• BIST 103.704
  • Altın 195,373
  • Dolar 4,6820
  • Euro 5,4883
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 20 °C
  • İzmir 26 °C
  • Adana 26 °C
  • Antalya 27 °C

Beşiktaş Avrupa Ligi'ni cebine koydu, Şampiyonlar Ligi..?

Beşiktaş Avrupa Ligi'ni cebine koydu, Şampiyonlar Ligi..?
Ali Kaya Soysal, Beşiktaş-Napoli maçını yazdı.

Ali Kaya Soysal
70'li yılların sonu, 80'lerin başındaki yıllarda Beşiktaş Özkaynak Düzeninde antrenör iken o zamanın alt yaş grup sisteminde "minik, junior, genç" takımlarımızın maçlarından sonra Pazartesi günleri Şeref Stadında S.Hamdi Tüzün patronajlığındaki teknik toplantılarda "skorlar" değil, oyun kaliteleri üzerinde konuşur tartışırdık. Dün geceki Beşiktaş- Napoli karşılaşmasının analizine başlarken niye böyle bir giriş yaptım; çünkü iki takım arasında oynanan maçlarda skor olarak BJK'nin 1 galibiyet, 1 beraberliği var rakibine karşı, toplamda 4 gol atmış, 3 yemiş. Bu sonuç olumlu, ama 180 dakikanın genel değerlendirmesinde Napoli oyun olarak Beşiktaş'tan daha üstün bir performans ortaya koydu. Bu takım bize göre yarım gömlek fazla, zaten İtalya ve Türkiye arasındaki futbol kalite farkı da bunu doğruluyor.

Düşünün, dün gece Beşiktaş'ın sahaya çıkan onbirinde 9 yabancı vardı ama bizdeki yabancılarla onlarınkiler arasında adam başı en az  10-15 milyon Euro transfer ücreti farkı var. Bu kesinlikle pahalı takımların mutlak favori olduğu anlamına gelmiyor, hele bu tip 6 maçlık kısa boylu turnuvalar her türlü sürprize açıktır. Futbolu kitlelere çok sevdiren de zaten budur, bu yüzden torba sistemi var kura çekimlerinde.

***

Buraya kadar kendimi ifade edemediysem, çarpıcı bir örnek verip maça geçmek istiyorum; Beşiktaş Serie A'da yer alsa sezonu orta sıralarda bitirir, oysa Napoli "süper ligimizde" uzak ara şampiyon olur, şimdi olmuştur  herhalde. Bu tesbitim Avrupa'nın en pahalı teknik direktörlerinden biri olan, 14 yabancı serbestisini onaylayan "Türkiye Futbol Direktörümüzü" ne kadar ilgilendirir bilemiyorum.

*** 
Şenol Güneş'in sahaya sürdüğü 11 pek eleştirilemez sanırım. Rakibin sağ kanat ataklarına arkada Tosiç, önde Adriano ile önlem almayı düşünmüş, sağ savunmada ise Beck'i tercih etmiş Gökhan Gönül yerine beklediğim gibi. Ancak burada bir parantez açmak istiyorum transfer bağlamında; 1.750 milyon Euroya F.Bahçe' den alınan Gökhan böylesine önemli maçlarda oynayamayacaksa niye transfer edildi? Birkaç ay önce yazdım bu satırlarda, bu futbolcu geçen sezonu sakat geçirdi, halen düzelemedi , Serdar Kurtuluş'un günahı neydi? Geçen sene Akhisar maçında yenilen golden sonra gözyaşları dökmesi miydi? Bu yanlış bir "kadro mühendisliğidir"...
 
Neyse, orta alanda ise Gökhan İnler rakibin "playmaker"i Marek Hamsik'i marke etmekle görevlendirilmiş belliki, ancak tüm bu önlemler sökmedi. Tosiç'in sakatlanıp çıktığı 23. dakikaya kadar Napoli'nin 3 gol pozisyonu var, kaldı ki atakların çoğu sol kanattan İnsigneyle gelişti. Hamsik ise sürekli alan değiştirerek G.İnler'i dağıttı. İlk 30 dakika Napoli önde baskı yaparak oyunu forse etti, topu iyi kullandı, pozisyonlar üretti. Buna karşın siyah-beyazlılar maçın en önemli pozisyonuna 30'da Atiba ile girdiler ve top direkten auta gitti. Bu andan sonra takıma güven geldi ve 10 dakikalık karşı pres Napoli'yi zor durumlara soktu ve devre fena sayılmayacak bir skorla 0-0 bitti...

*** 
İkinci yarıya İtalyanlar yine üstün başladı, öne geçecek pozisyonları buldular ancak Fabricio iyi günündeydi ve maçın uzun süre berabere gitmesini sağladı. Bu arada maçın başından beri tam olgun atak başlayacakken Beşiktaşlı oyuncuların sürekli geri pas yapması, kaleciye oynamalarını anlayamadım. Bu yanlış oyun anlayışı rakibin motivasyonuna hizmet etmekten başka işe yaramazdı, nitekim öyle de oldu. Şenol hocanın bir türlü engelleyemediği bu durum Napoli'nin maç boyu üstünlüğünü sağlayan faktörlerin başında geldi bana göre.

70'den sonra bir ara Beşiktaş oyunu dengeledi, hatta üstünlüğü ele geçirdi 8-10 dakika... Sağlı-sollu Quaresma ve Aboubakar imzalı gayretlerle ceza alanına oyunu yıktılar. İki dakika içinde penaltı çağırıştıran ama olmayan pozisyonlar, seyirci isyanı, derken üçüncü ele çarpmada artık İngiliz Clattenburg baskıya dayanamadı ve penaltı noktasını haklı olarak gösterdi. Quaresma penaltı vuruşunda takımını 1-0 öne geçirdi. İşte bundan sonrası önemliydi. Şampiyonlar Ligi grubundan direkt çıkma şansı ayağına kadar gelmişti. Kalan 12 dakika tamamen tecrübe ve soğukkanlık gerektirirdi. Üstelik topa basıp, oyunu soğutmayı bilen Oğuzhan da sahadaydı. Biraz da kısmet olmalıydı tabi... Ne oluyor derken 82'de Hamsik müthiş bir şutla skoru 1-1'e getirdi ve 3 dakikalık sevinç herkesin kursağında kaldı. Burada enteresan olan ise, kalan kısa sürede Napoli'nin galibiyeti kovalamasını, Beşiktaş'ın ise beraberliğe razı olmasını izledik...

***
Bu "yenemiyorsan yenilme" garabetini futbol literatürümüze sokanların kulaklarını çınlatmak istiyorum! Tamam, yukarıdaki satırlarımda İtalyan futbolunun bizden üstün olduğunu, Napoli'nin Beşiktaş'a yarım gömlek bol geldiğini belirttim ama "hasbelkader" 1-0 öne geçmişken kalan kısa sürede beraberliğe razı olmanın hatta yeterli görmenin manasını anlamış değilim..
 
Niye mi değilim; ben bu satırları yazarken bir taraftandan da göz ucuyla izlediğim Benfica- D.Kiev maçı 1-0 Portekizlilerin galibiyetiyle bitti ve puanlar Napoli 7, Benfica 7, Beşiktaş 6 oldu. O nedenle başlığımı bu şekilde attım, Avrupa Ligi cebimizde , ama  Şampiyonlar Ligi "Kafdağı" olmasa bile "Uludağın" gerisinde..
 
FİKRET ORMAN'A MEKTUP

 
Aslında başka  bir gün kaleme almak istediğim, ama son günlerde kamuoyunu meşgul etmesi ve  özellikle de Beşiktaş camiasını üzmesi nedenleriyle önemli bir konuya bu gece değinmek istiyorum: Fetgeri'lerin, Balkan'ların, Refik Osman Top'ların, Şeref Bey'lerin, Hakkı Kaptan'ların, Seba'ların kulübünde bir ilk yaşanıyor. Divan Başkanı disiplin kuruluna veriliyor! Suçu, "kulübün borçlarının Denetleme Kurulu ve/veya Yönetim Kurulunun açıkladığı rakamlar olmadığı, daha fazla olduğu, tüm bunların açıklığa kavuşturulması gerektiği,  Genel Kurul üyelerinin bilgi sahibi olması doğrultusunda Divan Üyelerine yazdığı, eski tabirle "mektup"a imza atmak...."
 
Hiç polemiğe yol açmamak için bu konuda önceki gece Sayın Fikret Orman'a gönderdiğim ve hala yanıt alamadığım telefon  mesajımı yazıp, bu konuyu kapatacağım. Ancak, önce birkaç satır karalamak istiyorum. Beşiktaş  Jimnastik Kulübü'nün yanılmıyorsam 23.000 küsur Genel Kurul, 3.000 civarında da Divan üyesi var. Bunların içinde bazıları Tekirdağ'da, Erzurum'da, Artvin'de, İzmir'de, Mardin'de, Kastamonu'da, hatta benim gibi 25 senedir Antalya'da ikamet ediyor. 30 Ekim tarihinde Divan Kurulu yapılacağı ilan ediliyor haftalarca önce. Ben ve benim gibi sevdalılar büyük bir iştah, özlem ve merakla  pazar sabahı 10.30 da BJK TV'nin başına geçiyoruz, ancak "naklen yayın yok"la karşılaşıyoruz.
 
Ben şahsen, 28 derece Antalya "pastırma yazında" denize gitmek yerine, bir kaç gün öncesinden programlayarak BJK TV'nin nefis sunumu eşliğinde yıllardır görmediğim dostlarımın görüntülerini izlemek, açılışta bu sene içerisinde kaybettiğimiz Beşiktaşlıları anarken evimde ayağa kalkıp saygı duruşunda bulunmak, belki bir kaç damla gözyaşı dökmek ve tabi konuşmacı dostlarımın, başkanımızın, Divan başkanımızın neler konuşacağını seyretmek amacıyla tüm Beşiktaşlıların kanalını açıyorum. Dakikalarca tekrar bir program izliyorum, belki teknik bir arıza vardır diyerek bekliyorum, saat 11.15 olunca "acaba ıstanbul'da bir terslik mi var" diyerek Sayın Rıdvan Akar'ı arıyorum...

Ki, kendisini çok sevdim, özellikle "Beşiktaş'ın Dervişi Süleyman Seba" kitabı başucumdadır hala. O nazik ses tonuyla selamlaşıyoruz ve bana son divan toplantısından sonra "sıkıntı" olduğunu, canlı yayın yapmama kararı alındığını beyan ediyor. Ben de  şaşkınlığımı "tahmin etmiştim" üslubuyla geçiştirip veda ediyorum kendisine. Şunları söyleyemiyorum halbu ki; "bu kanal ülkedeki bir rivayete göre 15, bir diğerine göre 25 , ama gerçeğe göre sayısı belli olmayan  milyonlarca  "efendi" Beşiktaş lıların kanalıdır, bu canlı yayını kim durdurabilir, böyle bir karar alabilir.."
 
Tabi hayal kırıklığıyla sahile gidecek arzu kalmıyor bende. İstanbul'da salonda olan dostlarımı cep telefonundan arayamayacak kültürde olduğum için, kahredip kendime "zapping" yapıyorum. 12.45 gibi TRT Spor'da Fikret başkanın konuşmasını yakalıyorum tesadüfen. İnanın bana, BJK TV'nin Rıdvan bey ile benim telefon görüşmemden sonra canlı yayına girdiğini zannederek safça BJK TV'ye geçiyorum. Evet, başkan konuşuyor ama 30 dakikalık söyleminin sonunda yayın yine kesiliyor. Sonra, inadımdan kaynaklanan tesadüfle 14.30'da yine başkanın kapanış konuşmasına şahit oluyorum ve son kelamından sonra yine kesiliyor yayın...
 
Çok uzattım farkındayım, ABC'nin internet gazetesi olmasının faydası burada, dilediğin kadar yaz, ama mantıklı yaz, dürüst yaz, insaflı yaz...En önemlisi "doğru yaz".
 
Birkaç paragraf önce "polemiğe girmeden Fikret Başkan'a önceki gece gönderdiğim ve hala yanıt alamadığım mesajı yazacağım " demiştim.

Şimdi cep telefonumdan aynısını okuyorum. "Başkan merhaba; bu son Divan tartışmaları için bu gece ABC'ye yazımı hazırlıyorum, seninle konuşmak istemiştim..beni ararsan vereceğin bilgileri değerlendiririm..ama aramaz isen şayet ,sana şunları söyleyebilirim..bu kulübün reisi sensin, tüm olumsuzlukları düzeltmekde sana düşer, efendi Beşiktaş sadece formaların üstündeki satırlarda kalmamalı, barış ortamı sağlanmalı..sevgilerimle.."
 
Birkaç cümle daha ekleyeyim, içimde kalmasın...
 
Seçime giderken "benim telefonum 24 saat açık, herkes arayabilir" dedin. 4 yıl içerisinde dört kez aradım. Hiç birine çıkmadın, bir kez koruman çıktı. Ayrıca korumayla gezen bir Beşiktaş başkanını ben görmedim bugüne kadar, hiç dilinden düşürmediğin "Süleyman Abi"den böyle mi gördün sevgili Fikret Orman..
 
Çok başarılı işlere imza attın yönetiminle beraber, hep destek verdim ama bilhassa bu son, hiçbir kulüpte görülmeyen, tarihimizde hiç olmayan, rahmetli babanın yönetici arkadaşının disiplin kuruluna verilmesini ve bu olaya "müdahil" olmanı doğru bulmuyorum..
 
Kusura bakmayın değerli ABC okuyucuları, yazım biraz uzadı, hatta  F.Orman'a mektuba dönüştü  ama bir çoğunuzun hislerine tercüman olduğumu umuyorum.
 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    1234567
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)