• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 8 °C
  • Adana 11 °C
  • Antalya 10 °C

Bir daha soralım: RTÜK ne iş yapar?

Bir daha soralım: RTÜK ne iş yapar?
Sahte evlilik programları kaldırılacakmış.

Ali Rıza Aydın

Başbakan yardımcısı Numan Kurtulmuş açıkladı, öğrendik. Sahte evlilik programları kaldırılacakmış. Bu iyi haber. Ama, çok gecikmiş bir karar olduğu da kesin!

Bu kararın geciktirilmesinde Sayın Kurtulmuş’a bir kusur bulmak gayretimiz yok. Ama, kendi sorumluluk alanı olduğu için, ilgilenmesi gereken birkaç konu var.

En önemlisi, tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de, televizyon yayıncılığına yasama ve yürütme dikkatle eğilmek zorundadır. Televizyon yayıncılığının eğitime, toplumsal değerlere ve ekonomiye büyük katkıları olduğunu biliyoruz. O halde, televizyon yayıncılığı başıboş bırakılacak bir alan değildir. Nitekim, RTÜK bu amaçla kurulmuştur.

6112 sayılı kuruluş yasasında RTÜK’ün amacı “radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerinin düzenlenmesi ve denetlenmesi, ifade ve haber alma özgürlüğünün sağlanması, medya hizmet sağlayıcılarının idarî, malî ve teknik yapıları ve yükümlülükleri” belirlemek olarak ifade edilmiştir. Aslına, görevini yapabilmesi için RTÜK’e oldukça geniş bir alan bırakılmıştır. Yasa incelendiğinde görülecektir ki, radyo, televizyon ve hatta internet yayıncılığında dahi RTÜK’ün kuralları belirleme yetkisi vardır. Öte yandan, radyo ve televizyon yayıncılığındaki başıboşluğa bakıp, bunun aksini iddia etmek de mümkün. Bu noktada, yasal mevzuat eksikliği söz konusu değilse, sorun nerededir?

RTÜK’ün gerçek görev alanında kararlar almaya isteksiz olduğunu, toplumda büyük tepkiler oluşsa bile, bunu çözümlemek yerine, görmezden gelmeyi seçtiği kanaati toplumda oldukça yaygın. En yakın ve çarpıcı örnek ise, evlilik programları hakkında RTÜK’e gelen 120 bin şikayettir. Her devlet kurumu, bu kapsamda bir şikâyet seli daha oluşmadan harekete geçmesi gerekirken, RTÜK görmezden gelmeyi, dikkate almamayı, yok saymayı seçmiştir. Hergün gazetelerde, televizyonlarda, internet yayıncılığında evlilik programları adı altında insanların kandırıldığı, paralı oyuncularla topluma gerçek evlilik vaadleri sunulduğu konuşulduğu halde, RTÜK tüm bu itirazlara kulaklarını da, gözlerini de kapatma yoluna gitmiştir.

Çok sayıda, toplumu yaralayan, büyük skandallara yol açan durumlarda RTÜK’ün tavrı hep aynı olmuştur. Tahşişli ve sahte ürünler satan televizyon kanallarına karşı RTÜK’ün zamanında müdahale etmeyişini de buna benzer örnek olarak verebilirim. Halk milyonlarca Türk Lirası dolandırıldıktan ve televizyon satışlarında yaygınlaşan dolandırıcılıklar medyada ayyuka çıktıktan sonra ancak, RTÜK’ün müdahil olduğunu görüyoruz.

Peki, neden RTÜK hep “geç kalıyor”?

RTÜK’ün kuruluş amaçlarına uygun çalışmadığı konusunda kamuoyunda oluşmuş genel bir kanaat vardır. RTÜK’ün bir dönem Fethullah Gülen karşıtı yayınları kesmek amacıyla sansür kurulu gibi çalıştığını söylemek, abartı olmaz.

Bu iddiamı delillendirecek sayısız örnek gösterebilirim. Bu yaygın kanaatin nasıl oluştuğuna kendi deneyimimden bir örnek vereyim: 2007-2008 yıllarında Ulusal Kanal GYY yardımcısı ve program müdürü görevinde iken, bizzat tanık oldum ki, ne zaman Fethullah Gülen karşıtı bir yayın yapsak, hemen ardından ceza ile karşılaştık.

Ulusal Kanal ve KanalTürk gibi televizyon kuruluşları Fethullah Gülen karşıtı yayınları nedeniyle RTÜK tarafından düzenli ve sistemli olarak cezalandırıldılar. Ulusal Kanal’ın RTÜK cezalarına bakın, % 80’inin Fethullah Gülen karşıtı yayınlara kesildiğini göreceksiniz. Eminim, Tuncay Özkan yönetimindeki KanalTürk için de aynı durum söz konusudur.

Böyle olunca, RTÜK’ün yasanın kendisine seçtiği görevi ifa etmek yerine, medyanın bir kısmını, belirli bir muktedir çevrenin çıkarları doğrultusunda denetleme görevi üstlendiği iddia edilir oldu. Nitekim, RTÜK içerisinde sınırlı bir FETÖ temizliği sonrasında, kurumda bu konuda hiçbir çalışma yapılmayışı da, kurum içerisindeki FETÖ üstü düzey yöneticilerinin korunduğu şüphesi oluşturuyor.

Yıllarca, FETÖ karşıtı yayınlara sopa sallamış, Fethullah Gülen’in sadece ismini dahi zikretse, muhalif yayıncıya ceza kesmiş bir kurumun içerisinden “üst düzey” yönetici olarak sadece bir daire başkan yardımcısı görevden alınmış. Hepsi uzman memurlardan oluşan hepi topu 21 kişiyi uzaklaştırarak koskoca RTÜK’te FETÖ otoritesinin yıkıldığına kim inanır?

Açık söyleyeyim, ben inanmam!

Başbakan yardımcısı Numan Kurtulmuş’un sahte evlilik programlarında yaşanan kepazeliğe müdahale etmesi olumlu olmuştur. Ancak, yetmez. Kurtulmuş’un örneğin, insan kaçakçısı ile canlı yayında söyleşi yapıp, suçluyu o an orada olan seyircisine de alkışlatan ATV programcısı Müge Anlı’ya kesilen cezanın nasıl olup “sıfırlandığını” da sorgulaması gerekmektedir. Yasanın açıkça suç saydığı bir konuda, tamamen haklı olarak kesilen ceza, acaba RTÜK’e uzanan bir muktedirin gücü ile mi geri alındı?

Bir devletin kendi varlık nedenini sorgulattığı an, kendi koyduğu yasaları çiğnediği andır. Kendi yaptığı yasayı kendisi çiğneyen bir devletin yurttaşına yasalara uymasını telkin etmesi mümkün müdür? Bence mümkün değildir. Peki, bir hükümet uygulanmasını denetlemek ve yürütmekle görevli olduğu yasaların çiğnenmesine seyirci kalırsa, iktidar olabilir mi? Bence olamaz. Yasaları çiğneyip cezadan muaf tutulanlar, o durumda çoktan hükümetin üzerinde bir iktidar otoritesine ulaşmıştır.

Dolayısıyla, Sayın Kurtulmuş’un, öncelikle, RTÜK’ü FETÖ unsurlarından tamamen temizleyip, kurumu asli görevine yönlendirmesi gerekmektedir. Gerçekten yasadan aldığı yetkiyi doğru alanda kullanan RTÜK, hiç kuşku yok ki, kısa bir süre içerisinde televizyon yayıncılığına kalite getirecektir.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Diğer Haberler
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.