• BIST 105.268
  • Altın 163,279
  • Dolar 3,9562
  • Euro 4,6452
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 7 °C
  • Adana 13 °C
  • Antalya 11 °C

Balyanlar: Kültürel Mirasın Peşinde

Balyanlar: Kültürel Mirasın Peşinde
Gayriresmi Diyaloglar'ın bu haftaki konuğu, "Balyanlar; Kültürel Mirasın Peşinde" adlı belgesel filmin yönetmeni Garo Vram Babayan.. Kendisiyle kültüre, sanata ve elbette Balyan Ailesi'ne dair söyleştik.

Alev DOĞAN

İstanbul Üniversitesi’ndeki günlerimizi hasretle anan iki arkadaşdık Deniz’le yüksek lisansta tanıştığımızda. Birbirimizi tanımadan aynı koridorlarda dolaşmış, aynı kantinde çay içmiş, Hergele Meydanı’nda volta atmış, Yangın Kulesi’nin görkemine defalarca hayran olmuştuk. Birbirimizden haberimiz yokmuş tabi o zamanlar.

Benim gazetedeki işlerim, Deniz’in üzerinde yeni çalıştığı projeden kafamızı kaldırıp arada derede bir fırsat yarattık. ‘Deniz’ dedim ‘bu hafta Gayriresmi Diyaloglar için aklımda isim yok’ sağolsun imdadıma yetişti. ‘Bizim projeyi konuşalım istersen’ dedi. 

Bir gün sonrası için belgeselin yötenmeni ile sözleştik. Taksim Leylek’te beklemeye başladım. Her masada farklı bir işin, farklı bir projenin konuşulduğu, Taksim’in yaşadığı çirkin dönüşümde ayakta kalmayı iyi ki de başarmış bir mekan Leylek. Biraz masalarda konuşulanlara kulak kabarttıktan sonra Deniz ve Garo girdiler içeri. Garo Vram Babayan; birazdan üzerinde konuşacağımız belgeselin yönetmeni...

Çaylarımızı söyleyip başlıyoruz sohbetimize. Belgeseli soruyorum önce, gözleri parlayarak anlatmaya başlıyor;

“Üsküdar’da bir Ermeni mezarlığı vardır. İşte o mezarlığın en bakımsız mezarı Balyan ailesine ait. Balyan ailesi 18. ve 19. Yüzyıla ait, görüp de ilgini çeken bir çok mimari yapının yaratıcısı” diye. Tam da ilgimi çeken bir noktadan yakalıyor beni. Tarkovski’nin “zekice bir cevap almak istiyorsan zekice bir soru sor” önermesini tepetaklak edip, zekice cevaplar ile açılışı yapan, ama yaptığı işe tutku ile bağlı bir yönetmen Garo, enerjisi oldukça yüksek.

Ben de cahilliğimi saklamadan soruyorum, hangi eserlerin onlara ait olduğunu, “Dolmabahçe Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Ortaköy Camii, Dolmabahçe Saat Kulesi” diye saymaya başlıyor. Yarım saatlik sohbetimiz boyunca söze bir kez giren Deniz, üzerinden atlanmaması gereken diğer eserlerini hatırlatıyor; Beyazıt Yangın Kulesi. Sonra Garo kaldığı yerden devam ediyor;

“Kayserili'dir Balyan ailesi. Osmanlı-Türk mimarlık sanatına damgalarını vurmuşlar. Saray mimarı ailesi olarak, o zamanlar İstanbul'u ve çehresini sanki baştan inşa etmişler. İstanbul'un en güzel yapılarına imza atmışlar. Ama unutulmuşlar işte ya da unutturulmuşlar.” 

“Ermeni olmaları tesadüf mü, neden hep iyi mimarlar Ermenilerden çıkıyor” diye sorunca, “Tesadüf olup olmadığını bilemem, ama benim onları anlatmamın nedeni Ermeni olmaları değil. Bu topraklara ait güzel, iyi ne varsa sahip çıkmamamızın bizlerde yarattığı tahribat. Yoksa hayata bakış olarak ben, kendimi yalnızca insan olarak görüyorum. Ermeni olduğum için ne utanırım ne de gurur duyarım” şeklinde yanıtlıyor beni.

Bu projeye nasıl karar verdiğini soruyorum. İşte o konu Balyan Ailesinin yaşam öyküsünü cebinden çıkartacak cinsten. Sözü Garo’ya bırakıyorum:

“Agop Kırmızıyan ve Hraç Kırmızıyan’ın, anne ve  babasının gençlikleri Üsküdar'da geçmiş. Önce baba ardından da anne Romanya’ya gitmiş. Agop ve Hraç Kırmızıyan Romanya’da doğmuş. Ancak ailesi memleket ile bağları kopmasın diye çocuklarını sıklıkla Türkiye’ye yollamışlar. Kırmızıyan kardeşler, teyzelerinin mezarını ziyaret ettiğinde, karşılaştıkları manzaradan çok etkilenmiş. Türkiye’ye bu kadar katkısı olan Balyan ailesinin mezarının bu kadar sahipsiz olması onları çok üzmüş ve yetkililer ile görüşerek bir anıt mezar yapmaya karar vermişler. Ben hem Kırmızıyanlar'ın anlattıklarından hem de onların çabasından çok etkilendiğim için bu projeyi yapmaya karar verdim.”

Sonra projenin maliyetlerini çıkartmışlar ve Kültür Bakanlığı ödenekleri için başvurmuşlar. Tam da umutlarını kestikleri bir anda Kültür Bakanlığı’nın desteği gelmiş ve kolları sıvamışlar.

Torunlarını merak ediyorum Balyan ailesinin. Garo yanıtlıyor; "Ulaşamadık. Sanırım ulaşmamızı istemiyorlar. Gönül kırgınlığı yüzünden mi yoksa başka bir nedeni mi var bilmiyorum."

Garo projesine çok inanan bir yönetmen. Anıt mezarın açılış sürecinden önce bütün gelişmeleri belgelemek, görüntü altına almak için mezarlıkta iki hafta yaşayacak kadar sahiplenmiş bu projeyi. O yüzden müthiş bir enerji yayıyor çevresine. 

“Yıllarca biriktirdiğim insan sermayesi de koştu imdadıma. Dostlarım, arkadaşlarım sahip çıktılar projeye” diyor. 

Bize de Kasım ayına yetiştirmeyi planladıkları “Balyanlar: Kültürel Mirasın Peşinde” isimli bu belgeseli beklemek düşüyor. Sahip çıkalım, unutmayalım diye...

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)