güçleri ve diğer IŞİD karşıtı grupları eğiten komando birliği ve tank gücünde nöbet değişimi Bağdat yönetiminin tepkisini çekti.

Ankara'dan Musul çarkı: Tanklar sınırda durdu

Bağdat yönetimi, askerlerin geri çekilmesi için Türkiye'ye 48 saat süre verdi ve bu süre gün sonunda sona eriyor. Ankara yönetiminin ise asker sevkinin Bağdat'la varılan mutabakat sonucu olduğunu söylemesine rağmen, Irak'tan gelen tepkiler üzerine Musul'a göndereceğin askerlerin bir kısmını sınırda beklettiği ortaya çıktı.

Barzani'den 'Musul'a Türk askeri' açıklaması

Türk askerinin Musul'dan çekilmeyeceğini iddia eden 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün eski basın damışmanı Ahmet Takan, Yeni Çağ gazetesindeki köşe yazısında Türkiye'nin Irak ve Suriye politikalarını eleştirirken, Musul üzerinden süren tartışmanın perde arkasını yazdı.

İşte Ahmet Takan'ın ilginç ayrıntılar yazısı:

Türk askeri Musul'dan çekilmeyecek!..

"IŞİD'e  karşı peşmergeyi eğitmek için  Musul'daki Başika kampına asker takviyesi yapıldı"  diye Ankara resmi  açıklama yapıyor. Sonrada, stratejik müttefikin (!) ABD'nin Başkanı Barak Obama'nın  IŞİD'le Mücadele Küresel Koalisyonu Özel Temsilcisi Brett McGurk, "Türkiye'nin Irak topraklarına Irak hükümetinin rızası olmadan asker konuşlandırmasını desteklemediklerini" belirtiyor.

Sanki bu ABD, Irak'a, Suriye'ye girerken herhangi bir yerden  yaldızlı davet veya müsaade aldı...

Bir de!.. Bir taraftan  iç kamuoyuna Rusya'ya karşı gövde gösterisi yapıyor pozunu veren diğer taraftan da   Türklerin tarihi Musul hassasiyetini okşayan evlere şenlik AKP iktidarı. Ahmet Hoca, Irak   Başbakanı az bir şey bağırıp tehdit edince  geri vitesine takmakta hiç tereddüt etmedi.  TSK'ya verdiği "intikale devam" talimatına rağmen  muhatabına mektup yazıp "bir daha olamayacak" dedi..

Tam bu arada kıçı kırık bir Rus askerinin İstanbul Boğazı'ndan geçerken savaş gemisinden füze gösterisine de ancak kem küm edebildiler.

İçerdekilere  aslan kesilirken dışarıdakilere süt kuzusu gibiler. Bu da işin cabası ya!..

Biz bu sütunlarda stratejik çukurluğun dehasını anlata anlata bitiremedik. Ne yapalım? Bu da bizim gazetecilik çilemizmiş demek!.. 

Gerçektende kafanızın allak bullak olduğunu, "ne oluyor" u anlamakta çok zorluk çektiğinizi tahmin etmek oldukça kolay...

Esed, Suriye, Kürt koridoru, IŞİD, ABD, Rusya krizi, Irak-Musul, İngiltere, Almanya derken işler Arap saçına  mı döndü?..

Gelin, yine biraz yakın zamanı hatırlayalım;

Ortada  Suriye'den herhangi bir füze tehdidi yokken bir sabah Patriotlarla uyanmıştık. "Dost ve müttefik" NATO ülkeleri sizlere ve bizlere anlatılanlara göre, "dostluk gereği, Suriye tehdidine karşı ülkemiz topraklarına  Türkleri korumak için"  Patriotları yerleştiriyorlardı. Çok maraza çıkmıştı o zamanlar. " İran ve Rusya'yı gözetleyen Kürecik (Malatya) radar sistemini korumak için Patriotlar yerleştirildi" diye  aşırı itiraz edenler vardı.

O günden bu güne, AKP'nin şeffaflık anlayışı gereği (!)  Patriotların nedenini anlamadan geldik. Bakıverdik ki, IŞİD ile mücadelede koalisyon güçlerinin yoğun bombardımanları  falan derken Rusya dalıverdi sahaya. Yine bir sabah erkenden dost ve müttefiklerimiz  Patriotlarını toplayıp kendi ülkelerine dönüverdiler. Suriye'den   Türkiye'ye gerçekten tehdidin  en yüksek olduğu dönemde ne olmuştu dost ve müttefiklerimize?.. Aslında sorunun cevabı çok basitti;

"Organize işler bunlar"!..

Suriye'de Kürt koridorunu tamamlamak isteyen ABD ve Batılı ortakları Türkiye'yi Rusya'nın önüne atıp kenara çekilivermişlerdi. Yeni Yalta'da hazır olduğu için "müttefik  ABD" iyi polisi oynayacak, kötü polis Rusya'da PYD ile işbirliği yapıp Kürt koridorunu tamamlayacaktı hem de Türkmenleri  katlederek.  Batı'nın gözüyle "el altından işler yürüten" ve "sık sık kontrol dışına çıkan", "Moskova ve İran ile 'yeni Türkiye' hayalleri kuran" dünya liderleri (!) için  gerçek yerlerine geri dönmeleri ve iyice sıkıştırılmaları  bakımından   da bir taşla iki kuş misaliydi...

Derken tahmin edildiği gibi oldu. Gün geldi Ankara'nın sabrı taştı. Rus krizi ve -tırnak içinde- Musul harekatı...

"Değerli yalnızlıktan", "değerli terk edilmişliğe" geçen dünya liderlerini kutsamak ihtiyaç olan yeni destanlar için beklenen fırsat yakalanmıştı!..

Havuz medyası ile birlikte  basıldı gaza!.. Bir manga da kaç askerin olduğunu bilmeyenler, binlerden başladı 2  Tümene kadar çıktılar Başika'da yapılan takviyeye. Musul'un fethi destanları için kimse " durun" " biraz akıllı olun" bile demedi. Arkası önü hesap edilmeden omurilikten sallamalar birbiri ile yarış etti.  Değerli terk edilmişlerin içinde bulundukları stratejik çukurluğa rağmen  ateş çemberi içinde Türk  Milleti ve Devletinin bekası için fırsatını buldukça doğru hamleler yapan Ankara'nın yine eli kolu kırıldı. Sessiz sedasız işler yolundaki giderken dünya çapında diplomatik kriz çıktı.

Hatırlayın!.. 2003'deki krizi. Barzani'nin homurdanmaları yüzünde  körfez savaşı sırasında Türkiye'nin konuşlandırdığı 2 tank taburundan biri AKP iktidarının da desteğiyle  geri çekilmişti. O günlerden kalan, Bamerni'de bulunan 1 tank taburuna ek olarak  Başika'ya da 1 tank taburu gidecekti.Konjoktürün en elverişli olduğu zamandı. Bu hamle siyasi değil milli bir hamleydi. Amerika'nın Almanya'nın askerleri oralara yerleşirken -sessizce- kimsenin sesi çıkmıyordu. Türkiye'nin  kendi ve Türkmenlerin güvenliği için tedbirleri birazcık arttırıvermesi hem de riskin en üst seviyeye yükseldiği anda herkesi rahatsız ediverdi...

Peki son durum ne?..

İntikal yarım kaldı. Başika'ya yerleşecek 1 tank taburunun ancak yarısı yerine ulaşabildi.  Diğer yarısı sınırda bekliyor.

Bu arada Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun "Barzani bu hafta Ankara'ya gelecek" açıklaması da kafanızı karıştırmış olabilir. Diplomasi kulislerinde "Suriye konusunda PYD koordinasyonu görüşülecek", "Neçirvan Barzani de beraberinde gelirse doğal gaz ve ekonomik ilişkilerde gündeme gelebilir" diye konuşuluyor.

"Başbakan" Ahmet Davutoğlu'nun  Irak Başbakanı  İbadi'ye yazdığı mektuptaki  "hassasiyet giderilinceye kadar Başika'ya kuvvet intikali olmayacak" ifadesinden sonra " giden askerlerin  durumu ne olacak" sorusunun da yanıtını merak ediyorsunuzdur.

Ankara'nın verdiği  cevap aynen şöyle; "geri çekilme yok"...

Kafanızdaki karmaşıklıkları açabilmek adına  dünkü fotoğrafın son karesini çekeyim;

Ankara onarmaya çalışıyor, değerli terk edilmişler ve yandaşları batırıyor!..

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)