• BIST 106.736
  • Altın 141,095
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 24 °C
  • Adana 24 °C
  • Antalya 25 °C

Başkanlık sisteminin Türkiye'deki karşılığı

Torun Ahmet TÜRKMEN

Bugün Türkiye’de otoriter bir iktidar var. Tüm otorite tek elde toplanmış gözüküyor. Tayyip Erdoğan ülkeyi tek başına yönetiyor. Meclis ve meclisin kurumları tam çalıştırılmıyor, ya da sadece işlerine geldiği gibi çalıştırılıyor. Meclis'te diğer parti grupları adeta yok sayılıyor. Meclis çoğunluğunun iradesi  dayatılıyor.

Yargı tam anlamıyla kontrol altına alınmış durumda.  İstedikleri her kararı çıkarttrıyorlar. İstemedikleri konularda ya yasak koyarak konuya ulaşım engelleniyor, ya da mahkemeler baskılanarak kararlar alınıyor. Özgürlüklerin temel öğelerinden biri olan halkın haber alma özgürlüğü büyük oranda engelleniyor. Basına karşı baskı katmerleşti. İstemedikleri yayın organlarını çalıştırmıyorlar. İstedikleri an basın organlarını yayın gurubundan çıkarıyorlar.

Hukuk olmadan toplumsan yaşamın sağlıklı işlemesi mümkün müdür? Bugün tam bir hukuksuzluk yaşanıyor. Hukukun olmadığı yerde hak ve hakkın savunulması mümkün olur mu? Hukuk toplum yaşamının can damarıdır. Demokrasinin de özüdür.

Bu rejimin adı açık otoriter bir rejimdir. Faşizmin ayak sesleri günden güne daha belirgin hale gelmektedir.

Bu yaşananlara paralel olarak, ülke ekonomisinin olağan üstü daraldığı, yaşam standartlarının düştüğü,  insanların alım gücünün büyük oranda azaldığı ve özellikle bu eğilimin devam edeceğinin kamuoyunda kabul gördüğü böyle bir ortamda, adına “başkanlık sistemi” dedikleri bir anlayışı dayatıyorlar.

Siyasi iktidarın, Tayyip Erdoğan’ın gündeme getirdiği, vatandaşın asla gündemi olmayan bu tartışma her şeyden önce tam bir muğlaklık içeriyor. Neyin, nasıl istendiği anlatılmıyor. Bunun gerçekleşmesi için nasıl bir Anayasa hukukunun benimsendiği belirtilmiyor.

"Mevzuata, kurallara, teamüllere uymayın, mevzuatı kendinize uydurun" diyen bir anlayışın yarın neler yapabileceğini düşünmek bile istemiyorum. Hele de bu anlayışı savunanlar, iktidardan düştükten sonra başlarına nelerin gelebileceğini bildikleri için “kendilerini mutlaka iktidarda kalmak zorunda” görüyorlarsa.

Kısacası bugün uygulamaya çalıştıkları yasalara uymayarak, fiili durum yaratarak yaptıklarını Anayasal bir kılıf altına almak istiyorlar.

Anayasa ve yasalarda var olmasına rağmen bugün uygulamadıkları yasaların, yarın tek bir kişinin denetimi altında iken nasıl uygulanacağı sorusu sorulması gereken temel sorudur sanırım.

Bir sistemin demokratik olabilmesi için, denge, denetim mekanizmaları gibi kimi mekanizmaların oluşturulması gerekiyor. Her şeyden önce “kuvvetler ayrılığı” prensibinin oluşturulması esastır. Bu prensibin adı bile telaffuz edilmiyor. Aksine kuvvetler ayrılığının üç temel öğesinin (Yasama,  Yürütme, Yargı) tekliğine vurgu yapılıyor.

Öngördükleri bu uygulamalar Dünyada bugün; Katar Emirliği, Suudi Arabistan Krallığı ya da “muz cumhuriyetleri” olarak tabir edilen Latin Amerika’daki kimi ülkelerde uygulanmaktadır.

Elbette ülkenin yeni bir anayasaya ihtiyacı var. Hem de çok acil bir şekilde. Ama bugün, siyasal iktidarın gündeme getirmek istediği Anayasanın tam tersi bir Anayasa.

Özgürlükçü, kişi hak ve özgürlüklerini gözeten, eşit haklı yurttaşlığı güvence altına alan, demokratik bir Anayasa. Bireyin Devlet karşısında korunduğu bir Anayasa. 

Gelinen bu ortamda, demokratik muhalefetin ve özellikle Cumhuriyet Halk Partisi’nin hızlı bir şekilde alternatif olacak şekilde, çağdaş bir Anayasa taslağını hazırlayıp tartışmaya sokması acil bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor.

İkinci olarak, CHP ve sivil toplum örgütlerinin, yasalardan gelen meşru haklarını kullanmak için artık etkinliklerini sokakta da göstermesinin zamanının geldiğini düşünmeleri gerekiyor. CHP sokağa inmelidir. Toplantı, miting gibi kitlesel aktiviteleri yaşama geçirmelidir. Henüz vakit varken bu yapılmalıdır. Aksi halde çok geç olabilir. Tümden susmak istenmiyorsa, bunlar; bugün yapılmalıdır.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)