• BIST 73.391
  • Altın 133,104
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • İstanbul 2 °C
  • Ankara -7 °C
  • İzmir 9 °C
  • Adana 10 °C
  • Antalya 11 °C

Baskıcı devlet anlayışı ve umut veren bir çalışma

Torun Ahmet TÜRKMEN

AKP; egemenlik aygıtı olarak devlet eliyle toplumumuza tarihimizin en anti-demokratik, baskıcı dönemini yaşatıyor. Ve bu süreç günden güne derinleştirilerek sürdürülmeye çalışılıyor. Bu nedenle demokratik güçler üzerinde yeni baskı ve kontrol mekanizmaları oluşturulmaya çalışılıyor. Günümüzde hukuk dışı mekanizmaların “Hukuk” zeminine oturtulması çabalarını izliyoruz.

Görülmesi gereken bir nokta var. Bugünkü ortamda başkanlık sistemi ile yeniden gündeme getirilen, kanun hükmünde kararnamelerle ilelebet sürdürülemeyeceği endişesi var. Başka bir deyişle sürecin aşırı zorlanması siyasi iktidarın “Kontrolü” kaybetme korkusunun bir ifadesidir.

AKP iktidarı hareket alanının daraldığının farkında. Suriye ve Irak’ta giriştiği ve heveslendiği askeri hareketi de öncelikle iç politikasını rahatlatma dürtüsüyle yapıyor. Ortaya koyduğu ümmetçi ve milliyetçi çıkışlar ile iç politikasının zeminini güçlendirmeye çalışıyor. Gerçekte bu ülkelerde somut hedeflerine ulaşamayacağını, buna izin verilmeyeceğini biliyor.

Sonuç olarak karanlık bir dehlizden geçiyoruz. Ortaya konan siyasi sistem, baz alınan radikal dini söylem eğer önü kesilmezse uzun sürecek bir sürecin belirtilerini ortaya koyuyor.

Doğu toplumu ve devleti olarak Türkiye’de hiçbir şey kendiliğinden olmaz. Büyük dönüşüm bir çabayı gerektirir. Bugün çok büyük bir ekonomik, toplumsal gücün üzerine oturan siyasi iktidarın bu gücü kolay kolay bırakmak istemeyeceğini bilelim.

İşte tam da bu nedenlerle; Türkiye bir yol ayrımına gelmiş bulunuyor. Ya, yılgın ve umutsuz bir bekleyiş içinde olacağız. Birileri gelsin bizi kurtarsın diye düşüneceğiz. Hiçbir zaman gerçekleşemeyecek, kitlelerin kendiliğinden dönüşeceği hayallerini kuracağız.

Ya da, ne yaptığını bilen özgür bireyler olarak toplumsal mücadelede yer alınacak. Hukukun üstünlüğünü temel alan, demokratik, özgürlükçü, yerinden yönetilen, laik bir Türkiye’nin kurulmasına çalışılacak? Bunun kararının verileceği günler yaşanıyor.

Şimdi, yeni süreçlere uygun mücadele yöntemleri geliştirme zamanı. Güçlü, demokratik bir muhalefet hareketinin yaratılması, akli, mantıklı ve kararlı bir mücadele ortaya koyma zamanı.

Şimdi, birbirini bütünleyen, ortak aklı arayan, ortak hedeflerde bütünleşme zamanı. Bu hedeflerin gerçekleşmesi süreci siyasi iktidarın aşılmasının tek yolu olduğunun unutulmaması gerekiyor. Siyasal partiler, sivil toplum örgütleri çerçevesinde ortak hareketlerin olması başarıyı getirecektir.

Nitekim bu tarz başarılı, kimi sonuç alıcı çalışmaları görmekteyiz.

Geçtiğimiz günlerde Adana Baro seçimlerinde bunlar yaşandı. Sağ ve Sol listeler olarak girilen seçimde Sol liste ezici bir üstünlükle seçimi kazandı. Sağ liste 548, sol liste 1213 oy aldı. Bu sonucun ortaya çıkmasında Sol güçlerin seçime ortak bir listeyle girmesi, avukatların özlük hakları konusunda geçtiğimiz dönemlerde dönem başkanı Av. Mengücek Gazi Çıtırık ve ekibince kararlı bir çabanın ortaya konmasının, sivil toplum örgütü olarak Baro’nun ülkenin siyasi gündemine, AKP iktidarının hukuku yok sayan uygulamaları karşısında kararlı bir tavır almasının önemli etkisi oldu.

Bu noktada şunu vurgulayabiliriz; eğer birlikte, ortak değerler ve hedeflerde birleşilir, kararlı bir duruş gösterilirse sonuç alındığını görebiliyoruz. Bu günlerde bu başarılara ihtiyacımız var.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.