• BIST 83.059
  • Altın 146,576
  • Dolar 3,7547
  • Euro 4,0354
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara -6 °C
  • İzmir 6 °C
  • Adana 14 °C
  • Antalya 10 °C

Bir de böyle bir senaryo var…

Ender HELVACIOĞLU

Türkiye bugün öyle bir ülkedir ki, birbirinden korkunç iddiaların ve rezaletlerin bini bir para, felaket senaryoları gırla…

Şehit sayısının artmasının nedeni asker ve polis içindeki yanlış istihbarat veren “paralelciler”miş. Rusya uçağını “cemaatçi” bir F-16 pilotu düşürmüş.

Belli ki orduya yönelik bir operasyon için zemin hazırlanıyor.

Ama sormazlar mı, sen “içi casus kaynayan” orduyu ve polis teşkilatını temizlemeden nasıl savaşa sürüyorsun? Hadi sürdün diyelim, bu lafı ettikten sonra nasıl süreceksin? Operasyona giden asker, “ya emri veren komutan paralelciyse, beni bile bile ölüme gönderiyorsa” diye düşünmez mi?

Madem Rusya uçağını “cemaatçi” bir pilot düşürdü, neden özür dilemedin, hemen olayın üzerine gitmedin, dahası her platformda bu haltı savundun?

Doğru da olsa, yalan da olsa iktidarı zan altında bırakan iddialardır bunlar. Kaldı ki iddia sahipleri başta Erdoğan olmak üzere AKP yandaşları. Erdoğan kliği ve AKP iktidarı, her zaafın suçunu “paralelcilere” atıp sorumluluktan sıyıramaz. Bu kirli savaşta ölen her Mehmet’in ve Memo’nun hesabını vermek zorundadır bu iktidar.

Rezaletin örneklerine devam edelim: Öcalan ile BDP-HDP heyetlerinin MİT yetkililerinin eşliğinde yaptıkları görüşmelerden oluşan “İmralı Notları” adlı kitap…

Her satırı ibretle okunmalı ama, bütününden ortaya çıkan çırılçıplak bir gerçek var: Bu ülkeyi yıllar boyu AKP (Erdoğan) ve PKK (Öcalan) ortaklaşa yönetmiş! Hem de halktan ve parlamentodan gizleyerek, illegal bir biçimde…

İçlerindeki “en sorumluluk sahibi” kişi Öcalan! Her oturumda gerek görüşmecilere gerekse yetkililere diretiyor: “Aman bu görüşmelerin yasal çerçevesini oluşturun, yoksa hepimiz ‘vatan haini’ oluruz.” Yapılan işin adını koyma konusunda sonuna kadar haklıdır Sayın Öcalan!

AKP iktidarı ve Erdoğan kliği, ne o günkü “hain barışın” sorumluluğundan kaçabilir ne de bugünkü “gerici savaşın”…

Ülkenin ne hale getirildiğinin en çarpıcı örnekleri ise emperyalist merkezlerde Türkiye’ye biçilen gelecek senaryoları. Hele Reza Zarrab’ın tutuklanmasından sonra, önüne gelen konsolos eskisi ve Amerikan medya yorumcusu Türkiye için bir senaryo yazıyor.

İslami-faşist bir dikta rejimini mi tercih edersiniz, ABD’nin “istemem, yan cebime koy” diyeceği bir askeri darbeyi mi, yoksa “Tayyip gitsin, Gül gelsin” oyununu mu?

Dış merkezlerde böyle senaryolar ciddi ciddi üretiliyor ve tartışılıyorsa, Türkiye AKP marifetiyle bir “muz cumhuriyeti” haline getirilmiş demektir. Bir “hasta adam”dır bugün Türkiye…

AKP yöneticilerinin kurduğu dinci vakıflarda yaşanan tecavüz rezaletlerini, Diyanet’in fetvalarını, okuyan insana düşman üniversite rektörlerini, AKP’nin yerden bitme burjuvalarının görgüsüzlüklerini, Valide Sultan’ın haremlerini yazmayacağım. Okur benden iyi biliyor zaten.

Kısacası cerahat fışkırmaktadır ülkenin her yanından…

***

Peki, bu ülkede temiz kalan hiçbir şey yok mu?

Kim temiz kalmıştır bunca rezaletin sonunda? ABD mi? AKP mi? Büyük burjuvazi mi? Ordu mu? Parlamenter muhalefet mi? Kürt hareketi mi? İslamcılar mı? Dönmekten bitap düşen liberaller mi? Ordunun, AKP’nin veya Kürt hareketinin kuyruğuna takılıp bir yerlere varacaklarını sanan sözde ulusalcılar ve sözde solcular mı?

Topu birden bu cerahat yanardağının derece derece kirli lavlarıdırlar.

Bugün tek bir temiz gücü kalmıştır bu ülkenin: SOSYALİSTLER.

Emperyalist oyunlara, gericiliğe, dinciliğe, bölücülüğe, yolsuzluğa, yıkıma, talana, paranın saltanatına, savaşa, cinayetlere, kadın düşmanlığına, her türden ahlaksızlığa bulaşmamış başka bir güç kalmış mıdır? 

Bağımsızlığı, laikliği, aydınlanmayı, bilimi, sanatı, kardeşliği, özgürlüğü, eşitliği, emeği, doğayı savunan, yurdunu, halkını karşılıksız seven başka bir güç kalmış mıdır? 

O halde -bunca senaryo bolluğu içinde- bu ülkenin sosyalistleri de kendi senaryolarını yazacaklar ve uygulayacaklar.

***

Sorulabilir, sosyalistlerin ne gücü var ki… Hepsini toplasan yüzde 1 bile oy alamayan bir güç mü ülkeyi kurtaracak?

Yanıtımız, bütün bu cerahatin ortaya saçılmasını sağlayan Haziran Ayaklanmasıdır. Doğrudur, sosyalistler bu büyük halk ayaklanmasına katıldılar ama yönlendiremediler, politik bir güce dönüştüremediler. Ama rüya değilse eğer bu ayaklanma, Türkiye’nin aydınlık yüzü olan bu büyük kitleye önderlik etmeye aday sosyalistlerden başka bir güç var mıdır?

Türkiye emekçisi, oy verirken değil belki ama, sokağa çıktığında kimin kapısını çalıyor?

Sorulabilir, bugün ülkede ve bölgede politika yapabilmek öyle bir düzeye ulaştı ki, tam anlamıyla “iktidar namlunun ucundadır”. Var mı sosyalistlerin iktidarı alacak, koruyacak silahlı gücü?

Yanıt veriyoruz: Bir kriz anında fabrikanın şalteri kimin elindedir? Patronun mu, işçinin mi? Tıpkı bunun gibi, silah kimin elindedir? Generalin mi, askerin mi?

Madem bu ülkeyi bir muz cumhuriyeti yaptınız, o zaman korkun!

Kendi çıkarınız, karanlık rejiminiz uğruna savaşa sürdüğünüz, kelle dediğiniz o şehitlerin arkadaşlarından korkun!

Yerinden yurdundan ettiğiniz, yakıp yıktığınız, bodrumlarda katlettiğiniz, cesetlerini yerlerde sürüklediğiniz, çıplak bedenlerini teşhir ettiğiniz yoksulların ahından korkun!

Haremlerinize doldurduğunuz cariyelerinizden korkun! Biz değil onlar, son bir güzellik yapacaklar size, hançerlerini böğrünüze saplayarak…

Kudurmuş köpek gibi halkın üzerine saldığınız polislerinizden, özel güvenlikçilerinizden korkun! Haziran’da boşuna “onura” davet edilmedi onlar.

Vakıflarınıza, yurtlarınıza, tarikatlarınıza, Kuran kurslarınıza doldurup tecavüz ettiğiniz o çocuklardan korkun! Onların intikamından korkun!

Bu ülkenin emekçisi, aydınlık yüzü tekrar ve bu kez örgütlü olarak harekete geçtiğinde sanmayın ki bu saydıklarımız son tahlilde yanınızda yer alacak.

Madem bu ülkeyi bir muz cumhuriyetine çevirdiniz… Madem kirlettiniz, iğdiş ettiniz bu toplumu… Madem İslamcı-faşist diktatörlükten askeri darbeye, iç savaştan dış savaşa kadar bütün senaryolar gündemde ve açık açık konuşuluyor…

Bir de böyle bir senaryo var. Hepsinden çok daha haklı ve çok daha meşru.

Kirinden, pasından böyle arınır kirletilmiş toplumlar…

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.