• BIST 107.202
  • Altın 145,420
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 20 °C
  • İzmir 23 °C
  • Adana 25 °C
  • Antalya 27 °C

Beyoğlu sineması kapanmasın- mı?

Beyoğlu sineması kapanmasın- mı?
Beyoğlu sinemasını kapatan kim? Sahipleri. Neden? Çünkü, birikmiş borçları var ve ödeyecek güçleri yok. Mülk sahibi de, artık müsamaha gösteremem, çıkın, diyor. Peki, biz kime karşı mücadele edeceğiz?

Bir haftadır gündemimiz Beyoğlu sineması. Sinema camiasında herkes bir şeyler söylüyor.

Kimisi, “yazık oluyor Beyoğlu’na”, üst başlığı altına kendi duygusal ve nostaljik serzenişlerini yazıyor.

Kimisi, sinemayı, dolayısıyla sanatı çok ihmal ettiğimizden şikâyetle, “daha fazla sanat” istiyor.

Kimisi, bu devletin sanat düşmanı olduğundan dem vurarak, konuyu daha derin dönüşümler gerekliliğine getiriyor.

Kimisi, artık varlığı ile yokluğu belli olmayan, hatta geçerli bir adresi olup olmadığı da şüpheli, ama bu yıl yine Reha Erdem’e yılın en iyi filmi, yönetmeni vs. ödüllerini vereceği kesin olan Sinema Yazarları Derneği (SİYAD)’ni göreve çağırıyor.

Kimisi de, bizi, Beyoğlu sineması kapanmasın diye, mücadeleye çağırıyor!

Haydaaa!

ÇARŞI, SİNEMALARIN KAPATILMASINA KARŞI!
Sinemaların kapatılmasına karşı nasıl mücadele edilir, bunu da anlamış değilim.

Beyoğlu sinemasını kapatan kim? Sahipleri. Neden? Çünkü, birikmiş borçları var ve ödeyecek güçleri yok. Mülk sahibi de, artık müsamaha gösteremem, çıkın, diyor. Peki, biz kime karşı mücadele edeceğiz?

Aslında, ne yapılacağı ortada. Aranızda para toplayacak ve borçları ödeyeceksiniz. Böylece, Beyoğlu sinemasında gösterimler devam edecek. Ne mücadelesi? Bırakın bu cafcaflı sloganların ardına gizlenmeyi de, cüzdanı çıkarın!

BirGün gazetesinden sinema yazarı arkadaşım Tuğçe Madayanti Dizici en akılcı öneriyi yaptı. “…her gün Beyoğlu Sineması’nın önünden geçen ve hemen her filmi bu sinemada gösterilen Nuri Bilge Ceylan’ı bir kez olsun toplumsal bir yara konusunda başı çekmeye davet ediyorum ve kendisine 2007 yılında kapanma tehlikesi ile karşılaşan New Beverly Sineması’na önce maddi destek yapıp ardından yeterli olmayınca sinemayı satın alan Quentin Tarantino’yu hatırlatıyorum.

Hatta tek bir isim de yetmez. Okan Bayülgen, Yılmaz Erdoğan, Demet Akbağ, Haluk Bilginer, Cem Yılmaz, Kıvanç Tatlıtuğ, Beren Saat, Ata Demirer gibi halk ve sinema arasında köprü olabilecek sinemasever ünlü oyuncular ve yönetmenleri tatillerine geçmeden önce bir ses

çıkarmaya davet ediyorum.” (http://www.birgun.net/haber-detay/beyoglu-sinemasi-son-kale-164276.html)

Anlaşılmayacak bir durum var mı, “mücadeleciler”? “SİYAD göreve!” diye çığrışanlar? “Nerde bu devlet?” diye sızlananlar? “Sanata saldırıyorlar!” diyen pesimistler? “Eski Beyoğlu olsaydı…” diyen nostaljikler?

Ekonomik durumu yerinde olsan sinema sanatçıları kendi aralarında bir imece ile Beyoğlu sinemasını borçtan kurtarıp, yeniden yoluna devam etmesini sağlayabilir.

Quentin Tarantino elbette, güzel bir örnek. Elbette, Nuri Bilge Ceylan da adına ödüllerini topladığı “yalnız ve güzel ülke”sinin sineması kurtulsun diye, öncülük yapabilir ve yapmalı. Eminim ki, Ceylan öne çıktığında bu bir kampanyaya dönüşecek ve Beyoğlu sineması da kapanma korkusunu atlatacaktır.

Peki, ne zamana kadar? Bir sonraki borç dağları oluşuncaya kadar!

BEYOĞLU SİNEMASINI KURTARMAK!
Gerçekçi olalım, Beyoğlu sinemasının sorunu sadece Beyoğlu sinemasına özel bir sorun değildir. Türkiye’de film dağıtım ve gösterim sisteminin tekelleşmesinin sonucudur. İstanbul’da, Anadolu’nun bütün kentlerinde sayısız sinema kapanmak zorunda kaldı. Bizim, Beyoğlu sineması için attığımız çığlık, sadece, gözümüzün önünde her gün çökmesine tanık olmamız nedeniyledir.

AVM sinemaları şehir sinemalarını yendi. Bu yıkım (AVM sinemalarının zaferi) aynı zamanda tekelleşmeyi de beraberinde getirdi. Sinema sektörü bu durumu görmesine rağmen, alternatifler üretmek yerine, tekelleşme ile nasıl uzlaşırım, kaygısına düştü. Bağımsız dağıtım ve gösterim ağları kurmak yerine, tekelden en çok iş yapan filmi nasıl kaparım, savaşına girdi.

Ancak, bu gidişatı tersine çevirmek amacıyla TÜRSAV (Türk Sinema Vakfı), Alternatif Dağıtım adıyla bir dağıtım ağı kurmaya çabalıyor. Alternatif Dağıtım nedir? TÜRSAV’ın sözleriyle “Yerli sinemamızın “sanatsal değer” taşıyan, ancak mevcut piyasa dağıtım sistemi nedeniyle yeterince dağıtımı yapılamayan veya hiç dağıtılmayan filmlerini, belediye kültür merkezleri, üniversiteler, yazlık sinemalar, sinema kulüpleri vb. gibi mekânlarda “kiralama” yöntemiyle dağıtmak amacıyla kurulmuş merkezi bir dağıtım sistemidir.”

Aslında, TÜRSAV Amerika’yı yeniden keşfetmiyor. Zaten, Batı ülkelerinde başarıyla uygulanan “program sineması” modelini Türkiye koşullarında uygulamaya geçiriyor.

Dağıtım ve gösterim alanlarında yeni kanallar açılmazsa, sadece şehir sinemaları kapanmakla kalmayacak, aslında tümden Türk sineması büyük çıkarların yönlendirmesine boyun eğmek zorunda kalacaktır. Önce şehir sinemalarını vuran tekelleşme, giderek kimin film yapacağına, hatta hangi filmin “iş” yapacağına da karar verecektir.

İşte bu nedenle, TÜRSAV’ın girişimini çok önemsiyorum. Beyoğlu sineması ve diğer şehir sinemalarının kapanmasını önleyecek ve Türk sinemasını zenginleştirecek çözüm, tekelleşmenin dışına çıkıp, bağımsız dağıtım ve gösterim kanalları yaratmaktan geçiyor.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Diğer Haberler
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)