• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 6 °C
  • İzmir 11 °C
  • Adana 15 °C
  • Antalya 13 °C

Bahçeli’nin halleri...

Ali Haydar NERGİS

2002 yılında, Bülent Ecevit’in başbakanlığındaki hükümette, Devlet Bahçeli koalisyon ortağıydı.

Dünya Bankası’ndan getirilen Kemal Derviş, ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı olarak görevlendirildiği hükümette,  ‘’acı ekonomik reçeteler’’ hazırlamış; sıra bu reçetenin meyvelerini toplamaya gelmişti.

O günlerde sanki bir yerlerden düğmeye basıldı. Hastanede tedavi gören Bülent Ecevit'in, ‘’yaşlı ve hasta olması nedeniyle görevi sürdüremeyeceği’’ tartışmaları başlatıldı. Bir grup milletvekili Ecevit’in partisi Demokratik Sol Parti(DSP)’den istifa etti.

Aynı günlerde, koalisyon ortağı MHP’nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Bursa İl örgütünün düzenlediği 11.Türkmen Kurultayı'nda ‘erken seçim’ kararını açıkladı. Ecevit’in, Bahçeli’yi bu kararından vazgeçirme çabaları bir sonuç vermedi. Koalisyon hükümetini oluşturan üç partinin genel başkanları arasında yapılan zirve toplantısında erken seçim kararı alındı.

O seçimle AKP iktidarlarına kapı aralandı..

Bahçeli’nin koalisyonu bozmaya götüren süreç de ilginçti. Kemal Derviş’e ‘’acı ekonomik reçeteyi’’ hazırlatan güçler, onun bir parti kurarak seçime girmesini, hazırladığı ve ekonomik programı kendi elleriyle uygulamasını istiyordu. O günlerin koşulları ve Ecevit’in karşı çıkması nedeniyle bu plan gerçekleştirilemedi.

Ardından (B) planı devreye sokuldu. Devlet Bahçeli, bilerek veya bilmeyerek bu planın bir parçası oldu; Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidara gelmesine hizmet etti. Kemal Derviş için tutulan niyet, Recep Tayyip Erdoğan’a kısmet oldu.

12 Eylül Anayasasıyla getirtilen yüzde 10 barajı, bir Kürt partisinin Meclise girmesini önlemek için kaldırılmamıştı. Kaldırdıkları taşı kendi ayaklarına düşürdüler. 2002 seçimlerinde, AKP ve CHP dışındaki partiler, seçim barajını aşamadı. Sonuçlardan kendisini sorumlu tutan Devlet Bahçeli, genel başkanlıktan istifa etti, siyasetten çekildiğini açıkladı; ancak, kısa bir süre sonra geri döndü.

Alpaslan Türkeş’in ölümünden sonra , Devlet Bahçeli, MHP genel başkanlığı yarışında, Alpaslan Türkeş’in oğlu Tuğrul Türkeş’le karşı karşıya geldi. Kongrede kavga çıktı, havada sandalyeler uçuştu, sonunda seçimi Devlet Bahçeli kazandı. Devlet Bahçeli, partiyi ‘’küçük olsun, benim olsun’’ anlayışıyla yönetti. MHP’yi büyütecek, iktidara taşıyacak adımlar atmaktan kaçındı. Devlet Bahçeli’nin, ‘’ülkücüleri şiddetten uzak tuttuğu’’ savı da bir şehir efsanesidir. 12 Eylül’de, solun ve ülkücülerin de köküne kibrit suyu döküldü, birbirleriyle uğraşacak mecalleri kalmadı.

ABDULLAH GÜL’E, BAHÇELİ DESTEĞİ

Devlet Bahçeli, ‘’zor günlerin adamı’’ydı. Her kritik durumda, şapkadan tavşan çıkarmayı beceriyordu.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in görev süresi doldu. Yeni Cumhurbaşkanının seçilmesi için Mecliste yapılan oylamalardan sonuç alınamaması  nedeniyle  erken seçim kararı alındı. 2007 yılında yapılan seçimlerde, MHP, barajı aşarak 71 milletvekili çıkardı. AKP de 341 Milletvekili ile girdi. Anayasa Mahkemesi’nin aldığı karara göre , yeni Cumhurbaşkanının seçilmesi için Meclis’te 367 oy gerekiyordu. AKP’nin oyları, bir Cumhurbaşkanını tek başına seçmeye yetmiyordu. Muhalefet partileriyle ortak bir aday üzerinde uzlaşma olasılığı vardı.İşte,  tam bu sırada Devlet Bahçeli yeniden sahneye çıktı; Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı adalılığına destek vereceğini açıkladı. MHP’nin desteğiyle 367 oy aşıldı, Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı oldu.

Bahçeli, kritik konularda ve oylamalarda AKP’ye desteğini sürdürdü. ‘’Dindar ve kindar bir nesil yetiştirilmesi’’ne olanak sağlayan 4+4+4  eğitim yasası, Devlet Bahçeli’nin desteğiyle Meclisten geçti.

2015 yılının haziran ayında seçimlerde, yüzde %40,9 oy alan  AKP, 258 milletvekili çıkardı. AKP’nin milletvekili sayısı  bu kez de Meclis Başkanını seçmeye yetmiyordu. Meclis Başkanı’nı seçmek için, yapılacak ilk iki tur gizli oylamada, Muhalefet partileri, CHP, MHP ve HDP kendi aralarında uzlaşarak AKP dışındaki bir adayı Meclis Başkanı seçebilir, aynı yoldan, AKP’yi dışarıda bırakacak bir koalisyon hükümet de kurulabilirdi. Çözümlerin önünde en büyük engel Devlet Bahçeli idi. AKP’ye verdiği desteği, diğer muhalefet partilerine vermiyordu. O yüzden,, muhalefetin, ortak meclis başkanı ve hükümet kurma önerilerini elinin tersiyle geri çevirdi. HDP’nin de içinde bulunacağı hiçbir oluşun içinde yer almayacağını söyledi. CHP’nin, kendisine yaptığı Başbakanlık önerisini de reddetti. Bütün partiler, Meclis Başkanlığı seçimine kendi adaylarıyla girdiler. MHP, Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday gösterdi. Ancak, kendi adayı yerine AKP’nin adayını  seçtiler..

2015 yılının Kasım ayında yapılan yeni seçime gidilirken terör tırmandı, halk korkutuldu,  AKP yeniden tek başına hükümet kuracak güce erişti. Bu seçimden sonra, Recep Tayyip Erdoğan, ‘’Başkanlık’’ beklentisinden artık vazgeçmek üzereydi. Parlamenter düzene ayak uydurmanın işaretlerini veriyordu.

Tam bu noktada, Devlet Bahçeli, durup dururken, Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘’ Başkanlığına’’ destek vereceğini açıkladı. Erdoğan ve AKP; bu öneriye dört elle sarıldı…

MHP içinde, Bahçeli’nin ayağının altındaki halı çekilmek üzereydi. Ununu eleyip, eleği duvara asacak bir sona hazırlanıyordu. MHP genel başkanlığından uzaklaştırılmasıyla, siyasi yaşamı hazin bir şekilde sonuçlanacak, çekildiği kösesinde, yalnızlık içinde unutulup gidecekti. Bir çıkış yolu bulması gerekiyordu. İçinde bulunduğu durumdan kendi gücüyle kurtulamazdı. Erdoğan’ın, başkanlığına destek vererek, kendi geleceğini en azından bir süreliğine kurtarabilirdi. Bu süre içinde, ‘’ya askerden gelen olur, ya kocası ölen olur’’, arada yeni çözümler üretebilir, geleceğini güvence altına alabilirdi.

Ancak, kimilerine göre, Devlet Bahçeli’nin kafasında bunlardan daha farklı bir şey vardı. Başkanlığa giden yolda Erdoğan’a başkanlık yolunda destek açıklaması, iyi kurgulanmış ve Bahçeli tarafından yürürlüğe konmuş bir tuzaktı. Bir ‘’Erdoğan’ı bitirme’’ planıydı. Erdoğan, Bahçeli’nin desteğine güvenerek harekete geçecek, yapılan halk oylamasında ‘’boyunun ölçüsünü alacak’’tı. Ondan sonra da, AKP’nin baş aşağı gitmesi ve demokratik yoldan iktidardan uzaklaştırılması kaçınılmaz olacaktı.

AKP, Bahçeli’nin beklentilerini karşıladı. Gemerek Mahkemesince alınan kararla, MHP’nin Olağanüstü Kongre’ye gitmesi önlendi. Şimdi, Devlet Bahçeli’nin, önünde, 2018 yılına dek rahat nefes alacağı bir zaman var. O güne dek, kim öle, kim kala..

‘’Başkanlığı’’ öngören Anayasa değişikliği Meclisten süratle geçti. Cumhurbaşkanı tarafından onaylandı. Halk oylamasının 16 Nisan’da yapılması kararlaştırıldı. Ancak, şimdi ‘’karar kara düşünmeyi’’ gerektirecek bir durum var. Bahçeli’ye karşın, MHP tabanının Erdoğan’a destek vermeyeceği ve ‘’hayır’’ oyu vereceği anlaşılıyor. Devlet Bahçeli’nin, ‘’cürmü kadar yer yakabileceği’’ ve örgüte hakim olamadığı anlaşıldı. Bahçeli’nin, deteği , Erdoğan’ı Başkan seçtirmeye yetmezse işler daha da karışacak.Değişiklik ret edilirse, ortaklığın bozulacak, Erdoğan, ‘’ Bu kez de beni Bahçeli kandırdı’’ diyebilecektir.

Başkanlık önerisinin halk oylamasında kabul edilmesi halinde de, MHP’nin ülkücü tabanı, Bahçeli ve Erdoğan’a karşı muhalif tavrını sürdürecektir.

MHP’ içinde yaşama şansı bulamamaları halinde, kurulacak yeni bir partide örgütlenmeleri mümkündür.

Halk oylamasında, Bahçeli’nin desteğinin, AKP’ye bir oy getirisi sağlamadığı görülecektir.

Başkanlığın halk oylamasında kabul edilsin veya edilmesin, Devlet Bahçeli, her koşulda ‘’kaybeden’’ olacaktır...

FEDERASYONA GİDEN YOL MU?

Meral Akşener’in, Abdullah Öcalan’la gizli görüşmelerin sürdüğü savı, yetkililerce yalanlanmadı..

Halk oylamasına sunulan Anayasa değişikliğinde, ‘’bölgesel özerkliği’’  işaret eden maddeler var.

Başkan seçilmesi halinde, Erdoğan,dünyada  içine düştüğü yalnızlıktan  kurtulabilmek için bazı radikal adımlar atmayı düşünebilir.

Kürt sorunu konusunda ABD ve Rusya birbirine yakın görüşlere sahipler. İkisi birden,Erdoğan’dan, Kürt sorunu konusunda adım atmasını isteyebilirler.

Erdoğan, iki süper gücün isteklerine ne kadar direnebilir?

‘’Buzdolabında bekletilen’’ Kürt sorunu yeniden ısıtılıp gündeme getirilebilir.

Barzani, halk oylamasında Erdoğan’ı destekliyor. Kürt sorunun çözümünde, HDP ile olmasa bile. Barzani üzerinden bir çözüm aranabilir.

Böylesi gelişmelerin olabileceği bir ortamda, Devlet Bahçeli'nin durumu daha da hazin bir hal alır. Dövünmek, saç, baş yolmak bir işe yaramaz..

Başkanlık sisteminin kabul edilmesi durumunda, AKP kurmaylarının açıkladığı gibi, Mecliste sadece iki partinin bulunacağı bir sistem oluşturulabilir.

Bu durumda, MHP’nin Meclis’e girme şansı ortadan kalkabilir.

Bahçeli, her koşulda ‘’kaybeden’’ olmaktan kurtulamayacaktır.

Zaten, sağlık koşulları daha fazla stres ve heyecanı kaldırmaya uygun değildir.

Bu durumda, Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak, Saray’ın 1000  odasından birine çekilecek, gününü gün etmeyi, geriye kalan ömrünü ‘’huşu’’ içinde geçirmeyi düşünebilir.

Önümüzdeki dönemde, siyaset sahnesinde  Devlet Bahçeli’ adının yer almayacağı her geçen gün daha iyi anlaşılıyor…

[email protected]

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.