• BIST 103.235
  • Altın 197,827
  • Dolar 4,7171
  • Euro 5,5018
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 20 °C
  • İzmir 27 °C
  • Adana 30 °C
  • Antalya 25 °C

Bir gazeteci (Aslı Aydıntaşbaş) için daha büyük utanç olamaz

Bir gazeteci (Aslı Aydıntaşbaş) için daha büyük utanç olamaz
Cumhuriyet'in yeni köşe yazarı Aslı Aydıntaşbaş, 2012’de bir tv programında, Suriye konusunda solun tutumunu eleştirerek, "Gerçekte burada bir devrim oluyor" demişti. Onun bu sözlerini eleştiren gazeteci Meriç Şenyüz hakkında dava açtı, tazminat aldı.

Cumhuriyetin yeni köşe yazarı, bir dönemin AKP politikalarının destekçisi ve Amerikancı liberallerinden gazeteci Aslı Aydıntaşbaş, 2012 yılında bir televizyon programında şunları söyledi:

 Suriye’deki devrim hakkında sadece Türkiye solunda böyle bir algı var. Gerçekte burada bir devrim oluyor. Devrim illa üretim araçlarının el değiştirmesi değildir, orada 35 kişiyi öldüren zalim bir rejime karşı insanlar ayaklanmıştır. Suriye devrimcilerini tanımanızı isterim.  

Bu sözler ertesi gün bazı gazetelerde haber oldu. Dönemin milliyet yazarı Aydıntaşbaş'ın bu sözlerini Merdan Yanardağ'ın yönetimindeki Yurt gazetesi sert şekilde eleştirdi.  Gazetenin dış politika editörü Meriç Şenyüz yazı işleri toplantısında alınan bir kararla Aslı Aydıntaşbaş'ı eleştiren bir yazı yazdı.

Olayların ve tarihin akışı Aslı Aydıntaşbaş'ı tümüyle yalanlarken, Şenyüz'ün yazdıklarını ise doğruladı. Aydıntaşbaş Tayyip Erdoğan ve ABD ile aynı çizgide druyor, Suriye'de tekbir getirerek insan boğazı kesen dinci katilleri, küresel gericileri, progesyonel cihatçıları "demokratik" gerekçelerle destekliyordu. Dahası, bu konuda Türkiye solunu eleştiriyor ve Suriye'de kanlı bir mezhep savaşı başlatan dinci teröristleri "devrimci" diye yutturmaya çalışıyordu.

Dönemin Yurt gazetesi Kurucu Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, resmi twitter hesabından konuya ilişkin attığı bir dizi mesaj ile Aydıntaşbaş'a sert tepki gösterdi. Yanardağ, "Bütün sorumluluk bana aittir" diye de yazarak, açık bir 'deklerasyon'da bulundu. 

Gazeteci Mustafa Alp Dağıstanlı da haber yorum sitesi Diken'de olayı değerlendiren bir yazı yazdı. Büyük ölçüde katıldığımız bu yazının tamamını aşağıda okurlarımızla paylaşıyoruz:

"Bir gazeteci için daha büyük utanç olamaz

Dün gece gördüğüm bir tweet ve sonrasındaki diyaloglar, nasıl bir kabus içinde yaşadığımızı, nasıl bir ilkesizlik cehenneminde debelendiğimizi, nasıl bir ümitsiz bataklıktan çıkmaya çalıştığımızı bir kere daha gösterdi bana. Ben de size göstermek istiyorum.

Aslı’nın aslı Recep Tayyip Erdoğan’mış meğer

Cumhuriyet gazetesinin çiçeği burnunda köşeyazarı Aslı Aydıntaşbaş, 2012’de Suriye’de henüz başlamış iç savaşla ilgili bir tv programında şunları söylemiş: “Suriye’deki devrim hakkında sadece Türkiye solunda böyle bir algı var. Gerçekte burada bir devrim oluyor. Devrim illa üretim araçlarının el değiştirmesi değildir, orada 35 kişiyi öldüren zalim bir rejime karşı insanlar ayaklanmıştır. Suriye devrimcilerini tanımanızı isterim.” 

(Aradan geçen üç buçuk yıl Aslı’nın utanmasına yardımcı olmuş mudur, bilmiyorum.)

Meriç Şenyüz de 20 Aralık 2012’de Yurt gazetesinde Aslı’yı eleştiren bir yazı yazmış.  Peki Aslı ne yapmış? Meriç’i mahkemeye vermiş.

Bu sabah da Meriç’in duruşması vardı. Bu yazıyla ilgili Aslı’ya 5 bin lira tazminat ödemeye zaten daha önce mahkum olmuştu. (Güle güle harca Aslıcığım!) Onun temyiz süreci Yargıtay’da işliyor. Bugün de Aslı’nın şikayetiyle savcılık tarafından açılan kamu davası görüldü ve Meriç adli para cezası ve Aslı’nın avukatının ücretini ödemeye mahkum oldu.

Aslı’nın aslı Recep Tayyip Erdoğan’mış meğer.

Peki biz, herhalde Aslı da, RTE’nin yazarı çizeri, söz söyleyeni dava etmesini neden kınıyoruz? TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan niçin dünyanın maskarası olmuştu?

Aslı dün geceki twitter trafiğine birkaç tweet’le katıldı. Girizgahı şu tweet’le yaptı: “Bu arkadaş, kendi gazetesinde ‘El Kaide ve CIA’ci’ diye 1. sayfadan başlık attı. Olmadık tehditler aldım.”

Dün akşam ortaya çıktı ki 1’nci sayfadan o başlığı atan kişi ‘bu arkadaş’ değilmiş. Meriç, kendisi olmadığını yazınca, Aslı’nı attığı şu tweet de bunu kanıtladı zaten: “Size ait olmadığını arkadaşlarınız da arayıp söyledi. O zaman kime ait olduğunu neden söylemiyorsunuz?”

Bu tweet’in ilk cümlesi Aslı’nın dürüst olmadığının kanıtı. Çünkü o başlığı atanın Meriç olmadığını bilmesine rağmen ilk tweet’inde onun attığını söylüyor. Fakat sonraki tweett’lerinden birinde bu sefer şunu diyor: “Ben size değil gazeteye dava açtım. Hedef gösterildim, onlarca tehdit aldım.”

Aslı’nın bu sözü de gerçeği yansıtmıyor; doğru dürüst konuşursak, Aslı yalan söylüyor. Çünkü o başlık yüzünden Yurt’un yazıişleri müdürü ceza yemiş zaten. Yazarın birinci sayfadaki başlıkla bir ilgisi yok. Aslı gazeteci olarak bunu bilir zaten. Meriç de bunu söylüyor. Zaten onun yazısının başlığı şu: “Washington’ın yeni Milliyet temsilcisi Cihatçıları Devrimci İlan Etti.”

Yukarıdaki tweet’in ikinci cümlesi ise birden çok sorun barındırıyor. Birincisi, Meriç’in arkadaşını ispiyonlamasını istiyor. Meriç’in (ve bütün gerçek gazetecilerin) karşı olduğu (olması gerektiği) bir konuda (gazetecinin işi yüzünden yargılanması) muhbirlik yapmasını istiyor. İkincisi, Meriç bir isim vermeyince de Aslı asıl ‘suçlu’nun o olmadığını bildiği halde Meriç’in ceza çekmesine razı olma gaddarlığına teşne olduğunu gösteriyor.

Dün gece twitter’daki bu trafiğe birçok kişi katıldı; hepsini tanımıyordum, tanıdıklarım gazetecilerdi. Aslı’ya destek çıkan bir gazeteci hatırlamıyorum.

Geç saat başımı yastığa koyduğumda, sevgilimi düşüneceğime Aslı’yı düşündüm: ‘Yarın 11’de duruşma var. Bir imkan var mı bilmiyorum ama acaba Aslı davadan vazgeçebilir mi, bu kadar konuşmadan sonra en azından?’

Aslı’yı gazeteciliğe başladığı Yeni Yüzyıl’dan (1994) tanırım, Meriç’i tanımam. İlk kez bu sabah konuştum. Duruşmadan önce bir tweet mesajıyla telefonunu istemiştim. Çıkınca konuştuk. Benim merak ettiğim şeyi hakim de Aslı’nın avukatına sormuş: “Şikayetçi olmayı sürdürüyor musunuz?”

Demek ki vazgeçme imkanı varmış. Çünkü şikayete bağlı bir davaymış bu. Aslı’nın avukatı ‘Etmiyoruz’ dese dava düşecek, zaten işsiz olan, Yurt’tan alacaklarını tahsil edememiş Meriç de tazminat ödemekten kurtulacak, Aslı da bırakın bir utançtan geç de olsa kurtulmayı, bu memlekete layık ve alışılagelmiş biçimde erdem timsali bir kahraman bile ilan edilecekti.

Fakat heyhat, Aslı’nın vekili “Ediyoruz” demiş.

Hedef gösterildiği yok, tehdit aldığı nanay

Bir yazar olan Aslı bir yazarı mahkemeye vermesini şu gerekçelere dayandırıyor tweet’lerinde: “… kocamam resmimle, hedef göstermek için, ‘El Kaide ve CIA’in Gülü’. Var mı böyle bir tahkir!!?? “… Hedef gösterildim, onlarca tehdit aldım. Nasıl 1 kadın gazetecinin resmini… basıp ‘İşte El Kaide’nin, CIA’in Gülü’ başlığını atıp sonra bu çok normal bri şey gibi davranabiliyorsunuz?” “Kusura bakma ama, insanlara bu kadar iftira atmak bu kadar kolay değil. Hem de birinci sayfadan, resmimle.” “Ondan sonra sayısız tehdit aldım.”

Hedef gösterildiği yok, tehdit aldığı nanay. Zaten Aslı’nın dava dosyasına koyduğu ‘tehdit’ler iki okur yorumundan başka bir şey değil. Buyrun kendiniz karar verin: “Bunlar gazeteci oldukları için değil, iyi yalaka oldukları için o göreve getiriliyorlar.” “Kiralıktır ve tek kullanımlıktır.”

Çirkin, ama tehdit değil bunlar. Başka tehditler vardı da ‘tehdit’ vs. diye açtığı davanın dosyasına koymayı unuttuysa, başka. Ama size şu bilgiyi de vereyim: Aslı bu davayı açsın diye gittiği ilk avukattan“Bunlar için dava açılmaz” cevabını almıştı. Ama Aslı yılmadı. Bu mantıkla birçok haber ve yazı başlığı mahkum edilebilir. Sadece Türkiye çöplüğünde tabii ve Aslı gibi, RTE gibi horozların gücü ve gayretkeşliğiyle. Aslı bunu kanıtlamış, yolunu açmış oldu.

İkincisi, bu memlekette yazı yazmış da tehdit edilmemiş az insan kaldı galiba. Ben bile tehdit edildim. Gazete seni doğrudan tehdit etmiyorsa dava açamazsın. Bu durumda etmiyor. Alay etmeye, peki, aşağılamaya çalışan kötü bir başlık. Ve tabii, Meriç,‘seviyesiz’ bulduğu bu ifadedeki CIA, El Kaide, gül kelimelerinin, bırakın kendi başlığını, yazısında da geçmediğini söylüyor ve haklı.

Üçüncüsü, ‘tahkir’, ‘iftira’ deyip mahkemeye davranman, müstebit Recep Erdoğan’ın hizaya getirip sansür için yarayışlı kıldığı yargıyı tetikçi olarak kullanman dünyayı kendine güldüren TC Cumhurbaşkanı’nın ifade özgürlüğünü katletmek için yaptıklarından zırnık kadar farkı yok. Onun yarattığı silahı kullanma şerefini sırtlamış oldun. Araya kadın olduğunu (herkes zaten biliyor) ve resmini (bayağı meşhur birisin, seni tanımayan mı var ve resmini bulmak iş değil) katıştırman, arzu ettiğin etkiyi mahkemede yaratmış olabilir, ama ucuz bir numara olduğunun kanıta ihtiyacı yok.

Twitter’daki yazışmaları gören bazı gazeteci arkadaşlar soruyor:“Son iki yılda iktidar medyası öyle şeyler yazdı ki, onlara dava açtı mı acaba Aslı?”

İşin ironik tarafı

İşin ironik tarafı şu: Cumhuriyet, şu anda basın özgürlüğünün kalesi sayılıyor ve o kalede yeni yazmaya başlayan Aslı basın özgürlüğünün canını çıkaran bir dava açmış biri! Yayın yönetmeni, Ankara temsilcisi ve iki yazarı (Hikmet Çetinkaya ve Ceyda Karan) haberleri ve yazıları için daha yeni ceza yemişken, aynı gazetenin yazarı bir başka yazarı, üstelik ilgisiz birini, mahkum ettiriyor.

Gece attığım tweet’i tekrarlayayım: Bir yazarın beğenmediği bir yazı karşısında yapacağı şey yazı yazmaktır, mahkemeye vermek değil.

Aslı en kötüsünü yapmış ve fırsatı varken de kendisini aşağılayan bu kötülükten vazgeçmedi. Ne diyelim… Bir gazeteci için bir devlet mahlukuyla, hele RTE ile aynı kefeye, aynı hizaya, ‘paralel’e düşmekten daha büyük bir utanç olamaz."

Mustafa Alp DAĞISTANLI / Diken - 12 Mayıs 2016

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Diğer Haberler
    • Seçimlerde Kürt denklemi13 Mayıs 2018 Pazar 16:55
    • Parti sözcülerimize öneriyorum…13 Mayıs 2018 Pazar 08:58
    • Orta Doğu’da kovboy diplomasisi...09 Mayıs 2018 Çarşamba 07:44
    • Bir soygunun hikayesi: GSS08 Mayıs 2018 Salı 16:55
    • Kitap Eleştirisi: Bora Abdo - Öteki Kışın Kİtabı08 Mayıs 2018 Salı 13:57
    • Bugün herkesten beklenebilecek olan nedir?08 Mayıs 2018 Salı 13:11
    • Abdullah Gül'ün imzaladığı mektup02 Mayıs 2018 Çarşamba 10:25
    • Başka bir toplum mümkün29 Nisan 2018 Pazar 18:53
    • 24 Haziran’a doğru: Muhalefet ne yapmalı?23 Nisan 2018 Pazartesi 17:00
    • Fethullahçı bir Amerikan Uşağının Hikayesi15 Nisan 2018 Pazar 17:00
    • 1234567
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)